Evren, kaburga kemiği, kıyam-et
©KadınMAG- Evrenin müthiş bir işleyişi vardır; ne dilerseniz vakti geldiğinde o size verilir. Verileni herhangi kişi, mekan vs ile sabitlemezseniz, kesinlikle verildiğinden emin olabilirsiniz. İnsan, kendisini bağımlı kıldığındandır ki, mesela bir erkeğe veya kadına, herhangi aşk yaşayamadığını sanır. Ve ki, hayatında aşktan ve evrenin bonkörlüğünden umudunu keser. Oysa evren sonsuzluk bankası gibidir ve bu sebeple de “isteyin verilecektir” gerçekten çok doğru bir değiştir.
Ben hayatım boyunca istedikleri verilmiş olan kişilerden biriyim. Bundan bir zaman önce sembolizma ve mitolojiye merak duymaya başlamıştım. Hayatımda İslami tabirle herhangi Mürşit ve ona bağımlılık olmadan ilerlemeyi seçmiş biri olarak, o zamanlar bana sembolizmanın büyüsünü gösterecek herhangi birileriyle rastlaşmayı diliyordum. Nitekim, inanılmaz gibi görünen bir sürü sebep-sonuç sonrasında, şu an ortağım olan sevgili Giacinto ile tanıştık. Onunla tanıştığımız gün ve an çok ilginçti. Bir Pazar günüydü ve ben olabilecek en pejmurde halimle sadece bir rica üzerine Giacinto’ya ofisimi göstermek üzere Taksim’e gitmiştim.
Karmik olan kendini spontanlık gibi tanıtır; beklenmediktir, anidir, bir anda hayatınıza girer, cevaplarınızı verir. Ama öyle derindir ki, sizi adeta büyü yapılmışçasına etkiler. İşte benim Giacinto ile tanışmam tamı tamına budur: Spontan gibi görünen karmik bir rastlaşmadır ve biz ilk karşılaştığımız andan bugüne geçen beş sene boyunca hemen her an bunu hissetmişizdir.
Giacinto benden çok farklıydı. Her şeyden önce o, benim kovalığıma karşın 180 derece zıttım olan aslandı. Ben her şeyi flu görürken, onun ayakları daima yere basmak zorundaydı. Ben herhangi şeyi şiirle açıklarken, o hukuk tabirleriyle konuşurdu. Birbirimizden nefret edecek kadar birbirimize kızdığımız anlarımız da oldu. Ama aradaki o derin bağ, daima bizi birbirimize çekti. İnsanların arasındaki çekim; özellikle karşı cinsler söz konusuysa ve karmik bağ çok yoğun ise, bazılarının ruh eşim vs dediği komik hikaye olarak algılanabilir rastlaşmalar. Biz Giacinto ile bunun kadın-erkek bağı olmadığını çok erken bir süreçte anlamıştık; biz kesinlikle “birlikte büyüme süreci” yaşayacağımızı biliyorduk.
İşte benim sembolizmaya olan açlığımla, onun Ol’anın ardını görme ihtiyacı birleşince, inanılmaz şekilde birbirimizi beslemeye başladık. Aradan geçen zaman içinde sevgili Giacinto’nun beni dönüştürmesiyle The Dancing Souls yazıldı, Rüya Kartları resim ve içerik olarak tamamlandı. Giacinto bana daima aklımdaki soruların cevabını verirken, ben ona hayata dair almak istediği cevapları sundum. Nasıl tarifsiz bir bağımız var!
Ancak bazen, bu sebep-sonuç denilen şey çok ilginç işliyor. İlginç derken son zamanlardaki enerji yoğunluğu sebebiyle çok hızlı demek istiyorum. Kur-an bu konuda “kıyamete yaklaşıldığında herkes kendi nefsinden olanla çiftleşecek ve yeni nesil onlardan türeyecek” diyor. İşte bu sebeple olsa gerek, evren kısa bir süre önce bana spontan görünen bir başka karmik bağ sundu. Benim oldum olası kadının eksik etek olarak tabir edilmesine karşı anlamsız bir karşı duruşum vardı. Yani neden kaburga kemiğinden yaratılmış olduğu söylenen kadın, erkeğe göre daha az, ikinci sınıf, vs kabul ediliyordu? Giacinto ile yaptığım onca sohbet bu soruma bir türlü cevap veremiyordu. Ama kendisine Güneşin Oğlu dediğim Kuantum Üstad’ım bir anda bana yeni bir algı boyutu kazandırdı. Bazen bir şeyleri biliriz; hatta o şeyleri İlham olan bize söyletir de… Ama yaşamadıktan sonra dediğimizin şiirsellikten öte değeri yoktur. İşte ben baharın coşkusuyla parklarda yürürken, İlham olan; çok şükür, tüm neden-sonuçları gözlerimin önüne serdi.
Kadın
Kaburga kemiği
Sonradan yaratılmış olan
Bir an için kadın-erkek kavramı olmadığını varsayalım. Yaratılmış olan bir Varlık var; Adam. Adam aslında yaratıldığı andan itibaren, sahip olduğu öz ile ve ki yaratılmışlığının gözüyle; yani Tanrısal olan değil ama kendi gözüyle, yaratmaya da başlıyor… Bu süreç tıpkı bizlerin kendi hayatlarımızı yaratmamıza benzer; yani istediğimizin bize verilmesine. Kur-an bu durumu “size kendi nefsinizden eşler yarattı” sözüyle ifade eder. Adam, kendindeki yaratma özüyle, kuantumcu dille “isteyince”, kendine benzer ama kendini ayrı gördüğü için de, kendine zıt olanı yaratır. Aslında bu yaratılış, tıpkı kaburganın en hayati organları korumasına benzer şekilde, Adam’ı koruma amaçlıdır. Çünkü kendini ayrı görenin varlığı, kendinin zıddıyla mümkündür ancak! Yani + ifadesini ve yaşamsal enerjisini – ile bulur ve devam ettirir.
Kadın erkek olmadan ve erkekte kadın olmadan, en azından şimdiki dünyamızda, varlıklarını devam ettiremezler. Mu Uygarlığından gelmiş Eski Türkler’de kadın erkeğe eşit kabul edilirdi. Hakan eşinin de imzası bulunmadan herhangi karar çıkaramazdı. Hakan ve eşi yan yana otururdu. Eski Türk kültüründe kadın sahip olduğu bu konumla, şimdiki yozlaşmış dinlerin hepsinde suistimal edildiği şekilde, asla ikinci sınıf değildi. Atatürk bunları bildiği içindir ki, Kadın’a hak ettiği değeri vermiştir.
Bu açılardan bakınca kadın gerçekten de eksik etek değildir; yaratılmış olanın imajı, yaratımı ve kendini devam ettirmeye yönelik enerji kaynağı, yanı zıddıdır… Nitekim rahmet erkeğe, rahim kadına atfedilir. Kur-an’da kaburga kemiği faslı geçmez de. Bu tabir Yahudilerden ve ardından Hıristiyanlardan İslam’a bulaşmıştır ve aslında İslam inancında yer almayan bir düşüncenin İslamlaştırılmasından başkaca bir şey değildir.
Bu satırları yazarken şöyle bir durum fark ediyorum: Giacinto aslan burcu ve Güneş’in Oğlu kova iken, ikisi tam anlamıyla +/- oluşturuyorlar. Bazı şeylerin aniden bana ilham olması için belki de ben, bu ikisinin sıfırlandığı yerde olmalıydım?
Bizler bugüne kadar zıddımızla terbiye olduk ve onlar sayesinde tekamülümüzü gerçekleştirdik. Ama öyle görünüyor ki, son zamanlarda benzerlerimizle bir araya geliyoruz. Her ne olacaksa, kuantumcu dille “atlama”, İslamiyet’e göre kıyam-et, işte o denilen/anılan anda, benzerler benzerlerle güçlü olacak. Kimseye o sebeple eksik etek vs demeyin, siz de eksik etek olarak kalırsınız. Ve belli ki, dünyadaki son kutuplaşmalar bile bu sürecin belirtileri…
Sözün kısası, eşitliğe inanan, eski uygar Türk törelerimize geri dönme zamanıdır. Ne olursa olsun özümüzü hatırlama ve aslımız olma zamanıdır. Benzerimize sarılma ve onunla “atlama” zamanımızdır. Enerji korkutsa da, çünkü hiç olmadığı kadar hızlı ve güçlü, derler ki, Allah kaldıramayacağı yükü vermezmiş insana!
Evrenin müthiş bir işleyişi var… İsteyin sabitlenmeden ve olması gereken olsun!
Deniz Kite, http://www.youtube.com/watch?v=inlalbBf7c0&feature=player_embedded (http://www NULL.youtube NULL.com/watch?v=inlalbBf7c0&feature=player_embedded) dinlerken yazılanlar….
©KadınMAG
YASAL UYARI: Haber sitemiz 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’na uygun olarak yayın yapmaktadır. Sitemizde yayınlanan özel haber, köşe yazıları ve özel fotoğraflar, sitemiz kaynak gösterilmek ve ilgili sayfamıza link verilmek koşuluyla yayınlanabilir. Aksi durumlarda art niyetli kişi ve/veya kuruluşlar ile ilgili her türlü yasal haklarımız saklıdır. Güncel ya da son dakika haberlerde kaynak olmadığı takdirde bizimle iletişime geçebilirsiniz.




