Kadin sagligi, kadin ve saglik, Makyaj, Guzellik bakim, eglence, cocuk bebek, aile ev dekorasyon, kadinmag.com

Ekmekte domuz gribi tehlikesi

Yazan: KadinMag 11 Ocak 2010  
Kategori: Sağlık, domuz gribi

Diyette efsanelere gerek yok

Diyette efsanelere gerek yok

Domuz gribi ya da diğer virüsler, en fazla tüketilen gıda maddelerinden biri olan ancak sofraya ulaşıncaya kadar pek çok kişinin dokunabildiği ekmekten de bulaşabiliyor.

Gıda Mühendisleri Odası Konya Şube Başkanı ve Tarım İl Müdürlüğü Denetleme Şube Müdürü Razaman Çelebi, yaptığı açıklamada, ülkemizde gıda sağlığı ve hijyene yeteri kadar dikkat edildiğini söyleyebilmenin zor olduğunu belirtti.

İlgili mevzuatlar çerçevesinde tüm iş yerlerinde gerekli denetimlerin yapıldığını ancak tam bir gıda güvenliği ve sağlığı için vatandaşların da duyarlılığına ihtiyaç duyulduğunu anlatan Çelebi, “Bu konuda halkımızdan daha fazla duyarlılık bekliyoruz” dedi.

Çelebi, Tarım İl Müdürlükleri ve ilgili şube müdürlüklerinin milyonların yaşadığı bir kentte tüm gıda sağlığı ve hijyenini tek başına tam olarak kontrol etmesinin mümkün olmadığını, bu işin layıkıyla yapılabilmesi için vatandaşın aktif katkısına ihtiyaç duyulduğunu anlattı.

Türkiye’de, özellikle de Konya’da ekmeğin önemli ve en fazla tüketilen gıda maddelerinin başında geldiğini vurgulayan Çelebi, şunları kaydetti:  “Madem en fazla tükettiğimiz gıda maddelerinin başında ekmek geliyor, o zaman ekmeğin sağlıklı bir şekilde sofralarımıza ulaşması için gayret içinde olmalıyız. Poşet içinde, son derece sağlıklı ekmek satan firmalar var. Ancak ambalajlı ekmek tüketimi alışkanlığının çeşitli nedenlerle yaygınlaşmaması nedeniyle, bu sorun bir türlü temelden çözülemiyor. Bu konuda Karatay Belediyesinin, kendi fırınlarında üretilen tüm ekmeklerin poşetlenmesiyle ilgili bir projesi oldu. Ancak, üretilen ekmek miktarı Avrupa ülkelerine göre çok fazla olduğu için bu kapasitede paketleme makinesi temin edilemedi. Şu an Konya’da, yurt dışından bulunabilen en büyük makineyle poşetleme işlemi yapılıyor, bu bile yeterli gelmiyor.”

Çelebi, ekmeğin fırınlardan eldivenle vatandaşa teslim edilmesi, fırında ya da marketlerde ekmeğe vatandaşın dokunmasına izin verilmemesinin çok önemli olduğunu vurguladı.

Ekmek alırken dikkat!
Domuz gribi virüsünün bulaşmaması için ellerin sürekli yıkanması, ıslak mendil ya da jelle temizlenmesine özel gösterildiğini, bu konudaki hassasiyetin dikkate değer olduğunu anlatan Çelebi, “Sadece bu da değil, selamlaşılırken öpüşülmemeye bile dikkat edilirken, pek çok kişi, tazeliğini kontrol etmek adına dokunulan ekmeği hiç düşünmeden yiyebiliyor. Domuz gribi ya da diğer virüsler, sizden başka kişilerin de dokunduğu ekmekten de bulaşabiliyor” diye konuştu.
Çelebi, hasta edici virüs veya mikroplarla karşılaşmamak için, ekmeğe dokundurmayıp eldivenle müşteriye kendisi veren yerlerin tercih edilmesi, ekmek yaptığı hamurlu eliyle para alışverişi yapan satış noktalarından uzak durulması gerektiğini, vatandaşların bilinçli tercihi durumunda kısa süre içinde tüm esnafın bu uygulamaya geçmek zorunda kalacağını sözlerine ekledi.

Amerikalıların aşı tedirginliği sürüyor

Yazan: admin 04 Ocak 2010  
Kategori: Sağlık, domuz gribi

domuz_gribi_asi1Ülkede domuz gribinden 1000 civarında çocuk ölmesine rağmen, Amerikalıların 3′te 1′i, güvenlik kaygıları nedeniyle çocuklarına H1N1 aşısı yaptırmıyor.

WASHINGTON - ABD’de ailelerin 3′te biri, çocuklarına domuz gribi aşısı yaptırmaktan kaçınırken, ülkede hem gribin etkisi hem de gribe yönelik kamuoyu ilgisi azalıyor.

ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi (CDC), 6 aylık bebekler ile 18 yaşına kadar dönemdeki çocukların domuz gribi aşısında en öncelikli grubu oluşturduğunu belirtiyor. Çünkü özellikle bu grup, gripten ciddi oranda etkileniyor ve ABD’de bu yıl içerisinde 1000 civarında çocuğun domuz gribinden öldüğü tahmin ediliyor. Ancak Harvard Üniversitesi Kamu Sağlığı Okulu’nun yaptığı yeni anket, tüm risklere rağmen ailelerin bir kısmının aşıya hala şüpheyle yaklaştığını gösteriyor.

Üniversitenin 18 yaş ve üstü 1637 kişi arasında yaptığı ankete göre, bu ay çocuklarına H1N1 aşısı yaptırmak isteyen ailelerin yüzde 74′ü, aşıyı yaptırabildi. Yine de toplamda ailelerin 37′te biri, çocuklarına aşı yaptırma niyetinde değil. Bunda başı çeken neden ise aşının güvenliğine dair endişeler.

Bunun yanı sıra salgının Kamu Sağlığı Ofisi’nin düşündüğü kadar yaygın olmadığı görüşünde olan bu aileler, çocuklarının ciddi risk altında olduğuna inanmıyor ve eğer çocukları hasta olursa “domuz gribi”yle mücadele etmek için ilaçla tedavinin yeterli olacağını düşünüyor.

KAMUOYU İLGİSİ AZALDI
Araştırma sonuçlarına göre, öncelikli grupta yer alan yetişkinler arasından, bu ay aşı olmak isteyenlerin yüzde 22’si aşı yaptırabildi. Bunların arasında hamileler, kronik hastalar, sağlık ve acil durum personeli, 18-24 yaş arası gençler var. Ancak bu öncelikli gruptan da ankete katılanların yüzde 44′ü, aşı olmak istemediğini belirtiyor. Bu grubun da aşıya yönelik endişeleri ile salgının çok önemli olmadığına yönelik düşünceleri aşı yaptırmamasında etkili. Ankete katılan tüm yetişkinler arasında ise yüzde 41′i aşı olduğunu veya böyle bir niyeti bulunduğunu belirtirken, yüzde 55′i aşı yaptırmaya niyetli olmadığını söylüyor.

DOKTORA DANIŞILMIYOR
Araştırmaya göre, az sayıdaki insan aşı için doktorlara danışıyor. Sağlık uzmanlarına danışanların da yüzde 64′ü doktorların aşı yaptırmalarını tavsiye ettiğini, yüzde 25′i doktorlarının herhangi bir öneride bulunmadığını, yüzde 10′u ise aksini belirttiğini ifade ediyor.
Ancak Ankete göre, tüm endişelere rağmen Kasım ayının başından bu yana domuz gribi aşısı yaptıranların sayısı arttı, buna karşılık domuz gribine yönelik kamuoyu ilgisi azaldı. Ankette, Eylül ayında halkın yüzde 52’si kendilerinin veya yakınlarından birinin 12 ay içerisinde domuz gribine yakalanacağından endişe ederken, bu oran Aralık ayında yüzde 40′a düştü. Üniversitenin diğer bir araştırmasına göre ise seyahat edenlerin birçoğu, seyahat sırasında domuz gribine yakalanmaktan endişe ediyor. Bu nedenle de yolcuların çoğu, geçen yıla oranla mevsimsel grip ve H1N1′e yönelik önlemlerini artırıyor. Bir sonraki yolculuklarında hapşırdıklarında yüzlerini elleriyle değil dirsekleriyle kapatacaklarını, yanlarında el dezenfektanı taşıyacaklarını ve seyahat sırasında grip olmamak için aşı olacaklarını belirten yolcuların bu yorumlarının, kamu sağlığıyla ilgili mesajları dikkate aldıklarını gösteriyor.

6-12 Aralık tarihleri arasında yapılan Ulusal 2009 H1N1 Grip Araştırması’na (NHFS) göre de ABD’de nüfusun yüzde 15,3′ünü oluşturan 46 milyon kişi domuz gribi aşısı yaptırdı. Bunlardan 28 milyonunun yetişkin, 18 milyonunun çocuk olduğu tahmin ediliyor. Anketin yapıldığı sırada tedarikçilere gönderilen aşının nüfusun yüzde 21′ine yetecek kadar olduğu düşünüldüğünde, her 4 aşıdan 3′ünün kullanıldığı belirtiliyor. Bu dönemde aşıların yüzde 74′ünün öncelikle risk gruplarına gönderildiği, bu aşıların yüzde 42’sinin çocuklara uygulandığı ifade ediliyor.

GRİBİN ETKİNLİĞİ AZALIYOR
Öte yandan, CDC’nin 13-19 Aralık dönemini kapsayan raporu, ABD’de gribin etkinliğinin azalmaya devam ettiğini gösteriyor. Söz konusu haftada zatürreye ve gribe dayalı ölüm oranları, “salgın hastalık” eşiğinin altında kaldı.

Bu haftada Dünya Sağlık Örgütü ve Ulusal Solunum ve Enterik Virüs Gözetleme Sistemi’nin işbirliğindeki laboratuvarlarda test edilen ve CDC’ye bildirilen 4 bin 440 numunenin 306’sının sonucu “pozitif (grip)” oldu. Bunlardan da 233′ü “domuz gribi” çıktı.

Söz konusu hafta Iowa, New Jersey, New York, Ohio, Güney Carolina ve Batı Virginia’da griple bağlantılı 9 çocuk ölümü rapor edildi. Bunlardan 8′inin ölümü A/H1N1 virüsüyle ilgili, bir çocuğun ölümü ise alt türü tanımlanmamış A tipi virüsten kaynaklı. CDC, ülke genelinde “domuz gribi”nden toplamda 1100 civarında çocuğun öldüğünü tahmin ediyor. Ancak, laboratuvarlarca doğrulanan rakamlar bu sayının altında kalıyor. 26 Nisan’dan bu yana CDC’ye grip vakalarından 285 çocuk ölümü rapor edildi. Bunların 241′i A/H1N1 (domuz gribi) kaynaklı. Bunun yanında, CDC’ye göre, ABD’de “domuz gribi”nden şu ana kadar 10 bin civarında kişi yaşamını yitirdi. Ancak, 30 Ağustos-19 Aralık tarihleri arasında, griple bağlantılı olduğu laboratuvarda doğrulanan ve CDC’ye bildirilen ölüm sayısı bin 630.

AA

“Salgın sürüyor, dizginlenmesi bir yılı bulabilir”

Yazan: admin 03 Ocak 2010  
Kategori: domuz gribi

domuz_gribi_belirtileriDünya Sağlık Örgütü başkanı Dr. Margaret Chan, domuz gribi salgınının gerilemeye başladığını söylemek için çok erken olduğunu söyledi.

CENEVRE - Chan, Cenevre’de yayımlanan Le Temps gazetesine verdiği demeçte, hastalığa yol açan A/H1N1 virüsünün ABD, Kanada ve kuzey yarımküredeki diğer bazı ülkelerde doruk noktasına ulaştığını belirtirken, ancak bütün ülkelerde henüz bu noktaya ulaşılmadığını ve hala uzun bir kış dönemi bulunduğuna işaret etti.

DSÖ başkanı, domuz gribi salgınıyla ilgili tedbiri sürdürmeye devam etmek gerektiğini düşündüğünü belirtti.

Kuş gribi virüsü H5N1′in yol açabileceği bir grip salgınına ise dünyanın hazır olmadığını kaydeden Chan, “Hiç tereddüt etmeden söylüyorum: H5N1 türü virüsün yol açacağı bir grip salgınıyla mücadeleye hiç hazır değiliz. Gerçekten dünyanın kuş gribi salgınıyla hiç karşı karşıya kalmamasını umut ediyorum” dedi.

Chan, domuz gribi salgınının 200′den fazla ülkede yayıldığını, laboratuvar tetkikleriyle doğrulanan ölü sayısının yaklaşık 12 bini bulduğunu belirterek, tam ölü sayısı tespitinin büyük olasılıkla iki yılı alacağını ifade etti.

AA

Hamileler için büyük tehlike: H1N1

Yazan: KadinMag 29 Aralık 2009  
Kategori: domuz gribi

domuz_gribi_belirtileriTürkiye’de giderek yayılan İnfluenza A (H1N1) domuz gribine yakalanma riski en yüksek grupların başında hamileler geliyor.

Uzmanlar domuz gribinden korunmanın en etkili yolunun aşı olduğunu ve hamilelerin aşı olmasında hiçbir risk bulunmadığını belirtiyor.
Hamilelerin, bağışıklık sistemleri zayıfladığı için domuz gribine yakalanma ihtimallerinin diğer insanlara göre daha fazla olduğunu belirten Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof.Dr.Volkan Korten  hamilelerin ve emziren annelerin domuz gribi aşısı olmasında bir sakınca olmadığını söyledi.  Hamilelerin aşı konusunda akıllarının karışık olmasının doğal olduğunu dile getiren Prof.Dr.Korten “Yurtdışındakiler de dahil, medyada aşı ile direkt ilişkisi olmayan haberler, örneğin ‘Aşı oldu düşük yaptı’ gibi çıkabilmektedir. Ancak bunların bilimsel gerçeklerle alakası yoktur. Düşük normal bir olaydır. ABD’de her gün 2 bin 500 kişi düşük yapmaktadır. Bu sayının arttığını söyleyebilmek için çok yakın izlem gerekmektedir ve bu da yapılmaktadır. Ancak hamilelerin domuz gribine yakalanma oranları diğer insanlara göre daha fazla. Veriler incelendiğinde Batı ülkelerinde domuz gribi nedeniyle yaşamını yitirenlerin yüzde 6 ile 10’unu hamilelerin oluşturduğu görülmektedir” diye konuştu.

Prof.Dr.Korten, hamilelerin aşıyı gebeliklerinin her döneminde olabileceklerini belirterek şunları söyledi : “Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) hamileleri zaman kaybetmeden aşı olması gerekenler listesine koymuştur. Bu nedenle gebelerin var olan aşıyı zaman kaybetmeden olması gerekmektedir. Zaten DSÖ de domuz gribi konusunda onay almış bütün aşıların hamilelere, hamileliklerinin her döneminde uygulanabileceğini söylüyor. Bu nedenle gebeler hem adjuvanlı, hem de adjuvansız aşıyı olabilir. Adjuvansız aşıyı getiren Sağlık Bakanlığı’nın aldığı ekstra bir tedbir.”

Domuz gribi aşısının hem anneyi, hem de bebeği korumaya yardımcı olduğunu belirten Prof.Dr.Korten, aşının 6 aylıktan büyük bebeklere de uygulanabileceğini dile getirerek, 6 aylıktan küçük çocuğu olan ebeveynlerin kendilerinin aşılanmasını tavsiye etti.

Domuz gribi pandemisinin Aralık ayı sonu itibarı ile daha da güçleneceğini de vurgulayan Prof. Dr. Korten, “Pandemiyi durdurmak için nüfusun yüzde 51’inin aşıyla ya da hastalığı geçirerek bağışıklık kazanması gerekiyor” diye konuştu.

Domuz gribine karşı arı balı

Yazan: admin 23 Aralık 2009  
Kategori: Sağlık, domuz gribi

ariÇanakkale Arı Yetiştiricileri Birliği Başkanı Cahit İleri, domuz gribi virüsüyle mücadelede arı ürünleri kullanılarak vücut direncinin artırılabileceğini söyledi.

İnsanların hastalıktan korunmak için ne yapacağını bilemez hale geldiğini savunan İleri, toplumda griple ilgili tedirginliğin sürdüğünü belirtti. İleri, domuz gribiyle mücadelede arı ürünlerinin kullanımına dikkati çekerek, şöyle konuştu:

”Çünkü arı ürünlerinden en başta bal, dengeli beslenmede birçok faydalı madde içermektedir. İnsanın var oluşundan bu yana insanla birlikte yaşamını sürdüren arı ve ürünleri, cazibesini artırmaya başlamıştır. Arı ürünleri tamamen tabiat şartlarına uygun ve arılar tarafından enzim katılarak elde edilmektedir.”

APİTERAPİ YOLUYLA KORUNMA
Arı sütünün hücre yenileme, yaşlanmayı geciktirme özelliği bulunduğuna, vücuda dinçlik vermesiyle tanınan en kuvvetli gıda olduğuna işaret eden İleri, polenin bol vitamin, protein ve enzim içermesiyle ”mucize gıda maddesi” olarak insanlara yarar sağladığını ifade etti. İleri, bu ürünlerin vücudun ağırlığına ve yaşa göre belli dozlarda kullanılması halinde vücuda giren virüs ve mikropları yok ettiğini bildirdi. Domuz gribiyle mücadelede aşı olunsun olunmasın arı ürünleri kullanılarak vücudun direncinin artırabileceğini ifade eden İleri, bunun ”apiterapi” yoluyla korunma yöntemi olduğunu kaydetti.

KONUNUN UZMANI NE DİYOR?
Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Alper Şener, bağışıklık sisteminin genetik faktörler ile kişinin beslenme alışkanlıklarıyla doğrudan ilişkili olduğunu belirtti.

Kişinin genetik özelliklerinin doğuştan gelen ve değiştirilemez faktörler olduğunu, beslenme düzenlenmesiyle kişilerin herhangi bir enfeksiyon hastalığına karşı bağışıklık sistemlerini kuvvetlendirmelerinin mümkün olabileceğine işaret eden Şener, ”Protein ve karbonhidrat içeriği yoğun olan gıdalar kişinin bağışıklık sistemini dengeleyici ve kuvvetlendirici besinler olarak bilinmektedir. Özellikle protein içeriği yoğun olan et, balık, yumurta ve karbonhidrat içeriği belirgin oranda yüksek olan bal, en sık bilinen besinlerdir” dedi.

Şener, balın özellikle çocukluk yaş grubunda immün sisteminin desteklenmesi için en önemli ve en ucuz gıda maddesi olduğunu belirterek, bal gibi karbonhidrat içeriği yoğun olan besinlerin tek başına virütik hastalığı engelleyemeyeceğini ancak bağışıklık sistemini kuvvetlendiren etkisinin de yadırganamayacağını kaydetti.

AA

Domuz gribinde ölü sayısına yasak!

Yazan: KadinMag 22 Aralık 2009  
Kategori: domuz gribi

domuz-gribi-h1n1

Sağlık Bakanlığı yetkilileri, periyodik olarak her hafta domuz gribinden ölümlerin sayısını bildirmenin halk sağlığı, alınması gereken önlemler ve buna karşı yürütülen mücadele açısından bir faydası olmadığını bildirdi.

Bu nedenle, bundan sonra düzenli olarak haftalık açıklamalarda ölüm sayısının verilmeyeceğini belirten yetkililer, Avrupa’da ve dünyada böyle bir uygulamanın olmadığına da dikkati çekti.
Sağlık Bakanlığı, önce haftada iki kez, pazartesi ve perşembe günlerölenlerin sayısını açıklıyordu. Daha sonra sadece salı günleri açıklama yapılmaya başlanmıştı.
Bu açıklamalarda, virüsten ölenlerin yanı sıra, vaka sayısı ve tedavi görenlerin sayısı da veriliyordu.
Ancak Sağlık Bakanlığı, ölenlerin sayısını artık açıklamayacağını duyurdu.17 Aralık itibarıyla domuz gribinde vaka sayısı 12 bin 316 olmuştu. Ölenlerin sayısının ise 458 olduğu açıklanmıştı.

Bakanlık’tan aşı çağrısı

Sağlık Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, aşılamanın önemine dikkat çekilerek “Hastalıktan koruduğu gibi, salgının yayılım hızını da azaltan en uygun yoldur” denildi.
Açıklamada, şu ifadelere yer verildi: “Ülkemizde yaklaşık 4 milyon kişinin hastalıkla karşılaştığı hesaplanmaktadır. Yaklaşık 2 milyon doz aşı uygulaması gerçekleştirilmiştir. Böylelikle ülkemizde hastalığa karşı bağışık hale gelen kişi sayısının 6 milyon civarında olduğu tahmin edilmektedir. Bu sayı hastalığın yayılım hızının kesilmesi için yeterli değildir.”
Açıklamada, hastalığın kış sonrasında azalmasının bir sonraki sonbaharda ise yeniden artmasının beklendiği belirtildi.

ntvmsnbc

Obama da aşı oldu

Yazan: KadinMag 22 Aralık 2009  
Kategori: domuz gribi

obama1Barack Obama, önceki gün, ”eşi ve kendisinin henüz yeni aşı olduklarını” belirtirken, daha sonra açıklama yapan bir Beyaz Saray yetkilisi, ”Başkan Obama’nın pazar günü, eşinin ise birkaç gün önce aşı olduğunu” söyledi.

Aşının güvenli olduğunu belirterek, herkese aşı olma çağrısında bulunan Obama, riskli gruplardan sonra aşı uygulamasının artık herkes için yapılabildiğini bildirdi.

Kızları Malia (11) ve Sasha’nın (8) Ekim ayında, uygulamanın ilk başladığı dönemde aşı olduklarını dile getiren Obama, kızlarının sağlık durumunun şu anda iyi olduğunu kaydetti.

Obama, ”yaşamındaki en önemli iki insan olan kızları için doğrusunu yaptığını, insanların da bunu anlaması ve kendi çocukları için aşı yaptırarak doğru olanı yapmalarının önemli olduğunu” dile getirdi.

ntvmsnbc

Toplu taşıma araçlarında domuz gribinden korunmanın yolları

Yazan: admin 21 Aralık 2009  
Kategori: Sağlık, domuz gribi

domuz_gribi1Yeditepe Üniversitesi Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Meral Sönmezoğlu; A H1N1′ in (Domuz Gribi ) doğrudan insandan insana bulaşan bir yapısı olması nedeniyle bilhassa toplu taşıma araçlarını kullananların risk altında olduğunu belirtti.

Toplu taşıma araçlarında yapılan dezenfeksiyon çalışmalarını gönülden takdir ediyorum. Ancak bu faaliyetlerin devamının gelmesi önemlidir. Çünkü hijyen çalışmaları büyük maliyetlerle gerçekleştirilen çalışmalardır. Eğer bu hijyen çalışmalarını bir sefere mahsus yapacak olursanız size pek masraf çıkartmaz ancak bu faaliyetlerin düzenli bir biçimde yapılması şarttır. Bunlar da ciddi maliyetleri gündeme getirecektir.

Bu çalışmaların sonunda orada biriken mikroorganizmaların öldüğünden eminim. Araçlar tamamen hijyenik hale gelmiştir. Ancak ertesi gün insanlar bu araçlara bindikçe öksürüp aksırmaya başladıkça temizlenen ve hijyenik hale getirilen kısımlarda yine çeşitli mikroorganizmalar birikmeye başlar. Bundan şunu anlıyoruz ki toplu taşıma araçlarında yapılan dezenfekte çalışmaları kalıcı bir etki yaratmıyor. Çünkü bu çalışmaların düzenli bir şekilde yapılması gerekir.

Ayrıca araçların içinin iyice havalandırılması şarttır. İnsanlar araçların içindeki kokudan şikayetçi. Ancak kokudan ziyade havada biriken mikroorganizma partiküllerinden kurtulmak gerekir. Bunun için de araçların içindeki temiz hava (oksijen) düzeyinin iyi ayarlanması gerekir.

Hijyenin sürekliliği imkansız değil
Hastanelere her gün bu tür enfeksiyon hastalığı olan insanlar geliyor. Ancak her zaman hastanelerde hijyen korunabiliyor. Bunun nedeni gün içinde hiç aksatılmadan yapılan tekrarlanan temizlik faaliyetleridir.

Aynı temizlik çalışmalarını otobüs şirketleri de yapabilir. Yolcu alma veya yolcu boşaltma noktalarında özellikle bu iş için kurulmuş bir ekiple hızlıca temizlik yapılabilir.
Tabii bunun yerine daha pratik yöntemler düşünülebiliyor. Örneğin yolculara maske ve kolonyalı mendil dağıtmak gibi…

Ancak ben bunların yerine toplu taşıma araçlarında ve duraklarda “lütfen öksürürken ya da hapşırırken ağzınızı kapayın” benzeri yazılı ibarelerin bulundurulmasını öneririm.
Çünkü sağlıklı olan kimselerin ağzını kapatması gerekmez. Bugün sokaklarda gezen her insan hasta değil.

Hastalığa sebebiyet veren mikroorganizmalar bir süre sonra yer seviyesine çöker. Yakın mesafede ağız ağza konuşma mesafesinde olmadıklarından dolayı şoförler böyle bir risk taşımazlar.

Ancak özel halk otobüslerindeki bilet satıcıları kesinlikle risk altındadırlar. Bilet satıcılarının bu tür hastalıklardan gün içinde korunmaları için maske takmaları gerektiğine inanıyorum.

Üretici firmalara sorumluluk düşüyor
Toplu taşıma araçlarını üreten firmaların araçların üretimi sırasında bulaşıcı hastalıkların yayılmasını engelleyici bir dizi önlemleri almaları gerekir.

Bunların en önemlisi aracın iyi bir havalandırmaya sahip olmasıdır; vapurlar bu yönden şanslı araçlar. Çünkü temiz hava (oksijen) miktarı bu araçlarda yeterince mevcut. Otobüslerde de havalandırma bölümleri var. Ancak metro tipi araçlarda kesinlikle önlemler alınmalı. Bu önlemler üretime yönelik olmalı. Örneğin metro araçlarındaki oksijen miktarının aracın yoğunluğuna göre ayarlanabiliyor olması şart.

İşletmeciler profesyonel destek almalı
Halk diliyle domuz gribi olarak nitelendirilen hastalık sadece ülkemizde değil, bütün dünyada bilhassa Avrupa’ nın gelişmiş ülkeleri İngiltere, İspanya ve Almanya’ da oldukça fazla görülmektedir. Ancak bu ülkelerin hiçbirinde toplu taşıma faaliyetleri aksatılmamaktadır.

Bu ülkelerde bu hastalığın ilk çıktığı zamanlarda hemen acil önlemler alındı. Dezenfekte mendiller ve maske yolculara dağıtıldı. Bu tip hızlı önlemler yolcuların güvenini arttırmış oldu. Çünkü insanlara önlem alındığını hissettirmek bile bazen güveni pekiştirmeye yetebiliyor.

Tabii bu önlemler alınırken kesinlikle profesyonel yardım alınmalı; “böyle bir vaka oldu ve biz gerekeni yapıyoruz” kafi bir açıklama değil; “İlgili kurumlara danıştık ve onların önerdikleri ve uygun gördükleri yöntemleri uyguluyoruz” denmeli.
Tüm bunların dışında toplu taşıma araçları işleten kurum yöneticilerinin ve diğer çalışanlarının belirli bir sağlık eğitiminden geçmiş olmaları gerekir.

Bu tip salgınlar yaklaşık 2 yıl sürer
Salgının tamamen bitmesi ümit ediliyor. Ancak yeni başladığından bitmesini düşünmek için maalesef henüz çok erken. Bütün planlarımızı 2 sene üzerine kurmak mecburiyetindeyiz. Çok iyi bir şekilde enfeksiyondan korunma çalışmaları ve kitlesel aşı faaliyetleri yapılırsa bununla birlikte kışı da rahat atlatabilirsek bir yıl içinde de bu hastalık bitebilir.

Yalnız burada bir fark var. O da bu halk diliyle domuz gribi hastalığı virüsü çok çabuk değişim gösterebiliyor. O yüzden şimdiki aşılardan etkilenmez hale gelebilir. Hastalığı geçirip de iyileşmiş kişilerde bile tekrar hastalığı geçirme ihtimali olabilir. Bundan dolayı 2 yıllık bir süre öngörmek ve önerileri aksatmamak zorundayız.

• Salgın 2 yıl sürebilir.
• Aşılanma şarttır.
• Kış aylarında solunum izolasyonu sağlanmalı (maske, el yıkama..)
• Toplu bulunan yerlerde (toplu taşıma araçları, sinema gibi) sıkı önlemler alınmalı
• Önlem almak halkı panik içinde yaşatmak değildir, bu konuya özen göstermek gerekir.

KadınMAG

Domuz gribi 10 bin can aldı

Yazan: KadinMag 19 Aralık 2009  
Kategori: domuz gribi

OFRTP-OMS-GRIPPE-ASSEMBLEE-20090518Domuz gribinden ölenlerin sayısının 10 bin sınırını geçtiği bildirildi.
Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), internet sitesinde yayımladığı son bildiride,
H1N1 virüsü nedeniyle 13 Aralık tarihi itibariyle yaklaşık 208 ülke ve bölgede en az 10 bin 582 kişinin öldüğünü açıkladı.
DSÖ, 1 haftada yaklaşık 1000 kişinin daha öldüğünü belirterek, 6 bin 335
kişinin öldüğü özellikle Kuzey Amerika’nın, virüsten en fazla etkilenen bölge olarak kaldığını vurguladı.
Hastalığın Orta Avrupa ve Güneydoğu Asya’da yayılmasını sürdürdüğüne dikkati çeken örgüt, Avrupa’da 1 haftada 412 kişinin daha ölmesiyle bölgede ölenlerin sayısının 1654’e çıktığını bildirdi.
Örgüt, Batı ve Kuzey Avrupa’daki en az 10 ülkede hastalığın azaldığını belirtirken Çek Cumhuriyeti, Estonya, Macaristan, Karadağ, İsviçre ve Rusya’nın kimi bölgelerinde virüsün yayılmasını sürdürdüğünü açıkladı.
Orta ve Batı Asya’da virüsün etkisinin yüksek olmaya devam ettiği, ancak  Afganistan, Umman ve İsrail’de etkisinin en üst düzeye çıktığı bildirilirken, Asya Pasifik bölgesinde 1912 kişinin yaşamını yitirdiği de vurgulandı.

Noel Baba sağlığa zararlıdır!

Yazan: admin 17 Aralık 2009  
Kategori: Sağlık, domuz gribi

noel-baba
Prestijli tıp dergisi British Medical Journal’da yayımlanan bir araştırmaya göre, koca göbeği ve sürekli kızakla seyahat etmesiyle Noel Baba sağlık açısından kötü örnek oluyor ve rejim yapması, yaya gitmesi veya bisiklete binmesi gerekiyor.

Avustralyalı halk sağlığı doktoru Nathan Grills, Noel Baba’nın sevildiği ülkeler ile çocuklarda obezite oranının yüksek olduğu ülkeler arasında “epidemiolojik açıdan” bir ilişki bulunduğunu savunarak, Noel Baba’nın imajı, “obezite iyi huy ve neşeli olmakla eş anlamlı” mesajı verse de bunun çocuklarda obezitenin nedeni olduğunu söylemek için erken sayılacağını belirtti.

Bazı ülkelerde “bel çevresi ve aile obezitesi için kötü bir alışkanlık olan” Noel Baba’ya pasta ve brendi bırakma geleneğine dikkati çeken Dr. Grills, makalesinde, “Aslında, Noel Baba’yı havuç ve kerevizleri geyiklerle paylaşmaya özendirmeli” dedi.

Bazı kartpostallarda Noel Baba’nın hala pipo içerken resmedildiğini belirten Grills, 12 yaşında bir çocuğun, “Tüttürüyor, en az 99 yaşında olmalı ve hala akciğer kanserinden ölmemiş” şeklindeki düşünme şeklinin tahmin edilebileceğine işaret etti.

Makalede, Noel Baba’nın bazı tehlikeli aktivitelerden ve özellikle kızağıyla Dünya’nın çevresinde seyahat ederken kemerini bağlamaması ve kask takmaması yüzünden ağır şekilde eleştirilebileceği belirtilerek, salgın hastalık döneminde, sokaklara ve alışveriş merkezlerine dadanan dublörleri aracılığıyla domuz gribine yakalanma veya hastalığı bulaştırma riskinin gerçek olduğu kaydedildi.

Dr. Grills, Noel Baba’nın potansiyel bir enfeksiyonlu hastalık taşıyıcısı olduğunu ve bir araştırmaya göre de üzerlerine ortalama 10 kez aksırılıp öksürüldüğünü belirtti. Avustralyalı doktor, Noel Baba olarak çalışanların sağlık kontrolünden geçirilmemesine hayret ettiğini ve her fırsatta burnu akan, sümüklü çocukları kucaklarına aldıklarını, onlara sarıldıklarına dikkati çekti.

Dr. Grills, sağlık için kötü örnek olan klasik Noel Baba yerine, 24 Aralık’taki zorlu görevine hazırlanmak için spor yapan ince görünümlü bir Noel Baba önerdi.

CNNTÜRK

Sonraki sayfa »