Haydi kızlar Kur’an kursuna!
Yazan: İş Kadını: Buse Çatalbaş 30 Haziran 2009
Kategori: Ana Haber, Güncel, Yaşam
Türkiye’de yaşayan bir kadın olarak ilk buluğ çağı zamanlarımda din eksenli bir yön çiziliyordu hayatıma.
Daha yaşamı yeni yeni algılamaya başladığım, hayata heyecan duyduğum ilk zamanlarda.
Aman da aman şu günah, bu ayıp, bu yasak.
Çevremde erkek çocuklar daha bir özgür daha serbest…
Sokaklarda çamurlara bürünerek, kavgalarla itiş kakış içinde…
Onlar karakterlerini oluştururken bir genç kız dört duvar içinde…
Ananın babanın bakışlarının erdiği yere kadar adım atıp, onların gördüğü kadarı kadar özgürlük…
Haydi okullar tatil, en yakın camide din eğitimi almaya!..
Onun dışındaki tüm boş vakitlerde temizlik yüklemesi yapılır.
Çamaşır yıka, bulasık yıka, cam temizle…
Yıka-temizle, yıka-temizle…
Biçilen rol modeli bu oluyordu ve hep ne denilirse uyulması gereken kurallar silsilesi içinde yaşama dikte ediliyordu…
Erkek çocuklar daha bir özgür… Hatta sorumluluk almadan zamanını haşarılıklara adayarak geçirenler vardı. En büyük sunulan lüks evcilik oyunu idi.
Eeee bebeğim eeeee ninnisi ile bezden bebeğimi sallar dururdum.
Bu sınırlar içinde büyüyerek kalbim daha mı temiz oldu?!
Aklım daha mı saf bakıyor?!
Bedenim daha mı arı kem oluşumlardan…
Kadına düşen hep dinle, sorgulamadan itaat et . Evlenince de kurtuluş olmuyor ne yazık ki… Bu defa yeni bir ruh hakim oluyor yaşam çizginde eşin/kocan olarak senin yerine karar alan , uygulayan, düşünen biri oluyor.
Kadın için yaşam ne kolay değil mi?
Zamanın birinde Amerika’da kadının biri kadın hakları adında ilk isyan bayrağını açıp,kadın haklarını savunan bir parti kurmak isteyince asılmış.
Bugünlere kolay gelmedik.
“Namuslu kadının yeri evidir” düşüncesi ne canlar yaktı, ne cinayetler işlendi bu uğurda…
Bugün ise gelinen noktada geçmişe göre önemli yol kat ettik. Geleceğimiz konusunda ise bu konuda şanslı mıyız onu bilemiyorum. Bunu elbette zaman gösterecek. Bu süre zarfında evde, işte, kırda, alışverişte kadın olarak her şeyimize daha bir özen ve dikkat etmemiz gerekiyor.
Kadının misyonu yaşamda olgunlaşmak…
Zayıflığı aşıp, güçlenmek…
Cahilliğin zihinlemizde yarattığı engelleri aşıp, büyük hedeflere yol almasını bilmek olmalı.
Bu noktada akıllı davranıp kendi ayakları üzerinde durabilmek ve maddi özgürlüğü yakalayabilmek, hayatın her alanında güçlu pençelerle varlığını hissettirmek, alınan her kararda söz hakkını edinilmesi çok önemli. Tum bu adımları atarken ise en büyük desteği biz kadınlar birbirimize göstermeliyiz.
Bir erkeğin eli el, ayağı ayak, gözü göz ise bir kadında aynı şekilde görülmeli.
Kadın sadece cinsel bir obje olarak görülmemeli. Bu düşüncemde en büyük pay biz kadınlara düşmekte. Kadın kadının kurdu olacağı yerde, kadının kadına en büyük ihanetleri yaşatacağı yerde destekleyen kollayan olmak zorunda…Erkek egemen toplumda erkeğin gözüne, gönlüne hitap eden bir obje olmak yerine; kendi yaşamını kurabilen, yaşam coşkusunu bölmeden, bağımsız, özgür olmasını bilen, kendimizin kendimize olan güveninin sarsılmayacağı bir yaşama adım atabilmek adına buttun eller kenetlensin..
Haydi kızlar bir olmaya, birlik olmaya!..
Sevgiler,
Buse Çatalbaş
Not: Mizansen olarak çarşafa girdim, gezdim sokaklarda ve çarşaf giyen kadınları anlamaya çalıştım. Bu konu ile ilgili çalışmalarım devam edecek…


Yorumlar
Yorumunuzun yanında istediğiniz resmin görünmesini istiyorsanız gravatar edinin!
Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.