Kadin sagligi, kadin ve saglik, Makyaj, Guzellik bakim, eglence, cocuk bebek, aile ev dekorasyon, kadinmag.com

Küçük “Ada”da koca dünya izleri

Yazan: Ada Aldoğan 06 Şubat 2010  
Kategori: Ana Haber, Gezi Rehberi


Ada Aldoğan

Ada Aldoğan

Gezmeyi seviyorum hem de çok. Kafamı dağıtıyor. Hele gezdiğim şehir biraz sanat içeriyorsa biraz da kendine hassa o zaman değmeyin keyfime. Eğer Avrupa ise gidilecek yer o zaman yaz harici bir mevsimde gitmeyi seviyorum, çünkü Avrupa’ya grimsi gökyüzü çok yakışıyor bence. Az turist, az kalabalık, bol yağmur ve o şehrin gerçek insanları…

Şubat’ın ilk haftası Amsterdamda idim. Hem sanat, hem teknoloji, hem iş, hem de eğlence, çok bonuslu bir seyahat olsu bu seferki. Asıl gidiş amacım bir fuardı, ISE 2010. İtiraf ediyorum fuar gerçekten sürprizlerle doluydu. Sağlam iş bağlantılarının ilk adımlarını attık ama saat 4 olunca benim çanlar çalmaya başladı ve hooop Amsterdam sokaklarındayım. Her şeyin bir dengesi olmalı canım, hep iş hep iş nereye kadar…Öyle değil mi?

İşte size Amsterdam’ın olmazsa olmazları:

1. ‘Coffee shops’ ve Red Light District: Birinci sıraya yazmam sizi yanıltmasın ama Amsterdam’ın olmazsa olmazlarından biri (ama en önemlisi değil, sakın beni yanlış anlamayın?!) ‘coffee shop’lar. ‘Coffe shop’da ne yapılır? Öncelikle adı sizi yanıltmasın kahve içilmez, gerisini size ve google arama motorunun gücüne bırakıyorum. Red Light District, eminim ki erkekler için ilk sırada burası yer alıyordur. Biz kadınlar için o kadar önemli olmasa da yine de gidip görmek gerek. Değişik bir tecrübe.
coffeeshop

2. Vondel Park: Avrupa’ya yağmur yakışır dedim, ben gittiğimde yağmurdan öte kar vardı ama yine de ben güneşi yakalayıp eski Amsterdam peynirimden yaptığım sandviç ve Hollanda’nın o çok sevdiğim meyveli ‘yougurt drink’leri ile minik bir piknik yaptım. Yeşillikler içinde kısa bir mola.

vondelpark_amsterdam

3. Leidse ve Dam Meydanları: Birbirine çok uzak olmayan bu iki meydandan Dam Red Light District’e yakın olan ve daha tarihi olan eski bir meydan. Leidse ise kafelerin yer aldığı Nişantaşıvari bir yer. Alışveriş için de ideal. Alışverişini yapıp burada bir kahve içerek yorgunluğunuzu atabilir sonra da Dam Meydanı’na geçebilirsiniz. Hatta enerjiniz yeterse buradaki bir iki müzeyi gezip Red Light District gecelerine akabilirsiniz.

4. Müzeler: Amsterdam Avrupa’nın sanatsal olarak doyurucu şehirlerinden bir tanesi. Rijks ve Stedelijk Müzesi zaten ilk gözünüze takılacak müze olur. Ama ben Rembrandt ve Van Gogh müzesi gezilmeden Amsterdam gezilmiş sayılmaz diyorum. Küçükcük Van Gogh müzesinde bir gün geçirebilirsinz. Kronolojik sıraya göre dizilmiş Van Gogh eserlerinin her birini altında sanatçının hangi fiziksel ve ruhsal haller içerisinde bu resmi yaptığı anlatılıyor. Anlatılmaz yaşanır diyorum. Muhteşem…

5. Laleler: Hollanda’nın sembolü lalelere de bir göz atmadan dönmek olmaz tabii ki. Sanki başka sembolü yokmuş gibi çakma lale şehri yapılan İstanbul’un lalelerini bir de anavatanında görün. Dam Meydanı’na yakın Mısır Çarşı’sı benzeri bir pasaj var, burası aslında bir çeşit lale pazarı. Torba torba soğan alan turistleri izleyip gülmek için bile gidilir…

6. Jordaan: Sanat galerileri, seyretmeye doyamayacağınız kanallar, farklı mağazalar arasında kendinizi saatlerce kaybedebilirsiniz. Jordaan’da yarım gün kaybetmeye değer bence.

7. İnekler, tereyağı ve Gouda peyniri: Kendileri ile tanışma şerefine erişemedim ama ünlü Hohnstein ineklerinin heykellerini şehrin her yerinde görebilirsiniz. Her yemekten önce buram buram kokarak gelen tereyağını yumuşacık ekmeğin üzerine sürüp sürüp yemeğe yer kalmayıncaya kadar tıkınabilirsiniz. Bana kalsa bu şekilde hesap bile ödemeden çıkarım da ayıp olmasın diye ana yemek de söylemek durumunda kalıyorum. Gouda peynirinin de çeşit çeşidini bulmak mümkün, ben sade ve eski olanını tercih ettim.

8. Albert Cuyp Market: Bildiğin pazaryeri. Avrupa’nın en büyük ve eski pazarı dediler gittim. Anladım ki Avrupalı pazar görmemiş, gözünü sevdiğim Çarşamba pazarı Albert Cuyp’a 10 basar….

9. Sokaklar, evler, kanallar ve köprüler: Amsterdam’ın sokaklarında, kanallarında ve o kanallara bakan eski apartmanların arasında dolaşın mutlaka. Kanallardaki ‘boathaus’ yani tekne evlere de dikkat edin. Çok resim çekmelik duranları var, gözlerinizi dört açın.
amsterdam

10. Yöresel yemekler: Geleneksel Dutch yemekleri için güzel bir restoran önereceğim: De Silveren Spiegel (Adres: Kattengat 6, 1012 SZ Amsterdam). Ama illa trandy bir yere gitmek isterseniz size Publicvari bir yer de önerebilirim: Leidse Meydanı yakınlarında Momo. Amsterdam’ın tiki gençleri ile kaynaşmak için uygun bir yer.

Ve final: ‘coffee shop’ bulaşmış bir Amsterdam hatırası…

Seni çeker gibi çektim nefesimi

Duman içime sen zihnime doldun

Acısının farkındalığını dağlarcasına

Kalbim daha şiddetli çarpıyor sanki

Bir an arkamdasın bir an yanımda

Bir an önümdesin bir an yok

Ne tuhaf

Hayalin gibi

Sen de böyle değil misin?

Bir çift ayak seyrediyorum

Serkeş

Birbirini takip eder gibi

Birbirinden bezgin yürüyen

Ayaklar benden ama benim değil

Benim ayaklarım umutsuz

Gidecekleri yere varamayacaklarının farkında

Bırakmışlar kendilerini kaldırımın ortasına

Şu köşede çökmüş oturan kız gibi

O da yalnız değil belli ki

Zihninde taşıyor ben gibi seni

O başka bir ben

Sen başka bir sen

Uzanıyor anısızın

Uzanışı o kadar gerçek ki ellerinin

Dokunamayışı ne kadar kırgın

Haykırışı ne kadar derin

Elleri üşümüş titriyor

Onun hissedemediğini ben biliyorum

Benim bilmediğimi o hissediyor

Sanki birmişiz gibi

Tamamlıyoruz birbirimizi


Onu yerden almak istiyorum

İçime katmak istiyorum

Üşüyor görüyorum

Isıtmak istiyorum

Olmuyor

Ellerim uzanmıyor

Ellerime bakıyorum titriyor

Onun elleri benim ellerim

Ağlayan ben miyim

Yoksa o mu

Bilmiyorum

Sıcak gözyaşları düşüyor tek tek

Üşüyen elleri ısıtmak istercesine

Hadi kalk gidelim dercesine

Bulamıyorum çıkışı

Zihnimin arka sokakları

O kadar bulanık

O kadar hayal ve gerçek karışık

Beni orada öylece bırakıp

Dağılıyor hayalin

Yarım sevişlerinin mahmuzlarıyla

Parçaladığın kalbim gibi

Beni orada öylece bırakıp

Soluklaşıyor siluetin

Yarım sevişmelerinin ayazıyla dondurduğun

Tenim gibi

Beni orada öylece bırakıp

Kayboluyor gerçekliğin

Yarım varlığının geliş gidişleriyle

Çıldırttığın zihnim gibi

Beni orada öylece bırakıp

Çekip gidiyorsun

Hiç gelemeyişin gibi

Hiç sevemeyişin gibi

Sevgiler,
Ada Aldoğan

Benzer Icerikli Haberler:

Yorumlar


Yorumunuzun yanında istediğiniz resmin görünmesini istiyorsanız gravatar edinin!

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.