Cansu Dere domuz gribi oldu
Cansu Dere dizi çekimi sırasında domuz gribi oldu.
Habertürk‘ün haberine göre, 15 gün önce ‘Ezel’ dizisinin hastane çekimleri sırasında fenalaşan Dere’ye ilk müdahaleyi çalıştıkları hastanenin doktorları yaptı. Domuz gribi teşhisi konulan güzel oyuncu, o gece hastanede kaldı.
Soğuk algınlığına karşı ekinezya.
Ekinezya soğuk algınlığının daha hafif geçmesini sağlıyor. Ancak bağışıklık sistemi üzerindeki olumlu etkisinin ortaya çıkması için en az 2-3 hafta süreyle sürekli kullanılması gerekiyor
Echinacea, ülkemizde doğal olarak yetişen bir bitki olmadığından ekinezya olarak biliniyor. İlk olarak Kızılderililer tarafından kullanılan bitkinin bağışıklık sistemi üzerinde etkisi Alman araştırıcılar tarafından bilimsel çalışmalarla ortaya konulmuştur. Bitki için çeşitli kullanım önerileri yapılmakla birlikte, bilimsel kaynaklarda iki kullanılış ön plana çıkarılmaktadır. Bunlardan, Echinacea angustifolia ve E. pallida kökleri ‘üst solunum yolu enfeksiyonlarından korunmak ve tedavisine yardımcı olmak’ üzere öneriliyor. Echinacea purpurea’nın toprak üstü kısımlarının taze halde sıkılmasıyla elde edilen usare ise ‘solunum sistemi ve idrar yolu enfeksiyonlarının tedavisine yardımcı’ olarak da önerilmektedir.
Bu bakımdan kullanılan bitkinin hangisi olduğunun bilinmesi yararlıdır. Bilhassa sık sık tekrarlayan idrar yolları rahatsızlıklarında kullanılması gereken ilacın E. purpurea’dan elde edilmesi gerekir.
Bitkinin soğuk algınlığından koruyucu ve tedavi edici olarak etkinliği yeterli sayıda deneysel çalışmalar ve oldukça yüksek sayıda denek üzerinde yürütülen klinik çalışma ile de ortaya konulmuş. Bu konuda yayınlanmış 30’un üzerindeki kontrollü klinik çalışmada soğuk algınlığı belirtilerinden koruma oranının yüzde 20-35 arasında değiştiği gözlenmiş.
Önemli bir kısmında ise soğuk algınlığının daha hafif geçmesini sağladığı görülmüş. Yani bu ilacı kullanan bir kişinin soğuk algınlığına yakalanmayacağı düşünülmemeli. Ancak ekinezya ile hastalanma sıklığı ve hastalığın süresinde belirgin azalma sağlanıyor.
Ekinezya formülasyonlarının bağışıklık sistemi üzerindeki etkisinin ortaya çıkması için en az 2-3 hafta süreyle sürekli kullanılması gerekiyor. Ancak iki aylık bir süreden daha uzun kullanılmaması da öneriliyor. Yani uzun süre kullanılması ile bağışıklık sistemi daha etkin olmuyor. Bu önemli çünkü bazı kişilerin sürekli olarak bu tip formülasyonları kullandığını sık sık duyuyorum. Benim önerim, mevsim dönümlerinde eylül-kasım ve şubat-nisan dönemlerinde iki kür şeklinde uygulanması şeklinde. Uzun süre kullanımlarda vücudun E vitamini stokunu azalttığı bildiriliyor.
İsveç’te 246 gönüllü üzerinde yapılan bir çalışmada, soğuk algınlığı belirtileri başladıktan sonra bir hafta süreyle yüksek miktarda kullanılmaya başlanmasıyla da iyileşme sürecinin kısaldığı bildiriliyor. Halk arasında bir deyiş vardır ‘Soğuk algınlığı ilaç alırsan bir hafta, ilaç almazsan yedi gün sürer.’ Şimdi bazı okuyucularım bu sözü hatırlayıp kullanmanın yararsız olacağını düşündüklerini duyar gibi oluyorum. Burada önemli olan şikáyetlerin hafif geçmesini sağlamak. Ayrıca ekinezya boğazda bazı bakterilerin (Streptococcuc) gelişimini engelleyerek şikáyetleri hafifletebiliyor.
Yeterli deneysel bilginin bulunmaması nedeniyle ekinazya formülasyonlarının hamile ve emzirenlerde kullanılmaması belirtilmekle beraber, 500 hamile kadın üzerinde yapılan bir izleme çalışmasında yenidoğan bebeklerde herhangi bir olumsuz cevap görülmediği bildiriliyor. Ancak bu konuda daha fazla bilimsel bilgiye ihtiyaç duyuluyor. Genel olarak ekinazya yan etki bakımından güvenilir bir bitki. Bildiğimiz papatya ile aynı aileden olması nedeniyle bazı kaynaklarda, papatya alerjisi olanlarda dikkatli olunması gereği kayıtlı. Ancak bazı ilaç etkileşmelerine dikkat edilmeli. Bu ürünlerin greyfurt suyuyla birlikte içilmesinden kaçınılması gerekiyor. Arada 1-2 saatlik bir boşluk bırakılarak kullanılması da mümkün.
Domuz gribinin belirtileri neler?
13 Kasım 2009 admin
Kategori: Sağlık, domuz gribi
Öksürük, ishal, kusma, boğaz ağrısı gibi belirtiler gösteren kişilerin, domuz gribi virüsüyle karşı karşıya olabileceği belirtiliyor.
Sağlık Bakanlığı, H1N1 virüsü bilinen adıyla “domuz gribi” vaka tanımlama belirtilerini yineledi. Buna göre öksürük, ishal, kusma, boğaz ağrısı gibi belirtiler gösteren kişilerin, domuz gribi virüsüyle karşı karşıya olabileceği belirtiliyor.
Mevsimsel grip henüz Türkiye’ye gelmemişken bu belirtileri gösteren kişiler domuz gribi mi, “Türkiye’de hafif seyrediyor” deniyor ama neden domuz gribi öldürüyor, Diğer grip aşıları da domuz gribi aşıları gibi birkaç ay içinde mi kullanıma sunuluyor? gibi soruların cevapları merak ediliyor.
Dünyada yaşanan ölümlerin ardından Türkiye de bu gribe ilk kurbanını verdi. Salgın alarmına geçen Türkiye her gün tedbirini artırıyor.
“Söz Konusu Belirtiler Varsa Bu Domuz Gribidir”
Konuya ilişkin bilgi veren Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı ve Sağlık Bakanlığı Pandemi İzleme Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Mehmet Ceylan, şunları söyledi:
“Yeni vaka tanımlamasında şu bulguların en az iki tanesi varsa yani burun akıntısı, öksürük, ishal, kusma, boğaz ağrısı eğer bunlar varsa grip diyoruz. Çünkü şu anda mevsimsel grip Türkiye’de başlamadı. Dolayısıyla şu anda bahsettiğim tabloda bir insan varsa o rahatlıkla domuz gribidir diyebiliriz.”
Test Herkese Yapılmıyor
Domuz gribi testi ise her isteyene yapılmıyor. Salgın halinde olan bu hastalığın testi ancak hastanede yatacak kadar ağır olan hastalara yapılıyor. O yüzden halkın bu domuz gribi testlerine gösterdiği ilgi uzmanlarca gereksiz görülüyor.
Tedavi için yapılabilecekler mevsimsel grip tedavisiyle aynı. Yani dinlenme ve ilaç tedavisi bu salgında da büyük önem taşıyor.
Virüs Türkiye’de Hafif Seyrediyor
Türkiye, virüsün bu haliyle de dünya, şu an tehlikede değil. Çünkü domuz gribi virüsü hafif seyrediyor. Peki ne oluyor da öldürüyor, dünyada bunun pek çok örneği varken? Prof. Dr. Ceylan, bu soruya ise şu yanıtı verdi:
“Bu Grip Genelde Zatürreyle Öldürüyor”
“Zatürre ile öldürüyor grip genelde. Ölümlerin yüzde 90′ı aşağı yukarı zatürre nedeniyle oluyor. Onun için zatürre bulguları olan, nefes darlığı, ateş, öksürük gibi bulguları olan insanların mutlaka hekime başvurmaları lazım.”
Çünkü uzmanlara göre H1N1 virüsü, zatürreye karşı vücut direncini zayıflatıyor.
En Önemli Tedbir Aşı
Salgına karşı alınacak en önemli tedbir ise aşı.. Her yıl yapılan mevsimsel grip aşısının kullanıma sunulması da domuz gribi aşısıyla parelelik gösteriyor.
Mehmet Ceylan, bu konuda da “Her senenin grip aşısını yetiştirmek için virüs şekil değiştirdiği için antijenik yapısı, Nisan-Mayıs aylarında Dünya Sağlık Örgütü tarafından belirlenir. Ve firmalar bunu birkaç ay içinde geliştirirek Eylül ayında en geç kullanıma sunarlar. O sırada zaten asgari güvenlik, etkinlik çalışması yapılır.” şeklinde konuştu.
Aşının güvenirliliği ile ilgili olarak ise Prof. Dr. Ceylan, şunları söyledi:
“Kabul edelim bu bir salgın aşısı. Salgın aşısının özelliği budur. Salgın çıkar çıkmaz çok kısa bir süre içersinde geliştirmek ve kullanıma sunmak durumundasınız. Yoksa biraz beklerseniz zaten salğın yapacağını yapar.” dedi.
Kaynak: TRT
Domuz gribi aşısı güvenli mi?
06 Kasım 2009 admin
Kategori: Güncel, Sağlık, domuz gribi

H1N1 (domuz gribi) ölümcül bir hastalık mıdır?, Gribinin belirtileri nelerdir?, Hangi durumda hastaneye gidilmelidir? sorularını Yeditepe Üniversitesi Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Meral Sönmezoğlu cevapladı.
Yeditepe Üniversitesi Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Meral Sönmezoğlu, H1N1 (domuz gribi) konusunda panik yapmadan korunma önlemleri alınması gerektiğinin altını çiziyor.
H1N1 (domuz gribi) ölümcül bir hastalık mıdır?
Hayır, her hastalanan ölecek diye bir yanlış inanış var. Oysa korunma önlemleri ile gençler bir hafta 10 gün içerisinde hastalığı geçiriyorlar. Dünyadaki çalışmalardan çıkan sonuçlara göre “bazılarında daha ağır seyredecek o hastaları erken tedaviye alın ve hastaneye yatırın. Bazılarını ise aşı yapın” deniyor. Biz de bunu uygulamalıyız. Herkes hasta olacak diye korkmayacağız, ama bazı grupların hastalığı geçirmemesine çalışacağız.
Gribinin belirtileri nelerdir?
Aşağıda bahsedilen belirtilerin tümü veya bazıları varsa;
• Ateş
• Öksürük
• Boğaz ağrısı
• Burun akıntısı veya tıkanıklığı
• Vücut ağrıları
• Başağrısı
• Titreme
• Yorgunluk
• İshal veya kusma
Grip belirtileri hafif ise, acil servise başvurmak gerekli midir?
• Tıbbi danışmanlık ve yardım gereken kişiler haricinde evde kalınmalı*
• Tıbbi yardım haricinde diğer insanlarla temastan kaçınılmalı
Grip belirtileriniz hafif ise acil servise başvurmanıza gerek yoktur. Eğer hastalandıysanız veya hastalık belirtilerini gösteriyorsanız evde istirahat ediniz ve çevrenizdeki kişilerden de onlara bulaştırmamak için uzak durunuz. Başkalarına bulaştırmamak için ellerinizi sık yıkamalısınız. Dışarıya çıkmak zorunda kaldığınız durumlarda maske kullanmalısınız, öksürük ve hapşırık durumlarında ise ağzınızı mendille kapatmalısınız. Bol sıvı alınız, besleyici gıdalar tüketiniz ve ateş düşürücü olarak parasetamol kullanınız.
2009 H1N1 virüsü, çoğu kişide hafif belirtiler göstermekte, ateş düşürücü dışında tıbbi ve antiviral tedaviye gerek kalınmamaktadır.
* H1N1 (domuz gribi) sırasında tıbbi danışmanlık ve yardım gereken kişiler;
• 5 yaşın altı özellikle 2 yaş altındaki çocuklar
• 65 yaş üzeri yaşlılar
• Hamileler
• Kronik hastalığı olan kişiler
- Kanser
- Kan hastalıkları
- Kronik akciğer hastalıkları (KOAH)
- Şeker hastalığı
- Kalp hastalıkları
- Böbrek hastalıkları
- Karaciğer hastalıkları
- Nörolojik bozukluklar
- Kas-sinir bozuklukları
- Zayıflamış bağışıklık sistemi (AIDS )
Ayrıca, sağlıklı insanlarda ciddi belirtilerin görülmesi de mümkündür.
Hangi durumda hastaneye gidilmelidir?
Grip geçirmekte olan kişilerde aşağıdaki belirtiler görüldüğünde mutlaka sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.
Acil Durum Belirtileri Nelerdir?
Çocuklarda;
• Hızlı veya zorlu nefes alma
• Mavimsi cilt rengi
• Yeterli nefes alamama
• Halsizlik
• Huzursuzluk, saldırganlık ve davranış değişikliği
• Belirtilerin artması
• Ateş ile beraber döküntülerin olması
Yetişkinlerde;
• Solunum zorluğu veya nefes darlığı
• Göğüste ve karında ağrı ya da basınç hissi
• Ani baş dönmesi
• Sersemlik ve uyku hali
• Şiddetli ve sürekli kusma
H1N1 (domuz gribi) tedavi eden ilaçlar var mı?
Evet. Domuz gribinin tedavisi veya bu hastalıktan korunmak için doktor kontrolünde kullanılabilecek ilaçlar mevcuttur. Bu ilaçlar doktor tarafından önerilmedikçe, reçetesiz olarak kesinlikle kullanılmamalıdır.
Hastalandığımızda evde ne kadar süre kalmalıyız?
Yedi gün kadar (ateş düşürücü ilaçlar almadan ateşsiz 24 saat geçene kadar) evde kalınmalıdır.
Gripten korunmak için ne yapmalıyız?
En önemlisi ve ilk yapmamız gereken ellerimizi yıkamak ve genel sağlığımızı korumaktır.
• Yeterli uykunuzu alın,
• Fiziksel olarak aktif olun,
• Stresten uzak durun,
• Bol sıvı alın,
• Düzenli beslenin.
Ayrıca;
• Grip virüsü ile bulaşmış yüzeylere dokunmayın,
• Hasta olan bireylerle temastan kaçının.
H1N1 (domuz gribi) virüsünün bulaşıcılık süresi nedir?
- Akut başlayan belirtiler ile birlikte yaklaşık +7 gün sürer
- Kuluçka Süresi: 1–4 gün, ortalama 2 gün
- Enfeksiyöz dönem:
- Belirtilerden 1 gün önce başlar, 7 gün boyunca bulaştırıcılık sürer.
- Çocuklar daha uzun süre bulaştırıcı olabilir.
Korunma için ne yapmalıyız?
Bulaşıcılığı önlemek için maske kullanmak ve kalabalık yerlerden kaçınmak gerekir.
Sağlığınızı korumak için (hem hasta, hem sağlıklı bireyler):
- Öksürürken ağız ve burun kapatılır (mendille),
- Ellerinizi su ve sabunla yıkayın, alkol içerikli el dezenfantanları kullanın (özellikle öksürdükten veya aksırdıktan sonra),
- Gözlerinize, burnunuza ve ağzınıza dokunmayın, çünkü virüs bu yolla yayılır.
- Hasta kişilerle temas etmekten kaçının,
- Grip olduysanız, okul ya da işe gitmeyin, istirahat edin.
El yıkama
Ellerinizi sık yıkamanız korunmanıza yardımcı olacaktır. Ellerinizi su ve sabunla yıkayınız veya alkol içerikli el dezenfektanlarla temizleyiniz. Ellerinizi 15 - 20 saniye su ve sabunla yıkamanız önerilir. Su ve sabun olmadığı zaman alkol içerikli mendiller kullanılabilir.
H1N1 (domuz gribi) aşısı güvenli midir?
Şu anda gündemdeki aşı Dünya Sağlık Örgütü, Avrupa Birliği Sağlık Örgütü onay vermiş ve çok çeşitli testlerden geçirilmiştir. 240 vakada yapılan testlerde de yan etkilerinin çok düşük olarak tespit edilmiştir. Türkiye’de kullanılan aşılar dünya da kullanılanlarla aynı. Bir farkı yok. Dünya Sağlık Örgütü, Avrupa Birliği Sağlık Örgütü onay vermiş ve uygulamaya başlamıştır.
Aşının felç yaptığına dair bir söylenti var. Bu konuda yorumunuz nedir?
1970’lerde Amerika da uygulanan domuz gribi aşısında böyle bir yan etki vardı ancak bu aşı farklı. O aşı yan etkisi olduğu için terk edilerek başka bir aşı üretilmiş. Hatta o dönemde ABD başkanı bile yaptırmış ama sonra yan etkilerinden dolayı durdurulmuş.
Aşı yaptırmak istemeyenlerle ilgili yorumunuz nedir?
Biz aşılanmıyoruz demek için bütün riskleri göze almamız lazım. Ben yaptırmak istemiyorum, ben güvenmiyorum diyerek aslında ulusal salgın yönetimine karşı çıkılmış oluyor. Çünkü bir kişinin hasta olması demek etrafındaki 20 kişiyi hasta etmesi ve bu zincirin de gitgide çoğalması demek. Bireysel değil, ulusal düşünmemiz gereken bir dönemdeyiz.
KadınMAG
Gribe yakalanmamak için bunlara dikkat edin
01 Kasım 2009 admin
Kategori: Güncel, Sağlık, domuz gribi
Bağışıklık sisteminiz ne kadar güçlü olursa domuz gribine karşı vücut direnci de o kadar artar. Özellikle yaz mevsiminden kışa geçişte zayıflamaya başlayan bağışıklık sistemini güçlendirmek adına meyve ve sebze tüketiminin artırılması gerekiyor. Çünkü meyve ve sebzeler, bağışıklık sistemini güçlendirerek vücudun hastalıklara karşı direncini artırır.
Bunun yanı sıra balık, kırmızı et ve bakliyat yemek insanı dinç tutar. Soğan ve sarımsak da gribal enfeksiyonlara karşı kalkan görevi gören çok önemli iki besindir. Soğanı ve sarımsağı yemeklerle tüketebilir ya da çiğ olarak da yiyebilirsiniz. E vitamini de bağışıklık sisteminin güçlendirilmesinde etkilidir. Yeşil yapraklı sebzeler, fındık, ceviz gibi yağlı tohumlar ve kuru baklagillerin yeterli miktarlarda tüketilmesi önemlidir.
Domuz gribine karşı portakal ve mandalina!
Portakal, mandalina, greyfurt: Kış mevsiminin vazgeçilmez meyveleri arasında yer alan narenciye grubu meyveler, içerdikleri zengin C vitamini ile hastalıklara karşı vücudun savunma mekanizmasını harekete geçirir. Mandalina, greyfurt, portakal ve limon suyu karışımı, domuz gribine karşı çok iyi bir beslenme kaynağıdır.
Elma: Elma, içerdiği E ve C vitaminleri gibi antioksidan öğeler ile bağışıklık sistemini güçlendirerek hastalıklara karşı direnci artırır.
Nar: Antioksidan kapasitesi oldukça zengin olan nar da önemli miktarda potasyum, lif, C vitamini ve niasin (B3 vitamini) içermektedir. Bu zengin içeriği ile gribal enfeksiyonlarının düşmanı olan bir besindir.
Yeşil sivri biber
Özellikle kuşburnu, kırmızı ve yeşil sivri biber, kivi, maydanoz ve rokada bulunan C vitamini miktarı; portakal, mandalina ve limonda bulunan C vitamini miktarı kadardır.
Yazın tüketilen salatayı kışın da bolca yiyin!
Salata, gribe karşı öğle ve akşam yemeklerimizin vazgeçilmezi olmalı. Özellikle bu dönemde ıspanak, kereviz, pırasa, havuç, brokoli, kabak, lahana, karnabahar, maydanoz bolca yenilmelidir.
Gribe karşı ıspanak çorbası
Ispanak, kuru soğan, bulgur ve kıymanın bir arada yer aldığı hem lezzet açısından hem de besin değeri açısından kaliteli bir çorba, gribal enfeksiyonlara karşı çok önemli bir önlemdir.
Çocuklarınızı gripten korumak için sebzeyi sevdirin!
Domuz gribine karşı çocukların da bol miktarda sebze yemesi gerekir. Bunun için kış sebzeleri onların tüketmeleri için cazip hale getirecek şekilde hazırlanmalıdır. Örneğin; kereviz yemeğini sevmeyen çocuğa, bu sebzeyi rendeleyerek, yoğurda karıştırmak, içine bir miktar da ceviz ekleyerek çocuğa sunmak, aynı şekilde ıspanak yemeğini sevmeyen çocuklara, ıspanağı bir iç olarak kullanarak; börek, poğaça ya da krep yapılması ve çocukların bu besinleri tüketmeleri sağlanmalıdır.
Domuz gribine karşı haftada bir gün kuru fasulye ya da nohut yiyin.
Özellikle etli kurufasulye veya nohut yemeği haftada en az bir gün tüketilmeli.
Baklagil çorbası
Bulgur, kurufasulye, kuru soğan ekleyip hepsini blender’dan geçirerek, biraz da sıvı yağ eklemek suretiyle besin değeri yüksek bir çorba hazırlayabilirsiniz.
Ihlamur, adaçayı ve kuşburnu kurtarıcıdır.
Vücut ısısını dengede tutabilmek için bol sıvı alımı gerekir. Bu nedenle, her gün en az 2-2,5 litre (12-14 su bardağı) su içilmeli, sıvı alımının karşılanmasında ıhlamur, adaçayı, kuşburnu çayı, açık çay gibi içecekler tercih edilmeli.
Suya sabuna bol bol dokunun
Kışın daha dikkatli olunmalı.Domuz gribi kış aylarında daha çok yaygınlaşır; çünkü, güneş ışığının UV etkisi bu mevsimde yaza göre daha azalır. Hastalığın etkeni olan virüs, soğuk ve nemli ortamda daha uzun süre canlılığını koruyor.
Yakın temastan kaçının!
İnsanlar kışın daha dar mekânlarda, özellikle çocuklar okullarda birbirleriyle yakın temas halindedir. Böylelikle domuz gribinin hızla yayılması için uygun ortam oluşur. Nitekim son günlerde, bazı okullarda salgınlar ortaya çıkmaya başladı bile.
Domuz gribi aşısı olun
Bulaşıcı hastalıklardan korunmanın en etkin, en kolay ve en ucuz yolu o hastalığın aşısını yaptırmaktır. Sağlık çalışanları, hamile kadınlar, kalp, akciğer, karaciğer hastalığı veya kanser gibi önemli bir hastalığı olanlar, öğrenciler ve hastalığın yaygın olduğu ülkelere seyahat edecek olanlar öncelikle aşı olmalı.
Aşı olana kadar;
Ellerinizi sık sık, özellikle öksürdükten veya hapşırdıktan sonra su ve sabun ile yıkayın. Öksürürken veya hapşırırken ağzınızı kâğıt mendil ile kapatın. Kullandığınız mendili çöpe atın. Öksürdükten veya hapşırdıktan ya da hasta olma ihtimali olan biri ile el sıkıştıktan sonra, elinizi yıkayıncaya kadar; gözünüze, burnunuza veya ağzınıza sürmeyin. Hasta kişilere yakın temastan sakının. Temas zorunlu ise maske ve eldiven kullanın.
Seyahatlerde dikkatli olun!
Hastalığın yaygın olduğu bir ülkeye seyahat edecekseniz bu seyahatinizi aşı yaptırana kadar erteleyin.
Seyahatinizi ertelemeniz söz konusu değilse, o zaman yukarıda belirtilen tedbirlere azami dikkat ve özeni gösterin.
Yanınızda maske, eldiven, alkol bazlı el dezenfektanı ve kâğıt mendil bulundurun.
Sağlık sigortanızın geçerlilik süresini ve gideceğiniz ülkede geçerli olup olmadığını kontrol edin.
Çocuklarınızı domuz gribinden koruyun!
Domuz gribi tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de panik havası estirmeye devam ediyor. Uzmanlar, sık sık alınması gereken tedbirler konusunda halkı bilgilendirirken, Sağlık Bakanlığı özellikle okullardaki salgınlara dikkat çekiyor. Nitekim bu H1N1 virüsü en çok okullarda baş gösterdi. Çünkü solunum yoluyla kolayca bulaşabilen virüs, minik bedenleri kolayca hasta edebiliyor. Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Bakır’a göre çocukların vücudu daha önce bu virüsle karşılaşmadıkları ve kanlarında bu virüsü koruyucu bir antikor taşımadıkları için hemen hastalık mikrobunu kapabiliyor.
Üstelik bağışıklık sistemleri de henüz tam olarak gelişmediği için okullarda bir salgın halinde yayılabiliyor. İşte bu noktada okul yetkililerine ve de velilere büyük iş düşüyor. Çünkü çocukları bu virüsten koruyacak tek şey belki de doğru bilgilendirme olacak. Prof. Dr. Bakır’ın söylediklerinden yola çıkarak birkaç başlık altında aşağıda yapılması gerekenleri özetledik.
Okullarda alınması gereken tedbirler neler?
Okul girişine termal kamera ya da ateş ölçerler yerleştirilerek hasta öğrenciler tespit edilebilir
Hastalık belirtisi olan çocuk hemen arkadaşlarından uzaklaştırılmalı ve ailesine haber verilmeli.
Çocuklar hastalıkla ilgili bilgilendirilmeli ve yapması gerekenler anlatılmalı.
Öğrenci tuvaletleri sık sık temizlenmeli ve ellerini rahatlıkla yıkayabileceği bir ortam hazırlanmalı.
Mümkünse okul duvarlarına el dezenfektanları yerleştirmeli.
Başta sıralar olmak üzere, kapı kolları, klavyeler, askılıklar, dolaplar ve çocukların ortak kullandığı her aksesuar her gün temizlik personeli tarafından iyice temizlenmeli, (Bunlar deterjan içermeyen maddelerle, mikrop öldürücü temizleme losyonları ya da suyun içine yüzde 1 oranında çamaşır suyu katılarak yapılmalı).
Sınıflar her teneffüs havalandırılmalı.
Velilerin yapması gerekenler
Sık sık çocuğunu ellerini yıkaması konusunda uyarılmalı, özellikle toplu taşıma araçlarından indiklerinde hemen ellerini yıkanması öğütlenmeli.
Çocuklar hapşırdıklarında ağızlarını mendille, mendil yoksa dirseklerine doğru ağızlarını kapatarak hapşırması söylenmeli.
Sınıfta veya okulda hapşıran, aksıran ya da hasta görünen çocuklara yaklaşmamaları tembihlenmeli.
Kapalı ve kalabalık yerlerde bulunmaması gerektiği anlatılmalı.
Çocuğun kaldığı odayı sık sık havalandırın.
Hasta çocuk doktora götürülmeli ve anti viral ilaçlar almalı.
Çantasına alkollü dezenfektanlar konulmalı ve kullanması gereken noktalar izah edilmeli.
Hastalığı geçirmekte olan bir çocuk, ateş düştükten 24 saat dahil olmak üzere evinde kalmalı.
İnsanlarla mümkün olduğu kadar az görüşmeli.
Çocukların bağışıklık sisteminin güçlendirilmesi için;
Aşılar eksiksiz olarak yapılmalı.
Düzenli beslenmeye önem verilmeli.
Çocukların sebze ve meyve tüketimini artırılmalı.
Hazır meyve suları yerine çocuklara taze sıkılmış meyve suları içirilebilir.
Yeterli ve kaliteli uyumaları sağlanmalı.
Hekim önerisi olmadan ilaç kullanılmamalı.
Düzenli sağlık kontrolleri ihmal edilmemeli.
Domuz Gribi hakkında bilmedikleriniz
26 Ekim 2009 Ailenizin Doktoru: Dr. Selmin Çetin Doğan
Kategori: Güncel, Kültür Sanat, Sağlık, Yaşam, domuz gribi

Grip, İnfluenza virüsünün neden olduğu bir solunum sistemi hastalığıdır. Belirtileri kas ve eklemlerde ağrı, halsizlik, boğaz ağrısı, öksürük, burun akıntısı ve bazen burun tıkanıklığı, 38 derece ve üzerinde yüksek ateş, ateşe bağlı baş ağrısı ve titremedir. Çok bulaşıcıdır. Hasta kişiler, belirtilerin ortaya çıkmasından 1 gün öncesinden belirtilerin sona ermesini takip eden yaklaşık 5-7 gün sonrasına kadar bulaştırıcıdır. Bulaşma;
1) Hasta kişinin öksürmesi ve hapşırmasıyla yayılan damlacıklar yoluyla,
2) Hasta kişiyle direkt temasla,
3) Virüs bulaşmış eller yoluyla olabilir.
Kapalı ve kalabalık ortamlarda yayılma daha kolay olur. Grip sonbahar başından ilkbahar sonuna kadar sık görülür ve salgınlar ortaya çıkabilir; bu nedenle ‘Mevsimsel Grip’ adı da verilir. Küçük çocuklar, özellikle son 3 ayında olan gebeler, ağır ve süregen (kronik) hastalığı olanlar, herhangi bir nedenle bağışıklık sistemi zayıf olanlar hastalığı daha kolay kapar ve daha ağır geçirebilirler.
Gribin tedavisi amacıyla antibiyotik kullanmak anlamsızdır
Antibiyotik bakterilere karşı anlamına gelir, gribe ise bakteriler değil virüsler neden olur. Gribin en iyi tedavisi dinlenmektir. Evde dinlenmek hem gribin daha hafif ve çabuk atlatılmasını sağlar hem de hastalığın topluma yayılmasını ve salgın riskini azaltır. Maalesef günümüzün yoğun iş temposunda her hastalığı ayakta geçirmeye çalışan insanlar, son yıllarda sanki grip için dinlenmek bir lüksmüş gibi davranarak ya da böyle düşünen işverenler nedeniyle işini kaybetme endişesi duyarak hastalığı dinlenmeden, bazı ilaçlarla belirtileri bastırarak geçirmeye çalışıyorlar. Gribin en iyi ilacı bol sıvı alarak vücudun bağışıklık sistemine ve sistemin virüsle olan mücadelesine destek olmaktır. Üzerinde soğuk algınlığı ve grip ilacı yazan ilaçlar, yalnızca belirtileri hafifleterek gribi daha rahat geçirmenizi sağlayabilirler. Belirtiler ağır değilse kullanılmaları son derece gereksizdir. Özellikle 2 yaşın altındaki çocuklarda bu ilaçların zararları yararlarından fazladır ve mümkün olduğunca kullanılmaması; 2-11 yaş arası çocuklarda ancak doktor tavsiyesiyle ve kısa süreli olarak kullanılması önerilmektedir. ABD ve İngiltere’de bu ilaçlar, özellikle çocuklar için kullanılacaksa, ancak doktor reçetesiyle alınabilirken ülkemizde reçetesiz de alınabildiği için hemen her evde ‘bulundurulduğunu’, 1 kere hapşıran veya burnundan 1-2 damla akıntı gelen herkese verildiğini gözlemliyoruz. Bu son derece yanlış ve sakıncalı bir uygulamadır.
Grip, altta yatan bir problemi olmayan, sağlıklı bireylerde 4-7 gün içinde geçer.
- 7 gün içinde geçmiyorsa,
- Ateş sık sık 38.5 derecenin üstüne çıkıyorsa,
- Burun akıntısı su gibi akıcı ve şeffaf değil koyu renkli ve koyu kıvamlıysa,
- Öksürük giderek şiddetleniyorsa,
- Az da olsa nefes almakta güçlük yaşanıyorsa mutlaka hastaneye başvurmak gerekir.
Gribe neden olan İnfluenza virüsünün A, B ve C olmak üzere 3 tipi vardır. Tip A ve B en şiddetli hastalık etkenleridir, büyük salgınlar yapabilirler. Tip C çok hafif bir hastalık tablosuna yol açar ve salgına neden olmaz. Tip B yalnızca insanlarda hastalık yapar. Tip A ise insanların yanı sıra kuşlarda, diğer kanatlılarda, domuzlarda, atlarda ve foklarda da hastalık yapabilir. Bu 3 ana tipin birçok alt tipi vardır. Şu an dolaşımda en fazla bulunan Tip A alt tipleri H1N1 ve H3N2’dir.
Domuz Gribi, Dünyada yeni tespit edilen bir çeşit İnfluenza virüsünün neden olduğu grip tablosudur. İnfluenza A/H1N1 olarak adlandırılmıştır. Yapısında 4 farklı virüs tipine ait genetik bölgeler saptanmıştır. Yani 2 tür domuz, 1 tür kuş ve 1 tür insan virüsü özelliği içeren bir virüs yapısıdır. İnsandan insana bulaşabilmesi, pandemiye neden olabileceği endişesi doğurmaktadır. Pandemi; yeni bir tip virüsün ortaya çıkması ve dünya nüfusunun bu virüs tipine karşı bağışıklığının olmaması nedeniyle hızla çeşitli ülkelere yayılarak dünya çapında salgın yapması demektir. Bulaşma yukarıda saydığımız yollarla yani virüs içeren damlacıkların solunması, hasta bireyle temas ve mikroplu eller ve yüzeyler yoluyla olmaktadır. Dolayısıyla el hijyeni başta olmak üzere genel hijyene maksimum dikkat edilmesi ve hastalık belirtileri gösteren kişilerin evlerinde istirahate gönderilerek toplumdan izole edilmeleri çok önemlidir. Salgının önüne geçmek için hastalık saptanan kişilere tedavileri evlerinde verilmektedir.
Domuz Gribine yakalandığınızı nasıl anlarsınız?
Hastalık Belirtileri
Domuz gribinin belirtileri mevsimsel griple aynıdır. 38 derecenin üzerinde ve ani başlayan ateş, öksürük, boğaz ağrısı, vücutta genel ağrı ve halsizlik, bazı kişilerde mide bulantısı, kusma ve hafif ishal gibi belirtilerle ortaya çıkabilir. Belirtiler ve muayene ile mevsimsel gripten ayırt edilemez; ayırıcı tanı laboratuar sonuçları ile yapılır. Domuz gribi etkeni pozitif saptanan kişiler evlerinde gözlem altına alınmakta, belirtiler ağır seyrediyorsa (belirtilerin ortaya çıkmasından sonraki 2 gün içinde başlanacak şekilde) antiviral yani virüslere karşı özel ilaçlarla tedavi yapılmaktadır. Bu ilaçlar, virüsün bölünerek çoğalmasını engelleyerek etki etmekte, belirtileri hafifleterek hastalığın daha çabuk ve hafif atlatılmasını sağlamakta ve komplikasyonların ortaya çıkması olasılığını düşürmektedir. Yalnız bu ilaçların da bazı yan etkileri nedeniyle mutlaka doktor gözetiminde kullanılması gerektiği için doktora danışmadan eczaneden alınıp kullanılmamasını öneriyoruz.
2009 yılı içinde saptanan bu virüsün neden olduğu 1. dalga salgın yaklaşık 6 ay önce atlatıldı. Şu sıralar 2. dalga dünyayı ve ülkemizi tehdit ediyor. İlkbahar sonuna kadar 3. salgın dalgasının yaşanması olasılığı da mevcut. Aslında çoğu kişi hastalığı mevsimsel gripten bile daha hafif geçirdi ve tamamen iyileşti. Fakat yeni saptanan, dünya nüfusunun çoğunun bağışıklığının olmadığı bir virüs olduğu ve 1. salgın dalgasında ölümlere neden olabildiği için Dünya Sağlık Örgütü en üst derecede alarm uyarısında bulundu. Ölümler 2 duruma bağlı olarak ortaya çıkabilir:
1- Domuz gribine yakalanan, bu nedenle bağışıklık sistemi zayıflayan kişide grip sonrası komplikasyon gelişmesi; yani viral hastalığın üstüne daha ağır seyreden bakteriyel bir hastalık ortaya çıkması ile hasta kaybedilebilir. Mevsimsel gripte de domuz gribinde de ölümler genellikle gribin komplikasyonu olarak pneumoni (zatürree) ve solunum yetmezliğinin ortaya çıkmasıyla olmaktadır. Yani direkt gribin kendisi değil yol açtığı zatürree nedeniyle hasta kaybedilmektedir.
2- Ya da o sırada ağır bir hastalık geçiren kişiye grip bulaştığında vücut mücadele edememekte ve hasta kaybedilmektedir. Nitekim ülkemizde domuz gribine bağlı olarak kaybedilen tek kişi, ağır bir zatürree hastalığı geçirirken yani hasta ve bağışıklık sistemi zayıfken domuz gribi mikrobunu kapmış ve bu nedenle kaybedilmiştir
Özellikle önceden süregen (kronik) bir hastalığı olan kişiler, halen ağır bir hastalık nedeniyle tedavi alan kişiler ve bağışıklık sistemi herhangi bir nedenle zayıf kişilerin risk altında olduğu bilinmektedir.
Şu an dünyada salgın yapan domuz gribi virüsü varyant yani değişime uğramış ve yeni bir virüstür. Fakat sebep olan virüste bazı yapısal farklılıklar bir kenara, dünyada daha önce de domuz gribi salgınları yaşanmış. 1918’de dünyada ‘İspanyol Gribi’ olarak adlandırılan domuz gribi salgınının ilk dalgası hafif atlatılmış fakat 2. salgın dalgası, o dönemde zaten 1. Dünya Savaşı nedeniyle çok zor günler geçiren dünyada yaygın ölümlere neden olacak kadar ağır geçmiş, ülkemizde de çok kayıplar verilmiş. Bu ölümler büyük oranda, gribi takiben görülen zatürreeye ve zatürreenin yeterli tedavi edilememesine bağlı olarak ortaya çıkmış. Bundan önceki salgın 1976-77’de özellikle Amerika’da etkili olmuş. O dönem de bir aşı üretilmiş ve sağlık görevlileri sokaklarda standlar açarak çok sayıda kişiyi aşılamışlar. O zaman da aşı hakkında bazı yan etkileri nedeniyle tartışmalar çıkmış, bu tartışmaları sona erdirmek için zamanın ABD Başkanı Gerald Ford gazetecilerin huzurunda kendisine aşı yaptırmış. Fakat tartışmalar yine de bitmemiş ve aşı uygulaması sona erdirilmiş. Dünya Sağlık Örgütü 1970’li yıllardan günümüze aşı üretim teknolojilerinin çok geliştiğini, aşının o yıllarda gözlenen sakıncalarının çok minimize edildiğini, aşının güvenli olduğunu öne sürerek dünya çapında aşılanmayı öneriyor. Halen domuz gribinden korunmak için aşılanmak dışında hiçbir yol yok… Özellikle bağışıklık sistemi zayıf olan çok küçük çocukların, gebelerin, kalabalık ortamlarda bulunan okul çocuklarının, çeşitli ağır hastalıkları olan kişilerin, yurt dışına çıkacak kişilerin ve hacı adaylarının, her türlü bulaşıcı hastalıkla sürekli temasta oldukları için sağlık çalışanlarının aşılanması kuvvetle öneriliyor. Aşının şu andaki grip aşısı gibi eczanelere dağıtılmayacağı, sadece aşı merkezlerine verileceği ve risk gruplarından başlayarak tüm vatandaşların sırayla aşılanacağı gelen bilgiler arasında… Halen Türkiye’ye gelmiş olan aşılar test edilme aşamasında olduğu ve aşılama başlamadığı için uygulama konusunda bilgilerimiz bununla sınırlı…
Bu yıl büyük risk altında olan ülkemizin bu salgınları beklenenden daha az hastayla, çok hafif ve kayıpsız geçirmesini diliyorum.
DOKTOR TAVSİYESİ
Bu hafta bir kitap ve yazar değil, özellikle İstanbul’da ve İstanbul’a ulaşımı kolay, yakın şehirlerde oturanlara yönelik 3 etkinlik tavsiye edeceğim:
1- TÜYAP İSTANBUL KİTAP FUARI: 28. İstanbul Kitap Fuarı 31 Ekim Cumartesi günü Beylikdüzü’ndeki TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi’nde başlıyor. 8 Kasım’a kadar sürecek olan fuarda bu yıl birçok renkli etkinlik planlanıyor. Bu yıl ilk defa gerçekleştirilecek olan Uluslararası Salon ile okurlar 27 farklı ülkenin edebiyat ürünleriyle karşılaşma şansı bulacaklar. Bu yılın ana konusu ‘Kültürler arası diyalogda çeviri’ olan fuarın onur konuğu şair, tiyatro eleştirmeni ve çevirmen Cevat Çapan. Emekliler, öğretmenler ve öğrenciler için giriş ücretsiz, diğer ziyaretçiler içinse giriş ücreti geçen yılki gibi 5 TL. Salonlar dolusu kitap arasında dolaşmak, henüz kitapçılarda bulunmayan, Fuar’a yetiştirilmiş yeni çıkan kitapları tanımak, yazarlarla söyleşiler ve imza günlerinde bir araya gelmek, eskiden beri adını duyup bir türlü okuma fırsatı bulamadığınız o kitapları almak, yeni bir yazar keşfetmek, farklı kültürlerden değişik yazarlar ve kitaplarla karşılaşmak, ortak noktaları kitap olan yüzlerce insanla aynı havayı solumak gibi birçok keyif Fuar’da sizi bekliyor. Fuarı ziyaret ederek klasiklerden yepyeni isimlere, roman ve öykülerden inceleme ve araştırmalara ilginizi çeken 12 kitap almaya ne dersiniz? Ne dersiniz kendinize, önümüzdeki 1 yıl boyunca her ay 1 kitabın keyfini çıkarma, belki çoktan unuttuğunuz okuma zevkini tekrar yaşama şansını tanımaya?
Eğer Fuara gitme şansı bulamazsanız; başka bir şehirdeyseniz veya Fuar’ın yeri size çok uzaksa ya da kalabalık ortamlardan hoşlanmıyorsanız yani Kitap Fuarı’na gitme olasılığınız yoksa… kendi kitap fuarınızı yapın!.. Bir tatil gününüzde isterseniz yalnız isterseniz ailenizle isterseniz dostlarla kitapçılara gidin. Önümüzdeki 1 yıl için 12 kitap projesini böyle gerçekleştirmek de mümkün.
2- İSTANBUL TANPINAR EDEBİYAT FESTİVALİ: Türkiye’de ilk kez bir edebiyat festivali düzenleniyor. Ünlü yazarımız Ahmet Hamdi Tanpınar’a ithafen hazırlanan festivalin ana konusu ‘Şehir ve Zaman’. Ana konu, Tanpınar’ın Beş Şehir ve Saatleri Ayarlama Enstitüsü romanlarından ilham alınarak belirlenmiş. Festival Beylikdüzü’nden Beyoğlu’na geniş bir alanda 31 Ekim-3 Kasım tarihleri arasında gerçekleştirilecek. Bazı etkinlikler TÜYAP’ta Kitap Fuarı bünyesinde yapılacak. Gitmek, görmek, omuz vermek, gözlenilen eksik ve yanlışları yapıcı bir tavırla iletmek, güzel hareketleri överek festivalin devamlı ve kalıcı olmasına destek olmak gerek diye düşünüyorum. İlgilenenler daha fazla bilgi için www.itef.com.tr adresini tıklayabilir.
3- AKBANK ODA ORKESTRASI: Klasik batı müziği seviyorsanız Akbank Oda Orkestrası’nın konserleri sizin için başlı başına bir mutluluk kaynağı olabilir. 1992’de kurulan, 1998’den beri şef Cem Mansur yönetiminde çalışan orkestra, Kasım-Nisan ayları arasında her ay Anadolu yakasında Caddebostan Kültür Merkezi’nde (CKM), Avrupa yakasında ise Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda (CRR) 1’er konser veriyor. Her konserin bir teması var. Bu tema çerçevesinde müzik tarihine damgasını vurmuş klasik bestecilerle son yıllarda yıldızı parlayan modern çağdaş bestecilerin eserleri aynı konserde yer bulabiliyor. Konser öncesi şef Cem Mansur dinleyicilerle bir sohbet toplantısı yapıyor. Cem Mansur’un birkaç dostuyla laflar gibi doğal bir tavırla anlattığı konular arasında o akşamki konserin teması, seçilen bestecilerin ortak ve farklı özellikleri, o akşamın solisti hakkında bilgiler yer alıyor. Akbank Oda Orkestrası’nın her üyesi müthiş bir virtüöz; enstrümanlarına ve çaldıkları parçalara olan hakimiyetleri ve performansları her konserde insanı hayran bırakıyor. Ayrıca her ay, çoğu dünyaca ünlü bir sanatçı konserde yer alıyor. Bu bazen bir piyanist bazen kemancı bazen ise korno sanatçısı olabiliyor! Bu yılki ilk konserler 25 Kasım Çarşamba günü CKM’de, 26 Kasım CRR’deki konserlerle başlayacak. Biletler Kasım’ın ilk günlerinde satışa sunuluyor. Böyle erkenden yazıyorum çünkü bilenler bu konserlerin tiryakisi olduğu için bilet bulmak zor oluyor ve hemen aybaşından biletleri almak gerekiyor!
Yoğun iş temposuna, bitmek tükenmek bilmeyen ‘yapılması gerekenler’ listelerine, her türlü zamansızlığa, yorgunluğa inat bu etkinliklere zaman ve enerji bulmak; ruhumuzu ara sıra sanatın serin sularıyla yıkamak gerek bence… Siz ne dersiniz?
Herkese sağlıklı günler.
Sevgiler,
Selmin Çetin Doğan
Ailenizin Doktoru
Domuz gribi aşısı Türkiyede
22 Ekim 2009 admin
Kategori: Sağlık, domuz gribi
Dünya Sağlık Örgütü, domuz gribiyle mücadele için alarm seviyesini en yükseğe çıkardı, 6. dereceye yükseltti. Dünya Sağlık Örgütü şimdiye kadar 167 kişinin domuz gribi yüzünden öldüğünü açıkladı.
Türkiye’de de 21 kişi de virüse rastlandı.
Dünya hastalığa karşı aşı geliştirilmesini bekliyordu, sonunda haber geldi. Üç büyük ilaç firması aşı geliştirdiğini açıkladı. Domuz gribi aşısı ekim ayında Türkiye’de olacak.
Sağlık Bakanlığı aşıyı Türkiye’ye getirmek için firmalara ön ödeme yaptı. Aşı gelir gelmez önce sağlık personeline, ardından güvenlik güçlerine tedbir amaçlı zorunlu olarak uygulanacak.
Aşıyla birlikte tedavi uygulaması da değişiyor. Artık karantina bölgeleri olmayacak, çünkü vakalar ayakta tedavi edilebilecek.
Sağlık Bakanlığı’nın iki grip gözlem laboratuarı var. Biri İstanbul’da Çapa Tıp Fakültesi, diğeri Ankara Refik Saydam Hıfzısıhha Merkezi’nde.
Şüpheli vakalar bu iki merkezde tahlil ediliyor. Uzmanlar tüm dünyada aynı virüsün görüldüğünü vurguluyor. Ölümlerin sorumlus H1N1 virüsü. Aşı bu virüsle mücadele için en büyük silah olacak
Domuz gribi aşısı güvenli mi?
22 Ekim 2009 admin
Kategori: Sağlık, domuz gribi
Almanya’da Başbakan Angela Merkel’e uygulanacak aşının, vatandaşlara uygulanacak aşıdan farklı olması nedeniyle başlayan tartışma, Türkiye’ye de sıçradı.
İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Mikrobiyoloji ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selim Badur:
“GSK aşısı için yapılan ‘Yan etkileri var’ tanımlamasına katılmıyorum. Tüm aşılarda görülen lokal şikâyetler, bu aşıda da olabilir. Bunlar aşı yerinde kızarıklık, ağrı,
kırıklık gibi belirtilerdir. Aşıların içinde ‘zararlı moleküller’ var söylem ise düşünceme göre tamamen bir spekülasyondur. Pandemi aşısı üreten kuruluşlar, üretimlerini, klasik-mevsimsel grip aşısı üretim teknolojisi olan ‘embriyonlu
yumurtada üretim’ yöntemiyle hazırlıyorlar; bu teknoloji yıllardan beri kullanılan ve
güvenilir olan bir teknoloji. Aşı suşu (aşı içindeki virüs) ise, pandemi etkeni olan, klasik Influenza A (H1N1) virüsü. Bu nedenle her ne kadar onay aşamaları çok süratle geçilmiş olsa da, elimizde söz konusu aşıya güvensizlik duymak için bilimsel bir veri bulunmuyor. Kimi domuz gribi aşılarının içerdiği cıva, ‘etil merkür’dür, yani vücutta depolanmaz, bir hafta içinde vücuttan atılır. Eğer aileler, çocuklarını bu cıvadan korumak istiyorsa Boğaz’da tutulan hiçbir balığı yedirmemeli. Çünkü o balıklarda da aynı tür cıva bulunuyor.”
Aşılar arasında kalite ve yan etki farkı olur
Memorial Hastanesi Kulak Burun Boğaz Bölüm Başkanı Prof. Dr. Sami Katırcıoğlu:
“Aşılar arasında kalite farkı olur. Neticede aşıların içinde öldürülmüş virüsler bulunur. Yıllar önce kuduz aşısı yapılanlardan bazıları kuduz olmuştu! Almanya’daki örnek ise tamamen etik dışı bir davranış. Siyasetçilere ayrı, halka ayrı aşı siparişi vermek kabul edilemez.”
Yan etkileri var mı diye klinik çalışmalar yapıldı
İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Mikrobiyoloji ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şadi Yenen:
“Celvapan adlı ilaç memeli hücrelerinde üretilmiş grip virüslerinin, Pandemrix adlı
ilaç ise yumurtada üretilen virüslerin kullanıldığı aşılardır. Her iki aşı da, olağanüstü
koşullarda kullanılmak üzere ruhsatlandırılmış yeni aşılardır. Bu nedenle yaygın kullanımda hangi yan etkilerin ortaya çıkacağı tam olarak bi lin me mek te -
dir. Ancak ilk klinik çalışmalarda olağanüstü riskli yan etkilere rastlanılmamış olması önemlidir.
Karşıt Görüşler:
İnsanları kobay olarak kullanacaklar
Türkiye Klinik Farmakoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Cankat Tolunay:
“Avrupa İlaç Değerlendirme Kurulu’nun (EMEA) hazırladığı ruhsat dosyasında domuz gribi aşıları ile ilgili yeterli klinik çalışma yapılmadığı vurgulandı. Raporda
Pandemrix adlı ilaçla ilgili aynen şu cümleler yazılı: “Çocuk, genç ve yaşlılarda
klinik çalışması yapılmamıştır. Yan etkiler listesi uzayıp gidiyor. Ayrıca bu aşıda da, Türkiye’nin satın alacağını duyurduğu diğer iki aşıda da cıva bulunuyor. Aşılarda cıva, cıva zehirlenmesine ve çocuklarda otizme yol açtığı; vücuttan atılamadığı için dünyanın birçok ülkesinde yasaklandı. Domuz gribi aşısıyla tüm insanlar kobay olarak kullanılacak.”
Akdağ: Kimseyi zorla aşılamayacağız
Sağlık Bakanı Recep Akdağ, Türkiye’nin günlerdir tartıştığı domuz gribi aşısını kimseye zorla yapmayacaklarını söyledi. Önümüzdeki günlerde vakaların artacağını da belirten Akdağ, Türkiye’de gribe yakalanan birçok kişinin hastalığı hafif geçireceğini açıkladı. TRT Ana Haber’e katılan Sağlık Bakanı Recep Akdağ,
“Vatandaşımızın domuz gribi ve aşı konusunda endişelenmemesini istiyoruz, istemeyene aşı yok” dedi.

