Aşkın lisanı da engeli de yok!
25 Şubat 2010 Yeliz Aras
Kategori: Ana Haber, Yaşam
”Hiç konuşmadan anlaşabilir miyiz acaba?” Bir film, bu kilit cümleyle vuruyor önce sakin sakin. Düşündürüyor zaman ilerledikçe… Cevaplar içinizde öyle bir geziniyor ki… Bu ilk darbeymiş oysa, film devam ettikçe ne darbeler inecek sol yana doğru… İlk dakikalar klasik bir aşk filminin içinde sanıyorsun, ama gizliden gizliye sızılar başlıyor. Filmin adı “Başka Dilde Aşk” Kütüphanede çalışan işitme engelli biriyle, çağrı merkezinde sürekli konuşan engelsiz bir kızın hislerine ‘engel’ olamayınca yaşadıkları hikâyeyi anlatıyor. Nasıl farklı değil mi? İşte bu takılıp düşündüğümüz ‘fark’ın aslında fark olmadığını farkettiriyor! Naif ve sadece kendi hikâyesini anlatan bir film…
Beyazperde içinizdeki perdeleri de her sahnede aralıyor, gün ışığından habersiz duyguları kabartıyor, coşturuyor… Duygu sömürüsü yapmadan, farkındalık yaratan başka dilde bir film. ‘Aşk’a hakkı teslim ediliyor. Mantığın, kuralların boğduğu ‘engellere’ saplantılı kalan aşklara da bir darbe iniyor. Öyle güzel işleniyor ki aşk, ilmek ilmek… Görünenlere ya da ‘duyulmayan’ engellere galip gelişi ’sessiz’ alkışlarla kutlanıyor.
Aşkı, şartlardan ya da bedensel özelliklerden dolayı ‘çıkmaz sokak’ görenlere, üzerinde rengarenk balonların uçuştuğu, karanlığın uğramadığı koca bir cadde olduğu anlatılıyor. Engellerin görünen özelliklerde değil de, görünmeyen düşüncelerde olduğu hissettiriliyor. Kimi zaman hafif hafif dokunarak, kimi zaman da sakinliğin ortasında birden yüzünüze çarparak etkisini gösteriyor.
‘Aşk’ kendi dilini öğretiyor. Asıl engellerin kalıplaşmış, ağırlaşmış, ön yargıların yüklerinden kurtulmayan düşüncelerde olduğunu ve onlar ağır basınca mazeretlerle birlikte en güzel duygu ‘aşka’ da set çekildiğini, ama filmdeki gibi o setlerin yürekli bir kürek darbesiyle bertaraf edildiğini anlatıyor.
Neresinden bakılırsa bakılsın, konu itibariyle özenerek işlenmiş bir film… İzlemek, hissetmek, sindirmek gerek. Hele öyle bir sahnesi var ki gözler nemiyle buluşuyor. Ayrılık sonrası eşyalarını toplamaya giden kızın, kapının arkasına gizlenip, o anda evde olan işitme engelli sevgilisinin masanın başında kendisinden kalan hatıralara bakarak, sevdiği kızın geldiğini bilmeden, onun hıçkırıklarını duymadan, kendince ağlaması… Bir metre arayla ağlayışları ve gözyaşlarının erkek için sessiz, ama kız için çığlık çığlığa akış sahnesi… Aşkın acı halinin ekrana yansıması ve içimize öylece sus pus oturması… Sevdiği kızın ağladığını duymadan, aynı anda, aynı şeyi hissetmesi… Bir nevi aşkın telepatisi… Türk film tarihine geçecek kült bir sahne.
“Peki hiç konuşmadan anlaşabilir miyiz?” Sadece bakışlarla, gönül gözüyle, vücut sözüyle. Evet anlaşabiliriz. İçindeki sesler, alfabeye dönüşebilir, hiç ses çıkarmadan. Ya da bazen cümleler bakışlara uğrayabilir ses vere vere gümbür gümbür. Bakışlardır ya hayatı anlatan, ne cümleler vardır sadece gözlerle kurulan. Bazı filmler de vardır “Başka Dilde Aşk” gibi yazdıran, engellere boğduğumuz sisleri aralayan…
CIMBIZ: Film şu anda vizyonda olmayabilir, ama bu filmi ıskalamayın,DVD’sini bekleyin de hayatınıza duygu ekleyin… Aslolan vazgeçmemektir, duysan da duymasan da, görsen de görmesen de… İçinizdeki duygular pusula olur hayata da aşka da…
Sevgiler,
Yeliz Aras
arasyeliz@gmail.com
Sevgilinizden ‘zoraki romantik’ yaratmayın, yoksa….
14 Şubat 2010 Yasemin Saraç
Kategori: Yaşam
Yoksa 15 Şubat’a yalnız girersiniz:)
Eski Roma İmparatorluğu günlerinden beri kutlanıyor “Sevgililer Günü”… Tarihçesini her yıl bu konuda yapılan yayınlardan az çok herkes bildiği için burada tekrar anlatmaya gerek yok… Ama bugün yine büyük ihtimalle sevgililer sevdiklerine gazetelerde yalnız karşı tarafın anlayabileceği “komik” mesajlar iletecekler… Elinde kalp taşıyan peluş ayıcıklar alacak fazla parası olmayanlar… Belki tek bir kırmızı gül… Ya da kalp şeklinde çikolata… Parası olan ise sevgisini daha ağır şeylerle, mesela “tektaşlarla” gösterecek aşkına…
Ama şu bir gerçek ki, “Seni Seviyorum” cümlesini söylemeyi basitlik sayanlar daha çok yüklenecek maddi göstergelere… Ve bu güzel sözcükleri duymamayı kanıksamış kulakların sahipleri de, hiç değilse sevdiğini bir gün de olsa göstersin diyerek daha çok şey bekleyecek ’sevdiğinden’….
Mesajlarım var, anlayana…
Ben özel günlere -biraz fazla- önem veren bir insanım. Hatta bu özelliğimle bazılarını çileden çıkardığım da olmuştur. Doğum günleri ve evlilik yıldönümleri özellikle… Arkadaşlarımın evlilik yıldönümlerini bile hatırlayıp kutlamayı severim. Ama “Sevgililer Günü” nedense bende aynı etkiyi yapmıyor. 14 Şubat’larda sevgiden anlayan, sevgiye değer veren arkadaşlarıma günlerini kutlayan küçük mesajlar atıyorum… Ya da minicik simgesel hediyeler vermeyi seviyorum. Anlayan anlıyor… Anlamayan bir daha benden mesaj almıyor… Ama sevgililerin bu güne bazen ederinden fazla değer verdiğini düşünüyorum… Yani Sevgililer Günü için çok özel şeyler bekleyip hayal kırıklığına uğrayan insanları gördükçe üzülüyorum…
Sınav gününe psikolog uyarısı
Sevgililer Günü nedeniyle birçok basın bülteni geliyor gün içinde… Genelde hediye seçenekleri üzerine… Ama geçen gün bir psikologdan değişik bir basın bülteni geldi. Klinik Psikolog Sinem Demir’in yorumları vardı bu günle ilgili… En ilgimi çeken “Sevgililer Günü’nde sevgilinizi zoraki romantik yapmayın! Evlilik kararının en çok alındığı gün olan Sevgililer Günü, ayrılık kararlarının da en çok alındığı gün” uyarısı oldu… Ben de çevremde bu özel gün için çok romantik beklentiler içine giren arkadaşlarımı düşündüm. Sonrasında anlattıkları hayal kırıklıklarını… Psikolog Demir’in söyledikleri de neden oldu aslında bunları düşünmeme…
Elektrik kesikti, çalışamadım!
Çünkü bu günlerde -daha çok kadınlar- kişiler, karşısındaki kişinin doğru insan olup olmadığını daha fazla düşünüyormuş. Daha bir teste tabii tutuyormuş sevdiceğini… “Acaba bu kişi, hayatımdaki doğru kişi mi? Bakalım bana beklediğim sürprizleri hazırlayacak mı?”
Sınavdan habersiz garipler sorulara hazırlanmamış olunca… Romantik sürprizi bırakın kutlamıyor bile Sevgililer Günü’nü ve sınavdan çakıyor.
“Bak, hayatımdaki doğru kişi olsaydı, ne bekleyeceğimi bilir, ona göre hazırlanırdı” diyor baş kahraman… Ve ayrılık çanları çalıveriyor. Ha, sınavı geçen çıkmıyor mu? Çıkıyor herhalde ki, Sevgililer Günü evlilik kararlarının da en çok alındığı günlerin başında geliyor… Sınavı geçemeyenlerin durumunda ayrılık için çalan çanlar, bazıları için evlilik müjdesi verebiliyor.
Sevgililer Günü’ne de….
Bir de bu günleri tamamen anlamsız bulanlar, umursamayanlar, hatta böyle günleri icat edenlere küfredenler var ki, bu da bir seçenek… Ve bu durumdaki kişilere de saygı duyuyorum. Onların kendileri gibi âşıklar bulup kimseyi üzmemesini diliyorum:)
Sevgiyle kalın
Yasemin Saraç
ysarach@gmail.com
Kadının orgazmı erkeğin ne kadar parası olduğuna bağlı!
İngiliz psikologların araştırmasına göre, zengin kocalar kadınlarına daha fazla orgazm yaşatıyor.
Newcastle Üniversitesi’ nden psikologların yaptığı araştırmaya göre kadınların orgazmı, birlikte oldukları erkeklerin geliriyle doğru orantılı.
“Kadınların zengin erkekleri tercih etmesinin önemli bir nedeni de bu” diyen araştırmacılar, zengin erkeklerin de kadınları orgazma ulaştırmak konusunda kendilerine daha çok güvendiklerini söylüyor. Araştırma sonuçlarının, fakir erkeklerin seks hayatının kötü olduğunu düşündürmesini istemediğini söyleyen psikolog Daniel Nette, “Hepimiz biliyoruz ki seks hayatımız, duygusal hayatımızdan önemli ölçüde etkileniyor. Karşımızdaki kişinin başarıları, fiziksel çekiciliği, zekâsı ve hatta kokusu onunla ilişkimizi etkiliyor. Finansal durum da bu etkenlerden biri” diyor.
Daha çok para kazanan erkeğin daha güçlü olduğu yönündeki fikirden giden uzmanlar “Para, kazanmak anlamına geliyor. Yoksulluksa kaybetmek. Kadınlar kazanan erkeği daha çok arzuluyor ve ilişki sırasında daha çok orgazm yaşıyor” diyor. Kadınların orgazm olması için erkeklere göre daha az stres altında ve daha rahat olması gerektiğini söyleyen uzmanlar, varlıklı bir erkeğin kadına güven ve rahatlık verdiğini düşünüyor.
Rüyalar hakkında 15 gerçek
Uyurken beynimizde oluşan imgeler hep ilgi çekmiş, bilimsel veya bilim dışı pek çok olguyla ilişkilendirilmiştir. İşte meraklısı için rüyalar hakkında 15 bilimsel gerçek.
İSTANBUL - Uyurken gördüğümüz düşler hakkında çok şey yazılır, çizilir. Bunların çoğu da genellikle bilimsel verilere dayanmaz. İşte rüyalarımız hakkında 15 bilimsel gerçek:
Rüyalarımızın yüzde 90′ını unuturuz
Uyandıktan 5 dakika sonra rüyamızın yarısını unuturuz, 10 dakika sonra ise yüzde 90′ını.
Körler de rüya görür
Doğduktan sonra görme yeteneğini yitirenler rüyalarında görsel imgeler görebilir. Doğuştan görme engelli olanlarsa resim göremez; ancak aynı seviyede koku, ses, dokunma ve duyguları hisseder.
Herkes rüya görür
Aşırı psikolojik sorunları olan insanlar dışında herkes rüya görür. Eğer rüya görmediğinizi düşünüyorsanız, aslında rüyalarınızı unutuyorsunuzdur.
Rüyalarda sadece bildiğimiz yüzleri görürüz
Zihnimiz yüzler yaratmaz. Rüyada gördüğümüz yüzler hayatımızda karşılaştığımız ama hatırlamadığımız ya da kime ait olduğunu bilmediğimiz yüzlerdir. Hepimiz hayatımız boyunca binlerce yüz gördüğümüz için, rüyalarımızda da limitsiz yüz görme yeteneğine sahibiz.
Herkes renkli rüyalar görmez
Gözleri gören insanların yüzde 12’si rüyalarını siyah-beyaz görür, geri kalanlarsa renkli. 1915 ile 1950 yılları arasında yapılan araştırmalara göre rüyaların büyük çoğunluğu siyah-beyaz görülüyordu. Ancak sonuçlar 1960′lı yıllardan itibaren değişmeye başladı. Günümüzde 25 yaşın altındaki insanların sadece yüzde 4.4′ü rüyalarını siyah beyaz görüyor. Son araştırmalar bu değişikliğin nedenini siyah-beyaz film ve televizyondan renkli görüntüye geçmemize bağlıyor.
Rüyalar simgeseldir
Belirli bir nesne veya olay içeren rüya, genellikle doğrudan o nesne veya olayla ilgili değildir. Rüyalar simgesel bir dille konuşur. Rüyalarınız hangi imgeyi görürse büyük ihtimalle o imgeyi temsil etmiyordur.
Duygular
Rüyalarda en çok hissedilen duygu endişedir. Negatif duygular pozitif duygulardan daha sık görülür.
Her gece dört ila yedi rüya görürüz
Ortalama olarak her gece bir iki saat arası süreyle rüya görürüz.
Hayvanlar da rüya görür
Bir çok hayvan üzerinde yapılan araştırmalar, hayvanların da insanlar gibi uykularında rüya gördüklerini ortaya koymuştur. Bir köpeği uyurken izlerseniz, birini takip eder gibi ayaklarını veya patilerini oynattığını görebilirsiniz.
REM (Derin uyku fazı)
Hızlı Göz Hareketi (REM) uykunun standart bir evresidir ve bu evrede gözler hızlı hareket eder. REM uykusu ergen insanlarda tüm uykunun yüzde 20-25′ini kapsar, bu da bir gecelik uykunun 90-120 dakikasına eşittir. REM uykusu sırasında rüyada hareket edilse de vücut hareket edemez, yani vücut geçici ‘uyku felci’ haline geçer.
Rüyanın gerçek hayatla birleşmesi
Zihnimiz, bedenimizin o sırada gerçekten duyduğu ya da hissettiği şeyleri rüyalarımızla birleştirebilir. Örneğin rüyamızda kendimizi bir konserde müzik dinlerken görüyoruzdur, ancak o sırada radyoda bir müzik çalıyor olabilir.
Erkek ve kadınlar farklı rüyalar görür
Erkekler, erkekler hakkında daha fazla rüya görür. Bir erkeğin rüyalarında gördüğü karakterlerin yüzde 70′i erkektir. Kadında bu oranlar eşittir. Öte ayndan erkekler kadınlara nazaran rüyalarında daha agresif duygular hisseder.
Geleceği gösteren rüyalar
Yapılan araştırmalar insanların yüzde 18 ila yüzde 38′nin rüyalarında ‘geleceğe ilişkin’ verilr taşıyan imgeler gördüğünü, yüzde 70′ininse ‘déjà vu’ yaşadığını gösteriyor. Rüyalarda geleceğin görülebileceğine inanan insanların oranıysa araştırmaya bağlı olarak yüzde 63 ile yüzde 98 arasında değişiyor.
Horluyorsanız rüya göremezsiniz
Bilimsel olarak kanıtlanamasa da, yapılan araştırmalarda horlayan insanların daha az sayıda, daha kısa ve genellikle unutulan rüyalar gördüğü sonucuna varmış.
Rüyanızda orgazm olabilirsiniz
Rüyanızda cinsel ilişkiye girebilir, ayrıca gerçeği kadar güçlü bir orgazm yaşayabilirsiniz. Hatta gerçeğinden bile daha şiddetli olabilecek bu orgazm esnasında boşalma bile gerçekleşmeyebilir.
Ntvmsnbc
Kar yağınca zina tavan yaptı!
İNGİLTERE’DE hayatı felç eden kar, evli çiftleri zinaya yöneltti.
Evlilik dışı ilişkiler için partner arama portalı olan IllicitEncounters.co.uk (Yasak Tesadüfler) internet sitesinin iddiasına göre, kar nedeniyle duran hayat, insanlardaki yeni heyecan arayışını tetikledi. Altı gün boyunca üye sayısında 2500 artış olduğunu kaydeden site, en çok yeni üyenin hava şartlarının en kötü olduğu bölgelerden kaydolduğunu belirtti. Buna göre, İngiltere’de son 30 yılın en şiddetli kışından “etkilenen” Hampshire, Berkshire ve West Country sakinleri, internete akın etti. Öyle ki, site bu hücumla başa çıkabilmek için yeni eleman almak zorunda kaldı. 2003 yılın-da kurulan internet sitesi, genel-likle 36-40 yaş arası 350 bin üyeye hizmet veriyor.
Her 100 çiftten 15′i kısır!
08 Ocak 2010 KadinMag
Kategori: Bebek & Çocuk
Türkiye’de her 100 çiftten 15’inde kısırlık sorunu olduğu belirtildi.
Hospitalium Tüp Bebek Merkezi Direktörü Doç. Dr. Birgül Gürbüz, Türkiye’de her 100 çiftten 15’inde kısırlık sorunu olduğunu belirterek, “Ülkemizde 10 milyon çift olduğu varsayılırsa 1,5 milyon çift çocuk sahibi olmama sorunu ile karşı karşıyadır” dedi.
Gürbüz, yaptığı yazılı açıklamada, 1978 yılında İngiltere’de ilk tüp bebek Louise Brown’ın doğumuyla dünyanın gündemine oturan tüp bebek ve yardımcı üreme teknikleriyle çocuk sahibi olmanın milyonlarca çift için umut kapısı olduğunu dile getirdi.
Yıllar içinde tüp bebek maliyetleri düşerken, başarı oranlarının da gittikçe arttığını ifade eden Gürbüz, şöyle devam etti: “Günümüzde 30 yaş altındaki kadınlarda tüp bebekteki gebelik oranları yüzde 55-60, 30-35 yaş arası yüzde 50, 38-40 yaş arası yüzde 35-40, 40-42 yaş arası yüzde 25’e yakındır. Ülkemizde tüp bebek maliyetleri ise 4-6 bin TL arasında değişmektedir.
Türkiye’de her 100 çiftten 15’inde kısırlık sorunu vardır. Bunların yüzde 40’ı erkeğe bağlı, yüzde 40’ı kadına, bağlı, kalan kısmında da çiftlerden her ikisinde de bir sorun mevcuttur. Ülkemizde 10 milyon çift olduğu varsayılırsa 1,5 milyon çift çocuk sahibi olmama sorunu ile karşı karşıyadır. Her yıl yaklaşık 40 bin tüp bebek uygulaması yapılmaktadır. Oysa olmaması gereken yıllık en az 150 bin uygulamadır.”
Tüp bebek uygulamasında Türkiye’nin teknoloji ve insan gücü açısından yurt dışı ile yarışır durumda olduğunu da belirten Gürbüz, ancak uygulamalarda bazı yasal sınırlamaların mevcut olduğunu ve ancak evli çiftlere uygulama yapılabildiğini anımsattı.
Erkekler doğal kadın istiyor…
08 Ocak 2010 Handan Güner
Kategori: İlişkiler
Yoğun makyajlı kadınlar çekmekten çok itiyor.
Saç ve cilt bakım ürünleri firması St Ives’in 2000 kişi üzerinde yaptığı araştırmaya göre, erkekler yoğun makyajlı kadınlar yerine daha daha doğal kadınları tercih ediyor
Buna göre kat kat sürülen fondötenler, parlak renkli rujlar ve panda gibi boyanan gözler, erkekleri çekmekten çok itiyor.
Her beş erkekten biri, partnerinin makyajı azaltmasını dilerken, her on erkekten biri de makyajsız kadınlardan daha çok hoşlandığını söylüyor. Ancak erkeklerin sadece yarısı bu konudaki görüşlerini dile getirebiliyor.
Erkekler makyajda en çok neleri itici buluyor?
1- Dişe bulaşan ruj
2- Yoğun allık
3- Kalın fondöten
4- Panda gibi boyanmış gözler
5- Topak olmuş maskara
6- Parlak ruj
7- Çene çizgisinde oluşan fondöten hattı
8- Parlak mavi göz farı
9- Kalemle çizilmiş kaşlar
10- Amy Winehouse stili eyeliner kuyrukları
Ve erkek estetiği keşfetti…
Kadınlar arasında günden güne yayılan estetik trendi, erkekler arasında da yayılmaya devam ediyor. Amerikan Hastanesi Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Bölümü’nden Dr. Çağrı Sade erkeklerde estetik konusuyla ilgili merak edilenlere yanıt veriyor.
Amerika’da yaşayan erkekler arasında, estetik yaptırma oranının iyice arttığı söyleniyor. Şu anda Türkiye’de erkekler arasında da böyle bir “estetik trendi” var mı?
Erkekler arasında estetik müdahale ve operasyonların artmasındaki başlıca neden, kanımca teknolojinin de yardımıyla uzun iyileşme süreçlerine gereksinimin azalması ve özellikle ameliyatsız yöntemlerdir.
Estetik yaptıran kadın ve erkek sayısının birbirine yakın olduğu söylenebilir mi?
Günümüzde estetik cerrahlar artık azımsanmayacak sayıda erkeği ameliyat ya da ameliyatsız yöntemlerle gençleştirmeye çalışıyor. Yine de estetik yaptıran erkeklerin oranının kadınlarla kıyaslandığında çok daha az olduğunu söylemek yanlış olmaz. Bana başvuran hastaların yaklaşık 4′te 1′i erkekler. Bundan 5 sene önce herhalde hastalarımın ancak %20’siydi. 10 sene önce ise hastalarımızın ancak %10 -15′i erkeklerdi.
Özellikle hangi yaş kesimi ve hangi iş kolundan ya da sosyal statüden erkekler estetik yaptırıyor?
Sanatçılar, öğrenciler, öğretmenler, doktorlar, avukatlar, iş adamları vb. bütün meslek kollarından hastalarımız oluyor. Günümüzde erkekler de kadınlar gibi daha iyi görünmek, bakımlı olmak istiyorlar. Genç ve bakımlı görünmek, her yaş ve meslek grubundan erkek için önemli. Gerek özel, gerekse iş hayatlarında iyi görünmenin, bakımlı olmanın ve genç kalabilmenin sayısız avantajlarının farkındalar.
Hangi iş kolundan ya da sosyal statüden erkekler, nerelerine estetik yaptırmak istiyor?
Bize başvuran genç yaştaki erkek hastaların çoğunluğu burun şeklinden şikayetçi. Yine jinekomasti denilen erkekte memelerin kadın tipinde büyümesi ile başvuran sayısı da oldukça fazla. Liposuction ve bazen de ilave yöntemlerle estetik ve bir o kadar da psikolojik olarak rahatsız edici bu durum kolaylıkla ortadan kaldırabilir. Orta yaş ve üstü erkek hastalarımızın bize en sık başvurma nedeni ise göz çevresinde kırışıklıklar, göz kapaklarında sarkma, kaş düşüklüğü. Yapılacak cerrahi işlemler olabileceği gibi botox ve geçici süreli dolgu maddeleri bu problemleri halletmede yeterli olacaktır.
Hastalarımıza özellikle göbek, bel ve gıdık bölgelerinde lokalize yağlanma için liposuction sıklıkla uyguladığımız diğer bir yöntemdir.
Saç ekimi istemiyle bize başvuran hastaların sayısı da hiç az değildir. Uygun hastalara kabul görmüş yöntemler uygulanarak iyi sonuçlar alınmaktadır. Cinsel organının boyundan ve bazen de rahatsızlık duyup bizden yardım isteyen erkek hastalarımız da olabiliyor. Yüz gençleştirici lazerler, epilasyon işlemleri de yine erkek hastalarımın bize başvuru nedenleri arasındadır.
Kadınlar için bir kez estetik yaptıran sürekli estetik yaptırıyor biliniyor. Erkeklerde de böyle bir durum var mı?
Hekim hastasının isteklerini iyi değerlendirmelidir. Eğer hastanın istekleri makul ve mantıklı ise hastaların aynı seansta veya ayrı ayrı rahatsız oldukları bölgelerinden ameliyat olmalarında bir sakınca olmadığını düşünüyorum. Ancak hekim hastasını çok iyi değerlendirmeli ve gerekiyorsa bir psikiyatrdan yardım almalıdır. Beden dismorfik bozukluğu denilen mevcut bir kusurun abartılı olarak algılanması durumu atlanmamalıdır.
Benim sorunuza cevabım vücudunun farklı yerlerinden 4-5 kez ameliyat ettiğim erkek ve kadın hastalarım oldu. Bir kez operasyon geçiren kişi yapılan müdahalenin gerçektende zor olmadığını algıladığında sonraki operasyonlara daha kolay karar verdigini düşünüyorum.
KadınMAG
Video: Prezervatif yırtılırsa ne yapılabilir?
Türkiye’nin Saç Duayeni, 2009’un En Güzel Saçlı 10 Erkeğini Açıkladı!
02 Ocak 2010 Handan Güner
Kategori: Güzellik
Türkiye’nin Saç Duayeni, 2009′un En Güzel Saçlı 10 Erkeğini Açıkladı!
Bugüne kadar binlerce erkeğe saç nakleden Transmed Saç ve Kozmetik Cerrahi Kliniği’nin kurucusu ve Medikal Direktörü Dr. Melike Külahçı’ya 2009′un en güzel saçlı erkeklerini sorduk. İşte sonuçlar…
Kadınlar için güzellikleri vazgeçilmezdir ve bunu destekleyecek, ön plana çıkaracak pek çok yardımcıları vardır. Kadınlar arasında en sade olarak tanınanlar bile en azından bir küpe takarak dışarı çıkarlar. Oysa erkekler için durum aynı mı? Erkeklerin çekici olmak için en büyük ve bekli de tek silahları saçları…
Dünya genelinde her yıl ortalama 500 bin erkeğin saç ektirdiğini belirten Dr. Melike Külahçı, yılda ortalama 2500 kişi ile saç nakli için görüşmesi yaptığını ve kriz dönemine rağmen, plastik cerrahi operasyonları ve saç nakli talebinin hiç düşmediğini belirtiyor.
Saç ekimi konusunda dünyanın önde gelen kuruşları ESHRS (Avrupa Saç Restorasyonu Cerrahisi Derneği) ve ISHRS’ye (Uluslararası Saç Restorasyonu Cerrahisi Derneği) yönetim kurulunda yer alan Dr. Melike Külahçı sadece Türkiye’nin değil tüm Avrupa ve Ortadoğu dünyasının önde gelen kliniğinin medikal direktörüdür.
Hastalarının arasında yüzlerce celebrity isim de bulunan Dr. Melike Külahçı,” Erkekler artık eskisinden çok daha bakımlı. Orta doğudan saç nakli için gelen işadamları sayısı o kadar fazla ki, her hafta mutlaka bir isim ile görüşüyoruz.
En kusursuz erkek için bile saç çok önemli bir faktör. Geçen ay, dünyaca ünlü Bulgar bir modele saç naklettik. Kendisi Türkiye’deki birçok ünlü firmanın yüzü olmuş. O bile saçları yüzünden iş kaybettiğini düşünerek, saç nakletmek için Türkiye’ye geldi. Bu işin en kaliteli şekilde ülkemizde yapıldığını söyledi.”
Dr. Melike Külahçı “Kimler saç nakli yaptırmalı?” sorusuna “Saç nakli hastanın verici ile alıcı alanı arasında bir uzlaşmadır. Verici alanı yeterince güçlü biri bu işi yaptırmazsa yazık olur. Verici ile alıcı alanı uyumlu ise herkes saç nakli yaptırmalı. Saç nakli estetik cerrahi değildir, bu bir yerine koyma girişimidir.
Üç-beş ya da yirmi yıl öncesinde zaten saçlı olan birinin eksilen saçları yerlerine yerleştirilmektedir. Bu nedenle biz yeni bir şey yapmıyoruz, dökülmüş ve kaybolmuş saçları yerine koyuyoruz” diye yanıtladı.
Saç naklinin duygusal bir karar olduğunu söyleyen Külahçı, “Hangi insan eline yirmi yıl öncesi resmini alıp hey gidi günler hey demiyordur. İnsanların yaşı ilerliyor ama ruhları genç kalıyor. Ruhları genç olan ancak görüntülerini yaşlanmış hissedenler saç nakli ile bu uzlaşmayı da sağlıyorlar. Bence herkes ruhunun sesini dinlesin” dedi.
Saç nakline ve saç boyamaya karşı sosyal kaygılar olduğu yönündeki bir soruya ise Dr. Külahçı, “Binlerce saç nakli sonucu izlemiş biri olarak güvenle söyleyebilirim ki, saçlarını boyayan erkek görüntüsü sevmiyorum. Yerinde olan bir saç beyaz bile olsa çok güzeldir. Saç nakline evet saç boyamaya hayır” karşılığını verdi.
Dr. Külahçı, Transmed’in 15 yıldan bu yana saç naklinde hizmet verdiğini ve her zaman saç nakli konusunda dünya standartlarını tutturmayı amaçladığını belirterek şu bilgileri verdi:
“Operasyonlarda 4 plastik cerrah, 1 dermatolog, 1 anestezi uzmanından kurulu bir yapımız var. Bu yapı içinde doktor eğitimleri tamamen yurtdışı kaynaklı yapıldı. Operasyon sırasında, yaklaşık 10 kişi bulunur. İşlemin tamamı 3 boyutlu mikroskop altında yapılır. Saç naklinde kalite, ekildiği belli olmayan saçtır.
Bunu yapabilmek için ekibin tamamının kökleri mikroskop altında çalışması gerekir ki çıplak göz ekildiğini anlamasın. İkinci unsur, insan emeğinin yoğunluğudur. Doğru bilgilendirilmiş bir hasta, deneyimli bir operasyon ekibi ve mükemmel bir operasyon altyapısı bu üçü yan yana gelince memnun hasta üretmek mümkün olur”.
DR. MELİKE KÜLAHÇI, TÜRKİYE’NİN EN ÜNLÜ VE YAKIŞIKLILARI ARASINDAN EN GÜZEL SAÇLI 10 ERKEĞİ SEÇİYOR.
İŞTE LİSTEYE GİREN ÜNLÜLER VE DR. MELİKE KÜLAHÇI’NIN YORUMLARI…
KIVANÇ TATLITUĞ:
Saçları sık, gür ve kalitesi yüksek. Saçlarının yapısı, görselliğini tamamlayan en güzel unsurlardan biri olarak öne çıkıyor.
OKAN BAYÜLGEN:
30 yaş üçgenleri çok karakterli ve saç çizgisi bu yüzden yüzüne çok yakışıyor. Saç yapısı genetik olarak çok sağlıklı görünüyor.
EMRE BELOZOĞLU:
Saçları çok sık ve kaliteli. Gür saçları gerekli bakımlar görürse, ileriki yaşlarda dökülme ihtimali çok az olur.
MEHMET GÜNSÜR:
Çok parlak, sağlıklı ve kaliteli saçları var ve uzun saç ona çok yakışıyor.
MUSTAFA SANDAL:
Kavisli saç köşeleri yüz ölçülerine çok uygun. Kısacık saçları yüzüne yakışıyor ve imajını yansıtıyor.
KENAN İMİRZALIOĞLU:
Parlak ve çok kaliteli saçları var.
FIRAT DOĞRULOĞLU:
Saç köşeleri dik kavisli, saç çok parlak ve sağlıklı.
SERKAN ALTUNORAK:
İyi favori örnekleri, saçı sağlıklı ve kaliteli.
OZAN DOĞULU:
Saç köşelerindeki yuvarlak kavisler yüzünün yapısıyla çok iyi bir uyum yakalamış.
EMRE ALTUĞ:
Uzun, gür ve sağlıklı bir saç yapısı var.
Listedeki isimlerin çoğunun saçlarını yakından tanıdığını belirten Dr. Melike Külahçı; ‘’ Bu isimlerin çoğu saç bakımı için Transmed’e geldi ve kendilerine önerilerde bulundum. Sonuçlar kesinlikle çok başarılı oldu.”



