Kadin sagligi, kadin ve saglik, Makyaj, Guzellik bakim, eglence, cocuk bebek, aile ev dekorasyon, kadinmag.com

Hangi göğüse hangi sutyen?

Yazan: Handan Güner 27 Şubat 2010  
Kategori: Pratik Bilgiler

sutyen1Hangi vücut tipi hangi modeli seçmeli? Eğer siz de kendinize uygun sutyeni bulmakta zorlanıyorsanız, bu yazı tam size göre. İşte, sutyene dair her şey…

Kimi zaman yanlış sutyen seçimleri, istenmeyen görüntülerin yanı sıra gün boyu kendinizi rahatsız hissetmenize ve bazı sağlık problemlerine neden olabilir. Bunları yaşamamak için kaliteli ve doğru sutyen seçimi şart!

İşte, sutyene dair her şey.

Hangi vücut tipi hangi modeli seçmeli?

Büyük göğüslüler:

Geniş askılı, yan destekli, sırta binen ağırlığı hafifleten ve hareket özgürlüğü sağlayan sutyenleri tercih etmelidir. Özellikle balenli sutyenler toplayıcı özelliklerinden dolayı kadınlar için çok uygundur.

Küçük göğüslüler:

Süngerli ve alttan destekli modelleri tercih etmelidir. Eğer ‘maximiser’ tarzı içi dolgulu sutyenler kullanılırsa göğüsler olduğundan bir beden daha büyük gözükür.

Çocuksu ve düz hatlılar:

Gece elbisenizin içine bustiyer giyerek daha dolgun hatlı bir görünüme kavuşabilirsiniz.

Hamileler:

Anne adaylarının sağlık ve rahatlıkları için pamuk ağırlıklı, balensiz, orta kontrollü ve tam kontrollü sutyenler giymeleri gerekiyor. Bebeğini emziren anne adaylarının ise kopçaları önden açılan emzirme sutyenlerini tercih etmeleri gerekiyor.

Nasıl hayır demeli?

Yazan: Handan Güner 27 Şubat 2010  
Kategori: Pratik Bilgiler

hayir_demekKarşınızdaki, istediğini alamayan kişi bu hayırla mutlaka incinecektir. Fakat küçük noktalara dikkat ederek bunu en aza indirmek sizin elinizde. Daha kolay ve acıtmayan “hayır”lar için birkaç ipucu…

Birinin size istediğiniz şeyi alamayacağınızı söylemesi sıkıcıdır; bakkalda bile olsanız. Hele ki olay bakkalda değil de ikili ilişkilerde yaşanıyorsa hayır demek daha da zor.

Karşınızdaki, istediğini alamayan kişi bu hayırla mutlaka incinecektir fakat küçük noktalara dikkat ederek bunu en aza indirmek sizin elinizde. Daha kolay ve acıtmayan “hayır”lar için birkaç ipucu…

• Öncelikle şunu hatırlayın; size reddedilme riskiyle gelip bir şey teklif ettiğinde size değer verdiğini gösterip sizi onore etmiş oluyor. Bunun için de sert olmamaya özen gösterin, cesaretini takdir edin.

• Önce kendi kendinize konuşun. Eğer şartlar farklı olsaydı ona “evet” diyebilme gibi bir ihtimaliniz olabilir miydi? Örneğin “bu kadar uzak oturmasaydık belki…” diyebiliyor musunuz?

• Eğer farklı bir zaman ve şartlarda aranızda birşeyler olabileceğini düşünüyorsanız tüm kapıları kapamamakta ve durumu ona ayrıntılarıyla açıklamakta fayda vardır.

• Ancak eğer ümit yoksa lafı dolandırıp gevelememek en doğrusu.

• Ona, öznesi “ben” olan cümleler kurun. “Bana … hissettiriyorsun” yerine “böyle hissediyorum” deyin.

• Onun hoşunuza giden taraflarını da vurgulayın…. “Seninle sohbet etmek çok güzel ama birbirimize uygun değiliz…” gibi…

• “Hayır”ınızdan eminseniz karşınızdaki kişi çok ısrarcı da olsa yumuşamayın ve kesin tavrınızı koruyun. “Hayır” dedikten sonra artık bir şey açıklamaya gerek yoktur.

• Yerine getiremeyeceğiniz sözler vermeyin. Yapmayacaksanız, “arkadaş olalım” ya da ” ben seni ararım” gibi şeyler söylemeyin. Gerçekten de arkadaş olmak istiyorsanız sonraki teklifi ona götürmek sizin yapmanız gereken bir şey. Ama eğer bu kişinin hayatınızda olmasını kesinlikle istemiyorsanız geleceğe dair herhangi bir plan yapmaktan söz etmeyin.

• Eğer karşınızdaki kişi rızanız dışında size dokunuyorsa, ya da sizi tehdit ediyorsa kibarlığı bir yana bırakmanın zamanıdır. Bu noktada kaba olma hakkınızı kullanın ve hemen onun yanından ayrılın.

• Gerçekten çok zorlanacağınızı hissediyorsanız aynanın karşısına geçin ve “hayır, hayır, hayır” deyin; bunu söylerken ifadenizin nasıl olduğunu görün, bu halinize alışın.

Ne kadar formdasınız?

Yazan: Handan Güner 27 Şubat 2010  
Kategori: Pratik Bilgiler

formda-kalmakSpor yapıp ne kadar formda olduklarını merak edenlere, ya da yapmayıp başlamayı düşünenlere uygulaması kolay bir test!

Spor salonu müdavimleri de, yeni başlamayı düşünenler de kondisyonlarını, esnekliklerini, ne kadar formda olduklarını merak ederler. Aslında ne kadar formda olduğunuzu bilmek, merakın dışında bir gerekliliktir de. Çünkü, yeni başlayanlar bu sayede hangi egzersizleri ne kadar süre ve ne hızda yapacaklarını öğrenirler.

Zaten spor yapanlar da, kendilerindeki gelişmeyi görerek çalışmalarını buna göre şekillendirirler. Peki kondisyonunuzu nasıl ölçeceksiniz? İşte size 8 çabuk ve basit test. Her bir test sadece birkaç dakikanızı alacak ve bunları yapmak için özel bir alet edevata da gereksiniminiz yok. Her üç ayda bir, kendinizi test ederek ihtiyaçlarınızı öğrenip, çalışmanızı ona göre değiştirebilirsiniz.
1. Belden yukarınız ne kadar esnek?

Bu, özellikle ev işlerinde ihtiyacınız olan bir özellik. Kaslarınızı esnetmeniz, omuz ve boyun bölgelerindeki gerginliği azaltır. Hele de tüm gün masabaşında oturuyorsanız, bunun çok yararını göreceksiniz.

Omzunuzu esneterek, gövdenizin esnekliğini nasıl nasıl test edebilirsiniz?

Ayakta durarak sağ kolunuzu dik bir şekilde tavana doğru uzatın. Bu kolu dirseğinizden kırarak sırtınıza götürün ve kürek kemiğinizin üzerine doğru koyun. Şimdi sol kolunuzu dirsekten sırtınıza doğru kırın ve sağ elinizi yakalamaya çalışın. Eğer tutamıyorsanızi, endişelenmeyin, sadece götürebildiğiniz ölçüde yukarı götürün.

Sonuçlar:

Elleriniz birbirine dokunmuyor: Esnekliğiniz zayıf.
Parnaklarınız birbirine dokunuyor: Esnekliğiniz orta.
Elleriniz kenetlendi: Esnekliğiniz iyi.
2. Vücudunuzun alt kısmı ne kadar esnek?

Tüm günü masabaşında geçirenlerin en ciddi problemlerinden biri de duruş bozukluklarıdır. Bacaklar tüm gün dizlerden kırıldığı için, dizin arkasındaki tendonlar kısalır. Bu da leğen kemiğinin öne doğru kaymasına sebep olur. Böylece sırtın alt kısmındaki kaslarda gerginlikle oluşur.

Bacağınızı esneterek, vücudunuzun alt kısımlarının esnekliğini nasıl nasıl test edebilirsiniz?

Yere yatın ve bacaklarınızı düz bir şekilde uzatın. Kollarınız vücudunuzun yanlarında serbestçe uzansın. Nefes verirken, sol bacağınızı tavana doğru kaldırın. Bacağınızı olabildiğince dik tutarak, her iki elinizi de kullanarak vücudunuza doğru çekin. Burada amaç, diz arkası tendonlarındaki gerilmeyi hissetmektir. Ancak çok zorlamamaya gayret edin. Şimdi diğerr bacakla tekrarlayın.

Sonuçlar:

Bacaklarınız yarı kırık: Esnekliğiniz zayıf.
Bacaklarınız hemen hemen dik: Esnekliğiniz orta.
Bacaklarınız dik ve vücudunuza çekilecek kadar esnek: Esnekliğiniz iyi.
3. Vücudunuzun üst kısmı ne kadar güçlü?

Gövdenizin güçlü olması, kol ve omuzlarınızdaki kasların güçlü olduğunu gösterir. Bu, alışveriş, çocuğunuzu kaldırma gibi günlük hareketlerinizde size yardımcı olur. Ayrıca bu kasları güçlendirmek de, kol ve omuzlarınızın daha uzun bir süre, daha çok çalışmasını sağlar. Vücudunuzun üst kısmının ne kadar güçlü olduğunu görmenin en iyi yolu, yorulmadan aşağıdaki testi ne kadar yapabileceğinizi denemektir.

Triseplerinizi (kolunuzun üst arka kısmındaki üç başlı kas) kullanarak gövdenizin gücünü nasıl test edersiniz?

Bu hareket için, bir masa, yatak veya banktan faydalanmanız gerekecek. Yatağa oturun ve ellerinizi, parmaklarınız ileriyi gösterecek, dirsekleriniz de dışa bakacak şekilde yatağın ucuna koyun.

Kollarınız gergin, omuzlarınız birbirinden ayrı olsun. Bacaklarınızı düz ve gergin, topuklarınızı sıkıca yere basıyor durumda tutun. Şimdi ellerinizi vücudunuza yakın tutarak, vücudunuzu yataktan 4-5 cm kadar kaldırın. Bu esnada sırtınızı eğmeyin, düz tutun.

Nefes alırken, karnınızı içeri çekin ve vücudunuzun alt kısmını yavaşça, hareketi rahat yapabildiğiniz ölçüde yere doğru indirin. Poponuz yere yaklaşırken dirseklerinizi dik bir açıyla kırın.

Nefes verirken, ağırlığınızı kollarınıza vererek vücudunuzu kaldırın. Bacaklarınızı birleştirin ve poponuzu vücudunuz düz bir hat oluşturacak şekilde kaldırın.

Hareketi yaparken aşamalara takılıp kalmayın. Bu egzersizin seri yapılması gerekmektedir. Ayrıca kaç tane yapabildiğinizi sayın. Kollarınız iyice ağrıyana ve artık devam edemeyeceğinizi düşünene kadar devam edin.

Sonuçlar:

10 sayıya kadar: Kol ve omuzlarınız zayıf.
20 sayıya kadar: Vücudunuzun üst kısmı orta seviyede güce sahip.
30 sayıya kadar: Gövdeniz vücudunuzu taşıyacak güce sahip.
4. Vücudunuzun alt kısmı ne kadar güçlü?

Bu test bacak ve baldır kaslarınızın ne derece etkin olduğunu gösteriyor. Bu kasların etkinliği, merdiven çıkmak, yürümek gibi günlük hareketleriniz için önem taşıyor.

Vücudunuzun alt kısmının gücünü nasıl test edersiniz?

Bir sandalye ya da bank bulun. Ayakta ve dik durarak başlayın. Sandalye ya da bankla aranızda biraz mesafe bırakın. Kollarınızı göğsünüzde çapraz yapın, ya da ellerinizi kalçanıza koyun. Şimdi, yavaşça nefes alarak, sanki sandalyeye oturacakmış gibi dizlerden kırmaya başlayın. Çömelmeye devam edin ama sandalyeye oturmayın.

Hareket esnasından hafifçe ileri doğru uzanınve poponuzu dışarı verin. Bu, dengenizi korumanıza yardımcı olur. Poponuz sandalyeye değerken nefes verin ve bacaklarınız düz ve gergin olana dek kendinizi itin. Bunu yaparken, kollarınızın gücünden ziyade bacaklarınızın gücünü kullanın.

Bu hareket hızlı yapılmalıdır. Ayrıca kaç tane yaptığınızı da sayın. Bacaklarınız iyice ağrıyana kadar devam edin.

Sonuçlar:

20 sayıya kadar: Bacak ve baldır kaslarınız zayıf.
40 sayıya kadar: Vücudunuzun alt kısmı orta seviyede güce sahip.
50 ya da daha fazla sayıya kadar: Vücudunuzun alt kısmı oldukça güçlü.

Epilasyon hakkında merak edilenler…

Yazan: Handan Güner 27 Şubat 2010  
Kategori: Pratik Bilgiler

lazer-epilasyon-hakkindaEpilasyon nedir? Depilasyon nedir? Epilasyon uygulanmayacak kişiler ve epilasyon yapılmayacak bölgeler…  

Gereksiz kılların elektrik akımı kullanarak yok edilmesine epilasyon denir. Bunun haricindeki diğer sistemlerin adı depilasyondur. Arasındaki fark ise epilasyon kalıcı, depilasyon geçici çözümdür.

Depilasyon Nedir?

Tüy dökücü ürünler: cilt yüzeyinin hemen altındaki tüyleri çözer ve 2-3 gün sonra yine çıkar. Yüzeydeki koruyucu tabakaya zarar verebilir.

Cımbız:

Foliküle zarar verir. Kan akışını hızlandırarak tüylerin kalın ve çok çıkmasını sağlar.

Cımbız yöntemli aletler:

Silk epillerdir. Yine kan akışı hızlanır.

Klasik ve sir ağdalar:

klasik ağda, şeker,su ve limon karışımı ile yapılan bir tür şekerlemedir. Ağda yapılacak yerin çok temiz olması gerekir. Ağda sıcakken kılların çıkış yönüne doğru sürülüp tersten çekilmesi gerekmektedir.

Kıl Yapısı

Vücudumuzdaki kılların tamamen yok edilmesi için kılın yapısını ve büyüme dönemlerini çok iyi bilmek gerekir. 3 değişik kıl vardır.

Lanugo: Anne karnında bebekte oluşan koruyucu kıllardır. Doğum sonrası zaman içinde dökülür.

Verüs: Renkleri koyu değildir. Yumuşak ve ince olup 2 cm’den fazla uzamazlar; kökleri yüzeye yakındır.

Terminal: Vücudun belirli bölgelerinde yer alırlar. Uzun, kalın ve koyu renklidirler.

Kılın Büyüme Dönemleri

Kıl büyürken 3 aşamadan geçer.

ANAGEN: Folikülün dbinde yeniden yapılanmadaki aktif dönemdir. Kılın en sağlıklı ve hızlı büyüdüğü devredir. Kıl, köküne tam olark bağlıdır. Epilasyon yapılırken, kıl tamamen ortadan kalkar. Kılların %80′i anagen evresini yaşarken, %20-30 katagen veya telagen dönemdedir.

KATAGEN: Anagen dönemden sonra gelen kıl gelişim,nin yavaşladığı evredir. Kıl kökü ile folikül bağlantısı zayıf olduğundan kılda büyüme durmuştur. Bu dönem ortalama 2-3 hafta sürer.

TELAGEN: Kılların ürediği keselerde tüm faliyetin durduğu dönemdir ve katagenden sonra gelir. Kıl bu evrede dinlenmeye çekilmiştir.Bu dönem 2-4 ay sürer. Üretim yeniden başlayınca yeni kıl eskiyi atar.

Gereksiz Kıllar Neden Çıkar?

1. Soya çekim
2. Hormon dengesizliği
3. Bezlerin deformasyonu
4. Cımbız ve benzer işlemler ile kıl köklerinin güçlendirilmesi
5. Ergenlik ve menapoz çeğı
6. Doğum sonrası hormonal nedenler
7. Doğum kontrol hapları
8. Kortizon kullanımı
9. Depresyon
10. Adranalinin fazla salgılanması

Epilasyon Uygulanmayacak Kişiler

1. Astım hastaları
2. Egzama ve mantar problemi olanlar
3. Hepatit B hastaları
4. Açık yaralar
5. Epilepsisi olanlar ve spatikler
6. Hamileler
7. Kalp pili, metal, protez taşıyanlar
8. Açık kalp ameliyatı olanlar
9. Çok düşük ve yüksek tansiyonu olanlar
10. Yaşı küçük olanlar

Epilasyon Yapılmayacak Bölgeler

1. Kulak ve burun içleri
2. Et benleri üzeri
3. Ana damar üzeri
4. Saç dipleri ve kaş üzeri

Tam 6284 kez hastalanıyoruz…

Yazan: Handan Güner 15 Şubat 2010  
Kategori: Pratik Bilgiler

grip1Bir kişinin ömrü boyunca 6284 kez ufak tefek rahatsızlıklar geçirdiği bildirildi.

Daily Mail’in internet sitesindeki habere göre, Birleşik Krallık’ta yapılan bir araştırma, bir insanın yılda yaklaşık 80 kez, baş ağrısı, kramp girmesi, sırt ağrısı ve soğuk algınlığı gibi hafif rahatsızlıklar geçirdiğini ortaya koydu.

Buna göre, yılda 21 gün ağrı kesici ilaçlar kullanıyoruz. Ortalama 78,5 yaşına kadar yaşadığımız varsayılırsa, ağrı kesici ilaç kullandığımız gün sayısı 1649 oluyor.

3000 yetişkin üzerinde yapılan araştırmaya göre, en yaygın diğer bir şikayet sık sık giren kramplar. Kramplar bir kişiyi yılda 19 gün etkiliyor ki bu da bir ömürde 1492′yi buluyor.

Yılda en az 16 kez baş ağrısı çekiliyor ve bu yaşam boyunca 1256 baş ağrısına tekabül ediyor. Araştırmaya göre ortalama bir Britanyalı yılda 14 kez, bir ömürde 1099 kez sırt ağrısı çekiyor.

Araştırmayı yaptıran şirketin yetkilisi, araştırmanın, bu rahatsızlıkların önemsizmiş gibi görünmesine karşın, toplamda ne kadar yıkıcı olabileceğini gösterdiğini belirterek, bu rakamlara ciddi hastalıkların dahil olmadığını hatırlattı.

Ömrümüzde en çok mustarip olduğumuz diğer hafif rahatsızlıklarsa kas çekilmesi, boyun tutulması, mide ve karın ağrıları veya bozuklukları, burun kanamaları ve bilek burkulması.

Espresso’daki tehlike…

Yazan: Handan Güner 15 Şubat 2010  
Kategori: Pratik Bilgiler

espressoÇoğu zaman keyif için içilen espresso sandığınız gibi masum olmayabilir. Sadece bir bardak espresso kalbe giden kan akışını yavaşlatıyor bu da kalbe zarar veriyor. 

Yapılan yeni bir araştırmaya göre bir fincan espresso kalbiniz için oldukça zararlı olabilir. İçeriğindeki kafein miktarı nedeniyle espresso’nun sadece bir fincanı kardiyovasküler sisteme zarar veriyor.

 

Bir fincanda espresso’da 130 miligram kafein bulunuyor. Filtre kahvede ise 120 mg bulunuyor.

 

Palermo Üniversitesi’ndeki İtalyan araştırmacıların 20 yetişkin üzerinde yaptığı araştırmada bir fincan espresso içenler kafeinsiz espresso içenlerle karşılaştırıldı. Bu araştırmada bir saat içinde kalbe giden kanların akışında yavaşlama görüldüğü European Journal of Clinical Nutrition’da yayınlandı.

Bacak bacak üstüne atmayın…

Yazan: Handan Güner 29 Ocak 2010  
Kategori: Pratik Bilgiler

bacak_showBacak bacak üstüne atmak zarif bir görüntü sağlasa da beraberinde sağlık sorunları da getiriyor… 

Merkezi Malezya’da bulunan ve Çin genelinde de faaliyet gösteren M.J. Sağlık Yönetimi Merkezi adlı kuruluşun raporunda, bacak bacak üstüne atmanın kan akışını engellediği, buna bağlı olarak kan pıhtılaşması, bel burkulması ve incinmesi, omurga disklerinin kayması ve skolyoz (omurgada anormal eğrilik) gibi ciddi rahatsızlıklara neden olduğu bildirildi.

18 bin 61 kişiye uygulanan anket sonucunda yayımlanan raporda, modern toplumun standart alışkanlıklarının insan sağlığına etkileri araştırıldı.

Yaşlıların uyandıktan sonra tansiyon aniden düştüğü ve muvazene kaybına neden olduğu için yataktan hemen kalkmamaları önerilen raporda, yaşlıların uyandıktan sonra en az üç dakika daha uzanarak beklemeleri ve yavaş bir şekilde yataktan doğrulmaları istendi.

Araştırma sırasında tuvalette çok fazla kalmanın zararı da incelenirken, tuvalette kitap okumanın hemoroid ve kabızlığa davet niteliğinde olduğu ve bağırsaklarda tembelleşmeye sebep olduğu belirlendi.

Çay ve kahvenin aşırı sıcak tüketimi, bilgisayar ekranına üç saatten fazla bakma, ofislerde devamlı oturarak çalışma ve az su tüketimi gibi modern toplumun alışkanlıklarının da değerlendirildiği rapor, bu “sağlıksız alışkanlıkların” ölüm nedenlerinde yüzde 50′lik bir orana sahip olduğunu belirtiyor.

El sağlığı için 10 öneri…

Yazan: Handan Güner 29 Ocak 2010  
Kategori: Pratik Bilgiler

eller1Yaşlılık belirtilerinin yüzümüzden bile önce yerleştiği eller, soğuk kış günlerinde daha özel bakım istiyor. 

Dış etkenlerle en fazla temasta olan ellerinizin pürüzsüz görünmesini istiyorsanız; soğuk havada eldiven, güneşte koruyucu krem kullanın. Yaşlanma belirtilerine karşı da peeling ve dondurarak tedaviden yararlanın.Medical Park Bahçelievler Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Gökhan Okan; soğuk havalarda kuruyan ve egzama riski artan ellerimiz için basit ama etkili bakım tüyoları verdi:

• DIŞ ETKENLERLE SÜREKLİ TEMASTA: Eller dış dünyayla en fazla temasta olan bölgelerimiz… Havaların soğuması, kış mevsiminin gelmesiyle birlikte daha çok zarar gören organlarımız. Sağlığına ve dış görünümüne önem veren herkes, ellerine gereken özeni göstermeli, gerektiği zaman da etkili bakım yöntemlerinden faydalanmalı.

• YILLARIN İZLERİNİ ELE VERİR: El sırtı derimizin, yüz derimizden daha ince olması ve deri altı yağ dokumuzun azlığı, ellerimizde yaşlanma belirtilerinin yüzümüzden daha önce ve belirgin olmasına neden olur. Kimyasal maddelerle temasın fazlalığı ve güneş ışınları da yaşlanma belirtilerinin daha erken ortaya çıkmasını kolaylaştırır.

Cilt yaşlanmasıyla birlikte ellerimizde elastikiyet kaybı, kuruma, matlaşma, düzensiz pigment artışı, damarlarda belirginleşme gözlenir. El sağlımız açısından bazı hususlara dikkat ederek ellerimizdeki bu yaşlanma belirtilerini geciktirebiliriz.

• ELLER DE GÜNEŞ KREMİ İSTER: Ellerimizdeki yaşlanma belirtilerini geciktirmek amacıyla bazı önlemler alınabilir. Güneş ışınları ellerimizde de yaşlanmayı hızlandırdığından güneş koruyucular ellere de sürülmelidir. Eldeki yaşlanma belirtilerinden kısa sürede ve hızlı sonuç elde etmek isteyen hastalar, peeling ve krioterapi (dondurarak tedavi) yöntemlerine başvurabilir.

• MAT GÖRÜNÜME PEELİNGLE SON VERİN: Ellere uygulanan peeling işlemiyle ellerde gözlenen cilt lekelerinde açılma, ellerde mat görünümde hafifleme saptanır. Düşük doz asidik madde ve renk açıcı madde içeren peeling solüsyonu, el sırtında belli bir süre bekletilerek düzensiz pigment artışı azaltılır.

Bu dönemde kişilerin ellerini çok iyi şekilde nemlendirmeleri, güneşten korumaları, suyla temaslarını kısıtlamaları gerekir. Ellere uygulanan peeling işlemi için de, yüz peelinginde olduğu gibi, kış mevsimi daha uygundur ve üçer haftalık aralıklarla uygulanır. Ellerinde parlak, canlı görüntü elde etmek isteyen ve el lekelerinden kurtulmak isteyen hastalar için iyi bir tedavi seçeneğidir.

• EL LEKELERİNİ DONDURUN: El lekelerinde başvurulan diğer bir tedavi yöntemi de krioterapi yani dondurarak tedavidir. Sıvı azot, lekenin olduğu bölgeye temas ettirilerek lekenin hafiflemesine yardımcı olur. Bu tedavide de iyi bir yara bakımı ve güneş koruyucu kullanımı şarttır. Nadir olmakla birlikte bu tedavi sonrasında deri renginde işlem uygulanmayan bölgelere göre daha fazla bir renk açılması görülebilir. Bu tedavide peeling işleminde olduğu gibi kış mevsiminde uygulanmalıdır.

• A VE C VİTAMİNLİ ÜRÜNLER KULLANIN: Medikal işlemler dışında harici tedavilerle de ellerdeki yaşlanma belirtilerinde kısmi azalma sağlanabilir. Vitamin A içeren ürünler hem derinin yüzeysel soyulmasını sağlayarak ölü derinin uzaklaştırılmasını sağlar, hem de renk açıcı olarak kullanılan diğer ürünlerin derinin alt tabakasına ulaşmasını kolaylaştırır.

Renk açıcı olarak hidrokinon, azeleik asit ve vitamin C içeren ürünler faydalı olmaktadır. Hastalara öncelikli olarak bu tedavilerden elde edilecek yanıtın hemen olmayacağı, kısmi yanıt elde edileceği, tedavinin sonuçlarının uzun süreli ve sabırlı olunduğu zaman elde edileceği konusunda bilgi verilmelidir. Mutlaka tedavilere güneş koruyucular da eklenmelidir.

• KIŞ AYLARINDA EGZAMAYA DİKKAT: Kış aylarında en fazla rastlanılan sorunlardan biri de egzamadır. Ellerin çok fazla yıkanması, suyla, sabunla ve kimyasal maddelerle temas etmesi nemsizliğe ve kuruluğa neden olur. Bu kuruluk ilerlediğinde egzama gelişir.

Egzama; kaşıntılı, sulantılı, kızarık yaralar şeklinde kendini gösterir. Sağlık sektöründe çalışan kişiler, bahçıvanlar, kuaförler, temizlik işçileri ve aşçılar özellikle egzama açısından risk teşkil eden meslek gruplarıdır. Suyla temasın fazla olması, sabun, temizleyici ve el dezenfektanın fazla kullanılması ismi geçen meslek gruplarını daha yatkın hale sokan ana sebeplerdir.

• KİMYASAL MADDELERDEN UZAK DURUN: Egzama iki şekilde görülür; kimyasal madde kökenli tahriş egzaması ya da alerjik madde kökenli alerjik egzama. Dermatologlar yama testiyle egzamanın alerjik kökenli ya da tahriş edici maddelerden kaynaklanıp kaynaklanmadığını tespit ederler. Test sonucuna göre eğer alerji yapıcı madde tespit edilirse, o maddenin kişinin hayatından uzaklaştırılması, hastalığın ortadan kalkmasına yardımcı olur.

• EGZAMANIN TİPİNE GÖRE TEDAVİ: Egzama tedavisinde; öncelikli olarak cilde alerji yapan ya da tahriş eden maddenin tespit edilip kişinin hayatından uzaklaştırılması gerekir. Sulantılı egzamalarda deriyi kurutucu pansumanlardan faydalanılır. Kaşıntıyı geçirmek amacıyla antihistaminik tabletler kullanılır. İnflamasyonu baskılamak amacıyla kremlere başvurulur. Eğer egzamalara enfeksiyon eklenmişse antibiyotikli tabletler alınmalıdır.

BAKIMLI VE SAĞLIKLI ELLER İÇİN 10 ALTIN ÖĞÜT

1- KURUTMAYAN TEMİZLEYİCİLER KULLANIN: Ellerinizi kurutmayan temizleyici kullanımına önem verin. Her el yıkama sonrası ellerinizin nem kaybettiğini unutmayın.
2- ILIK SUYLA YIKAYIN: Ellerin ılık suyla, cildi kurutmayan sabunlarla yıkanmasına dikkat edilmelidir.
3- KISA BANYO YAPIN: Banyo süreleri kısa tutulmalıdır. Uzun süren banyolar, derinin daha fazla nem kaybetmesine neden olur.
4- NEMSİZ BIRAKMAYIN: Nemlendirici kullanmaya önem gösterin; ellerinizi sık sık nemlendirin.
5- ZEYTİNYAĞI VE E VİTAMİNİ: Shea yağı, gliserin, zeytinyağı ve vitamin E içeren nemlendiriciler el sağlığı için faydalıdır.
6- MUTFAKTA MUTLAKA ELDİVEN: Mutfakta sebze ve meyve doğrarken eldiven giyilmesine özen gösterilmelidir.
7- SOĞUKTAN KORUYUN: Soğuk havalarda dışarı çıkarken korunmak amacıyla mutlaka ellerin eldivenle korunmasına dikkat edilmelidir.
8- TAHRİŞ OLMASIN: Deriyi tahriş edici maddelerle (mesleki ajanlar, kimyasallar) temas etmeden önce mutlaka eldiven kullanın. Eldiven kullanarak ellerinizin zarar görmesini engelleyin.
9- KREMLERLE BARİYER KURUN: Özellikle tahriş edici maddelerle temasın fazla olduğu durumlarda bariyer kremler yararlıdır. Bariyer kremler; derinin üst tabakasında katman oluşturur ve nemlendirici özelliğinin yanında üst tabakada bariyer oluşturma özelliğinden dolayı kimyasalların içeriye girmesini engellerler.
10- GÜNEŞ KREMİ ŞART: Ellerinizin yaşlanmasını engellemek istiyorsanız, yüze uygulanan güneş koruyucuları ellerinize de uygulayın

Vücudunuzdaki ödemi mısır püskülüyle atın…

Yazan: Handan Güner 29 Ocak 2010  
Kategori: Pratik Bilgiler

misir-puskulu1Vucutta ki ödem çok farklı nedenlerden kaynaklanabilir. Öncelikle tuzu kesin ve mutlaka bir doktora görünün.  

Ayrıca 300 gram suyun içine bir tutam dul avrat otu atın. Üç dakika kaynattıktan sora çay gibi demleyip için. Dul avrat otu yerine mısır püskülü, maydanoz ya da dereotu da kullanabilirsiniz. Fırsat buldukça temiz havada yürüyüş yapmak da ödem problemini çözmenize yardımcı olacaktır.
Egzama tedavisini kınalı zeytinyağıyla destekleyin

Ayaklarımda egzama var. Doktorun verdiği ilaçları kullanıyorum. Tedavi sürecimi destekleyecek etkili bir formülünüz var mı? Saime B./Ankara

İki çorba kaşığı kına, bir çorba kaşığı şap tozu, bir çorba kaşığı saf zeytinyağı, bir çorba kaşığı su ve yarım limonun suyunu karıştırın. Geceleri yatmadan önce, bu karışımı temiz ayaklarınıza sürün ve bir tülbentle sarın. Sabah kalkınca ayaklarınızı yıkayın.
Yüzünüzde sakal çıkması için limondan yararlanın

Son günlerde işyerinde hiçbir şey yolunda gitmiyor. Ekonomik durumum çok kötü. Stresten ve üzüntüden sakalkıran oldum. Yüzümin bazı yerlerinde sakal çıkıyor, bazı yerlerinde çıkmıyor. Yamalı bir suratla dolaşmaktan nasıl kurtulurum? İsmet Y./İstanbul

Öncelikle mutlaka bir dermatoloğa görünün. Ayrıca bir diş sarımsağı ikiye bölün. Sarımsak parçalarını sakal çıkmayan yerlerinize sürerek gözeneklerinizin açılmasını sağlayın. Sonra bir çorba kaşığı vazelin, bir çorba kaşığı ardıç katranı, bir çorba kaşığı limon suyunu karıştırın. Sorunlu bölgelere bu karışımı parmağınızla yayın. Bir saat beklettikten sonra ıslak bir pamuğu zeytinyağına batırın ve yüzünüzü bu pamukla silin. Bu tarifi sorununuz çözülene kadar her akşam uygulayın.
Kolesterolünüzü kuşburnu çayıyla kontrol altına alın

Kolesterolüm çok yüksek. Doktor kontrolünde tedavi görüyorum. Bana tedavime yardımcı olacak doğal bir destek tavsiye edebilir misiniz? Meliha K./İstanbul

Eşit miktarda kuşburnu, hipüsküs ve 2 adet kakuleyi 500 gram suyun içinde üç dakika kaynatın. Her gün, bu karışımdan en az bir bardak için. Ayrıca fırsat yaptıkça açık havada yürüyüş yapmayı da ihmal etmeyin.
Kepek problemine elma sirkesiyle son verin

Saçlarımda o kadar çok kepek var ki, çok sevmeme rağmen utancımdan koyu renk hiçbir şey giyemez oldum. Bu sorunumu nasıl çözebilirim? Sevtap E./Konya

Üç çorba kaşığı saf elma sirkesi, bir çay kaşığı deniz tuzu, bir kahve fincanı iyi su ve bir çay kaşığı lavantayı karıştırın. Bu karışımı yıkanmadan önce masaj yaparak saç diplerinize sürün. 30 dakika beklettikten sonra, saçlarınızı uygun bir şampuanla yıkayın. Bu formülü haftada bir gün uygulayın.

Yapışmaz tavalardaki tehlike…

Yazan: Handan Güner 22 Ocak 2010  
Kategori: Pratik Bilgiler

teflon_tavaEvlerin vazgeçilmezi yapışmaz tavaların hastalığa yol açtığı belirlendi. 

Teflon ve yapışmaz tavalarda bulunan PFOA maddesinin tiroid hastalığına neden olduğu saptandı. Yapılan araştırmaya göre özellikle tiroid problemi olan kadınlar, bu tehlikeden daha fazla zarar görüyor.

PFOA denilen madde vücuda yemeklerle ya da nefesle geçebiliyor ve bu maddenin kandaki seviyesini azaltmanın hiçbir yolu yok.

İngiltere’de Exeter Üniversitesi ve Peninsula Medikal Okulu’ndaki bilim insanları tarafından 4 bin kişi üzerinde yapılan araştırmada 1999 ve 2006 yılları arasında PFOA ve PFOS maddeleri almaları incelendi. PFOA maddesini alan kişilerde tiroid hastalığına yakalanma riskinin iki kat olduğu görüldü.

Sonraki sayfa »