Geyistan’da bir şaşkın
Dayanamıyorum, günlerdir kıvranıp duruyorum; ama yok, soracağım artık… Konu pek bi hassas ey okuyucu; Zira yanlış anlaşılmak istemiyorum. Bu nedenle aynı bir ip cambazı gibi hünerle denge kurmam gerekiyor cümleler üzerinde… Ya yürüyeceğim karşı kıyıya ya da düşüp, ağzı açık bekleyen timsahlara bir güzel yem olacağım.
KARABİBERLİ, PEK Bİ GÜZEL YEM: BEN
Timsahlara yem olmak neyse de, “Karabiberim vur kadehlere… Hadi içelim, içelim her gece…” diyerek gençlik yıllarıma talihsiz bir giriş yapan Serdar Ortaç’ın göbeğinden zeytin yediği zavallı cariye olmak varsa işin ucunda, durum pek bi fena…
Zihnimi bir süredir meşgul eden, hatta beni isyana sürükleyen, az acılı sorum ise şu: Ya, niye herkes gey oldu?..
Bir süredir kimi görüp, yakışıklı bulsam ve hatta utanmadan “Yahu bu hoş adammış” desem, biri kafasını uzatıp, kurulmuş bir saat gibi aynı yanıtla bomba etkisi yaratıyor şu zavallı bedenimde, üstelik korku filmi sesiyle: “Oooo geyyy” …
- O da mı? Yok yaw, yakışıklı ya, çekemedikleri için uyduruyorlardır…
- Saf olmaaaaa…Geyyyy ooooo…
Hayır, ben eşcinselliğin, sayın Bakan Aliye Kavaf gibi bir hastalık olduğunu düşünmüyorum. İtiraf etmeliyim ki, şu son zamanlarda ‘bulaşıcı mı yoksa?’ diye aklıma geldiği de oldu ama, neyse ki ciddiye almadım da espri düzeyinde kaldı…
Benim derdim, insanların seçimleri değil… Tabii ki herkes istediği gibi yaşamakta özgür… Buna son derece saygım da var… Eleştirmiyorum… Ben sadece bir kadın olarak bakınca, hemcinslerim adına, geleceğe dair endişeleniyorum ister istemez… Çünkü sadece ama sadece bir kadın olarak, çoğalan “gey” haberleri etkiliyor beni… “Uppps, gitti bir daha” demeden edemiyorum… Eşcinsel düşmanı, homofobik hiç değilim. İçtenliğimi paylaşanlar için bu yazı masum bir kadın serzenişidir o kadar…
TÜM KADINLAR ONA, O ERKEKLERE ÂŞIK
Şekil 1A: Ricky Martin: Oldu mu şimdi yani? Beklemediğim bir haber değildi de, yine de sarsıldım nedense… Zaten söyleniyordu… Ama bir kadın olarak, onun ağzından hem de zafer kazanmış edasıyla “Ben Martin… Ricky Martin… Geyim” açıklamasıyla bunu duymak yıktı bir parça beni…
Şekil 1B: ‘İngiliz Hasta’ : Duyduğum günden beri yastayım. Hayatımda beni en çok etkileyen filmlerden biri olan ‘İngiliz Hasta’nın başkahramanı da eşcinselmiş… Filmi hatırlıyorum, o tutkulu aşkı… “Bu bana yapılır mı?” diye sormak istiyorum. Çapkın Macar kont Laszlo de Almasy, 2. Dünya Savaşı’nda Alman bir askere âşık olmuş. Yetinmemiş, başka erkeklerle de -aralarında Mısır prensler de var- ilişkiler kurmuş…
Şekil 1C: George Clooney: Kendisinin biseksüel olduğuna inanmadığım için neredeyse dayak yiyordum bir ara… Yine de yılmadım, hâlâ reddediyorum. Kendisine çizdiği imajda saklanmak şu ara işime geliyor… Ama itiraf ediyorum ki, Brad Pitt ve hele de Johnny Deep olur da bir gün gey çıkarsa ben de pes edeceğim…
Peki, neden böyle oluyor? Kadınları seven erkekler nereye kayboluyor? Bilimsel açıklamaları olduğu kesin, ama benim de seçeneklerim var…
SEÇ, BEĞEN, AL…
a) Bu durumu bazı hemcinslerime borçluyum: Ki muhtemeldir… Kadınlara dayanamayan erkekler çileden çıktı ve diğer seçenekleri değerlendirmeye karar mı verdi?
b) Küresel ısınma erkekleri ateşledi?
c) Zaten çoktu sayı da, açıklanamıyordu?
d) Dönme dolap gibi dönüp her devirde uygun durakta bekleyenler baktılar ki geylik moda, ‘niye olmasın’ dedi?
e) Hiçbiri?
YEM KIZIN KÂBUSU
Karabasan gibi çöken gelecek üzerine de bir senaryom var. Tüm erkekler eşcinsel oldu. Baktılar çok mutlular, kadınların sınırlarından içeri giremeyeceği bir ülke kurdular. Kadılar Geyistan’ı çok merak ediyor ama içeri giremiyordu… Biz de yaparız, dediler ama başaramadılar… Birbirleriyle erkekler kadar iyi geçinmeleri mümkün de değildi zaten… Bir süre sonra cinayetler ve toplu intihar vakaları arttı. Kadın cinsi yeryüzünden siliniverdi…
Yazımı içimdeki koroyla bitiriyorum: Perihan Abla’da Perran Kutman söylüyor:
“Kahpe felek.. Cigicikcik…
Ne felaket… Cigicikcik…
Verdi başıma…”
LEYLEKLER AŞKINA: GÜÇÇÇ BENDE ARTIKKKK
Ve bunca kaosun ardından muhteşem bir aşk hikâyesi… Geçtiğimiz günlerde okudum, içim ısınıverdi… Aynı tohumlardan bu yazıya da ekmek istedim.
Yer Hırvatistan; Brodski Varos Köyü… Radon, her yıl Güney Afrika’dan Hırvatistan’a 13 bin km yok kat ediyordu… Üstelik bu yolculuğu 17 yıldır sürdürüyordu… Her yıl aynı gün ve hemen hemen aynı saatlerde Brodski Varos’a varıyordu. Çünkü onu orada Malena bekliyordu… Varsa gerçek aşk, onlar o büyüden besleniyordu…
Malena, tam 7 yıl önce avcılar tarafından vurulmuştu, artık uçamıyordu ve bu nedenle de göç edemiyordu. Leylek Radon ise onu hiç terk etmedi. Doğanın emrini dinledi, yolculuğuna çıktı ama hep geri döndü. Malena’nın mahsur kaldığı yuvada onu beklediğini biliyordu çünkü… Malena da zaten Radon’un geleceğinden emindi… Radon ile Malena, Romeo ve Juliet’in miras aşkını yaşatıyordu…
© KadınMAG
YASAL UYARI: Haber sitemiz 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’na uygun olarak yayın yapmaktadır. Sitemizde yayınlanan özel haber, köşe yazıları ve özel fotoğraflar, sitemiz kaynak gösterilmek veya ilgili sayfamıza link verilmek koşuluyla yayınlanabilir. Aksi durumlarda art niyetli kişi ve/veya kuruluşlar ile ilgili her türlü yasal haklarımız saklıdır. Güncel ya da son dakika haberlerde kaynak olmadığı takdirde bizimle iletişime geçebilirsiniz.





