Adı “Mert”, kendi “Mert” bir kadın

Nuray-Mert-den-basbakana-hadisli-yanit

Kimden bahsettiği gayet iyi anladınız. Nuray Mert’den bahsediyorum. Başbakan Erdoğan geçtiğimiz hafta Milliyet Yazarı Nuray Mert’e “namert” diye seslenmişti. Kendisini yazılarından tanıdığım kadarı ile gayet mert bir kadın olduğunu söyleybilirim.

Yanlış karşısında eğilip, bükülmeyen her insana sonsuz saygı duyarım. Birilerine yaranmak için yalakalıkta sınır tanımayanlar da açıkça söylemek gerekirse midemi bulandırıyor. Böyle insanların yanında bir dakika durmaya tahammül edemiyor, olduğum yerden koşar adımlarla uzaklaşmayı tercih ediyorum.

****

“Haksızlığın karşısında susan dilsiz şeytandır”

Başarılı bir lider olmanın bana göre ilk şartı sağlıklı bir sindirim sistemine sahip olmak. Keza milyonlarca insanı yönetmek, beraberinde bir sürü sorunla baş etme mecburiyeti getiriyor. İnsanların sorunları, sıkıntıları ve istekleri haliyle bitmek bilmiyor. Liderlerin görevi ise beklentilere cevap vermek, sorunlar için gerçekçi çözümler üretmek. Bu çözümler üretilmediği takdirde o vakit ortalık karışmaya, kazan kaynamaya başlıyor.
Bu noktada sorunları görmezden gelmek, yok saymak bir çözüm yolu değil….
Doğruları söyleyenleri “namert” ilan etmek de…

Nuray Mert, bugün köşesinden  Başbakan’a bir Hadis-i Şerif’le yanıt vermiş: “Haksızlığın karşısında susan dilsiz şeytandır” Bu hadis, zihnimizi kirleten siyasi skandalların bir film şeridi gibi gözümün önünden geçmesine neden oldu. Derin düşüncelere daldım. Olup biten onca şeye rağmen susmak, sükut etmek mümkün değil.
Toplumda onca namert erkek koro halinde gezerken, iyi ki senin gibi mert kadınlar var Nuray Mert!..

Nurhan Demirel


Nuray MERT / MİLLİYET

‘Mertlik’ Meselesi

“Haksızlığın karşısında susan dilsiz şeytandır” (Hadis-i Şerif)

Sayın Başbakan, Konya mitinginde, Dersim konusunda bir yorumuma gönderme yapmış. Bana katılmasını beklemiyordum. Ama bir Başbakan’dan, hakaret ifadeleri kullanmamasını beklemek en doğal hakkımız diye düşünüyorum. Soyadıma gönderme yapıp, ‘namert’ ifadesini kullanmış. Namertlik, böyle bir ifadeyi suskunlukla geçiştirmem olurdu. Dünyanın en cesur insanı değilim ama, böyle bir hakaret karşısında ses çıkarmamak korkaklık değil, alçaklık olur. Kendisini öncelikle nezakete davet ediyorum. Sonra, namert görmek istiyorsa, her devir iktidarın çizgisine göre tutum değiştirip, şimdi de mevcut iktidara yaranmak için bin bir takla atarak çevresine üşüşenlere bakmasını tavsiye diyorum. Çünkü ben namertliği, öncelikle sözünün arkasında durmamak olarak tanımlıyorum.

Hiç gizlim saklım olmadı

Sayın Başbakan’ın, gönderme yaptığı konuşmayı, 26 Mayıs günü Avrupa Parlamentosu’nda düzenlenen Dersim Konferansı’nda yaptım. Gizlim, saklım hiç olmadı, bu konuyu da kamuoyu ile paylaşmak isterim. Dersim katliamı üzerine yapılan konferansta, ‘tarihle yüzleşmenin, bugünü değerlendirmek açısından önemli olduğunu’ ifade ettim. Konuşmanın ilgili bölümünde, Mesut Yeğen’in 8 Mayıs tarihli Taraf gazetesinde yayınlanan ‘Kürt Meselesi: Büyük Uzlaşma’ başlıklı yazısına gönderme yaptım. Yeğen, Kürt meselesinde yeni paradigmanın “Müesses nizam Kürtlere zora dayalı değil, yola dayalı ve uzun vadede gerçekleşecek bir Türkleşme önerdiği”ne işaret ediyordu.

Gönderme yaptım

Ben, aslında ‘zora’ dayalı siyasetler ile ‘yola’ dayalı siyasetlerin her zaman el ele gittiğini, birbirini tamamladığını söyledim. Dersim katliamı gibi bir olayın tekrar etmesinin söz konusu olamayacağını, ancak mantığın benzeştiğini hatırlattım. 1935’de Tunceli Kanunu çıktıktan sonra, düzenlenen tenkil operasyonunu anlatan Mahmut Akyürekli, ilgili çalışmasında, “Dördüncü Umum Müfettişi Alpdoğan, ilk iş olarak yol yapımına öncelik verdi” diyor (Dersim Kürt Tedibi, Kitap Yayınevi, 2011, 134). Bu vurguya gönderme yaptım.

Sözlerimin arkasındayım

8 Mayıs tarihli Sabah gazetesinin, “DSİ’nin Genelkurmay’ın desteğiyle Şırnak ve Hakkari bölgesine inşa ettiği 11 ‘sınır barajı’nın sınırları kontrol altına alacak” olduğunu müjdeleyen haberine gönderme yaparak, güvenlikçi anlayışın nasıl benzerlikler sergilediğinin altını çizdim. Burada eleştiri konusu ettiğim, sadece mevcut iktidarın değil, mevcut devlet politikalarının ısrar ettiği güvenlikçi mantıktır. Sözlerimin arkasındayım, bu noktadaki eleştiri ve itirazlarımı demokratik ifade özgürlüğü çerçevesinde dillendirmenin ‘mertlik’, ‘namertlik’le ilişkisini kurmak ‘anlayış’ meselesidir. Benim bildiğim, mertlik sözünün arkasında durmaktır. Bu konuda şimdiye kadar hiçbir tereddütüm olmadı. Daha önce de belirttiğim gibi, sözümün arkasında durmak benim için cesaret değil, sıradan bir haysiyet meselesidir.

Mevcut iktidara naçizane tavsiyem, haysiyetsiz destekçilere itibar etmek yerine, haysiyetli muhaliflerine katlanmanın her zaman, tüm taraflar için en doğrusu olduğu hususunu bir kez daha düşünmeleridir.

Maruzatım budur.

 

 

Leave a Reply

You must be logged in to post a comment.