Domuz gribinin belirtileri neler?
13 Kasım 2009 admin
Kategori: Sağlık, domuz gribi
Öksürük, ishal, kusma, boğaz ağrısı gibi belirtiler gösteren kişilerin, domuz gribi virüsüyle karşı karşıya olabileceği belirtiliyor.
Sağlık Bakanlığı, H1N1 virüsü bilinen adıyla “domuz gribi” vaka tanımlama belirtilerini yineledi. Buna göre öksürük, ishal, kusma, boğaz ağrısı gibi belirtiler gösteren kişilerin, domuz gribi virüsüyle karşı karşıya olabileceği belirtiliyor.
Mevsimsel grip henüz Türkiye’ye gelmemişken bu belirtileri gösteren kişiler domuz gribi mi, “Türkiye’de hafif seyrediyor” deniyor ama neden domuz gribi öldürüyor, Diğer grip aşıları da domuz gribi aşıları gibi birkaç ay içinde mi kullanıma sunuluyor? gibi soruların cevapları merak ediliyor.
Dünyada yaşanan ölümlerin ardından Türkiye de bu gribe ilk kurbanını verdi. Salgın alarmına geçen Türkiye her gün tedbirini artırıyor.
“Söz Konusu Belirtiler Varsa Bu Domuz Gribidir”
Konuya ilişkin bilgi veren Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı ve Sağlık Bakanlığı Pandemi İzleme Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Mehmet Ceylan, şunları söyledi:
“Yeni vaka tanımlamasında şu bulguların en az iki tanesi varsa yani burun akıntısı, öksürük, ishal, kusma, boğaz ağrısı eğer bunlar varsa grip diyoruz. Çünkü şu anda mevsimsel grip Türkiye’de başlamadı. Dolayısıyla şu anda bahsettiğim tabloda bir insan varsa o rahatlıkla domuz gribidir diyebiliriz.”
Test Herkese Yapılmıyor
Domuz gribi testi ise her isteyene yapılmıyor. Salgın halinde olan bu hastalığın testi ancak hastanede yatacak kadar ağır olan hastalara yapılıyor. O yüzden halkın bu domuz gribi testlerine gösterdiği ilgi uzmanlarca gereksiz görülüyor.
Tedavi için yapılabilecekler mevsimsel grip tedavisiyle aynı. Yani dinlenme ve ilaç tedavisi bu salgında da büyük önem taşıyor.
Virüs Türkiye’de Hafif Seyrediyor
Türkiye, virüsün bu haliyle de dünya, şu an tehlikede değil. Çünkü domuz gribi virüsü hafif seyrediyor. Peki ne oluyor da öldürüyor, dünyada bunun pek çok örneği varken? Prof. Dr. Ceylan, bu soruya ise şu yanıtı verdi:
“Bu Grip Genelde Zatürreyle Öldürüyor”
“Zatürre ile öldürüyor grip genelde. Ölümlerin yüzde 90′ı aşağı yukarı zatürre nedeniyle oluyor. Onun için zatürre bulguları olan, nefes darlığı, ateş, öksürük gibi bulguları olan insanların mutlaka hekime başvurmaları lazım.”
Çünkü uzmanlara göre H1N1 virüsü, zatürreye karşı vücut direncini zayıflatıyor.
En Önemli Tedbir Aşı
Salgına karşı alınacak en önemli tedbir ise aşı.. Her yıl yapılan mevsimsel grip aşısının kullanıma sunulması da domuz gribi aşısıyla parelelik gösteriyor.
Mehmet Ceylan, bu konuda da “Her senenin grip aşısını yetiştirmek için virüs şekil değiştirdiği için antijenik yapısı, Nisan-Mayıs aylarında Dünya Sağlık Örgütü tarafından belirlenir. Ve firmalar bunu birkaç ay içinde geliştirirek Eylül ayında en geç kullanıma sunarlar. O sırada zaten asgari güvenlik, etkinlik çalışması yapılır.” şeklinde konuştu.
Aşının güvenirliliği ile ilgili olarak ise Prof. Dr. Ceylan, şunları söyledi:
“Kabul edelim bu bir salgın aşısı. Salgın aşısının özelliği budur. Salgın çıkar çıkmaz çok kısa bir süre içersinde geliştirmek ve kullanıma sunmak durumundasınız. Yoksa biraz beklerseniz zaten salğın yapacağını yapar.” dedi.
Kaynak: TRT
Domuz gribi aşısı güvenli mi?
06 Kasım 2009 admin
Kategori: Güncel, Sağlık, domuz gribi

H1N1 (domuz gribi) ölümcül bir hastalık mıdır?, Gribinin belirtileri nelerdir?, Hangi durumda hastaneye gidilmelidir? sorularını Yeditepe Üniversitesi Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Meral Sönmezoğlu cevapladı.
Yeditepe Üniversitesi Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Meral Sönmezoğlu, H1N1 (domuz gribi) konusunda panik yapmadan korunma önlemleri alınması gerektiğinin altını çiziyor.
H1N1 (domuz gribi) ölümcül bir hastalık mıdır?
Hayır, her hastalanan ölecek diye bir yanlış inanış var. Oysa korunma önlemleri ile gençler bir hafta 10 gün içerisinde hastalığı geçiriyorlar. Dünyadaki çalışmalardan çıkan sonuçlara göre “bazılarında daha ağır seyredecek o hastaları erken tedaviye alın ve hastaneye yatırın. Bazılarını ise aşı yapın” deniyor. Biz de bunu uygulamalıyız. Herkes hasta olacak diye korkmayacağız, ama bazı grupların hastalığı geçirmemesine çalışacağız.
Gribinin belirtileri nelerdir?
Aşağıda bahsedilen belirtilerin tümü veya bazıları varsa;
• Ateş
• Öksürük
• Boğaz ağrısı
• Burun akıntısı veya tıkanıklığı
• Vücut ağrıları
• Başağrısı
• Titreme
• Yorgunluk
• İshal veya kusma
Grip belirtileri hafif ise, acil servise başvurmak gerekli midir?
• Tıbbi danışmanlık ve yardım gereken kişiler haricinde evde kalınmalı*
• Tıbbi yardım haricinde diğer insanlarla temastan kaçınılmalı
Grip belirtileriniz hafif ise acil servise başvurmanıza gerek yoktur. Eğer hastalandıysanız veya hastalık belirtilerini gösteriyorsanız evde istirahat ediniz ve çevrenizdeki kişilerden de onlara bulaştırmamak için uzak durunuz. Başkalarına bulaştırmamak için ellerinizi sık yıkamalısınız. Dışarıya çıkmak zorunda kaldığınız durumlarda maske kullanmalısınız, öksürük ve hapşırık durumlarında ise ağzınızı mendille kapatmalısınız. Bol sıvı alınız, besleyici gıdalar tüketiniz ve ateş düşürücü olarak parasetamol kullanınız.
2009 H1N1 virüsü, çoğu kişide hafif belirtiler göstermekte, ateş düşürücü dışında tıbbi ve antiviral tedaviye gerek kalınmamaktadır.
* H1N1 (domuz gribi) sırasında tıbbi danışmanlık ve yardım gereken kişiler;
• 5 yaşın altı özellikle 2 yaş altındaki çocuklar
• 65 yaş üzeri yaşlılar
• Hamileler
• Kronik hastalığı olan kişiler
- Kanser
- Kan hastalıkları
- Kronik akciğer hastalıkları (KOAH)
- Şeker hastalığı
- Kalp hastalıkları
- Böbrek hastalıkları
- Karaciğer hastalıkları
- Nörolojik bozukluklar
- Kas-sinir bozuklukları
- Zayıflamış bağışıklık sistemi (AIDS )
Ayrıca, sağlıklı insanlarda ciddi belirtilerin görülmesi de mümkündür.
Hangi durumda hastaneye gidilmelidir?
Grip geçirmekte olan kişilerde aşağıdaki belirtiler görüldüğünde mutlaka sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.
Acil Durum Belirtileri Nelerdir?
Çocuklarda;
• Hızlı veya zorlu nefes alma
• Mavimsi cilt rengi
• Yeterli nefes alamama
• Halsizlik
• Huzursuzluk, saldırganlık ve davranış değişikliği
• Belirtilerin artması
• Ateş ile beraber döküntülerin olması
Yetişkinlerde;
• Solunum zorluğu veya nefes darlığı
• Göğüste ve karında ağrı ya da basınç hissi
• Ani baş dönmesi
• Sersemlik ve uyku hali
• Şiddetli ve sürekli kusma
H1N1 (domuz gribi) tedavi eden ilaçlar var mı?
Evet. Domuz gribinin tedavisi veya bu hastalıktan korunmak için doktor kontrolünde kullanılabilecek ilaçlar mevcuttur. Bu ilaçlar doktor tarafından önerilmedikçe, reçetesiz olarak kesinlikle kullanılmamalıdır.
Hastalandığımızda evde ne kadar süre kalmalıyız?
Yedi gün kadar (ateş düşürücü ilaçlar almadan ateşsiz 24 saat geçene kadar) evde kalınmalıdır.
Gripten korunmak için ne yapmalıyız?
En önemlisi ve ilk yapmamız gereken ellerimizi yıkamak ve genel sağlığımızı korumaktır.
• Yeterli uykunuzu alın,
• Fiziksel olarak aktif olun,
• Stresten uzak durun,
• Bol sıvı alın,
• Düzenli beslenin.
Ayrıca;
• Grip virüsü ile bulaşmış yüzeylere dokunmayın,
• Hasta olan bireylerle temastan kaçının.
H1N1 (domuz gribi) virüsünün bulaşıcılık süresi nedir?
- Akut başlayan belirtiler ile birlikte yaklaşık +7 gün sürer
- Kuluçka Süresi: 1–4 gün, ortalama 2 gün
- Enfeksiyöz dönem:
- Belirtilerden 1 gün önce başlar, 7 gün boyunca bulaştırıcılık sürer.
- Çocuklar daha uzun süre bulaştırıcı olabilir.
Korunma için ne yapmalıyız?
Bulaşıcılığı önlemek için maske kullanmak ve kalabalık yerlerden kaçınmak gerekir.
Sağlığınızı korumak için (hem hasta, hem sağlıklı bireyler):
- Öksürürken ağız ve burun kapatılır (mendille),
- Ellerinizi su ve sabunla yıkayın, alkol içerikli el dezenfantanları kullanın (özellikle öksürdükten veya aksırdıktan sonra),
- Gözlerinize, burnunuza ve ağzınıza dokunmayın, çünkü virüs bu yolla yayılır.
- Hasta kişilerle temas etmekten kaçının,
- Grip olduysanız, okul ya da işe gitmeyin, istirahat edin.
El yıkama
Ellerinizi sık yıkamanız korunmanıza yardımcı olacaktır. Ellerinizi su ve sabunla yıkayınız veya alkol içerikli el dezenfektanlarla temizleyiniz. Ellerinizi 15 - 20 saniye su ve sabunla yıkamanız önerilir. Su ve sabun olmadığı zaman alkol içerikli mendiller kullanılabilir.
H1N1 (domuz gribi) aşısı güvenli midir?
Şu anda gündemdeki aşı Dünya Sağlık Örgütü, Avrupa Birliği Sağlık Örgütü onay vermiş ve çok çeşitli testlerden geçirilmiştir. 240 vakada yapılan testlerde de yan etkilerinin çok düşük olarak tespit edilmiştir. Türkiye’de kullanılan aşılar dünya da kullanılanlarla aynı. Bir farkı yok. Dünya Sağlık Örgütü, Avrupa Birliği Sağlık Örgütü onay vermiş ve uygulamaya başlamıştır.
Aşının felç yaptığına dair bir söylenti var. Bu konuda yorumunuz nedir?
1970’lerde Amerika da uygulanan domuz gribi aşısında böyle bir yan etki vardı ancak bu aşı farklı. O aşı yan etkisi olduğu için terk edilerek başka bir aşı üretilmiş. Hatta o dönemde ABD başkanı bile yaptırmış ama sonra yan etkilerinden dolayı durdurulmuş.
Aşı yaptırmak istemeyenlerle ilgili yorumunuz nedir?
Biz aşılanmıyoruz demek için bütün riskleri göze almamız lazım. Ben yaptırmak istemiyorum, ben güvenmiyorum diyerek aslında ulusal salgın yönetimine karşı çıkılmış oluyor. Çünkü bir kişinin hasta olması demek etrafındaki 20 kişiyi hasta etmesi ve bu zincirin de gitgide çoğalması demek. Bireysel değil, ulusal düşünmemiz gereken bir dönemdeyiz.
KadınMAG
Domuz Gribi hakkında bilmedikleriniz
26 Ekim 2009 Ailenizin Doktoru: Dr. Selmin Çetin Doğan
Kategori: Güncel, Kültür Sanat, Sağlık, Yaşam, domuz gribi

Grip, İnfluenza virüsünün neden olduğu bir solunum sistemi hastalığıdır. Belirtileri kas ve eklemlerde ağrı, halsizlik, boğaz ağrısı, öksürük, burun akıntısı ve bazen burun tıkanıklığı, 38 derece ve üzerinde yüksek ateş, ateşe bağlı baş ağrısı ve titremedir. Çok bulaşıcıdır. Hasta kişiler, belirtilerin ortaya çıkmasından 1 gün öncesinden belirtilerin sona ermesini takip eden yaklaşık 5-7 gün sonrasına kadar bulaştırıcıdır. Bulaşma;
1) Hasta kişinin öksürmesi ve hapşırmasıyla yayılan damlacıklar yoluyla,
2) Hasta kişiyle direkt temasla,
3) Virüs bulaşmış eller yoluyla olabilir.
Kapalı ve kalabalık ortamlarda yayılma daha kolay olur. Grip sonbahar başından ilkbahar sonuna kadar sık görülür ve salgınlar ortaya çıkabilir; bu nedenle ‘Mevsimsel Grip’ adı da verilir. Küçük çocuklar, özellikle son 3 ayında olan gebeler, ağır ve süregen (kronik) hastalığı olanlar, herhangi bir nedenle bağışıklık sistemi zayıf olanlar hastalığı daha kolay kapar ve daha ağır geçirebilirler.
Gribin tedavisi amacıyla antibiyotik kullanmak anlamsızdır
Antibiyotik bakterilere karşı anlamına gelir, gribe ise bakteriler değil virüsler neden olur. Gribin en iyi tedavisi dinlenmektir. Evde dinlenmek hem gribin daha hafif ve çabuk atlatılmasını sağlar hem de hastalığın topluma yayılmasını ve salgın riskini azaltır. Maalesef günümüzün yoğun iş temposunda her hastalığı ayakta geçirmeye çalışan insanlar, son yıllarda sanki grip için dinlenmek bir lüksmüş gibi davranarak ya da böyle düşünen işverenler nedeniyle işini kaybetme endişesi duyarak hastalığı dinlenmeden, bazı ilaçlarla belirtileri bastırarak geçirmeye çalışıyorlar. Gribin en iyi ilacı bol sıvı alarak vücudun bağışıklık sistemine ve sistemin virüsle olan mücadelesine destek olmaktır. Üzerinde soğuk algınlığı ve grip ilacı yazan ilaçlar, yalnızca belirtileri hafifleterek gribi daha rahat geçirmenizi sağlayabilirler. Belirtiler ağır değilse kullanılmaları son derece gereksizdir. Özellikle 2 yaşın altındaki çocuklarda bu ilaçların zararları yararlarından fazladır ve mümkün olduğunca kullanılmaması; 2-11 yaş arası çocuklarda ancak doktor tavsiyesiyle ve kısa süreli olarak kullanılması önerilmektedir. ABD ve İngiltere’de bu ilaçlar, özellikle çocuklar için kullanılacaksa, ancak doktor reçetesiyle alınabilirken ülkemizde reçetesiz de alınabildiği için hemen her evde ‘bulundurulduğunu’, 1 kere hapşıran veya burnundan 1-2 damla akıntı gelen herkese verildiğini gözlemliyoruz. Bu son derece yanlış ve sakıncalı bir uygulamadır.
Grip, altta yatan bir problemi olmayan, sağlıklı bireylerde 4-7 gün içinde geçer.
- 7 gün içinde geçmiyorsa,
- Ateş sık sık 38.5 derecenin üstüne çıkıyorsa,
- Burun akıntısı su gibi akıcı ve şeffaf değil koyu renkli ve koyu kıvamlıysa,
- Öksürük giderek şiddetleniyorsa,
- Az da olsa nefes almakta güçlük yaşanıyorsa mutlaka hastaneye başvurmak gerekir.
Gribe neden olan İnfluenza virüsünün A, B ve C olmak üzere 3 tipi vardır. Tip A ve B en şiddetli hastalık etkenleridir, büyük salgınlar yapabilirler. Tip C çok hafif bir hastalık tablosuna yol açar ve salgına neden olmaz. Tip B yalnızca insanlarda hastalık yapar. Tip A ise insanların yanı sıra kuşlarda, diğer kanatlılarda, domuzlarda, atlarda ve foklarda da hastalık yapabilir. Bu 3 ana tipin birçok alt tipi vardır. Şu an dolaşımda en fazla bulunan Tip A alt tipleri H1N1 ve H3N2’dir.
Domuz Gribi, Dünyada yeni tespit edilen bir çeşit İnfluenza virüsünün neden olduğu grip tablosudur. İnfluenza A/H1N1 olarak adlandırılmıştır. Yapısında 4 farklı virüs tipine ait genetik bölgeler saptanmıştır. Yani 2 tür domuz, 1 tür kuş ve 1 tür insan virüsü özelliği içeren bir virüs yapısıdır. İnsandan insana bulaşabilmesi, pandemiye neden olabileceği endişesi doğurmaktadır. Pandemi; yeni bir tip virüsün ortaya çıkması ve dünya nüfusunun bu virüs tipine karşı bağışıklığının olmaması nedeniyle hızla çeşitli ülkelere yayılarak dünya çapında salgın yapması demektir. Bulaşma yukarıda saydığımız yollarla yani virüs içeren damlacıkların solunması, hasta bireyle temas ve mikroplu eller ve yüzeyler yoluyla olmaktadır. Dolayısıyla el hijyeni başta olmak üzere genel hijyene maksimum dikkat edilmesi ve hastalık belirtileri gösteren kişilerin evlerinde istirahate gönderilerek toplumdan izole edilmeleri çok önemlidir. Salgının önüne geçmek için hastalık saptanan kişilere tedavileri evlerinde verilmektedir.
Domuz Gribine yakalandığınızı nasıl anlarsınız?
Hastalık Belirtileri
Domuz gribinin belirtileri mevsimsel griple aynıdır. 38 derecenin üzerinde ve ani başlayan ateş, öksürük, boğaz ağrısı, vücutta genel ağrı ve halsizlik, bazı kişilerde mide bulantısı, kusma ve hafif ishal gibi belirtilerle ortaya çıkabilir. Belirtiler ve muayene ile mevsimsel gripten ayırt edilemez; ayırıcı tanı laboratuar sonuçları ile yapılır. Domuz gribi etkeni pozitif saptanan kişiler evlerinde gözlem altına alınmakta, belirtiler ağır seyrediyorsa (belirtilerin ortaya çıkmasından sonraki 2 gün içinde başlanacak şekilde) antiviral yani virüslere karşı özel ilaçlarla tedavi yapılmaktadır. Bu ilaçlar, virüsün bölünerek çoğalmasını engelleyerek etki etmekte, belirtileri hafifleterek hastalığın daha çabuk ve hafif atlatılmasını sağlamakta ve komplikasyonların ortaya çıkması olasılığını düşürmektedir. Yalnız bu ilaçların da bazı yan etkileri nedeniyle mutlaka doktor gözetiminde kullanılması gerektiği için doktora danışmadan eczaneden alınıp kullanılmamasını öneriyoruz.
2009 yılı içinde saptanan bu virüsün neden olduğu 1. dalga salgın yaklaşık 6 ay önce atlatıldı. Şu sıralar 2. dalga dünyayı ve ülkemizi tehdit ediyor. İlkbahar sonuna kadar 3. salgın dalgasının yaşanması olasılığı da mevcut. Aslında çoğu kişi hastalığı mevsimsel gripten bile daha hafif geçirdi ve tamamen iyileşti. Fakat yeni saptanan, dünya nüfusunun çoğunun bağışıklığının olmadığı bir virüs olduğu ve 1. salgın dalgasında ölümlere neden olabildiği için Dünya Sağlık Örgütü en üst derecede alarm uyarısında bulundu. Ölümler 2 duruma bağlı olarak ortaya çıkabilir:
1- Domuz gribine yakalanan, bu nedenle bağışıklık sistemi zayıflayan kişide grip sonrası komplikasyon gelişmesi; yani viral hastalığın üstüne daha ağır seyreden bakteriyel bir hastalık ortaya çıkması ile hasta kaybedilebilir. Mevsimsel gripte de domuz gribinde de ölümler genellikle gribin komplikasyonu olarak pneumoni (zatürree) ve solunum yetmezliğinin ortaya çıkmasıyla olmaktadır. Yani direkt gribin kendisi değil yol açtığı zatürree nedeniyle hasta kaybedilmektedir.
2- Ya da o sırada ağır bir hastalık geçiren kişiye grip bulaştığında vücut mücadele edememekte ve hasta kaybedilmektedir. Nitekim ülkemizde domuz gribine bağlı olarak kaybedilen tek kişi, ağır bir zatürree hastalığı geçirirken yani hasta ve bağışıklık sistemi zayıfken domuz gribi mikrobunu kapmış ve bu nedenle kaybedilmiştir
Özellikle önceden süregen (kronik) bir hastalığı olan kişiler, halen ağır bir hastalık nedeniyle tedavi alan kişiler ve bağışıklık sistemi herhangi bir nedenle zayıf kişilerin risk altında olduğu bilinmektedir.
Şu an dünyada salgın yapan domuz gribi virüsü varyant yani değişime uğramış ve yeni bir virüstür. Fakat sebep olan virüste bazı yapısal farklılıklar bir kenara, dünyada daha önce de domuz gribi salgınları yaşanmış. 1918’de dünyada ‘İspanyol Gribi’ olarak adlandırılan domuz gribi salgınının ilk dalgası hafif atlatılmış fakat 2. salgın dalgası, o dönemde zaten 1. Dünya Savaşı nedeniyle çok zor günler geçiren dünyada yaygın ölümlere neden olacak kadar ağır geçmiş, ülkemizde de çok kayıplar verilmiş. Bu ölümler büyük oranda, gribi takiben görülen zatürreeye ve zatürreenin yeterli tedavi edilememesine bağlı olarak ortaya çıkmış. Bundan önceki salgın 1976-77’de özellikle Amerika’da etkili olmuş. O dönem de bir aşı üretilmiş ve sağlık görevlileri sokaklarda standlar açarak çok sayıda kişiyi aşılamışlar. O zaman da aşı hakkında bazı yan etkileri nedeniyle tartışmalar çıkmış, bu tartışmaları sona erdirmek için zamanın ABD Başkanı Gerald Ford gazetecilerin huzurunda kendisine aşı yaptırmış. Fakat tartışmalar yine de bitmemiş ve aşı uygulaması sona erdirilmiş. Dünya Sağlık Örgütü 1970’li yıllardan günümüze aşı üretim teknolojilerinin çok geliştiğini, aşının o yıllarda gözlenen sakıncalarının çok minimize edildiğini, aşının güvenli olduğunu öne sürerek dünya çapında aşılanmayı öneriyor. Halen domuz gribinden korunmak için aşılanmak dışında hiçbir yol yok… Özellikle bağışıklık sistemi zayıf olan çok küçük çocukların, gebelerin, kalabalık ortamlarda bulunan okul çocuklarının, çeşitli ağır hastalıkları olan kişilerin, yurt dışına çıkacak kişilerin ve hacı adaylarının, her türlü bulaşıcı hastalıkla sürekli temasta oldukları için sağlık çalışanlarının aşılanması kuvvetle öneriliyor. Aşının şu andaki grip aşısı gibi eczanelere dağıtılmayacağı, sadece aşı merkezlerine verileceği ve risk gruplarından başlayarak tüm vatandaşların sırayla aşılanacağı gelen bilgiler arasında… Halen Türkiye’ye gelmiş olan aşılar test edilme aşamasında olduğu ve aşılama başlamadığı için uygulama konusunda bilgilerimiz bununla sınırlı…
Bu yıl büyük risk altında olan ülkemizin bu salgınları beklenenden daha az hastayla, çok hafif ve kayıpsız geçirmesini diliyorum.
DOKTOR TAVSİYESİ
Bu hafta bir kitap ve yazar değil, özellikle İstanbul’da ve İstanbul’a ulaşımı kolay, yakın şehirlerde oturanlara yönelik 3 etkinlik tavsiye edeceğim:
1- TÜYAP İSTANBUL KİTAP FUARI: 28. İstanbul Kitap Fuarı 31 Ekim Cumartesi günü Beylikdüzü’ndeki TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi’nde başlıyor. 8 Kasım’a kadar sürecek olan fuarda bu yıl birçok renkli etkinlik planlanıyor. Bu yıl ilk defa gerçekleştirilecek olan Uluslararası Salon ile okurlar 27 farklı ülkenin edebiyat ürünleriyle karşılaşma şansı bulacaklar. Bu yılın ana konusu ‘Kültürler arası diyalogda çeviri’ olan fuarın onur konuğu şair, tiyatro eleştirmeni ve çevirmen Cevat Çapan. Emekliler, öğretmenler ve öğrenciler için giriş ücretsiz, diğer ziyaretçiler içinse giriş ücreti geçen yılki gibi 5 TL. Salonlar dolusu kitap arasında dolaşmak, henüz kitapçılarda bulunmayan, Fuar’a yetiştirilmiş yeni çıkan kitapları tanımak, yazarlarla söyleşiler ve imza günlerinde bir araya gelmek, eskiden beri adını duyup bir türlü okuma fırsatı bulamadığınız o kitapları almak, yeni bir yazar keşfetmek, farklı kültürlerden değişik yazarlar ve kitaplarla karşılaşmak, ortak noktaları kitap olan yüzlerce insanla aynı havayı solumak gibi birçok keyif Fuar’da sizi bekliyor. Fuarı ziyaret ederek klasiklerden yepyeni isimlere, roman ve öykülerden inceleme ve araştırmalara ilginizi çeken 12 kitap almaya ne dersiniz? Ne dersiniz kendinize, önümüzdeki 1 yıl boyunca her ay 1 kitabın keyfini çıkarma, belki çoktan unuttuğunuz okuma zevkini tekrar yaşama şansını tanımaya?
Eğer Fuara gitme şansı bulamazsanız; başka bir şehirdeyseniz veya Fuar’ın yeri size çok uzaksa ya da kalabalık ortamlardan hoşlanmıyorsanız yani Kitap Fuarı’na gitme olasılığınız yoksa… kendi kitap fuarınızı yapın!.. Bir tatil gününüzde isterseniz yalnız isterseniz ailenizle isterseniz dostlarla kitapçılara gidin. Önümüzdeki 1 yıl için 12 kitap projesini böyle gerçekleştirmek de mümkün.
2- İSTANBUL TANPINAR EDEBİYAT FESTİVALİ: Türkiye’de ilk kez bir edebiyat festivali düzenleniyor. Ünlü yazarımız Ahmet Hamdi Tanpınar’a ithafen hazırlanan festivalin ana konusu ‘Şehir ve Zaman’. Ana konu, Tanpınar’ın Beş Şehir ve Saatleri Ayarlama Enstitüsü romanlarından ilham alınarak belirlenmiş. Festival Beylikdüzü’nden Beyoğlu’na geniş bir alanda 31 Ekim-3 Kasım tarihleri arasında gerçekleştirilecek. Bazı etkinlikler TÜYAP’ta Kitap Fuarı bünyesinde yapılacak. Gitmek, görmek, omuz vermek, gözlenilen eksik ve yanlışları yapıcı bir tavırla iletmek, güzel hareketleri överek festivalin devamlı ve kalıcı olmasına destek olmak gerek diye düşünüyorum. İlgilenenler daha fazla bilgi için www.itef.com.tr adresini tıklayabilir.
3- AKBANK ODA ORKESTRASI: Klasik batı müziği seviyorsanız Akbank Oda Orkestrası’nın konserleri sizin için başlı başına bir mutluluk kaynağı olabilir. 1992’de kurulan, 1998’den beri şef Cem Mansur yönetiminde çalışan orkestra, Kasım-Nisan ayları arasında her ay Anadolu yakasında Caddebostan Kültür Merkezi’nde (CKM), Avrupa yakasında ise Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda (CRR) 1’er konser veriyor. Her konserin bir teması var. Bu tema çerçevesinde müzik tarihine damgasını vurmuş klasik bestecilerle son yıllarda yıldızı parlayan modern çağdaş bestecilerin eserleri aynı konserde yer bulabiliyor. Konser öncesi şef Cem Mansur dinleyicilerle bir sohbet toplantısı yapıyor. Cem Mansur’un birkaç dostuyla laflar gibi doğal bir tavırla anlattığı konular arasında o akşamki konserin teması, seçilen bestecilerin ortak ve farklı özellikleri, o akşamın solisti hakkında bilgiler yer alıyor. Akbank Oda Orkestrası’nın her üyesi müthiş bir virtüöz; enstrümanlarına ve çaldıkları parçalara olan hakimiyetleri ve performansları her konserde insanı hayran bırakıyor. Ayrıca her ay, çoğu dünyaca ünlü bir sanatçı konserde yer alıyor. Bu bazen bir piyanist bazen kemancı bazen ise korno sanatçısı olabiliyor! Bu yılki ilk konserler 25 Kasım Çarşamba günü CKM’de, 26 Kasım CRR’deki konserlerle başlayacak. Biletler Kasım’ın ilk günlerinde satışa sunuluyor. Böyle erkenden yazıyorum çünkü bilenler bu konserlerin tiryakisi olduğu için bilet bulmak zor oluyor ve hemen aybaşından biletleri almak gerekiyor!
Yoğun iş temposuna, bitmek tükenmek bilmeyen ‘yapılması gerekenler’ listelerine, her türlü zamansızlığa, yorgunluğa inat bu etkinliklere zaman ve enerji bulmak; ruhumuzu ara sıra sanatın serin sularıyla yıkamak gerek bence… Siz ne dersiniz?
Herkese sağlıklı günler.
Sevgiler,
Selmin Çetin Doğan
Ailenizin Doktoru

