Paris Hilton’un rüya evi
Yazan: KadinMag 31 Aralık 2009
Kategori: Ev & Dekorasyon, Moda
Paris Hilton, onlarca hayvanıyla paylaştığı Beverly Hills’teki muhteşem malikanesinin kapılarını Hello! dergisine açtı. Malikanesini altı köpeği, iki tavşanı, bir papağanı, iki kurbağası, bir domuzu ve barınaktan kurtardığı kedisi ile paylaşan, köpekleri için lüks bir de ev yaptıran Hilton, domuzu Prenses Pigelette için “Kardeşim bir domuz almıştı ve onu çok kıskanmıştım. Ben de bunu buldum” dedi.
Hello!
Carrefoursa, yeni yılda 100′ün üzerinde mağaza açacak
Yazan: Basın Takip Merkezi 31 Aralık 2009
Kategori: türkiye
MEDYADA TÜRKİYE GÜNDEMİ 31 Perşembe Aralık 2009
Gül, TSK’ya haksız yaklaşımdan rahatsızım
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, son günlerde özellikle Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) ile ilgili “tasvip etmediği yazılar çıktığını” ifade ederek, “Kurumları haksız yere yıpratmayın” dedi. Gül, Türkiye’nin hukuk sisteminin gelişmiş ülkeler seviyesine getirildiğini de belirterek, “Buna kendimizi adapte etmemiz lazım” diye konuştu. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Çankaya Köşkü’ndeki Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülleri töreninin ardından verilen resepsiyona katıldı. Resepsiyonda başta sanatçılar olmak üzere konuklarla sohbet eden Gül, daha sonra gazetecilerin güncel konulara ilişkin sorularını cevaplandırdı. Gül, gazetecilerin, “2010′dan itibaren Türkiye’nin normalleşmesi için ne yapılmalı?” şeklindeki sorusuna şu karşılığı verdi: “Her ülkenin meseleleri var… Ama Türkiye için esas gördüğüm şey Avrupa Birliği (AB) ile müzakerelerdir. AB ile katılım müzakeresi yapan bir ülkeyiz, yol haritamız belli. Biz demokratik standartlarımızı yükseltiyoruz. Hukukla ilgili, eğitimle ilgili, sağlıkla ilgili standartlarımızı yükseltiyoruz. Benim gördüğüm bir eski alışkanlıklarımız var, bir de bugünkü hukukumuz var. Bugünkü hukukumuzu kabullenmekte zorlanıyoruz. Bu Türkiye’nin adaptasyon sürecidir.
Bölge’nin 9 barosu “etnik ayrım” yürüyüşü yaptı
Diyarbakır Barosu, ayrımcılığa uğradıkları iddiasıyla bölge illerinden 9 baro başkanı, 250 avukat ve BDP’li milletvekilleri Selahattin Demirtaş ile Ayla Akat Ata’nın katılımıyla cübbe giyerek ‘Yargıda etnik ayrımcılığa son’ yürüyüşü yaptı. Diyarbakır Baro Başkanı Mehmet Emin Aktar, bölgede avukatlık yapan meslektaşlarının, savunduğu kişiyle özdeşleştirildiğini ve örgüt üyesi olarak tutuklanma tehlikesi ile karşı karşıya kaldığını ileri sürdü. Aktar sözlerini şöyle sürdürdü: “Yargıyı etnik köken, din, cinsiyet farkı gözeten anlayışı terk etmeye çağırıyoruz. Yasama organını da özellikle düşünce ve ifade özgürlüğüne engel oluşturan mevzuat hükümlerini ivedilikle değiştirmeye davet ediyoruz. Ayrımcı uygulamaların devam etmesi halinde, hukukçu kimlik ve duruşumuza uygun başka tedbir ve eylemlere başvuracağız.
Anayasa Mahkemesi’nin DTP kararının gerekçesini yayımlandı
Anayasa Mahkemesi’nin DTP kararının gerekçesini yayımlandı ve Ahmet Türk ile Aysel Tuğluk’un vekillikleri düştü. Örgüt ile parti arasında ideolojik bağlantı olduğunun tespitini yapan mahkeme DTP ile PKK arasındaki bağlantı için ‘açık bir sır’ dedi. Bugünkü Resmi Gazete’de yayımlanan ve 37 vekile 5 yıllık siyasi yasak getiren kararın gerekçesinde şu ifadeler yer aldı: Birçok eylem ve bunlara ilişkin yargı kararları davalı DTP ile PKK terör örgütünün bağlantı ve dayanışma içinde olduğunu göstermektedir. Hukuk devletine aykırı eylemlerin ilgili parti organlarınca kınanmadığı, suskun kalındığı ortamda davalı Parti’nin demokratik sisteme zarar vermesinin önüne geçilmesi anayasal zorunluluk halini almıştır.
BDP vekiller zorla götürülecek
Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi, BDP İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel’in “suçu ve suçluyu övdüğü” iddiasıyla yargılandığı davada, ifadesinin alınması için “günsüz olarak zorla hazır edilmesine” karar verdi. Tuncel’in de arasında bulunduğu, kapatılan DTP’nin Kadın Meclisi üyesi 23 kişinin “suçu ve suçluyu övdükleri” gerekçesiyle yargılanmalarına devam edildi. Duruşmaya, tutuksuz sanıklar Meryem Demir ve Hacer Karakaş ile bazı sanık avukatları katıldı. Mahkeme Başkanı Hasan Şatır, Tuncel’in önceki celse zorla hazır edilmesi için yazılan müzekkereye cevap verildiğini belirtti. Şatır, Tuncel’e eski DTP yeni BDP Genel Merkezi’nde bulunmaması nedeniyle ulaşılamadığının tutanak altına alındığını ifade etti. Cumhuriyet Savcısı Kubilay Taştan savunması alınamayan Tuncel’in savunmasının alınabilmesi için “günsüz olarak zorla hazır edilmesini” istedi. Tuncel’in avukatı Mehmet Nuri Özmen, müvekkili hakkındaki zorla getirilme müzekkeresine “günsüz” ifadesinin konulmamasını talep ederek, “Bu durum spekülasyonlara yol açıyor. ‘Duruşma gününde hazır bulundurulması’ diye yazılırsa daha iyi olur” dedi.
Sigara yasağını yumuşatmak için kanun teklifi
Sigara içmediği halde sigara yasağının kapsamını genişleten yasaya red oyu veren CHP Adıyaman Milletvekili Şevket Köse, “kişilerin sigara kullanma özgürlüğünün kısıtlanmaması gerektiği” anlayışından hareketle, sigara yasağını yumuşatmak için kanun teklifi verdi. Köse’nin TBMM Başkanlığına sunduğu kanun teklifi, Tütün Ürünlerinin Zararlarının Önlenmesi ve Kontrolü Hakkında Kanunda değişiklik yapıyor. Teklif, özel hukuk kişilerine ait lokanta, kahvehane, kafeterya, birahane gibi eğlence hizmeti verilen işletmelerde, tütün ürünleri içilen ve içilmeyen bölmeler yapılmasını öngörüyor. Teklife göre, işletmelerde yapılabilecek bu bölmelerin niteliklerini belirlemek amacıyla Tütün, Tütün Mamulleri ve Alkollü İçkiler Piyasası Düzenleme Kurumu, yönetmelik hazırlayacak. Yönetmeliğin düzenlenmesinde, Sağlık Bakanlığının, meslek örgütlerinin görüşlerine başvurulacak.Tütün ürünlerinin kullanım yasağının yürürlüğünün 1 yıl sonraya ertelenmesini de öngören teklifin gerekçesinde, sigaranın yasaklanmasının, toplum sağlığına büyük katkı sağlayacağı, gelecek kuşakların tütün ürünlerine olan bağımlılığının en aza indirilmesinin, dolaylı olarak toplum sağlığı konusunda olumlu bir adım olacağı belirtildi.
Hizbullah davasında karar çıktı
Hizbullah lideri Hüseyin Velioğlu’nun 17 Ocak 2000′de İstanbul Beykoz’da hücre evi olarak kullandığı villada öldürülmesinden sonra başlayan Hizbullah operasyonlarında yakalanan ve büyük bölümü örgüt şurası ile askeri kanat tetikçilerini kapsayan 32 sanıklı Hizbullah ana davası 9 yıl sonra karara bağlandı. 1990-1999 yılları arasında 198 silahlı eylem ve 165 kişinin öldürülmesi 84 kişinin de yaralanmasından sorumlu tutulan anıklardan 16 kişi müebbet hapse çarptırılırken 5 kişi de tahliye edildi. 32 sanıklı Hizbullah ana davasına Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam edildi. 13,5 saat süren 57. duruşmada mahkeme 3 saatlik aradan sonra kararını açıkladı. Mahkeme şu sanıkları müebbet hapis cezasına çarptırdı: Edip Gümüş, Cemal Tutar, Fuat Balca, Abdulkerim Kaya, Mehmet Varol, Mustafa İpek, Mahmut Demir, Kemal Gülşen, Sinan Yakut, Şeyhmus Kınay, Yusuf Begiç, Veysi Özel, Rıfat Demir, Beşir Acar, Mehmet Tahir Ak, Garip Özer, Yunus Avcı ve tutuksuz sanık Feysel Bozkuş. 16 sanığın cezası müebbet hapse çevrilirken, Avcı ve Bozkuş’un cezaları 14 yıl hapse çevrildi. Öldürülen 165 kişi arasında kaçırılıp 35 gün işkence yapıldıktan sonra domuz bağıyla öldürülen İslamcı Feminist Konca Kuriş, DEP eski milletvekili Mehmet Sincar ve 2 koruması da bulunuyor.
Erdoğan, doğru yanlış birçok iddia var
Başbakan Tayyip Erdoğan, Özel Kuvvetler Komutanlığı Seferberlik Tetkik Kurulu’nda yapılan aramalarla ilgili tartışmalara değinirken, konunun abartılmasından yakındı. Türkiye’de kurumlararası herhangi bir çatışma bulunmadığının altını çizen Erdoğan, olur olmaz, doğru yanlış birçok iddianın ortada dolaşmasını eleştirdi. AK Parti yılın son MYK toplantısını dün yaptı. Toplantıda, parti ve hükümetin 2009 yılı icraatları ele alındı. Son bir haftadır kamuoyunun gündemini meşgul eden Seferberlik Tetkik Kurulu’ndaki aramalara değinen Erdoğan, soruşturmanın abartılmasından yakındı. Yargının incelediği konu olduğunu belirten Erdoğan, ortalıkta olur olmaz, doğru yanlış birçok iddianın dolaşmasını eleştirdi. Yapılan işlemin rutin olduğunu vurgulayan Erdoğan, Türkiye’nin bir hukuk devleti olduğunu belirterek, her şeyin yasal çerçevede yürütüldüğüne işaret etti. Kurumlararası çatışma iddialarına da yanıt veren Erdoğan, böyle bir çatışmanın olmadığını, MYK toplantısında üzerine basa basa birkaç kez yineledi. Erdoğan, MYK üyelerine de herkesin dikkatli olması gerektiğini, süreci ve kurumları zora sokacak açıklamalardan kaçınılmasını istedi.
AB ve Türkiye
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, “Türkiye’nin AB’ye tam üyeliği, hiç şüphesiz Avrupa’nın dünya barışı, istikrarı, uyumu ve refahına daha fazla ve güçlü şekilde katkıda bulunabilmesini sağlayacaktır” dedi. Belçika Başbakanı Yves Leterme ise, Türkiye’nin AB üyelik müzakereleriyle ilgili olarak “Müzakere sürecine şans vermek lazım. Dolayısıyla bu ucu açık bir süreçtir, süreci kolaylaştırmak ve müzakereleri cesaretlendirmek lazım” dedi. Başbakan Erdoğan ile Belçika Başbakanı Yves Leterme, yaptıkları görüşmenin ardından ortak basın toplantısı düzenledi. Başbakan Erdoğan, yaptığı açıklamada, konuk Başbakan ile yaptığı görüşmeden ve kendisini Türkiye’de ağırlamaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Leterme’nin, Başbakanlık görevini üstlendikten hemen sonra ilk ziyaretlerinden birini Türkiye’ye yapmış olmasının kendilerini ayrıca mutlu ettiğini vurgulayan Başbakan Erdoğan, şunları kaydetti: “Avrupa Birliği’nin kurucu üyelerinden Belçika, bildiğimiz gibi Avrupa’nın merkezinde yer alan, siyasi ve ekonomik ağırlığı olan bir ülke. 1,5 asrı aşkın süredir diplomatik ilişkiye sahip olduğumuz Belçika ile ilişkilerimizi daha da geliştirmenin imkanlarını yollarını görüştük” dedi.
Çelik: TSK’yı hedef almak doğru değil
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik, ”Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) içerisinde birisi yanlış yaparsa oradan hareket ederek tüm orduyu itham etmenin, TSK’yı hedef almanın doğru olmadığını düşünüyorum” dedi. Çelik, AK Parti Merkez Yürütme Kurulu MYK) toplantısının ardından açıklamalarda bulundu ve gazetecilerin sorularını yanıtladı. Bir gazetecinin gözaltındaki askerlerin serbest bırakılmasına ilişkin sorusu üzerine de Çelik, şunları söyledi: ”Bildiğiniz gibi bir dava açıldığı zaman veya birileri hakim karşısına çıkarıldığı zaman bir iddia ile çıkarılır. İki şık vardır, ya serbest bırakılacaktır ya da tutuklanacaktır. Burada peşin hüküm içerisinde olmak, mutlaka tutuklanacakmış gibi veya mutlaka serbest bırakılacakmış gibi birileri toto oynamaya kalkarsa veya birileri bir tarafta diğerleri diğer tarafta olursa bu hukukla bağdaşmaz. Netice itibariyle bu mesele yargıya intikal etmiştir. Türkiye bir hukuk devletidir. Eğer yargımıza, hukukumuza güveniyorsak verdikleri karara da itibar etmek zorundayız, onlara da güvenmek zorundayız. Şu anda yargının el attığı, incelediği bir meseledir. Bunun üzerine çok fazla spekülasyon yapmanın da çok anlamlı olmadığını düşünüyorum” dedi.
AK Parti, kurumlararası çatışma yok
AK Parti Grup Başkanvekili Suat Kılıç, kurumlararası bir çatışmanın söz konusu olmadığını belirterek, “Hukuk devleti ve gerekleri yerine getiriliyor” dedi. AK Parti MYK toplantısı için genel merkeze gelen bazı bazı parti yöneticileri basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Gözaltındaki sekiz askerin serbest bırakılmasına ilişkin değerlendirilmesi sorulan AK Parti Grup Başkanvekili Suat Kılıç, “Türkiye bir hukuk devletidir. Her türlü iddia yargıya intikal etmiştir. Sabırla neticesini beklemek gerekir. Hukuk devletinde bağımsız, tarafsız yargıya itimat etmeliyiz gerektiği kanaatindeyim. Bu süreçte herkesin yorumlarına dikkat etmesi lazımdır. Kimsenin amacını aşan bir beyanda bulunmaması lazımdır. Siyasilerin de medyanın da kurumları yıpratmamaya özen göstermemesi lazım” dedi. Kılıç, “Kurumlararası çatışma ve devlet sırlarının dışarıya çıkarılması eleştirileri var. Bunları nasıl değerlendiriyorsunuz?” sorusunu da “Her şey CMK’nın 125. maddesi kapsamında hukukun gereklerine uygun olarak yürütülmektedir. Genelkurmay da açıklamasını bu yönde yapmıştır. Dolayısıyla kurumlararası çatışma durumu asla söz konusu değildir. Hukuk devleti ve gerekleri yerine getiriliyor” diye yanıtladı.
Diyarbakır’da protesto günü
Diyarbakır’da KCK operasyonlarını protesto etmek için yapılan basın açıklamasının ardından izinsiz gösteri yapan gruba polis, tazyikli su ve biber gazı ile müdahale etti. Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi ile Sur ve Kayapınar Belediyesi binalarına da siyah bez asıldı. Diyarbakır’da avukatlar da ‘yargının etnik ve dil farkı gözeterek kendilerine karşı ayrımcı bir tutum içerisinde olduğu’ gerekçesiyle cübbeli bir yürüyüş gerçekleştirdi.
Aydın Doğan görevini bırakıyor
Bu yıl oldukça sıkıntılı günler yaşanan Doğan Grubu’nda yıl hareketli sona eriyor. Önceki gün Ertuğrul Özkök’ün Hürriyet’in Genel Yayın Yönetmenliği görevini bırakmasının ardından dün de Doğan Holding’in kurucusu Aydın Doğan görevini bırakacağını açıkladı. Yeniden yapılanmaya giren holdingte yönetim kurulu başkanlığınının kızı Arzuhan Doğan Yalçındağ’a bırakılacağı açıklanırken Doğan Ailesi 6 ay içinde tüm icrai görevlerini profesyonel yöneticilere bırakacak. Bilindiği gibi Arzuhan Doğan Yalçındağ Ocak ayında TÜSİAD başkanlığından ‘işlerindeki yoğunluğu’ gerekçe göstererek ayrılacağını açıklamıştı. Maliye’nin önce 914 milyon liralık ardından gecikme faiziyle birlikte 4.8 milyar liralık iki önemli cezayla karşı karşıya kalan Doğan Grubu, zorlu geçen 2009′u grubun kurucusu Aydın Doğan’ın işten elini çekmesiyle tamamlıyor. Şirket borsaya gönderdiği açıklamada; Aydın Doğan, Doğan Holding’in yönetim kurulu başkanlığından 1 Ocak 2010 tarihi itibariyle ayrılırken yerine halen TÜSİAD başkanlığını sürdüren Arzuhan Doğan Yalçındağ geçecek. Doğan Holding tarafından Kamu Aydınlatma Platformu’na yapılan özel durum açıklamasında, kararın Doğan Holding’in dün yapılan yönetim kurulu toplantısında alındığı bildirildi.
Konak Belediyesi oyuncak müzesini açıyor
Türkiye’nin ikinci Oyun ve Oyuncak Müzesi’ni Konak Belediyesi açıyor. 1000 oyuncağın sergileneceği müze için, bina hariç 1 milyon lira yatırım yapıldı. KONAK Belediyesi, İzmir’i kültür başkenti yapma projeleri kapsamında butik müze projeleri planlarken, Hürriyet Gazetesi’nde gördüğü bir oyuncak haberi Belediye Başkanı Hakan Tartan’a ilham verdi. Bir oyun ve oyuncak müzesi kurmak için kolları sıvadı. İstanbul’da Türkiye’nin ilk oyuncak müzesini kuran Sunay Akın’ın konsept danışmanlığını yaptığı Oyun ve Oyuncak Müzesi, seramik sanatçısı Ümran Baradan’ın bağışladığı Varyant’taki müstakil binada ocak ayının ikinci yarısından sonra açılıyor. Çok önemli özelllikleri bulunan, kimi 1860′larda yapılmış bin tane oyuncağın yer aldığı müzenin Konak Belediyesi’ne bina hariç maliyeti 1 milyon lira.
Akfen Holding, enerji yatırımları için tahvil satacak
Akfen Holding, enerji yatırımları için 2 yıl vadeli tahvil halka arzetmek için SPK’ya başvurdu. Akfen Başkanı Akın, “İhtiyacımızı sadece bankalardan sağlamayacağız” dedi Düşen faiz ortamı nedeniyle gündeme gelen şirket tahvil ve bono ihraçları 2009′a yetişmedi ancak 2010′a hızlı giriş yapacak görünüyor. Sermaye Piyasası Kurulu’nun (SPK) reel sektör tahvil ihraçlarını teşvik edici düzenlemelerinin ardından Akfen Holding elini çabut tuttu ve ilk adımı attı. Holding, 2 yıl vadeli 100 milyon liralık tahvil ihracı yapmak için SPK’ya başvurdu. Mevduat faizlerinin yüzde 9′lara kadar düşmesinin ardından vatandaşa yeni bir alternatif yatırım aracı doğuyor. Akfen, yıllar sonra ilk reel sektör tahvilini halka arz etmek için harekete geçti. Piyasa faizlerinin üzerinde bir faizle çıkması beklenen tahvilin başarısı sektörde yeni arzları hızlandırması açışından dikkatle izlenecek görünüyor. Akfen Holding Yönetim Kurulu Başkanı Hamdi Akın, faizin geldiği seviyenin tahvil ihraç etmek için çok uygun olduğunu belirterek, “Son iki aydır ihraç için çalışmalar başlatmıştık. Faizlerinde geldiği seviye tahvil ihracı için çok uygun. Finansman ihtiyacımızı sadece bankalardan değil, diğer piyasalardan da karşılamak istiyoruz” dedi.
Binali Yıldırım, sıra uçak yapımına geldi
Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, karayolu, demiryolu, denizcilik ve internet alanlarında cumhuriyet tarihinin en büyük gelişmelerinin kendi dönemlerinde olduğunu ifade ederek, artık sıranın uçak yapmaya geldiğini söyledi. Bakan Yıldırım, bu konuda çalışmaların başladığını açıkladı. Türkiye’nin hem otomobili hem uçağı bugün dünyada söz sahibi olan ülkelerden önce yapmasına rağmen destek yerine köstek olunması sebebiyle çalışmaların akamete uğradığını anlatan Bakan Yıldırım, “Devrim arabası ve Nuri Demirağ’ın uçak projesi, yakın tarihimizin ibret alınması gereken olaylarıdır. Türkiye bugün daha farklı şeyleri konuşan bir ülke olabilirdi, ama hâlâ vakit geç değil. Daha önümüzde yapacak çok işimiz var” dedi. İzmir Ticaret Odası’nın Meclis Toplantısında İzmir Şehrine Katkı Ödülü alan Yıldırım, Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Denizcilik Fakültesi’nde de öğrencilere konferans verdi. Deniz filosunu güçlendirdiklerini kaydeden Bakan Yıldırım, Barbaros Hayrettin Paşa’nın, “Denizlere hakim olan, dünyaya hakim olur” sözünün geçerliliğini koruduğunu vurgulayarak, bu alanda büyük yatırımlara giriştiklerini kaydetti. Havayolunu halkın yolu yaptıklarını, toplam havacılık cirosunun 2 milyardan 8 milyar dolara yükseldiğini belirten Yıldırım, “Mutlaka kendi uçağımızı yapmamız lazım. Bunun için de çalışmaları başlattık” dedi.
SPK çalışmalara hız verdi
Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), halka arzların artırılması için çalışmalarına hız verdi. Önceki gün halka arz tebliğinde değişikliler öngören çalışma kamuoyuna duyuruldu. Halka arz maliyetlerinin düşürülmesi ve kolaylaştırılmasını öngören yeni çalışmaya yönelik değerlendirmelerde bulunan SPK Başkanı Akgiray, “Daha önce halka arzların artırılması için radikal kararlar alacağımızı söylemiştik. Daha bunların ‘R’sini gerçekleştirdik. Yeni uygulamalar gelecek” dedi. Değişikliler ile ilgili piyasa oyunlarının görüşlerini beklediklerini Akgiray, “Halka arzı canlandırmak için ciddi arayış içerisindeyiz. Tüm görüşleri bekliyoruz” diye konuştu. Bu arada, SPK’nın halka arzları ve piyasa derinliğini artırmak için uygulamayı düşündüğü Piyasa Yapıcılığı çalışmalarında son aşamaya gelindi. Borsa’daki alt yapı çalışmaları devam ederken, 2010 Ocak’ta uygulamaya geçilmesi hedefleniyor. Küçük şirketleri halka arza özendirmeye çalışan SPK ayrıca, kotasyon ücretlerinin düşürülmesi ve yılda iki bağımsız denetim zorunluluğunu bire indirmeyi planlıyor. SPK’nın yaptığı çalışmalar aracı kurumlardan da olumlu tepkiler geliyor. Standard Ünlü Genel Müdürü Attila Köksal, aracı kurum yöneticilerinin hisse alabilmesinin, asgari halka arz oranının kalkmasının önemli olduğunu belirterek, “Taslakta olumlu şeyler var. Halka arzlarda sürecin hızlı ilerleyebilecek olması iyi” değerlendirmesinde bulundu.
“Akaryakıta karşılık bedava kasko” kampanyası
Koç Grubu şirketlerinden Tanı Pazarlama ve İDE Proje Üretim Merkezi’nin başlattığı “akaryakıta karşılık bedava kasko” kampanyası tüm Türkiye’ye yayılıyor. Kampanya başlayalı henüz bir ay olmasına karşın yaklaşık 2 bin taksi bundan yararlanmak için sıraya girdi. Yeni yıldan itibaren Ankara, İzmir, Antalya ve Bursa’da da başlatılacak kampanyanın kapsamı genişletilerek minibüsler, yolcu taşıyan araçlar da kapsama alınacak. İDE-OPET Kampanya Projesi Yöneticisi Osman Altun, İstanbul’da 3 Aralık’ta başlatılan kampanya kapsamında 2 bin taksinin başvurduğunu belirterek, “Yeni Sigorta, poliçeleri almaya başladı. Tofaş, Fiat’larda da 2010′larda satılacak bütün taksiler bu kampanyadan yararlanabilecek” dedi. İstanbul’da taksilerin büyük bölümünün kaskosu bulunmadığını anımsatan Altun, “Meslekleri gereği sürekli yollarda ve yüksek risk grubunda oldukları için şirketler taksilere kasko yapmak istemiyor. Fahiş fiyat sunuyorlar. Toplanan primden fazla hasar ödemesi çıkıyor. 5-6 bin lira kasko poliçe fiyatları veriyor. Kampanya kapsamında 7 gün 24 saat servis hizmeti verilecek” diye konuştu.
Carrefoursa, yeni yılda 100′ün üzerinde mağaza açacak
Türkiye genelindeki mağazalarında 7 bin 500 kişiye istihdam sağlayan Carrefoursa, yeni yılda 100′ün üzerinde mağaza açmayı planlıyor. Carrefoursa Ekspres’in Mezitli ilçesindeki 162′nci mağazasının açılışını yapan Carrefoursa Süpermarketler Genel Müdürü Guillaume Deruyter ”Yeni yılda 100 yeni ekspres ve en az 4 büyük hipermarket açarak istihdam yaratmaya devam edeceğiz” dedi. Bu yıl 54 ekspres 4 hiper marketi hizmete açtıklarını anlatan Deruyter, toplam mağaza sayılarının yıl sonunda 192′ye ulaşacağını bildirdi. Her mağazanın maliyetinin yaklaşık 1 milyon lira olduğunun altını çizen Deruyter, Carrefoursa’nın kasalarından yılda 32 milyondan fazla müşterinin geçtiğini söyledi. Sadece Mersin’de çalışan personel sayısının 400′ün üzerinde olduğunu belirten Deruyter, her mağazalarında ise bir ya da 2 engelli istihdam ettiklerini kaydetti. Çukurova’nın Carrefoursa için büyük önem taşıdığını belirten Deruyter, ”Sabancı Ailesi için Çukurova çok önemli. Sabancı ailesi Türkiye’de çok seviliyor ama Çukurovalı Sabancı ailesini çok daha fazla seviyor. Dolayısıyla Carrefoursa da Çukurova bölgesinde çok seviliyor. Bu nedenle Adana ve Mersin illeri ve ilçelerinde yeni mağazalar açıyoruz ve açmaya devam edeceğiz” dedi.
Dünya’nın en büyük petrol platformu Boğazdan geçti
Cumhuriyet’in kuruluşunun 100′üncü yılı 2023′te petrol ihtiyacını kendi karşılamak için başlatılan çalışmalarda ilk dev adım atılıyor. Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO), Karadeniz’deki partneri Petrobras ‘la işbirliği anlaşması imzalamasının ardından Dünya’nın en büyük petrol platformu Leiv Eiriksson bugün İstanbul boğazından geçiş yapacak. 2 bin 500 metre derinlikte sondaj yapabilen platformun Boğaz köprülerinin altından geçebilmesi için kulesi kesilecek. Ardından tekrar monte edilecek. Geçiş sırasında boğaz trafiği durduruldu. Geçiş sırasında Enerji Bakanı Taner Yıldız’ın da katılımıyla İstanbul Kıyı Emniyet Müdürlüğünde tören düzenlendi. Çalışmalar başarılı sonuç verirse Türkiye 2015′te petrolde dışa bağımlılıktan kurtulacak.
İran UAEK’yi yalanladı
Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu (UAEK) raporuna dayandırılan ve İran’la Kazakistan’ın gizli bir şekilde ham uranyum ticareti yapma niyetinde olduğunu belirten iddiaya dün hem İran hem de Kazakistan kesin bir dille yalanlama geldi. Associated Press haber ajansının iddiasına göre, UAEK üyesi bir ülkenin hazırladığı ve kuruma sunduğu raporda Kazakistanlı memurların üst düzey yetkililerin bilgisi dışında İran’a bin 350 ton uranyum satmayı planlıyordu. Daha öncede İran’ın elindeki uranyum stokunun bitmek üzere olduğu belirtiliyordu. 2006′da BM Güvenlik Kurulu’nun onayladığı bir karara göre İran’a ham uranyum satmak yasak. İran iddiayı kesin bir dille reddederken, ülkenin BM temsilcisi bunun ülkesine karşı yapılan psikolojik harekâtın bir parçası olduğunu belirtti. Kazakistan’ın Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Yerzhan Ashykbayev ise ülkesinin tüm ham uranyum satışlarının UAEK denetiminde ve standartlara uygun bir şekilde gerçekleştirildiğini belirtti. Kazakistan’ın uranyum üretiminde ilk sıraya yerleştiği bildirildi. Kazakistan Ulusal Şirketi Kazatomprom Başkan Yardımcısı Nurlan Ryspanov, Kazakistan uranyum üretiminde tahminleri aşarak 13 bin 500 tonu geçtiğini açıkladı ve 2010′da 13 bin 900 ton ham uranyum üretileceğini belirtti.
Afganistan’da 8 amerikan asker öldü
Afganistan’da meydana gelen bir intihar saldırısında 8 Amerikalı öldü. Washington’da açıklama yapan Amerikalı bir yetkili, Host vilayetindeki Chapman üssünde meydana gelen olayda bir intihar eylemcisinin saldırı düzenlediğini söyledi. Bir başka yetkili de ölü ve yaralılar konusunda farklı bilgiler geldiğini belirtti. Host vilayeti polis sözcüsü Vezir Paşa, üste bir patlama olduğuna ilişkin kendilerine bilgiler ulaştığını, daha sonra olay yerine 2 helikopter indiğini kaydetti. Kabil’deki Amerikalı bir yetkili, Host vilayetinde meydana gelen bir patlamada 8 Amerikalı’nın öldüğünü açıklamış, ancak ölenlerin asker mi sivil mi olduğu konusunda bilgi vermemişti.
Somalili korsanlar, kimyasal madde yüklü bir tanker kaçırdı
Somalili korsanlar İngiltere bandıralı, kimyasal madde yüklü bir tanker kaçırdı. “St. James Park” adlı tankerde Türk ve Bulgar personelin de bulunduğu bildirildi. Bulgaristan Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Dragovest Goranov, Uluslararası Denizcilik Bürosu’dan (IBM) gelen habere göre, toplam 26 personeli olan tankerin ikinci kaptanı ile 4 denizcisinin Bulgaristan vatandaşı olduğunu açıkladı. Geriye kalan 21 personelin Türk ve Rus denizcilerden oluştuğunu belirten Goranov, rehinelerin kurtarılması için girişimlerin bakanlık tarafından yakından takip edildiğini bildirdi.
Turkcell’e 36 milyonluk hediye kontör cezası
Rekabet Kurulu Turkcell’e mobil pazarlamada hâkim durumunu kötüye kullandığı gerekçesiyle 36 milyon liralık ceza verdi. Rekabet Kurulu’nun 9 Ekim 2008 tarihinde açtığı soruşturma karara bağlandı. Kurulun konuya ilişkin kararı, Rekabet Kurumu’nun internet sitesinde yayımlandı. Turkcell’in ilgili pazarlardaki hâkim durumunu; “Kontör/dakika hediye edilen kampanyalara diğer operatörlerin katılımının reddedilmesi, kontör/dakika hediye edilen kampanyalarda rakip GSM operatörlerin başta kontör/dakika olmak üzere GSM faydası hediye etmesinin engellenmesi, Turkcell tarafından kontör/dakika hediye edilecek kampanyalarda alıcı firmalara münhasır çalışılmaması durumunda mecra ve barem indirimlerinin uygulanmaması, ‘Turkcell’liler Kazanır’ logosunun tanıtım görsellerinde kullanılması karşılığında indirim sağlanması yollarıyla fiili münhasırlık yaratmak suretiyle GSM hizmetleri ve mobil pazarlama hizmetleri pazarlarında kötüye kullandığına, dolayısıyla 4054 sayılı Kanunun 6. maddesini ihlal ettiğine” karar verildi.
Trabzon, Gloria Golf Otel’in spor tesislerinde
Trabzonspor devre arası hazırlıklarını Antalya’da sürdürüyor. Gloria Golf Otel’in spor tesislerinde, teknik direktör Şenol Güneş idaresinde sabah antrenmanına Zafer Yelen ve yabancı futbolcuların dışındaki A ve A2 takımlarından 20 futbolcu katıldı. Sezonun ilk yarısında sakatlığı nedeniyle oynayamayan Zafer Yelen kafileye Almanya’da kontrolden geçtikten sonra katılacak. Güneş’in yılbaşı izni verdiği yabancı oyuncular Gabric, Colman, Alanzinho, Cale, ve kaleci Sylva ise kampa 2 Ocak’ta katılacak. İzin alamayan tek yabancı olan Tjikuzu ise dün kampa katılmadı. Bunun üzerine idmana noter çağrılarak futbolcunun çalışmaya katılmadığı belgelendi. Bu arada Şenol Güneş bugün bir basın toplantısı yapacak, futbolcular ise laktak testinden geçecek.
2010 Yılı Birey ve Kurumlar arasında İletişimin Güçlü Olduğu Yıl Olsun
2010 Yılının, 2009 yılına göre daha huzurlu, barış dolu günlerle geçmesini ve herkesi sosyal,ekonomik
ve siyasi alanda birbiri ile kaynaştıracak bir yıl olmasını temenni ediyoruz.
BASIN TAKİP MERKEZİ
Tel: (0212) 222 36 59 - 221 46 09 Faks: (0212) 320 96 38
www.basintakipmerkezi.com-bilgi@basintakipmerkezi.com
Sahibinden 2010 dilekleri!
Yazan: Handan Güner 31 Aralık 2009
Kategori: Yaşam
Hani hem kendime hem cümlemize…
En başta sahicilik diliyorum.
Kendimize karşı, çevremize karşı, duygularımıza karşı sahicilik!
Şöyle sahici sahici arkadaşlıklarınız, aşklarımız olsun inşallah!
Arkadaşlık demişken hepimize sarılınca kokusunu içine çekmek isteyeceğiniz arkadaşlar diliyorum.
İyi gününüzü sizinle kutlayan arkadaşlar.
Sonracığıma, malum hayat zor!
Şöyle derin derin nefesler diliyorum.
Eyleme geçmeden 10′a kadar sayabilmeler.
İcap ettiğinde koy verip gitmeler “Canımız sağ olsun” diyebilmeler.
En önemlisi kendime inanç diliyorum.
Bir şeylere inanmazsam ben bu alemi çekemeyeceğim arkadaslar!
Korkarım son günlerde kafayı bununla bozdum ama yine çiziktireceğim; birilerinin bana “İyi ki varsın” demesini diliyorum.
Durdum baktım. Çok kızdım. Çok sevdim. Aşkımsı hallere girip, kendime rol biçtim.
Oynadım oynadım sonra bir baktım ki, oynamaktan bıkıverdim.
Acele ettikçe geç kaldığımı öğrendim. Hooop! dedim, koştur koştur nereye canım?
‘Asla’ dememeyi, direnmemeyi denedim. Direndikçe hayat da sana direnirmiş onu bildim.
Emek vermezsen her şey kuru kalırmış. Öfke senin en büyük düşmanınmış.
Haklının zamanı bolmuş. Bu devirde ihtimaller çokmuş da, o çoklukta tek olabilmek zormuş.
Her şeyin sahicisi makbulmüş. Dikkatle dinlersen her şarkıda bir sen mevcutmuş.
Aşkın kurallarını kim koyduysa bizimle kafa bulmuş…
Bu liste öyle uzar gider..
Ben bu yıl geçmişten kurtulup yeniden doğabilmeyi diliyorum.
Ya siz?
Unutma, sen istersen olur. İstersen dağlar dağlar yerinden oynar oynar.
Hadi hepimize iyi yıllar!
Sevgiler,
Handan Güner
Son10 yılda Dünyayı değiştiren 10 devrim
Mars’ta su bulunmasından yüzyılın deneyi olarak adlandırılan Büyük Hadron Çarpıştırıcısına, Eris cüce gezegeninin ortaya çıkartılmasından klonlamaya son 10 yıla damgasını vuran 10 bilimsel devrim sayesinde ne Dünya ne de üzerindeki yaşam eskisi gibi olacak.
Bilim dünyasının son 10 yılda kaydettiği ilerlemeler bir büyük bilim atılımının adımları sayılabilir. Zira bu bilimsel zaferler sayesinde ne Dünya ne de üzerindeki yaşam eskisi gibi olacak.
İşte son 10 yıla damgasını vuran devrim niteliğindeki bilimsel keşif ve gelişmeler:
1. BÜYÜK HADRON ÇARPIŞTIRICISI
Yüzyılın en büyük deneyi olarak kabul edilen 10 milyar dolarlık araştırmada, Büyük Hadron Çarpıştırıcısıyla, 14 milyar yıl önce evrenin doğumuna yol açtığına inanılan Büyük Patlama ortamının yaratılması amaçlanıyor.
İsviçre’nin Cenevre kentindeki yeraltı tünelinde yapılan deneyde geçen yıl ilk kez çalıştırılan atom çarpıştırıcısı, bir ton helyumun tünele sızmasına yol açan elektrik bağlantısı arızası yüzünden kapatıldı. Bu yılın sonlarında yapılan ve gelecek yıl yapılacak asıl çarpıştırma operasyonunun provası olarak görülen “Atlas” adlı deneyde ise 1,18 trilyon elektrot volt gücünde, karşı yönlerde yol alan iki parçacık ışınının çarpışmayı doğurduğu açıklandı.
Çarpıştırıcının katedral büyüklüğündeki dev odasında bulunan belli başlı dört detektörden biri, ilk yüksek enerjili proton çarpışmasını dünya rekoru olarak kaydetti. Çarpıştırıcının enerjisi aşama aşama artırılmaya devam edecek.
Deney sırasında tünel boyunca ayrı yönlerde iki proton huzmesi veriliyor. Işın demetleri ayrı istikametlerde, ışık hızına yakın bir süratle halka şeklindeki tünelde yol alıyor. Proton ışınlarının birbiriyle büyük bir enerjiyle çarpışmasının ardından bilim adamları, kozmosun doğasını kavramaya yarayacak yeni parçacıklar görmeyi umuyor.
2. KÖK HÜCREDE BÜYÜK DEVRİM
Japon bilim adamı Şinya Yamanaka, Kasım 2007′de, insan embriyosu kullanmadan kök hücre üretilebileceğini kanıtlayarak bilim dünyasının kanını donduracak bir atılıma imza attı.
Yamanaka, Kyoto Üniversitesi laboratuvarında, insan embriyosu kullanmadan kök hücre üretilebileceğini, farelerden alınan deri hücreleri üzerinde genetik oynama yaparak gösterdi. Araştırmayla elde edilen kök hücrenin insan embriyosu kullanılmadan üretilmesi, kök hücre çalışmalarına izin vermeyen çevreleri rahatsız etmeyecek olması dolayısıyla da büyük önem taşıyor.
Kısaca iPS olarak adlandırılan, yeni geliştirilmiş kök hücre tipi, yetişkin deri hücrelerine dört gen yerleştirerek ortaya çıkardı. Vücuttaki 220 hücre tipinden herhangi birinin sayısız kopyasını oluşturma yeteneğine sahip embriyonik kök hücreler gibi davranmaya başlayan iPS hücreleri, hastanın kendi yetişkin hücrelerinden türetildiği için bağışıklık sistemi tarafından reddedilme riski taşımıyor. iPS hücreleri, embriyolardan türetilmediğinden büyük bir ahlaki ve dini soruna yol açmıyor.
3. DÜŞÜNCE GÜCÜYLE MEKANİK HAREKET
Beynin har,tasını çıkarma yolunda son on yılda atılan dev adımların başında, bedensel hareketlerin kontrolü sırasında beyinde oluaşn elektromanyetik akımları tespit edebişmekti. Nort Carolina Üniversitesi’nden bilimciler, bir maymunun beynine belli noktalara yerleştirdikleri elektrotlarla bu elektrik komutşarı bilgisayara taşımayı ve maymunun bir mekanik kolu hareket ettirmesini sağlamayı başardı. Bu deney farklı üniversitelerce tekrarlandı ve geliştirildi.
Son gelinen noktada İtalyan bilimciler, 2 Aralık 2009’da kamuoyuna sergiledikleri sistemle, kolunu bir trafik kazasında kaybetmiş bir insanın sinirlerine bağlı mekanik bir kolu hareket ettirmesini sağlayabildi. Sinir sistemindeki bu gelişmeler, çok da uzak olmayan bir gelecekte, uzuvlarını kaybetmiş veya felçli hastaların hayatını oldukça kolaylaştıracak robotik protezler geliştirilmesine olanak sağlayacak
4. CÜCE GEZEGEN ERİS
Tanımı konusunda gökbilimcileri ikiye ayıran ve en sonunda “cüce gezegen” sınıfında yer almasına karar verilen Eris, 2005 yılında keşfedildi.
Eris, keşfinden sonraki ilk yılında güneş sisteminin 10. gezegeni olarak anılırken, Uluslararası Astronomi Birliğinin gezegen tanımını yayımlamasının ardından “cüce gezegen” sınıfına sokuldu.
Buzullarla kaplı gezegenin yeni statüsü, kendisinden daha küçük olan Plüton’un da “cüce gezegen” kabul edilmesine yol açtı ve güneş sistemindeki gezegen sayısı Astronomi Birliğinin kararıyla 8′e düşürüldü.
Keşfedilen gezegene, tanımı üzerindeki tartışmalar nedeniyle, mitolojide kavga ve nifak tanrıçası olarak bilinen Eris’in adı uygun görüldü.
Plüton’dan yaklaşık 115 kilometre daha geniş olan Eris, güneş sistemindeki en uzak gezegen olarak biliniyor. Eris’in güneşten uzaklığı 14,5 milyar kilometreyi buluyor. 2005 yılında yapılan gözlemlerde Eris’in bir de uydusu bulunduğu keşfedildi ve bu uyduya Dysnomia adı verildi.
Eris’in yörüngesi, Güneş sistemindeki diğer gezegenlerin yörüngesel düzlemine 45 derece eğik konumda bulunuyor. Bu eğim yüzünden 2005 yılına kadar gözlerden uzak kaldığı düşünülen Eris, Güneş’in çevresindeki turunu 560 yılda tamamlıyor.
5. 7 MİLYON YILLIK KAFATASI
Afrika’nın Çad çöllerinde 2001 yılında bulunan ve 6-7 milyon yıllık olduğu tahmin edilen kafatası, insanoğlunun atasına dair tartışmaların merkezi haline geldi.
Toumai adı verilen kafatasını bulan Michel Brunet liderliğindeki Poitiers Üniversitesi ekibi, kafatasının bir insansıya, insanların atasına ait olduğunu duyurdu.
Bilim dünyasında bu görüşe karşı çıkanlar da oldu. Bir kısım bilim adamı, kafatasını, maymunlarla insan arasındaki kayıp halka olarak kabul ederken, bir diğer kısım bunun bir gorile ait olduğu tezini savundu.
Soyağacında halen belirsiz bir yere sahip olan Toumai’nin karakteristik özelliklerinde hem insan, hem de maymunla bağlantılar kuruldu, ancak halen nihai bir sonuca varılamadı. Bazı bilim adamları, bulunan kafatasından yola çıkarak, insansıların 7 milyon yıl iki ayak üzerinde yürüdüğü iddiasını da ortaya attı.
6. GÜNEŞ SİSTEMİNİN DIŞINDAKİ GEZEGENLER
Evrende yalnız olmadığımızı ispatlamaya yönelik araştırmaların odak noktasında bulunan güneş sisteminin dışındaki gezegenlere ilişkin keşiflerin tarihi, 1990′lı yılların başlarına dayanıyor. Bu yıllarda, güneş sisteminin dışında keşfedilen gezegen sayısı tek haneli sayılarla gösterilirken, 2000 yılında 20 kadar gezegen daha bulundu ve bu sayı son 10 yılda yüzlerce olarak anılmaya başladı.
Dünyaya trilyonlarca kilometre uzaklıkta bulunan bazı gezegenlerin teleskoplarla fotoğrafları çekilebildi. Keşfedilen 400′den fazla gezegenin büyük bölümünün, Jüpiter ve Satürn gibi devasa gaz gezegeni olduğu açıklanırken gökbilimciler çalışmalarını, yaşam izine rastlayabileceklerini düşündükleri Dünya benzeri gezegenler üzerinde yoğunlaştırdı.
7. KLONLAMA
Klonlama çağı, 1997 yılında ilk memelinin, Dolly adı verilen bir koyunun klonlanmasıyla başladı.
Dolly’i 2000 yılında bir maymun takip etti ve dünyanın farklı yerlerinde birçok araştırmacı, bu iki örneğin ardından at, inek ve kedi gibi birçok hayvan türünü klonlamayı başardı.
2001 yılında Güney Asya öküzü, 2009 yılında ise bir deve ile bir bizon klonlandı.
8. MARS’TA SU BULUNMASI
Kızıl Gezegen Mars’ta su bulunduğu iddiası doğrulandı. NASA, uzay aracı Phoenix’in, suyun varlığını kanıtlamakla kalmadığını, suya temas ettiğini açıkladı.
Mayıs ayından bu yana Mars’ın yüzeyini, mekanik kolunu kürek yerine kullanarak inceleyen robotun, gezegenin daha önce tahlil edilmemiş bölgesinde suyla karşılaştığı belirtildi.
9. MİCRO-RNA
İlk kez 1993 yılında keşfedilen, ancak adını 2001 yılında alan microRNA’lar, sağlık ile hastalık arasında önemli bir rolü bulunan genetik şifre parçacıklarından oluşuyor.
Genin nasıl çalıştığını kontrol eden hücrelerin düzenli çalışması için ihtiyaç duyulan dengenin sağlanmasına yardımcı olan bu parçacıklar işlevini kaybettiğinde hastalıklar ortaya çıkıyor.
MicroRNA’ların bu nedenle yeni ilaçların keşfinde çok büyük önemi bulunduğuna inanılıyor.
10. GENOM HAYVANAT BAHÇESİ
Uluslararası bir çalışma olan Genom Hayvanat Bahçesi projesiyle, bir organizmanın DNA’sında kayıtlı genetik bilgilerin tamamına ulaşılmasında maliyetin düşürülmesi amaçlanıyor.
635 milyon avroya ve 10 yıllık bir çalışmaya mal olan proje, hücrelerin nasıl çalıştığının ortaya çıkarılmasına ve hastalıkların sayısız metotla araştırılmasına katkıda bulunuyor.
Bilim adamları, Genom 10K adı verilen Genom Hayvanat Bahçesini yaratarak, 10 bin omurgalı türün kayıtlı genetik bilgilerinin tamamına ulaşmayı amaçlıyor.
İstenmeyen tüylerden nasıl kurtulursunuz?
Capilex’den istenmeyen tüylere etkili çözüm
Capilex tüy azaltıcı bakım ürünleri, sprey losyon, krem ve jel gibi farklı kullanım şekilleriyle, vücudun tamamında komple bir bakım sağlıyor. İstenmeyen tüyleri azaltıp incelten Capilex, formülündeki doğal bileşenler sayesinde cildinizi nemlendiriyor.
Aşırı tüylenme, kadın ya da erkek herkeste görülebilen sorunlar arasında yer alıyor. Bu sorunun nedeni kişiden kişiye değişebiliyor. Genetik özellikler, cilt yapısı, hormonel bir dengesizlik, farklı bir sağlık problemi ya da kullanılan bazı ilaçların yan etkisi… Nedeni ne olursa olsun, bu sorunun kadın ya da erkek herkes için bir mutsuzluk kaynağı. Bazen bu mutsuzluk depresyona kadar gidebiliyor.
Tüy azaltıcı bir cilt bakım ürünü kullanmak diğer yöntemlere göre oldukça pratik, doğal ve ekonomik bir çözüm. Bugün, istenmeyen tüy sorununa kalıcı bir çözüm getiren yeni bir isim var: Capilex tüy azaltıcı cilt bakım ürünleri.
Capilex tüy azaltıcı bakım ürünleri, sprey losyon, krem ve jel gibi farklı kullanım şekilleriyle, vücudun tamamında komple bir bakım sağlıyor. İstenmeyen tüyleri azaltıp incelten Capilex, formülündeki doğal bileşenler sayesinde cildinizi nemlendiriyor.
SPREY LOSYON
Capilex Sprey Losyon, kol, bacak, sırt ve karın gibi vücudun geniş bölgelerinde, pratik sprey mekanizmasıyla uygulama kolaylığı sağlar. Tüy azaltıcı gücünün yanında cilde ipeksi bir görünüm kazandırır; ölü hücreleri yeniler ve rahatlatıcı bir etki sağlar. Aromaterapik özelliği sayesinde vücudu stresten arındırır.
JEL
Capilex Jel, yüz, dudak alt ve üst, çene ve bikini bölgeleri gibi hassas estetik noktaları için özel olarak üretilmiştir. Cilt tarafından hızla emilir; kullanımı kolaydır. Capilex Sprey Losyon ya da Krem ile birlikte kullanıldığında komple bir bakım sağlar. Tedavinin etkisini güçlendirir. Aynı zamanda hassas cilt bölgelerini nemlendiren, aromaterapik bir kürdür.
KREM
Capilex Krem, özel kıvamıyla, vücudun geniş bölgelerinde etkili bir tedavi sağlar. Formülündeki bitkisel maddelerle cildi doğal olarak yumuşatır ve nemlendirir. Aromaterapik özelliği ile vücudun gerginliğini azaltır, kullanan kişiye rahatlık verir.
Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nin de tavsiye ettiği Türkiye’nin aromaterapik özelliğe sahip ilk ve tek tüy azaltıcı cilt bakım ürünleri hakkında detaylı bilgiye www.capilex.com.tr adresinden ulaşılabilir.
KadınMAG
Yılbaşında tadınız kaçmasın
Amerikan Hastanesi Diyetisyeni Zuhal Güler Çelik, yılbaşı akşamı için hazırlanan sofrada aşırı yağlı yemekler ve kızartmalar yerine, zeytinyağlıların, ana yemek olarak fırın veya ızgarada pişmiş etlerin tecih edilmesi gerektiğini belirtiyor.
Yeni yıl denince akla yeni umutlar, yeni heyecanlar ve yeni başlangıçlar gelir. Umut dolu yeni yıla girerken de tatlı bir telaş sarar insanları. Yeni yıldan beklenen bereket ve bolluk için bir başlangıç olsun diye yılbaşı sofraları çok çeşitli yiyeceklerle donatılır ya da en zengin menüye sahip yerler seçilip doya doya eğlenilir. Buraya kadar bir problem yok. Sorun çok zengin menülerdeki yanlış tercihlerin sizin yeni yılı bir hastanenin acilinde karşılamanıza geldiğinde başlıyor. Yeni yılınızın zehir olmaması için doğru yemekler haırlamanız veya menüden doğru tercihler yapmanız önemli. Aksi takdirde aşırı yağlı, şekerli, fazla beslenmeye ve aşırı alkol almaya bağlı olarak dayanılmaz mide krampları, barsak problemleri, aşırı baş ağrısı ve alkol komasıyla karşı karşıya kalabilirsiniz. Özellikle belli bir beslenme planı olan şeker, kalp hastaları ile aşırı kilolu ve kalp ameliyatı olanların yılbaşında en riskli grup olduklarını unutmayıp kesinlikle özel diyetlerinin dışına çıkmamaları gerekmektedir.
Yılbaşı akşamı hazırladığınız sofrada aşırı yağlı yemekler ve kızartmalar yerine, zeytinyağlıları ve salataları tercih edin. Ana yemek olarak fırın veya ızgarada pişmiş etleri hazırlayabilirsiniz. Aşırı kremalı ve şerbetli tatlılar yerine meyveli tatlılara, sütlü tatlılara ve meyveye ağırlık verin. İçki tercihinizi çok aşırıya kaçamamak kaydıyla şarap ve bira gibi alkolu düşük olanlardan yana kullanın. Yemeğe bir anda yüklenmek yerine yavaş yiyerek uzun zaman dilimine yayın.
Dışarıda bir yerde yemek yeniyorsa da yine doğru tercihlerde bulunarak menünüzü oluşturun. Çok yağlı yiyeceklerden oluşmayan hafif bir ordövr tabağı. Ardından yardımcı olarak zeytin yağlı sebze yemeği. Ana yemek olarak tavuklu veya hindili fırın yemeği veya sote, yanında da garnitür şeklinde pilav yine bol miktarda salata ile birlikte. Tatlı olarak meyve, meyveli tatlı veya sütlü tatlı tercih edilerek güzel bir yılbaşı menüsü oluşturulup yeni yıla mide ve baş ağrıları yerine kendinizi daha iyi hissederek girebilirsiniz.
Bütün bu uyarılara rağmen akşam fazla yiyip alkolü de fazla kaçırdıysanız ertesi gün bol su tüketmeye özen gösterin. Ayrıca vitamin ve mineralden zengin taze meyve ve sebze tüketin. Yine rahatlamanıza yardımcı olacak bitki çaylarını da tercih edebilirsiniz. Bütün bunların yanında hareket etmek de önemli. Akşam üstü küçük bir yürüyüş toparlanmanızı destekleyecektir.
Örnek vermek gerekirse;
• Kahvaltıda ıhlamur, kızamış ekmek ve peynir yemeyi tercih edin
• Öğlen yağsız haşlanmış makarna ile yoğurt yiyin
• Arada meyve olarak asitsiz, mideyi yormayacak meyveleri(kabuksuz elma, muz…) tercih edin
• Akşam haşlanmış patates, yağsız tost veya mideniz daha iyiyse sebze yemeği yiyebilirsiniz
• Gazlı ve asitli içeceklerden uzak durun
• Gün boyu bol sıvı almaya çalışın(2-2,5lt)
• Çok yağlı yiyecekler tüketmeyin
• Dışarı çıkıp kısa bir yürüyüş yapabilirsiniz
İşte yeni yılda yenileyecekleriniz
Kepekli ürünler kanserden korur: Haftada dört kez kepek içeren ekmek, makarna ya da kabuklu pirinç tüketmek kanser riskini yüzde 40 azaltıyor.
Sebze-meyveyi eksik etmeyin: Sebze-meyve, özellikle de domates, kırmızı üzüm, brokoli yiyenlerde kalp krizi, kanser ve şeker hastalığı riski düşüyor.
Ayaküstü yemekten vazgeçin: Hamburger, patates kızartması vs. gibi yiyecekleri tüketmeden önce kalp hastalıklarının üçte birinin bu yiyecekler yüzünden ortaya çıktığını hatırlayın ve fast food’dan vazgeçin.
Sofrada balık olsun: Düzenli olarak balık yemek kalp krizi riskini azaltıyor, ayrıca balıkta bulunan yağlar bağışıklık sisteminizi güçlendiriyor.
Şok diyetler faydasız: “Haftada üç kilo” vermeyi vaad eden mucize diyetlerden uzak durun. Kilo vermek istiyorsanız bunu hafta hafta değil uzun vadede yapmaya çalışın.
Aşırı kiloya dikkat: Yeni bir araştırmaya göre, kilolu insanların aldıkları her yeni kilo ömürlerini 20 hafta kısaltıyor. Fazla kiloları vermek kalp, kanser, eklem iltihabı hastalıklarından koruyor.
Elma dişlere iyi gelir: Böğürtlen bakterilerin dişe yapışmalarını engelleyerek diş eti hastalığı riskini azaltırken, elma, portakal, havuç, ıspanak gibi lifli yiyecekler de dişleri güçlendiriyor.
Su içmeyi ihmal etmeyin: Günde en az beş bardak su içen kişilerde kolon kanseri riski yüzde 50 azalıyor.
Egzersizi ihmal etmeyin: Günde bir kilometre yürüyüş ya da haftada üç kez hafif egzersiz kalp hastalığı riskini düşürüyor.
KadınMAG
Kariyer yolculuğunda astroloji..
Yazan: admin 31 Aralık 2009
Kategori: Burçlar Astroloji, Kariyer
Tarımsal döngülerin üzerinde güç sahibi olarak daha çok doymak arzusu ile göksel döngüleri araştıran geçmişin bilgeleri, bugün giderek topraktan uzaklaşan teknoloji tutkunu toplumun, kendi yarattığı şehirsel ışığın buğusu ile gökyüzünü göremeyecek günlere geleceğini bilse idi ne düşünürdü acaba ?
Yine bugün de hala her hangi bir sektör üzerindeki yetkinliğin gücünü arttırmanın yollarını arıyor olmamız da bu nedenle yabancı olmadığımız bir şey. Bireysel ve kurumsal olarak daha fazla doymanın ve uzmanlığı konusunda yetkin bir kuruluş olmanın mücadelesini vermeye hep beraber devam etmekteyiz. Bireyin ve kurumun doğum anından itibaren seçimlerinde yol gösterecek, tüm potansiyelleri deşifre edip, riskleri açık edecek bir yöntem olarak kullanılabilen Astroloji , gökyüzünün tüm döngüsel etkilerinin , sektörel olarak ( tıpkı bir tarımsal üründe olduğu gibi ) nasıl baskın ve değişmez yansımalarda bulunacağının da ipuçlarını verir.
Bir kurumun ortaya çıkış sürecinde, vizyon, misyon ya da lojistik konularında sektörel ve global durum hakkında öngörüde bulunmak için, mevsimsel döngüleri göz ardı etmek mümkün değildir. Her sektör, her kuruluş, her konu ve her birey doğum anı ile bir mevsimin meyvesi niteliğini taşır. Ve bu ilişki nedeni ile yaşamsal tüm seçim ve uygulama süreçlerinde mevsimsel döngülerin etkilerini göstermeye ve almaya devam eder. Venüs ‘ ün estetik ve güzellik, Merkür ‘ ün iletişim, Uranüs ‘ ün teknoloji konularında yansımaları olan göksel döngüler, elbette o sektörde hizmet vermeyi amaçlayan tüm kurum ve bireyleri doğrudan etkileyecektir.
Astroloji’nin, bireyin ve kurumun seçim, koruma ve geliştirme süreçlerinde yer almaması geleceği yaratma gücünü elinde tutmak isteyen ve rakiplerine fark atarak sektöründe hızla tırmanma yarışına girmiş herkes için önemli bir fırsatı da gözden kaçırmak demektir.
Bireysel bazda başlayan, kişinin yetenek ve potansiyelleri konusunda yol göstererek kapıları açan, bireyin kurum ile
birleştiği noktada ise önerileri ile kılavuz olmaya devam eden bu müthiş yöntem, kurumun sektöründeki başarılarını da hiç gecikmeden almayı sağlamaktadır. Meyvenin kalitesini kendi yetiştiği mevsimin niteliğinden nasıl ayıramazsanız, bir doğum anının verdiği göksel etkiler altında doğan herhangi bir birey ya da kurumu da çıkmış olduğu yolda alacağı etkilerin göksel döngülerinden bağımsız düşünemezsiniz.
Bir yaz meyvesi ile, bir kış meyvesinin bünyeye sağladığı faydalar farklıdır. Her meyve ( bir insan ) içine doğduğu mevsime getireceği faydalar nedeni ile özel bir önem kazanır. Hem bir insan hem de bir kurum, hizmet edeceği sektörü etkileyen gezegen ve ışık ile, doğum anından kaynaklanan ilksel etkinin kendisine hediye edilmiş özelliklerini Astroloji ile tanıyabilir. Ve sınırlarını bilerek, ne kadarını aşabileceğini öğrenme şansına sahip olur.
Bir sektörün ya da bireyin zaaflarını, güç kaynaklarını, ilerleme yöntemlerini onlara daha kolay yolları göstererek ifade etme şansına sahip olabilirsiniz. Astroloji ile, kendine tanıma sürecinde hem bireye hem kuruma çok önemli adımlar kazandırabilirsiniz. Yeteneklerinden ve sınırlarından habersiz bir birey ışıldamak için hangi yöntemleri kullanır ? , Bireysel tüm özel yaşam sorunlarına rağmen bir bireyin performansını nasıl yüksek tutabilir ve onu hem kendinize hem kendisine nasıl kazandırabilirsiniz?
Bir kurumun yükseliş süreçlerindeki politikalarını belirlemesinde performanslarının güçlenme ve zayıflama dönemlerine öngörüde bulunabilir ve hem bireyi hem kurumu bu hale hazırlayabilirsiniz. Sürekli ve hemen yükselmeye programlanmış birey ve kurumlar olmaktansa, doğru zamanda, doğru yerde ve doğru kişi ile olarak, bu süreci yaşamanın kolaylıklarını öğrenebilirsiniz. Hem birey, hem kurum için çok önemli olan zamanın doğru kullanımı ile, kişinin yeni kaynaklara doğru yönelmesine imkan sağlayabilir ve birey ile kurumun birlikte işledikleri zamanı en doğru şekilde harcamalarına yardımcı olabilirsiniz. Doğru birey ile yolunuza devam edebilir, size uygun olmayanlardan sıyrılabilir, kurumun hiç tahmin etmediğiniz zaaflarını yakalayabilir, fark edemediğinizin potansiyellerinizi de gücünüze katarak daha kolay yol alabilirsiniz.
Astroloji Uzmanı Oğuzhan Ceyhan
Horlama bir yastıkta kocatmıyor, erken boşanma nedeni
Ordu Devlet Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Fatma Küçüker, horlamanın evliliği olumsuz etkilediğini açıkladı. Dr. Küçüker, Ordu Devlet Hastanesi bünyesinde geçen mart ayında açılan uyku laboratuvarının Türkiye’de devlet hastaneleri bünyesinde bir ilk olduğunu ve şu ana kadar horlama şikayeti ile gelen 150 dolayında hastanın tedavi gördüğünü bildirdi.
HORLAMANIN ÇEŞİTLİ NEDENLERİ OLABİLİR
Horlamanın çeşitli nedenleri olduğunu anlatan Küçüker, şu bilgileri verdi:”Horlama, ağız ve burun arkasındaki hava yolunda darlık olduğunda ortaya çıkan gürültü biçimindeki ses olarak biliniyor. Sebebi dengesiz beslenme, boğaz-burun bölgelerindeki rahatsızlıklar ve hastanın yatak üzerinde dengesiz yatması olabiliyor.
Alkol ve sigara da aynı şekilde horlamaya neden olabilir. Yine kişi eğer çok yorgun ise horlama başlar. Burada önemli unsur horlamanın sürekli olmasıdır.”
Çocuklarda görülen horlamaların ise genellikle kilodan kaynaklandığını ve bu konuda ailelerin daha dikkatli olması gerektiğini belirten Küçüker, horlamanın ciddi bir sorun teşkil ettiğini kaydetti.
Horlamanın sosyal olarak evli çiftler arasında da soruna neden olabildiğini vurgulayan Küçüker, şunları dile getirdi: “Horlayan kişi ailenin diğer bireyleri için de uykusuz gecelerin sorumlusu tutulur. Horlayan kişi tatil ve iş gezilerinde istenilmeyen oda arkadaşı olur. En önemlisi evli çiftler ilk olarak yataklarını ayırır, sonra odalarını ayırır, sonuçta da bu boşanmaya kadar gidebilir. Bu nedenle horlama hali hafife alınmamalı.”
Yetişkin kişilere spor yapmalarını öneren Küçüker, “Horlayan kişiler uyku ilaçları, sakinleştirici ve antihistaminik denilen alerji ilaçlarını uykudan önce almamalı. Uykudan 4-5 saat önce alkol almaktan kaçınılmalı. Uykudan 3 saat önce ağır yemek yenilmemeli. Aşırı yorgunluktan sakınmalı. Uykuda sırt üstü yatmak yerine yana yatmak tercih edilmeli. Aileler, çocukların kilo almasının önüne geçmeli. Kişinin burun ve boğazında rahatsızlık söz konusu ise mutlaka hekime başvurulmalı” diye konuştu.
HORLAMANIN TEDAVİ YÖNTEMLERİ
OrduDevlet Hastanesi bünyesinde faaliyet gösteren uyku laboratuvarı hakkında da bilgi veren Küçüker, horlama şikayeti ile gelen hastaların öncelikli olarak yakınlarından uyku halindeki durumuyla ilgili bilgi aldıklarını belirten Küçüker:
”Daha sonra hastalar bir gece burada uyutularak gece uyku hali gözlemleniyor. Horlamanın nedenleri tespit ediliyor. Eğer horlamanın sebepleri arasında kişinin burun ve boğaz kısmı ile alakalı ise tedavi o yönde yapılıyor” dedi
Yılbaşında alkole dikkat!
Uludağ Üniversitesi Gıda Mühendisliği Bölümü Başkanı Prof. Dr. Ömer Utku Çopur, yılbaşı akşamlarında aileler arasında ve içkili yerlerde alkol tüketiminin artabildiğini belirtti.
Yarın akşam yeni yılın gelişini kutluyoruz. Uzmanlar alkol alımında çok dikkatli olunması gerektiğini hatırlatıyor. Alkolle alınan yiyeceklerde bulunan yağ, karbonhidrat ve proteinlerin emilimi geciktirdiği, karbondioksit içeren soda gibi içeceklerin ise hızlandırdığı bildirildi.
Alkol alırken kişilerin vücut ağırlıkları, cinsiyeti ve yanında alacakları yiyeceklere göre planlama yapması gerektiğini ifade eden Çopur, olumsuz etkilenmemek için alınacak miktarın önceden belirlenmesinde fayda olacağını söyledi.
KANA HIZLA KARIŞIYOR
Alkol emiliminin yüzde 20 oranında midede, yüzde 80 oranında ince bağırsağın mukoza yüzeyinde olduğunu dile getiren Çopur, şöyle konuştu:
“Alkol, kolay çözünebilir nitelikte olmasından dolayı hızla kan dolaşımına katılır. Bağırsaktan emilen alkol miktarı, alınan içkinin miktarı ve içim hızı, alkol oranı, içecekle alınan diğer yiyeceklerin çeşidi ve kişiye ait faktörlere bağlı olarak farklılıklar göstermektedir. Kişiye ait faktörler içerisinde tolerans başta olmak üzere, cinsiyet, kilo, fiziksel yapı, gastrointestinal mukoza yüzey alanı kanlanması ve hareketliliği, diyabet, gastrektomi gibi durumlar ile psikojenik faktörler sayılabilir. Midedeki emilim hızı, ince bağırsaklara oranla daha yavaştır.
Bu nedenle midenin boşalım süresini etkileyen faktörler (kişinin durumu, kullanılan ilaçlar, mide ameliyatları, midenin boş veya dolu olması), alkolün emilim hızını da etkilemektedir.”
MİDE BOŞKEN ALINAN ALKOL
Midenin boş olmasının emilimi hızlandırdığını ve tek bir doz alkol alımını takiben bir saat içinde kan alkol düzeyinin en yüksek seviyeye ulaştığını belirten Çopur, “Ayrıca alkolün hızlı alımı da kanda üst düzeye erişme zamanını kısaltmaktadır. Alkol ile alınan yiyeceklerde karbonhidrat, protein ve özellikle yağların bulunması emilimi geciktirirken, karbondioksit içeren soda gibi içeceklerle tüketilmesi emilimi hızlandırmaktadır” dedi.
Aynı kilodaki kadın ve erkeklerin eşit miktarlarda alkol kullansalar bile kadınlarda oluşan etkinin daha fazla olduğunu ifade eden Çopur, şunları kaydetti:
“Bunun nedenleri, kadınların vücut yağ/su oranlarının erkeklerden daha farklı olması, kadınların hormonal yapılarının değişkenlik içinde olması ve bu durumun alkol metabolizasyon oranlarını farklılaştırmasıdır. Aynı miktar alkol alımında kilosu fazla olan kişilerde ise konsantrasyon daha düşük olacağı için kişinin ağırlığının da alkolün etkisinde rolü vardır.”
ENERJİSİNİ BİLEREK İÇİN
Çopur, alkolün yüksek enerji verdiğini dile getirerek, bir kalori alkolün 7 kalori enerji sağladığını, buna karşın aynı miktardaki karbonhidrat ve proteinin enerjisinin 4 kalori, yağın ise 9 kalori olduğunu bildirdi.
Vücuda girince hızla yakılan ve enerjiye dönüşen alkolün bu yönüyle şekere benzediğini ifade eden Çopur, “Alkolü yakarak enerji sağlayan bünyenin artık karbonhidrat ve yağları yakarak enerji üretmesine gerek kalmamakta ve bu durum da karbonhidrat ve yağların kullanılmadan depolanmasına neden olmaktadır. Sağlık açısından değerlendirildiğinde alkol, günlük yemek planının dışında kalmalıdır. Şişmanlık açısından ise alkol gereksiz ek kalori demektir” dedi.
“KOKTEYLLER DE ENERJİ KAYNAĞI”
Birçok içkinin sek içilmediği için meyve suyu, tonik gibi ek kalori kaynaklarıyla karıştırıldığını belirten Çopur, “Aynı durum kokteyller için de geçerlidir. Bu karışımların kalori değeri daha da yükselmekte ve kilo artışına neden olabilmektedir” diye konuştu.
Genel olarak riskli alkol dozunun günlük 80 gram olduğunu vurgulayan Çopur, kronik alkol bağımlılığının karaciğerde yağlanma, alkolik hepatit ve siroza neden olabildiğini söyledi.
Çopur, alkol kullanımı yüksek düzeyde olan insanlarda kalp-damar hastalıklarından sonra en sık ölüm nedeninin kanser olduğunun unutulmaması gerektiğini sözlerine ekledi.
Doğru beslenin hemoroidi yenin!
Hemoroid yani basurdan korunmak mümkün. Bunun için uzun süre oturmamak, bol bol su içmek, yeteri kadar egzersiz yapmak ve kabızlığa neden olmamak için liften zengin gıdalarla beslenmek gerekiyor. Medical Park Sağlık Grubu Göztepe Hastane Kompleksi Genel Cerrahi Uzmanı Opr.Dr.Babek Tabandeh hemoroid hakkında soruları yanıtladı.
Hemoroid ameliyatları nasıl yapılıyor?
Cerrahi tedavi mutlaka ameliyathane koşullarında ve uygulanacak yönteme göre tam bir anestezi, belden yapılan iğnelerle belden aşağısının uyuşturulması ve hatta bazı seçilmiş olgularda sedasyon (damar yoluyla sakinleştiriciler verlerek) eşliğinde lokal (bölgesel) anestezi ile uygulanabilir. Klasik cerrahide değişik tekniklerle hemoroid pakelerine giden damarlar bağlanmakta, keseleşmiş hemoroid damarları (memeleri) kesilerek çıkarılmakta ve dikişli yada dikişsiz yöntemlerle kalan dokuların kapanması sağlanmaktadır.
Longo tekniği nedir?
20 yıldan uzun süredir dünyada uygulanan ve buna yakın bir zamandır ülkemizde de birçok klinik tarafından kabul gören longo tekniği özel bir cihaz kullanılarak makadın iç kısmından yapılan bir ameliyattır. Longo tekniği, rektum denilen kalın bağırsağın alt kısmında uygulanan stappler (zımbalama cihazı) denilen özel bir kesme ve zımbalama tekniğiyle hemoroid pakelerini yukarıya asmayı ve içindeki kan dolaşımını düzenleyerek hemoroid pakelerinin geriletilmesini amaçlayan bir tekniktir.
Her hemoroide uygulanır mı?
Longo tekniği her hemoroid ve her safhada uygulanmaz, dış hemoroidlerde etkili değildir. İç hemoroidlerden de 1. derecedekiler için fazla ağır bir cerrahi iken 2’nci ve 3’üncü derece büyük hemoroidleri olan ve özellikle ıkınma ile fazlasıyla makadın dışına sarkan hemoroidler için bu teknik seçilmesi gereken yollardan biridir. Erken evre 4’üncü derece hemoroidlerde de iyi sonuçlar veren longo tekniği ileri evre 4’üncü derece hemoroidlerde tatmin edici sonuçlar vermez
Nasıl yapılıyor?
Bu ameliyatın tekniği hemoroid pakelerini makatın iç tarafına ve yukarıya doğru asarak hem dolaşımlarını azaltarak zamanla küçülmelerini sağlamak, hem de ıkınma ile dışarı çıkmalarını engelleyerek kanama, kaşıntı, ıslaklık, batma ve ağrı gibi hemoroid hastalığının sık gözlemlenen sorunlarını ortadan kaldırmaktır. Bu mantığa göre Longo cerrahisi için hasta seçiminin önemi büyük olduğu gibi en iyi sonucu elde etmek için bazen 3 ay bile sabretmek gereklidir.
Lokal anestezi ile sadece iğnelerle makadın çevresini uyuşturarak bu operasyon gerçekleştirilebilir olsa da belden yapılan iğnelerle anestezi veya genel anestezi alarak tam uyuma tekniğiyle operasyon gerçekleştirilir. Bağırsağın makat üstündeki 5’inci ya da 6’ncı santimetresinde özel longo stapleri cihazı ile 2 santim genişliğinde bir halka çıkarılır ve alttaki duvar 2 santim kadar yukarıya asılır. Teknik basit, kolay öğrenilebilir ve en önemlisi operasyon sonrası dönemde ağrısızdır.
Hasta ne zaman normal hayatına döner?
Aynı gün veya ertesi gün genellikle hastalar taburcu edilebilirler ve işe dönüş süresi açık ve klasik hemoroid cerrahisine göre çok kısadır. Kullanılan özel cihaza bağlı maliyet olarak dezavantajlı olan bu teknikten sonra ilaç kullanım miktar ve süreleri belirgin bir şekilde daha düşüktür. Tekrarlama ve başarısızlık oranları longo tekniğinde klasik hemoroidektomiye göre daha yüksektir. Buna rağmen, tekrarlamalar durumunda hastalığın daha erken evreye gerilediği ve sıklıkla ortaya çıkan pakelerin lastik bant ligasyonu ile boğularak ve infrared (kızıl ötesi) ışınlarla yakılarak tedavi edilebilmektedirler.
Hemoroid ameliyatları için yaş sınırı var mı?
Çocuk yaşlarında hemoroidlerin gelişme sıklığı azdır, diyet ve ilaç tedavisine yanıt vermeyen ve cerrahiye gereksinim yaratacak derecede ilerleyen hemoroidlere ender rastlanır. Karaciğer hastalıkları ve sistemik damar sorunlarına bağlı gelişen hemoroidlerin tedavisi hemen her zaman altta yatan hastalığın tedavisiyle mümkün olur, ilaç desteğiyle şikayetler azalma gösterir. Çocukluk ve gençlik çağındaki bir vücutta iyileşme ve doku onarımı yeteneği daha yüksektir ve hemoroidlerin tamamen düzelmesi de mümkündür. Yine de nadir durumlarda çocuk cerrahları tarafından uygulanan ve birincil prensibi olabildiğince dokuları az tahrip eden ameliyatlar gerçekleştirilmektedir.
İleri yaş grubu (70-75 yaş ve üzeri) için ise operasyon kararını kısıtlamanın nedenleri farklıdır. Bu grup hastada makadın çevresindeki kasların gevşemesi ve güç kaybı sıklıkla gözlendiği gibi, bu kasları harekete geçiren sinirlerin yaşa bağlı olarak yetersiz kalma şansı da mevcuttur. Bu nedenle bu alanın cerrahisinden sonra hastaların büyük tuvaletlerini kontrol etmede geçici veya kalıcı sorunlar yaşama şansları daha yüksektir. Bu nedenle ileri yaş grubu hastaların cerrahisi ile uğraşan cerrahlar hemoroid operasyonlarını daha az sıklıkla ve olabilecek en basit tekniklerle yapmayı tercih ederler.
Ameliyat sonrası nelere dikkat etmek gerekiyor?
Dikkat edilecek noktalar hemoroidin gelişme nedenine bağlı olduğu gibi, uygulanan cerrahi yönteme de bağımlıdır. Yine de hemen her hastanın dikkat etmesi gereken ortak nokta operasyondan sonra makat çevresi bölgesinin basıncının yükselmemesi yani aşırı ıkınma, uzun süreli ıkınma, sert dışkılama ve ishal gibi durumlardan kaçınmaktır.
Ayrıca operasyon bölgesinin hijyeninin korunması ve özellikle tuvaletlerden sonra ve günde birkaç defa makat bölgesinin temizliğini sağlamaktır. Bol bitkisel lifli besin ve bol sıvı ile beslenme, iyi tuvalet alışkanlıkları ve günde birkaç defa dezenfektanlı ılık sularla yapılan 10-20 dakikalık oturma banyoları böyle bir bakıma olan örneklerdir.
Oturma banyosu tedavi edici mi?
Ilık uygulamalar makadın çevresindeki dolaşımı düzenler, ağrıyı ve gerginliği azaltır ve temizlik sağlar.
Oturma banyosu ne kadar sürmeli?
İster ilaç tedavilerin bir basamağı ister cerrahi sonrası bakımın bir parçası olsun oturma banyoları ortalama 10-20 dakika süren ve günde 1-3 defa uygulanan ılık suya tamamen oturmak ile makadı suda bırakma işlemine verilen isimdir. Ilık suya ihtiyaca göre dezenfektanlar, dokuyu iyileştirmeye yardımcı bitkisel ve kimyasal ekstreler ve ağrıyı gideren uyuşturucular ilave edilebilir.
Hemoroidden korunmak mümkün mü?
Hemoroid hastalığına yakalanmamak için alınabilecek en etkili önlem yüksek lifli gıdalar tüketerek kabızlığı önlemektir. Ayrıca çalışma ve yaşam şartlarını uzun süreli sabit oturma ve sabit durmaktan uzaklaştırmak, ılımlı egzersiz programları ve bol miktarda sıvı tüketmek de önemlidir.
KadinMag


Arşiv: Aralık 2009














