Kürtaj yaptıran biri yeniden hamile kalabilir mi?
Kürtaj kelime anlamı olarak “kazımak” demektir. Vücuttaki her türlü yabancı maddeyi çıkartmak için kulanılan bir yöntemdir aynı zamanda. Rahim içinde aynı şekilde bu yöntem kullanılmaktadır. Bu işlem herhangi bir patolojik, hastalık olabildiği gibi en çok kullanılan şekil olan bebek aldırmak içinde kullanılır.
Kürtaj operasyonu bir jinekolog tarafından ya da bu konuda eğitim görmüş bir aile hekimi tarafından yapılmalıdır. Kürtaj genel anestezi altında yapılır ve hastane koşullarında yapılması önem taşır. Bunun sebebide kürtaj sonrası komplikasyonlar olabileceğidir bu komplikasyonlara yani yan etkilere müdehale etmek hastane ortamında çok daha mümkündür.
Yapılan her tıbbi operasyonda risk olduğu gibi her zaman kürtajdada risk azda olsa vardır ve yan etkileri olabilir. Bilinen en büyük ve yaygın komplikasyon bir kanama veya enfeksiyon ortaya çıkmasıdır. Tabi bunun haricinde rahimin delinme gibi bir ihtimalide söz konudur. Bunlar çok seyrek rastlanan komplikasyonlardır fakat belirtmekte fayda vardır.
Kürtaj nasıl yapılır?
Kürtaj yapılırken öncelikle hasta evliyse kocasınında onayı alınır, evli değil ve 18 yaşını doldurmuşsa kendi rızasıyla kürtaj olabilir. Eğer 18 yaşını doldurmamış ise velisinin onayı ile kürtaj masasına yatabilir.
Türkiye Cumhuriyeti yasalarına göre istenmeyen gebelikler kadının isteği üzerinde 10.gebelik haftasına kadar sonlandırılmalıdır bu haftadan sonra yapılan kürtajlar yasalara aykırıdır.
Gebelik sonlandırma (kürtaj) işlemi vakum tekniği yani enjektör içerisine negatif basınçla çekme şeklinde uygulanmaktadır.
Yurtdışında ki bazı ülkelerde düşük ilacı da kullanılabilir kürtaj yerine. (RU-486) Fakat ülkemizde bu ilaç kullanılamamaktadır. Ayrıca halk arasında adet söktürücü olarak bilinen hap ve iğneler ise gebelik sonlandırması açısından işe yaramamaktadırlar.
Müdahale genellikle 10 ile 15 dakika arası sürer. Eğer genel anestezi uygulanmışsa hasta 15 dakikada kendine gelir, lokal anestezi uygulanmış ise hasta hemen ayağa kalkabilir ve hasta kendini iyi hissettiği anda eve gidebilir.
Kürtaj sonrası hasta evde yaklaşık olarak 1 gün dinlenmeli ve 15 gün kadar cinsel ilişkiden kaçınmalıdır. Kürtaj ı yapan doktor hastayı kontrole çağırabilir, çağırırsa aksatılmaması gerekir.
Kürtaj yasaları:
Gebeliğin sona erdirilmesi ile ilgili usul ve esaslar yasal olarak düzenlenmiştir. Mevcut yasada yer alan ve ilgililerin bilmeleri gereken belli başlı maddeler aşağıda sunulmaktadır.
MADDE 5 : Gebeliğin onuncu haftası doluncaya kadar annenin sağlığı açısından tıbbi sakınca olmadığı taktirde istek üzerine rahim tahliye edilir.
Gebelik süresi, on haftadan fazla ise rahim ancak gebelik, annenin hayatını tehdit ettiği veya edeceği veya doğacak çocuk ile onu takip edecek nesiller için ağır maluliyete neden olacağı hallerde doğum ve kadın hastalıkları uzmanı ve ilgili daldan bir uzmanın objektif bulgulara dayanan gerekçeli raporları ile tahliye edilir.
Derhal müdahale edilmediği taktirde hayatı ve hayati organlardan birisini tehdit
eden acil hallerde durumu tespit eden yetkili hekim tarafından gerekli müdahale yapılarak rahim tahliye edilir. Ancak hekim bu müdahaleyi yapmadan önce veya mümkün olmadığı hallerde müdahaleden itibaren en geç yirmi dört saat içinde müdahale yapılan kadının kimliği, yapılan müdahale ile müdahaleyi icabettiren gerekçeleri illerde Sağlık ve Sosyal Yardım Müdürlüklerine, ilçelerde Hükümet tabipliklerine bildirmeye zorunludur.
Acil müdahale hallerini nelerden ibaret olduğu ve yapılacak ihbarın şekil ve mahiyeti ile sterilizasyon ve rahim tahliyesini kabul edenlerden istenecek izin belgesinin şekli ve doldurulma esasları, bunların yapılacağı yerler, bu yerlerde bulunması gereken sağlık ve diğer koşullar ve bu yerlerin denetimi ve gözetimi ile ilgili hususlar çıkarılacak tüzükte belirtilir.
MADDE 6 : 5. maddede belirtilen müdahale, gebe kadının iznine, küçüklerde küçüğün rızası ile velinin iznine, vesayet altında bulunup da reşit veya mümeyyiz olmayan kişilerde reşit olmayan kişinin ve vasinin rızası ile birlikte sulh hakiminin izin vermesine bağlıdır. Ancak akıl maluliyeti nedeni ile şuur serbestisine sahip olmayan gebe kadın hakkında rahim tahliyesi için kendi rızası aranmaz. 5. maddenin birinci fıkrasında belirtilen ve rızaları alınacak kişiler evli iseler, eşin de rızası gerekir.
Veli veya sulh mahkemesinden izin alma zamana ihtiyaç gösterdiği ve derhal müdahale edilmediği taktirde hayatı veya hayati organlardan birisini tehdit eden acil hallerde izin şart değildir.
MADDE 468 : Bir kadının rızası olmaksızın çocuğunu düşürten kimseye 7 yıldan 12 yıla kadar ağır hapis cezası verilir.
Gebeliğin süresi on haftadan uzun olan bir kadının rızasıyla tıbbi nedenler mevcut olmadan çocuğunu düşürten kimseye 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası verilir. Çocuğunu düşürmeye rıza gösteren kadına da aynı ceza verilir.
Birinci fıkrada yazılı fiil; kadının ölümüne neden olmuşsa faile 15 yıldan 20 yıla ve bedeni bir zarara neden olmuşsa 8 yıldan 12 yıla kadar ağır hapis cezası verilir.
İkinci fıkrada yazılı fiil; kadının ölümüne neden olmuşsa faile 5yıldan 12 yıla ve bedeni bir zarara neden olmuşsa 3 yıldan 8 yıla kadar ağır hapis cezası verilir.
Gebe sanılan bir kadın üzerinde rızası olmaksızın çocuk düşürme amacıyla bazı fiillerde bulunan kimse kadının ölümüne veya bedeni zararına sebep olmuşsa 452. ve 456. maddeler hükümlerince cezalandırılır.
Gebelik süresi on haftadan fazla olan çocuğunu isteyerek düşüren kadına 1 yıldan 4 yıla kadar ağır hapis cezası verilir.
Madde 470 : Rahim tahliye etme yetkisi olmayan bir kimse, gebelik süresi on haftadan az olan bir kadının rızasıyla düşük yaptırdığı taktirde 2 yıldan 4 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır. Fiil kadının ölümüne veya bedeni bir zararına sebep olmuşsa, fail ayrıca 452. ve 456. maddeler hükümlerince cezalandırılır.
Tahliye etme yetkisi olmayan bir kimse 468. maddenin 1. 2. 3. ve 4. fıkralarında öngörülen fiilleri işlediği taktirde cezası 1/3 oranında arttırılır.
Rahim tahliye etme yetkisi olmayan bir kimse; gebe sanılan bir kadına çocuğunu düşürtmek için ilaç, gereç tedarik eder veya gebe sanılan bir kadın üzerinde rızası olmaksızın çocuk düşürme amacıyla bazı fiillerde bulunur ve kadının ölümüne veya bedeni zararına sebep olursa, 452. ve 456. maddeler hükümlerince cezalandırılır. Fiil kadının rızasıyla işlenmiş ise ceza 1/3 oranında indirilir.
Kürtaj yaptıran biri yeniden hamile kalabilir mi?
59 yaşında ve doğum yapma izni aldı
İngiltere’de 59 yaşındaki Susan Tollefsen tüp bebek tedavisiyle ülkesinde hamile kalmak için gerekli izni alan 50 yaş üstü ilk kadın oldu.
The London Women’s Clinic isimli özel klinik, ilk çocuğunu 2008’de Rusya’da doğuran Susan’ın ikinci kez anne olması için yardım teklif etti.
Ülkede özel kliniklerde dahi 50 yaş üstü kadınlara tüp bebek tedavisi verilmiyor. Ancak Londra’daki The London Women’s Clinic yönetimi geçen perşembe günü Tollefsen’a tüp bebek tedavisi uygulanabileceğine dair karar aldı. Tollefsen “Benim yaşımdaki diğer kadınlar da tüp bebek tedavisi ile bunu yapabilmeli” dedi.
Türkiye’de sezaryen patlaması
Sezaryende yüzde 70.50 ile Edirne birinci, yüzde 13.04 ile Ağrı sonuncu oldu.
Türkiye’de sezaryen oranları artıyor. 2002′de yüzde 21-22 olan genel sezaryen ortalaması bu yıl yüzde 47.43′e yükseldi. İller sıralamasında yüzde 70.50 ile Edirne birinci. Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) öngördüğü yüzde 15-20′lik rakamın bile altına düşen il ise, Türkiye’de yüzde 13.04 oranıyla sezaryenin en az yapıldığı Ağrı oldu. Türk Jinekoloji ve Obstetrik Derneği Başkanı Prof.Dr. İsmail Mete İtil, “Sezaryenlerin tek sorumlusu meslektaşlarım değil. Altyapıdan ebe sayısına, performan uygulamasından ceza kanununa kadar pek çok neden var” dedi.
Tam gün yasası konusunda Sağlık Bakanlığı’yla karşı karşıya gelen kadın doğumcular, artan sezaryen oranlarının aşağıya çekilmesi konusunda bakanlıkla ortak çalışma yapıyor. Türk Jinekoloji ve Obstetrik Derneği Başkanı Prof.Dr. İtil, üç büyük ilde yüksek sezaryen oranlarını değerlendirme toplantıları düzenlediklerini, bunlara da Bakanlık yetkililerinin katıldığını söyledi. İzmir’deki toplantıda Türkiye’deki sezaryen oranları il il ortaya kondu. 2009 sezaryen ortalaması 47.43 olan Türkiye’de ilk doğumda sezaryen ortalamasının yüzde 60′ın üzerine çıktığı saptandı.
3 büyük kentte durum
2009 verilerine göre İstanbul’da sezaryen ortalaması yüzde 52.52, Ankara’da 46.25 ve İzmir’de yüzde 59.13 olarak belirlendi. Sezaryen oranlarında birinci olan Edirne’de her 10 kadından 7’sinin sezaryenle doğum yaptığı ortaya çıkarken, Ağrı’da ise sezaryen oranı, DSÖ’nün öngördüğü oranın altında kaldı, yüzde 13.04 olarak saptandı.
Tek sorumlu doktor değil
Sağlık Bakanlığı’nın ilk başta sezaryen artışından hekimleri sorumlu tutup cezalandırdığını belirten Prof.Dr. İtil, “Bakanlığın ilk uygulamaları kadın doğum uzmanlarını cezalandırma niteliğindeydi. Geçen yıl yüksek sezaryen oranı olan hastanelerdeki hekimler görev yaptıkları yerlerden alınıp onur kırıcı bir şekilde Ankara’ya çağrılıyor ve normal doğum eğitimi verildiği belirtiliyordu. Normal doğumu bilmeyen kadın doğum uzmanı olur mu? Bunun yanlış olduğunu sonunda Sayın Bakan da kabul etti ve bir daha bu tip uygulamalara geçilmeyeceğini belirtti. Ocak ayında bu konuşmayı yaptığımızda eğitim için sırada 57 uzman vardı. Bakanlık o zaman yüzde 20 kurumsal sezaryen oranı öneriyordu. Bu orana kısa sürede inmek çok kolay değil” diye konuştu.
Dünyada ortalama yüzde 25-30
Prof.Dr. İtil, Türkiye’de sezaryen oranlarının özellikle 2000′li yıllardan itibaren artış gösterdiğini, sadece ülkemizde değil, dünyada da artış görüldüğünü söyledi. Türkiye’de 2002′de yüzde 21- 22 olan sezaryen oranlarının 2009′da yüzde 48′e ulaştığını, Amerika ve Avrupa ülkelerinde de sezaryen ortamalarının yüzde 25-30 arasında değiştiğini kaydeden Prof.Dr. İtil, DSÖ’nün öngördüğü yüzde 15-20′lik rakamların hiçbir ülkede tutturulamadığını ifade etti. DSÖ’nün oranlarını çok eskide kaldığını ve tartışıldığını da sözlerine ekledi.
Doğum izni ile ilgili merak edilenler
06 Ocak 2010 Handan Güner
Kategori: Kariyer
Çalışan ve hamile kalan kadınların yaşadığı en büyük sorunlardan biri de doğum izni hakkında yaşadıkları karmaşadır.
Çalışan kadınlar doğum izinleri ve hakları konusunda birçok soruyu merak ediyorlar. Bu konuyla ilgili merak edilenleri Sosyal Güvenlik Uzmanı Ali Tezel ile konuştuk. Kendisi doğum izni ve çalışan hamilelerin hakları konusunda merak edilen soruları cevapladı.
Hamilelerin doğumdan önce izin hakları nelerdir?
8 artı 8 hafta olup doktor raporu ve hafif işlerde çalışanlar için doğuma 3 hafta kalıncaya kadar çalışılabilir ve kullanılmayan önceki 5 hafta sonraki 8 haftaya ilave edilir.
En erken ne zaman izne çıkılabilir?
Başkaca bir sağlık problemi ve rapor yoksa doğumdan önceki 8 hafta önce yani 32. haftada doğum iznine çıkılır.
Hamilelerin ücretsiz izne çıkma hakkı var mıdır? Varsa ne kadardır?
Bazı kurumlar böyle bir hak olmadığını söylüyor. Bu hak kurumun insiyatifine mi kalmıştır?
Doğumdan sonraki 8 hafta (veya 13 hafta) dolduktan sonra 4857 sayılı İş Kanunu gereğince çalışanlar için, isteği halinde kadın işçiye, on altı haftalık sürenin tamamlanmasından veya çoğul gebelik halinde on sekiz haftalık süreden sonra altı aya kadar ücretsiz izin verilir. İşveren bu izni vermek zorundadır…
Ali TEZEL sorularımızı cevapladı
5953 basın-iş kanunu gereğince, kadın gazetecinin hamileliği halinde, hamileliğin 7′nci ayından itibaren doğumun ikinci ayının sonuna kadar izinli sayılır. Bu müddet zarfında müessese gazeteciye son aldığı ücretin yarısını öder. Doğum vuku bulmaz veya çocuk ölü dünyaya gelirse, bu halin vukuundan itibaren bir ay müddetle bu ücret ödenir.
Gazetecinin sigortadan veya bağlı bulunduğu teşekküllerden alacağı yardım, bu ödemeye tesir etmez.
Ancak, 5953 sayılı Basın İş Kanunu ve 854 sayılı Deniz İş Kanunu kapsamında çalışanların ücretsiz izin hakkı yoktur. İşveren isterse verebilir.
Süt izni toplu olarak kullanılabiliyor mu? Nasıl kullanılıyor?
4857 gereğince, kadın işçilere bir yaşından küçük çocuklarını emzirmeleri için günde toplam bir buçuk saat süt izni verilir. Bu sürenin hangi saatler arasında ve kaça bölünerek kullanılacağını işçi kendisi belirler. Bu süre günlük çalışma süresinden sayılır ama işçi ve işveren karşılıkla anlaşırsa toplu yani birleştirerek kullanabilir.
Günde 1,5 saat hesabıyla mesela 26 günde (26 X 1,5=39 saat) 36 saat günlük çalışma 7,5 saat hesabıyla da 5 gün eder yani bir ay devamlı gelirse 5 gün işe gelmeyebilir.
5953 e göre gazetecilerin süt izni yoktur. 854 e göre de denizcilerin de yoktur…
Hamileler işyerindeki çalışma koşullarında değişiklik isteyebilir mi?
4857 gereğince;
Doktor raporuyla hafif işleri isteyebilirler.
Hekim raporu ile gerekli görüldüğü takdirde, hamile kadın işçi sağlığına uygun daha hafif işlerde çalıştırılır. Bu halde işçinin ücretinde bir indirim yapılmaz.
5453 basın işçileri için bu tür bir hak yok.
854 gereğince denizcilerin de yok.
Hamileler doktor kontrolü için iş yerinden istediği zaman izin alabilir mi?
48572′ye göre; hamilelik süresince kadın işçiye periyodik kontroller için ücretli izin verilmelidir.
5953′e göre gazetecilerin bu tür hakkı yok
Hamileler işten çıkarılabilir mi?
Normal şartlarda istirahat ve sağlık izni sürelerinde işçi işten çıkarılamaz ama istirahat süresi kendisine verilmesi gereken ihbar öneli süresini 6 hafta aşmışsa işverenin çıkarma hakkı vardır.
Kaynak:Hurriyet
Video: Prezervatif yırtılırsa ne yapılabilir?
Zor hamilelikte sağlıksız bebek riski fazla
Finlandiya’daki Kuopio Üniversite Hastanesinden Dr. Kaisa Raatikainen ve ekibi, 1989-2007 yılları arasında hastanede yapılan 17 bin 114 doğumla ilgili araştırma yaptılar. Hamile kalmaları yıllar alan kadınların sağlıksız bebek dünyaya getirme olasılıklarının daha fazla olduğu belirlendi
Araştırma kapsamındaki kadınların dörtte üçünün 6 ay içinde, yüzde 12’sinin 6 ay ila 1 yıl içinde, yüzde 6’sının 13 ayla 2 yıl arasında, yüzde 4’ünün ise 2 yıldan daha uzun bir sürede hamile kalabildiği belirtildi.
Hamile kalma zamanıyla gebelik sonuçlarının karşılaştırıldığı araştırmada, gebe kalmaları 2 yıldan fazla süre alan kadınlarda erken doğum ve sağlıksız bebek dünyaya getirme olasılıklarının yüzde 51 ila 64 daha fazla olduğu saptandı.
“Fertility and Sterility” dergisinde yayımlanan araştırmada, bir kadının hamile kalma süresi ne kadar uzun olursa doğumdan önce en az bir kez düşük yapma olasılığının o kadar fazla olduğu da belinlendi.
Dr. Raatikainen ve ekibi ayrıca, bu kadınlarda hamilelik veya doğum sırasında, hamilelikle bağlantılı şeker hastalığı ve cenini saran zarda enfeksiyon gibi olumsuzluklara da daha çok rastlandığını saptadı
‘Kadın, bebek emzirirken bir daha hamile kalıyor’
Doğurganlık oranının, diğer yörelere göre yüksek olduğu Güneydoğu’da sağlık ekiplerince aile planlaması çalışmaları sürdürülürken, diğer yandan da anne ve bebek ölümlerinin önüne geçilmeye çalışılıyor. Bölgede doğurganlık oranının yüksek olmasının nedenlerinin başında erkek çocuk sahibi olma isteği yatarken, özellikle kırsal kesimde ilk çocukları kız olan annelerin art arda hamile kalıyor.
Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde doğum oranları yüksek olurken, erkek çocuk sahibi olma isteği en büyük nedenler arasında yer alıyor.
Batman Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi Başhekimi Nuri Kaya, geçen yıl hastanelerinde sezaryen de dahil olmak üzere 5 bin 492 doğumun gerçekleştirildiğini, bu yılın 11 ayında ise bu rakamın 5 bin 129 olduğunu söyledi.
Hastanelerinde günde ortalama 16 bebeğin dünyaya gözlerini açtığını bildiren Kaya, şöyle dedi:
“Diğer bölgelere göre bu bölgede doğum oranı çok yüksek. Bunun birçok nedeni var. Bunlardan biri ataerkil aile yapısıdır. Ayrıca, doğum kontrol yöntemlerinin yeterince uygulanmaması, annelerin eğitim düzeyinin düşük olması doğurganlık oranının yüksek olmasına neden oluyor. Ailelerin erkek çocuk sahibi olma arzusu var. Bu arzu nedeniyle kadınlar peş peşe hamile kalıyor. Hele ikinci, üçüncü kız ise erkek çocuk olması için dört, beş hatta altıncı doğuma kadar gidiliyor. Bizde sevindirici olan sezaryen oranının yüzde 20’inin altına olmasıdır. Biz her zaman normal doğumu tavsiye ediyoruz.”
Günlük ortalama 51 doğum
Diyarbakır Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi Başhekimi Çetin Bakır da hastanelerinde geçen yıl 18 bin 64, bu yılın 11 ayında ise 16 bin 926 doğum olayının yaşandığını aktardı.
Türkiye genelinde sezaryen oranının yüzde 40’ları bulduğunu, hastanelerinde ise yüzde 20 olduğunu anlatan Bakır, bunun sevindirici bir gelişme olduğunu kaydetti.
Ağustos ve eylülde doğum sayısının yükseldiğini, hastanelerinde günlük ortalama 51 bebeğin dünyaya geldiğini anlatan Bakır, her geçen yıl doğum sayısının arttığını vurguladı. Bakır, bölge ve çevre ilçelerden de hastalara hizmet verdiklerini dile getirdi.
‘Doğum oranı artmasına rağmen anne ve bebek ölümleri azaldı’
Çetin Bakır, şunları kaydetti:
“Diğer hastanelerle karşılaştırdığımıza örneğin Isparta, Antalya ve Eskişehir ile, Türkiye’de yatak sayısına göre en çok doğumun gerçekleştiği hastaneyiz. Ankara’daki Zekai Tahir Burak Doğum Hastanesinde bile bu kadar doğum olmuyor. 16 kadın doğum uzmanı çalışıyor. Bursa’daki Zübeyde Hanım Doğum Hastanesinde 37 doğum uzmanı ile yılda 12 bin doğum yapılırken, bizim hastanemizde 16 doğum uzmanı ile 18-19 bin doğum yapılıyor. Doğum oranı artmasına
rağmen anne ve bebek ölümleri azaldı. Bu çok sevindiricidir. Geçen yıl ölen anne olmadı, bu yıl sadece 1 anne öldü. Anne ve bebek ölümlerinde düşüş var. Bunun için büyük bir çaba içerisindeyiz.”
Hastanelerinde aile planlaması ünitesinin kadınlara “çok güzel” hizmet verdiğini, hastalarının büyük çoğunluğunun yeşil kartlı olduğunu söyleyen Bakır, bölgede doğurganlık oranının yüksek olduğunu, bunda sosyoekonomik düzeyin etkili olduğunu anlattı.
‘Halen evde doğum yapılıyor’
“Kadın, bebek emzirirken bir daha hamile kalıyor. Bazı kadınlar kürtajı bir doğum kontrol yönetimi olarak kullanıyorlar” diyen Bakır, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Bu, gittikçe bir alışkanlık haline geliyor. Ama kürtajın anneye yan etkileri var. 2 yıldan daha sık aralıkla doğurmamalarını istiyoruz. Annelerimiz yeterince beslenmiyor. Sağlıklı aralıkla gebe kalmak ve düzenli kontrolleri yaptırmak çok önemli. Halen doğum evde yapılıyor. Doğumların hastane ortamında yapılması gerekiyor. Yoksa anne ölümlerinin önüne geçilmez. Hipertansiyon ve gebelik zehirlenmesi çok tehlikelidir. Yeter ki talep gelsin, sosyoekonomik gelişmişlikle birlikte daha sağlıklı annelerden daha sağlıklı bebekler doğacaktır.”
Çok doğum kadın için kötü
Mardin Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi Başhekim Yardımcısı Kamuran Elçi ise hastanelerinde yılın 11 ayında toplam 4 bin 3 doğumun gerçekleştiğini bildirdi.
Çok sayıda doğumun, kadın sağlığı üzerinde olumsuz etkisinin bulunduğunu, anne sağlığı açısından ailelerin bakabilecekleri kadar çocuk yapmaları gerektiğini dile getiren Elçi, sık değil aralıklarla hamile kalınmasının, kadın sağlığı açısında faydalı olduğunu anlattı.
Geleneksel olarak doğum kontrolünün ikinci planda tutulduğuna işaret eden Elçi, “Bazı kadınlar erkek çocuğu doğurmak için art arda hamile kalıyor. Erkek çocuk beklentisi de doğum sayısını artıran etkenlerdir biridir. Sosyoekonomik düzeyi düşük olan yerlerde doğum oranı yüksektir” dedi.
Günlük ortalama 7-8 bebeğin dünyaya gözlerini açtığı Siirt Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi Başhekimi Erkan Taş, geçen yıl 2 bin 881, bu yılın 11 ayında ise 3 bin 20 doğumun yaşandığını belirtti.
Doğum oranının eğitim seviyesi ile bağlantılı olduğunu anlatan Taş, “7-8 çocuk sahibi olan kadınlar tekrar hamile kalıyor. Bunların büyük kısmı ilkokul mezunu kadınlardan oluşuyor. İlimizde doğum oranı yüksek” dedi.
Prof. Dr. Ahmet Maranki - Hamile Hanımlara Tavsiyeler
Prof. Dr. Ahmet Maranki, Show TV’de yayınlanan Her Şey Dahil programında, hamile hanımlara tavsiyelerde bulunuyor. Sağlıklı bir bebek dünyaya getirmek için neler yapmak ve nelerden kaçınmak gerektiğini anlatıyor.
Video: Prof. Dr. Ahmet Maranki - Tüp Bebek ve Kısırlığın Tedavisi
Prof. Dr. Ahmet Maranki, Her Şey Dahil programında tüp bebek ile ilgili görüşlerini anlatıyor ve kısırlığın tedavi yöntemlerinden bahsediyor.



