Kadin sagligi, kadin ve saglik, Makyaj, Guzellik bakim, eglence, cocuk bebek, aile ev dekorasyon, kadinmag.com

Katarakt nedir, nasıl oluşur, tedavi yöntemleri

04 Şubat 2010 admin  
Kategori: Sağlık

Katarakt Tedavisi

Katarakt Tedavisi

Katarakt, gözdeki doğal merceğin saydamlığını kaybetmesidir. Saydamlığı bozulan lens isli, buzlu veya lekeli cam gibi olur ve görme ile ilgili şikayetler başlar. Gözlerden birinde veya ikisinde birden meydana gelebilir. Bir göz genellikle diğerine göre daha fazla etkilenir. Katarakt olgunlaştığında cisimler şekilsiz bulanık veya zayıf görülür. Göz yorgunluğu ve baş ağrısı oluşur.

Göz merceğinin bir kısmı saydamlığını kaybederek bulanıklaşırsa, ışık bu bulanık kısımlardan geçemez. Mercekten daha az ışık geçtiği için görüş bulanıklaşır. Katarakt genellikle yaş ilerlemesine bağlı olarak görülür ancak nadir olmakla birlikte, bebeklerde de doğduklarında katarakt görülebilir.

Katarakt Neden Oluşur?
-Katarakt genellikle yaşa bağlı oluşur.
-Katarakt yeni doğan bebeklerde, çeşitli metabolizma hastalıklarıyla beraber görülebilir.
-Göze gelen darbeler sonucu oluşabilir.
-Diyabet hastalarında oluşabilir.
-Göz içi iltihapları sonrasında oluşabilir.
-Uzun süreli kortizon kullanımı sonrasında oluşabilir.
Genellikle yaşlanmanın etkisiyle katarakt oluşumuna rastlanır. Yaşlanan insanlarda kırışıklıklar ve saçtaki beyazlamalar gibi kataraktla da karşılaşılır. Bunun dışındaki nedenleri ise travmalardan sonra, aşırı X ışını ya da güneş ışığına maruz kalınması, sigara kullanımı, genetik faktörler, gözdeki yaralar, doğuştan gelen hastalıklardır.

Katarakt Tedavisi Nasıl Yapılır?
Kataraktın tek tedavi yöntemi ameliyattır. Ancak ne zaman ameliyat gereklidir sorusunun cevabı ameliyatta kullanılan tekniğe bağlıdır. Dünyagöz Hastanesi’nde dünyada geliştirilen son yöntem olan FAKO (Fakoemülsifikasyon) tekniği ile katarakt ameliyatları yapılmaktadır. Bu yöntemde ameliyat için kataraktın olgunlaşmasını beklemeye gerek olmadığından hasta uzun bir müddet az görerek yasamak zorunda değildir.

Kural olarak görmeniz 20/40 ise bunun günlük yaşamınıza önemli etkisi vardır. Bu etki her kişide farklı olabilir. Pilot olan birisinde operasyona daha erken dönemlerde ihtiyaç olabilirken diğer meslek gruplarında daha geç dönemde ameliyat gereksinim haline gelebilir. Güvenlik göz önüne alındığında katarakt tedavi edilmez ise insanı sınırlayan bir faktör olabilir. Yol işaretlerinde, trafik işaretlerinde, gece yolculuğunda, merdivenlerde, kişileri tanımada, ilaç etiketini okumada, çek yazmada, belge imzalamada sorunlar yaşayabilirsiniz.

Katarakt Tedavisinde Multifokal Lens Uygulaması
Multifokal göz içi lens yerleştirme tekniği tamamen bir katarakt cerrahisidir. Standart katarakt ameliyatında ne yapılıyorsa multifokal lens cerrahisinde de aynı işlemler uygulanır. Hastanın göz içinde bulunan doğal mercek çıkartılarak yerine gözün iç yapısına uygun ve hastanın görmesini iyileştirecek bir mercek yerleştirilir. Multifokal lensler hem yakını hem uzağı görmeyi sağlayan göz içi mercekleridir ve bu mercek sayesinde hasta katarakt hastalığı ile aynı zamanda yakın ve uzak görme bozukluklarından da kurtulur.

KadınMAG

Keratakonus hastalarına müjde

02 Şubat 2010 admin  
Kategori: Sağlık

kontakt-lens-nedir-keratokonus-tani-ve-tedaviGözümüzün saat camı gibi bombeli görünen ön kısmının yani Korneanın incelerek, dışa doğru normalden fazla sivrileşmesi ile oluşan ve ilerleyen bir göz rahatsızlığı olan keratokonus hastaları için; en üstün teknolojiyi ile üretilmiş, özellikleri ve faydaları bakımından daha önce benzeri olmayan bir keratokonus tedavi dönemi başladı.

Genel olarak tüm dünyada yapılmış bilimsel araştırmalardan elde edilen veriler bu hastalığın her 2 bin hastanın 1’inde görüldüğünü işaret ediyor. Bu da ortalama olarak 72 milyon Türkiye nüfusunun yaklaşık 40 bin’inin keratokonus hastası olduğu sonucunu doğuruyor. Son yıllardaki araştırmalar bu hastalığın Akdeniz ve Ortadoğu’da bulunan Türkiye, İran, Irak, Suudi Arabistan, Mısır, Dubai gibi tozlu sıcak ülkelerin hastalığı olarak ta biliyor. En önemlisi de hastalığın bizim bölgelerimizde çok daha yüksek seviyelerde görüldüğü gerçeğidir. Hastalık için alternatif çözümlerden biri olan kontakt lensler ile ilgili Dünyagöz hastanesi Türkiye’de ilk defa hastalarını normal görüşe kavuşturan ClearKone Hybrid adında yeni bir ürün kullanmaya başladı.

ClearKone Hybrid kontakt lensi gün boyunca hiçbir kaşınma, yanma problemi olmadan rahatca kullanılabiliyor. En önemlisi hastaları neredeyse sağlıklı bir insanın görüş seviyesine kavuşturuyor. Keratakonus hastalığının ilerlemesinde koruyucu olan bu lenslerin kullanımı tıpkı yumuşak lensler kadar kolay. Erken, ılımlı ya da ilerlemiş seviyede keratokonus hastaları için; kişiye özel dizayn edilmiş, yumuşak ve sert lensin avantajlarını birleştirip, dezavantajları elimine etmiş bir tasarım olarak tedavi çözümlerinde yerini aldı.

Yeni lenslerle hayat artık daha “rahat!”

ClearKone hybrid lensi sert değil. Yumuşak olması nedeniyle gözü rahatsız etmiyor. Bu mucizevî lensler en çok taclearkone-hybrid-kontakt-lensi hareketli yaşam tarzına sahip kişiler ve sporcular için büyük rahatlık sağlıyor; hastaların en çok şikâyet ettiği ve zorlandığı aktif yaşamlarında, örneğin spor yaparken kontakt lenslerinin haddinden fazla hareket etmesi veya en olmadık zamanlarda gözden fırlaması gibi kotu tecrübelerine son veriyor.

Dünyagöz Hastaneleri Grubu Keratokonus tanı ve tedavi merkezi doktorlarından uzman Dr. Efekan COŞKUNSEVEN “Keratakonus hastaları için görmedeki bulanıklığı ve deformasyonu giderecek konforlu, sağlıklı ve kolay bir yol bulmalak son derece önemlidir. İleri seviyedeki keratakonus hastalarımızda bile başarı sağladığımız “ClearKone Hybrid” kontakt lensi hastalarımızın görme yetisini neredeyse sağlıklı bir insanınki kadar geri kazandırıyor ve hayatlarını istikrarlı ve sağlıklı bir görme yetisi ile değiştiriyor. “ClearKone Hybrid” in önemli kullanım avantajlarından biri de yumuşak olmasıdır. Gözü rahatsız etmez. Ancak bundan önceki yumuşak kontakt lensler kullanım kolaylıklarının olmasına rağmen keratokonusa bağlı göz bozukluklarını yeterli derecede düzeltemezlerdi.

Sert lenslerin de pek çok kullanım güçlükleri hastaların hayatında bir kâbus olabiliyordu. Yeni teknolojiyle üretilmiş bu yumuşak lenslerin kullanımı son derece rahat ve kornea merkezine uyumludur; bu yönü ile hastalarımızın hareketli hayatlarına uyum sağlayabiliyor. Dünyagöz Hastaneleri Grubu olarak Göz sağlığı konusunda gerek uluslararası gerek yurt çapındaki konumumuz itibariyle Dünyadaki en yeni ve güvenilir teknolojilerini hastalarımızın hizmetine sunmayı görev olarak kabul ediyoruz. Grubumuz en yeni tedavi yöntemlerinin takipçisi olamaya devam edecektir” dedi.

Göz çevresi estetiğiyle daha genç görünebilirsiniz

07 Ocak 2010 admin  
Kategori: Güzellik

kafeingozGöz çevresi operasyonuyla daha genç bir yüz
Yeditepe Üniversitesi Hastanesi Göz Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı ve Avrupa Oküloplastik Cerrahi Birimi Üyesi Prof. Dr. Ferda Çiftçi, yüzde en çok gevşeyerek kişiyi yaşlı gösteren göz çevresini çeşitli yöntemlerle düzelttiklerini belirtiyor.

Yeditepe Üniversitesi Hastanesi Göz Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı ve Avrupa Oküloplastik Cerrahi Birimi Üyesi Prof. Dr. Ferda Çiftçi, yüzde en çok gevşeyerek kişiyi yaşlı gösteren göz çevresini çeşitli yöntemlerle düzelttiklerini belirterek “Öncelikli hedefimiz kişinin doğal görünümünü bozmadan göz çevresini gençleştirmek” diyor.

Yaşlanma çoğunlukla göz çevresinde başlıyor. Bunun nedeni nedir?
Çünkü göz çevresindeki cilt en ince, en hareketli ve kolaylıkla gevşeyebilen bir yapıdadır. Yaşlandıkça gözkapakları cilt ve ciltaltı gevşemeye başlar, kırışıklık ve torbalanmalar ile yaşlı bir görünüm ortaya çıkar.

Göz çevresini gençleştirmek için hangi yöntemleri uyguluyorsunuz?
Kişinin yaşı, cildinin yapısı gibi çeşitli faktörlere bağlı olarak non-invaziv dediğimiz en basit yöntemlerden ameliyata kadar pek çok seçeneği uyguluyoruz.

Botoks
Latince adı clostridium botulinum olan bakterinin salgıladığı toksinin, laboratuar koşullarında işlenerek insan için tedavi edici hale getirilmiş şeklidir.
Göz çizgileri yeni yeni belirmişse, erken dönemde özellikle kaz ayaklarının kaybolması için botulinum toksin (botoks) enjeksiyonu uyguluyoruz. Aynı zamanda kaş arası ve alın bölgesine de uygulama yapıyoruz. Botoks kas hareketlerini yavaşlattiğı için çizgilerin kaybolmasını sağlıyor, derinleşmesini engelliyor ve genç bir görünüm ortaya çıkıyor. Kaz ayaklarının düzeltilmesinde en sık uygulanan yöntemdir. İlaç, uygulandığı yerdeki kasların kuvvetini azaltarak etki eder. Toplamda 5 -10 dakikalık bir işlem. İşlemi uyguladıktan sonra dikkat edilmesi gereken herhangi bir şey yoktur. Uygulanım yeri ve ilacin dozu, iyi sonuç almada çok önemlidir.Botoks gereğinden fazla uygulanırsa ‘ifadesiz maske yüzü’ oluşabilir. Botoksun etkısı genel olarak 3-4 ay olmasına rağmen, ilacın sürekli kullanımı durumunda etki süresi daha uzun olabilmektedir. Botoksun etkisi geçtiğinde hiçbir sakıncası olmaksızın tekrar uygulanabilir.

Dolgu maddeleri
Göz çevresinde çukurlaşma ve çökmeler varsa dolgu maddeleri kullanıyoruz. Dolgu maddeleri ile göz çevresindeki çukurlar kapanarak daha dinç bir görünüm sağlanıyor.

Cilt Soyma Yöntemleri
Bir diğer gençleştirme yöntemi ise cilt yenileme için yüzey soyma işlemleridir. Soyma işlemi özellikle ince cilt kırışıklıklarında ve pigmentasyonlarda etkilidir. Cilt soyma(peeling); lazer ya da kimyasal ajanlarla yapılabilmektedir.

Blefaroplasti
Blefaroplasti de denilen göz kapağı cerrahisi ile alt ve üst göz kapağındaki fazla deri ve yağlar, gözaltındaki torbalanmalar, göz kapaklarındaki sarkmalar gibi biçim bozuklulukları giderilir. Böylece kişiye genç ve dinlenmiş bir görünüş kazandırılır. Bu ameliyatla göz kapağı ve gözün dış kenarındaki ince kırışıklıklar da bir miktar azalır. Bu ameliyat kadınlar kadar erkekler tarafından oldukça sık talep edilmektedir.

Göz kapağı yaşlanmaya bağlı olarak, bazen de kalıtsal olarak daha genç yaşlarda torbalanma gösterebilir. Bu durum göz kapağı estetiği ile düzeltilebilir. Bu girişimde, alt ve üst göz kapaklarından fıtıklaşmış olan yağ dokusu ve cilt fazlalıkları birlikte çıkarılır. Ancak çıkarılan doku miktarlarının çok iyi planlanması gerekir.

Düzgün yapılmış bir blefaroplasti hastaya daha genç bir görünüm kazandırır. Göz estetiği ameliyatları hafif sedasyon eşliğinde lokal anestezi altında yapılır. Çok ince iğne ile lokal anestezik enjekte edilerek tüm göz kapağı uyuşturulur. Üst göz kapağı için kesi göz kapağının katlanma yerinden yapılır. Bu nedenle göz açıkken hiç bir iz görünmez. Alt göz kapağı kesisi ise kirpiklerin hemen altından, ya da hastanın durumuna göre sadece yağ fıtıkları alınacaksa göz kapağının iç kısmından girilerek yapılır. Bu nedenle iz görünmez. Ayrıca göz kapakları insan derisinde en az iz kalan bölgelerdendir.

Ortalama her bir göz kapağı ameliyatı 15-20 dakika sürer ve hastanede yatmayı gerektirmez. Hasta, operasyondan bir hafta sonra işine başlayabilir.

Bu işlemleri daha sonra tekrarlamak gerekir mi?
Botoks enjeksiyonunu yılda 3 kere yapmak kas hareketlerine bağlı ortaya çıkan dinamik çizgilerin kaybolmasını sağlayarak genç bir görünüm kazandırmaktadır.
Cerrahi yöntem (blefaroplasti) ise daha kalıcı ve uzun etkili olup ameliyatın göz çevresindeki etkisi 5 - 10 yıl kadar kalacaktır. Yaşlanma kaçınılmaz bir durum olduğundan zamanla cilt tekrar gevşeyebilir ve 5-10 yıl sonra ameliyatı tekrarlamak gerekebilir. Göz kapağı estetiği Oküloplastik Cerrahinin en çok yüz güldüren ameliyatlarından biridir.

Bu işlemlerden sonra doğal görüntüde değişiklik olur mu?
Botoks enjeksiyonunu tamamen dinamik çizgilere yönelik uyguladığımız için doğal görüntüde herhangi bir değişiklik yaratmadan çizgiler kaybolmaktadır. Bizim yaklaşımımız tamamen doğal görünümdür.

Blefaroplasti ameliyatlarında da amacımız aynı yaklaşımla sadece sarkan ya da fıtıklaşmış dokuların alınmasıyla doğal görünüm elde etmektir.

KadınMAG

Göz hastalığı belirtileri nelerdir?

21 Kasım 2009 admin  
Kategori: Güncel, Sağlık

goz_goz_migreniGöz tiki göz hastalığı belirtisi olabilir
Yeditepe Üniversitesi Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Vildan Öztürk, göz tikinin göz hastalığının belirtisi olabileceğini belirtti.

Yeditepe Üniversitesi Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Vildan Öztürk, göz tiklerinin çoğunlukla psikolojik kökenli olduğunu belirterek “Gözü ilgilendiren tikler ise bizim spazm olarak adlandırdığımız rahatsızlıklardır ve gözün 7. siniriyle ilgilidir” diyor.

Göz tiki nedir?
Göz tiki, gözü çevreleyen kasların istemsiz, tekrarlayan, arada durabilen, kendi kendine kasılmasıdır.
Tikler bir amaca hizmet etmeyen, istemsiz yapılan hareketlerdir. Alışkanlık spazmı denilen tipteki göz tikleri, genellikle çocuklarda 7-10 yaşlarında olan ve çoğunlukla da psikolojik nedenlere bağlı olan istemsiz kas kasılmalarıdır.

Böyle durumlarda hastayı size mi getiriyorlar?
Bu gibi durumlarda genellikle hasta önce göz doktoruna gelir. Biz önce göz muayenesini yaparız. Göz kapaklarının kasılmasına neden olabilecek altta yatan bir hastalık varsa onun tedavisini uygularız. Eğer bir neden yoksa kişiyi psikiyatri ya da psikolojiye yönlendiririz.

En sık rastladığımız fasikülasyon dediğimiz orbikülaris okuli kasının (gözü çevreleyen kasın) birkaç lifinin kendi kendine kasılmasıdır. Bu durum halk arasında göz seğirmesi olarak anılır. Yorgunluk ve stres nedeniyle oluşur. Günler ya da haftalar sürebilir. Özel bir tedavisi yoktur, kendiliğinden geçer. Başka nedenler arasında göz alerjisi, göze kaçan yabancı cisim, ciddi göz kuruluğu ve göz enflamasyonu gibi nedenlerle oluşan refleks blefarospazmı (göz kapağı kasılmasını) sayabiliriz.

Gözle ilgili olan tik nasıl bir seyir izler ve tedavisi nasıldır?
Az önce saydığımız nedenlerle olduğunda tedavi sonrası göz kapağı kasılmaları durur. Göz tikine neden olabilecek fasial sinirin tutulduğu diğer durumlar da söz konusudur. Esansiyal blefarospazm denen tipte hastanın iki gözünün kapağı aynı anda fasılalarla kasılır. Genellikle 40-60 yaşları arasında görülür. Tedavisinde botulinum toksin enjeksiyonu ile bu kaslar birkaç ay süresince gevşetilir ve kasılmalar tekrar başladığında enjeksiyonlar tekrarlanabilir. Kalıcı tedavi olarak cerrahi uygulanabilirse de başarı şansı düşük, komplikasyon riski yüksektir.

Diğer fasial sinir ile ilgili olan göz tiki hemifasial spazm’dır. Göz kapağı kasılmaları tek taraflıdır, yüz kasları da aynı anda kasılır. Fasial sinirin kökünde problem vardır. Bu travma, tümör, anormal damar gibi değişik nedenlerden olabilir. Nedene bağlı olarak cerrahi uygulanabilir. Yine botulinum toksin enjeksiyonu ile geçici rahatlık sağlanabilir.

Spastik paretik fasial kontraktürde sorun yine fasial sinirle ilgilidir. Önce gözde kırpma ile başlar sonra bütün yüz kasları kasılır. Zamanla yüz kasları zayıflar ve yüz hareketleri azalır.

Fasial miyokimide ise göz kaslarında başlayıp yüz kaslarında da görülen küçük kasılmalar vardır. Botulinum toksin enjeksiyonundan faydalanırlar.

KadınMAG

Yakını göremeyenler için tedavi yöntemleri

19 Kasım 2009 admin  
Kategori: Sağlık

goz_muayeneleriTıp dilinde Prespiyobi olarak adlandırılan yakını görememe hastalığında 40-45 yaş sonrası kişilerde yakını daha iyi görebilmek, okuyabilmek yeni teknolojiler ile mümkün.

Günümüzde estetik kaygısı, kadın erkek herkesi etkiliyor. Yaşımız ilerledikçe vücudumuz yıpranmaya başlıyor, cildimiz bollaşıyor, kırışıklıklarımız artıyor, yaşa bağlı hastalıklarımız ortaya çıkıyor. Hepimiz farklı yöntemler ile gençleşmeye çalışıyoruz. Botox, yüz gerdirme operasyonları, anti-aging, detoks programları vs. Fiziksel görüntümüz istediğimiz kadar gençleşse de yaşımızı ele veren bir yer var gözlerimiz. 40 yaş sonrasında ortak kaderimiz yakını görememe durumu karşımıza çıkıyor.

40 yaş sonrasında dünyanın en güzel kadını olarak fit bir vücut ve kırışıksız bir yüz ile restoran masasında otururken menü’yü yakın gözlükleriyle okumak yaşımızı ele veriyor. Tıp dilinde Prespiyobi olarak adlandırılan yakını görememe hastalığında 40-45 yaş sonrası kişilerde yakını daha iyi görebilmek, okuyabilmek yeni teknolojiler ile mümkün. Aslında günlük yaşantımızdaki yüksek teknolojide bu problemi tetikliyor. Cep telefonundaki küçük yazılar, sinemadaki alt yazılar, dizüstü bilgisayarların giderek küçülmesi yazıların okunması gittikçe güçleşiyor. Presbiyopi yıllara bağlı her insanda standart bir şekilde artıyor. 60’lı yaşlarda tepe noktasına ulaşan yakın görememe sıkıntısı hayatı daha da zorlaştırıyor.

Presbiyopi’den kurtulun
45 yaş sonrasında hem yakını hem de uzağı göremeyenler artık yakın gözlük kullanmak zorunda olmayacak. Katarakt ameliyatında takılan multifokal lensler, hastaların günlük aktivitelerini rahatça yapmasına olanak sağlıyor. Dünyada uzun yıllardır kullanılan fakat son yıllarda yeni tasarımlar ile birlikte gelişen multikokal lensler hastaların görmesinde önemli başarılara imza atıyor. Dünyagöz Hastaneleri’nde kullanılan yeni jenerasyon multifokal lensler çok kısa sürede gerçekleştirilen bir operasyon ile hastanın göz içine yerleştiriyor.

45 yaş sonrasında hastalara büyük kolaylık sağlayan ve günümüzde yakın ve uzak görmeyi arttırmada en güvenilir yöntemlerden biri olarak kabul edilen Multifokal Lensleri Dünyagöz Hastanesi Refraktif ve Katarakt cerrahisi doktorlarından Op.Dr. Baha Toygar ile görüştük.

Multifokal lens nedir, kimlere uygulanır?
Multifokal lens, yakını ve uzağı bir arada gösterme özelliğine sahip bir göz içi merceğidir. Dünyagöz Hastanelerinde biz bu yöntemi yaklaşık 4 senedir hastalarımıza başarı ile uyguluyoruz.

Katarakt ameliyatı sırasında takılıyor
Multifokal göz içi lens yerleştirme tekniği tamamen bir katarakt cerrahisidir. Standart katarakt ameliyatında ne yapıyorsak multifokal lens cerrahisinde de aynı işlemleri uyguluyoruz. Katarakt cerrahisinde hastanın göz içinde bulunan doğal mercek çıkartılarak yerine gözün iç yapısına uygun ve hastanın görmesini iyileştirecek bir mercek yerleştirilir. Biz bu cerrahide farklı olarak, standart (sadece uzağı gösteren, yakın için gözlük gerektiren) bir mercek yerleştirme yerine multifokal lens (yakını ve uzağı gösteren) mercekleri göz içine yerleştiriyoruz. Katarakt cerrahisi, son yıllarda daha da gelişerek, FAKO olarak adlandırılan dikişsiz yöntemin kullanılmaya başlanması ile birlikte dünyada kullanılan en güvenli en etkin göz operasyonlardan biri haline gelmiştir. Katarakt cerrahisinde günümüzde kornea üzerinde oluşturulan 2.2 mm’lik bir kesiden göz içine girilerek mercek yerleştirilmektedir. Katarakt ameliyatı lokal anestezi (damla anestezi)uygulanarak yapılmaktadır. Oldukça kısa süren ameliyat sonrasında hastanın hastanede kalmasına gerek yoktur. Ameliyat olan göz sadece bir gece kapalı kalır. Hasta ertesi gün kontrolden geçtikten sonra günlük hayatına geri döner.

Göz içine koyulan lensin fonksiyonuna dikkat
Katarakt ameliyatlarında artık kullanılan lensin kalitesi yanında fonksiyonuna da dikkat etmemiz gerekiyor. Lens kalitesinin önemi zaten biliniyor, düşük kaliteli lensler hastalara daha sonra problem olarak geri dönebiliyor. Hastaların isteğine ve tıbbi gereksinimlerine bağlı olarak monofokal (sadece uzak odaklı), astigmatı düzelten göz içi lensler, gece görüşü arttıran akıllı lensler veya uzak ve yakını gözlüksüz görmeye yarayan multifokal lensler tercih edilebilir.

Multifokal lenslerin avantajları
Multifokal, çok odaklı, tasarımına bağlı olarak yakın-uzak ve orta mesafeli diyebileceğimiz odaklama özelliğine sahip merceklerdir. Uzun yıllardır bu teknoloji dünyada kullanılmaktaydı ama bugün kullandığımız yeni jenerasyon yüksek teknolojili, yeni tasarımlı mercekler kadar başarılı değildi. Yeni jenerasyon Multifokal lensler kullandığımız hastalarda çok daha olumlu sonuçlarla karşılaştık.

Ömür boyu kalıyor
Katarakt ameliyatında takılan bu mercek ömür boyu göz içinde kalıyor. Yani hastaların takıp çıkarttıkları kontakt lens gibi bir mercek değil. Tabi ki tıbbi bir sorun olduğunda doktor tarafından değiştirilebilir.

Multifokal lensler kimlere uygulanmalı?
Öncelikle katarakt olan hastalara uygulanabilmektedir. Kataraktı olan hastalar ayrıntılı bir muayeneden geçirildikten sonra gözlerinin yapısı uygunsa bu lensleri kullanabiliyoruz. Her hastanın gözü bu tip bir ameliyata uygun olmayabilir. Kataraktı olan hastaların mesleki konumu, yaşı, sosyal aktivitesi, okuma alışkanlığı, entelektüel düzeyi de hasta seçiminde önem taşımaktadır. Kataraktı olup gözlüğü yaşantılarından tamamen çıkartmak isteyen kişiler multifokal lensler sayesinde günlük rutin işlerinizi gözlüksüz yapabilecek hale gelebiliyorlar. Bu ameliyat öncesinde hastanın detaylı bilgilendirilmesi çok önem taşıyor. Uygun hasta seçimi, uygun teknik, ameliyatın gerçekleştirildiği kurumun ve hekimin tecrübesi ve tabii ki doğru mercek seçimiyle yapılacak bu ameliyattan hasta da hekim de en iyi sonucu alacaktır.

Katarakt Hastalarına Tavsiyeler
Katarakt ameliyatı olmayı planlayan hastaların doktorlarıyla göz içerisine takılacak lensleri ayrıntılı olarak konuşmaları gerekmektedir. Uzağı ve yakını gözlüksüz gösteren multifokal bir göz içi lensi istiyorlarsa bunu doktorlarına muhakkak belirtmeleri gerekiyor. Çünkü birçok doktor eğer hastası özellikle belirtmemişse multifokal lens kullanmıyor ve göz içerisine standart monofokal bir lens yerleştirebiliyor. Bu durumda hastalar yakını gözlüksüz görme avantajını kaybediyorlar. Kullandığımız multifokal lensler, standart katarakt göz içi lenslerine göre daha pahallı. Bu nedenle multifokal göz içi mercekleri kullanılarak yapılan katarakt ameliyatlarının ücreti de standart katarakt ameliyatının ücretinden biraz daha pahalı oluyor.

KadınMAG

Şeker hastalığı göz muayenesinden anlaşılıyor

12 Kasım 2009 admin  
Kategori: Sağlık

goz_muayeneleri14 Kasım Diabet Haftası. Şeker hastasıysanız ve görme sorunlarınız var ise diyabet tedavisi ile birlikte 6 ayda bir düzenli olarak göz muayenesi yaptırmanız gerekiyor.

14 Kasım Diabet Haftasının yaklaştığı bu günlerde diabet hastalığı ve de göz üzerinde bıraktığı olumsuz etkilerini bir kez daha hatırlatmak isteyen Dünyagöz Hastanesi doktorlarından Prof. Dr. Hüsnü Güzel “Bazı hastalarımız şeker hastalıklarını göz muayenesi sırasında öğreniyorlar. Şeker hastalığının göz arkasında yarattığı hasarların belirginliği hastanın şeker hastası olduğunu bize gösterebiliyor. Görme sorunuyla bize gelen hasta hastanemizden şeker hastası olduğunu öğrenerek ayrılıyor. Şeker hastasıysanız ve görme sorunlarınız var ise diyabet tedavisi ile birlikte 6 ayda bir düzenli olarak göz muayenesi yaptırmanız gerekiyor” diyor ve şeker hastalığının göze etkilerini ve tedavi yöntemlerini anlatıyor.

 

Damarlarda hasara yol açan diyabet hastalığı ilk olarak etkilerini göz ve böbreklerde gösteriyor. Sık idrara çıkma, halsizlik gibi pek çok şikâyetin yanı sıra görme sorunları ortaya çıkıyor. 20-65 yaşları arasında görülen körlüklerin bir numaralı sebebi olan diabetik retinopati de erken teşhis çok önemli. Hastalık erken dönemde kontrol altına alınmazsa gözde onarılması zor hasarlara neden olabiliyor.

Şişmanlık riski artıyor
“Diabet (şeker hastalığı) görülme oranı, obesite (şişmanlık) ve kötü beslenmeyle birlikte artmaya başladı. Ülkemizde şeker hastalığı görülme oranının diğer ülkelere göre daha fazla olduğunu da dikkate alırsak, önümüzdeki ciddi tehdidi göz ardı edemeyiz. Şeker hastalığı, kişinin yaşam kalitesini etkileyen bir hastalık ve göz, kalp damar sistemi, böbrekler gibi önemli organlarda ileri derecede tahribata yol açıyor. Ne yazık ki hastalığı çoğu kez birçok organı etkileyen bir hastalık olarak algılamıyor ve ancak şikâyetlerimiz arttıktan ve hastalık ilerledikten sonra tedavi için doktora başvuruyoruz. Oysa erken tanı konulduğunda, ve kan şekeri düzeyleri kontrol altına alındığında, şekere bağlı organların olumsuz etkilenişinin ve komplikasyonların ( yan etkiler) azaldığı, bilimsel çalışmalarla gösterildi.

Gözde şeker kör edebilir
Gözde şekerin yaptığı tahribat, sürekli artan, körlüğe kadar giden görme kaybıdır. Şeker hastalığı, tüm dünyadaki körlük nedenleri arasında başı çekmektedir. Bunda, hastaların ancak görme kaybı olunca doktora başvurmaları rol oynamaktadır. İleri ülkelerde bile, hastalığın körlüğe neden olduğu ve göz dibinde bozukluklar olduğu, düzenli takip gerektiği hastalara söylenmesine rağmen, hastaların takip ve tedaviyi kestiği bilinmektedir.

İç hastalıkları uzmanı tarafından diabet tanısı konulan hastanın en geç 6 ayda bir düzenli retina ( göz dibi, ağ tabaka) muayenelerini yaptırmaları, retina tutulumunun erken anlaşılmasını ve tedavilere “göz görürken” başlanmasını sağlayacaktır. Diabet hastasında kaybedilen görme geri gelmemektedir. Körlük, ancak erken müdahale ile önlenebilmektedir.

Erken Tedavi ile Başarı Oranı %95
Retinada, kanama, damarlardan sızıntı, damar tıkanıklıkları, ödem ( doku içinde sıvı birikmesi ) ve daha ileri safhalarda kanamaya meyilli kılcal damarlar ve yaygın bantlar, çekintiler, hatta yırtıklar gibi çok sayıda ilerleyen bozukluk oluşmakta, erken tanı ve tedavi ile bu süreç durdurulabilmektedir. Başarı oranı % 95 düzeyindedir.

Yalnız, şeker hastalığının devam ettiği dikkate alınmalı ve bu nedenle gözdeki hastalığın da ilerleyeceği ve yeni tedavilerin ve incelemelerin gerekeceği unutulmamalıdır. O andaki süreç bitmiş bile olsa, hasta 3 ayda bir görülmek ve ayrıntılı incelemeler gerek görüldüğünde tekrarlanmak durumundadır. Aksi takdirde, oluşabilecek yeni bozukluklar görmeyi düşürebilir.

Şeker hastalığı temelde kılcal damarları tutan bir hastalık olduğu için, gözün durumunu yalnız göz dibi muayenesiyle değil, standart olarak FFA ( fluorescein anjiografi) ve OCT ( retina tomografisi) ile değerlendirmek ve tedavilerimizi ona göre planlamak durumundayız. Başka testlere de gerek duyulabilir. Bu testler, sonucu değerlendirebilmek için her gerektiğinde yeniden yapılabilir.

Amacımız görmeyi korumak
Tedavideki en önemli uygulama, argon lazer uygulamasıdır. Bu tedavi, bir kaç seans sürebilir. Bazı kez çok şiddetli ve kanamaya meyilli durumlarda, ani görme kaybı ve tedaviye dirençli glokomu ( göz tansiyonu) önlemek için, retinanın tamamına lazer yapılması gerekebilir. Bu tedavi bitmeden oluşabilecek kanamaları önlemek için, göz içine kılcal damarların gerilemesini sağlayan ilaçlar verilebilir. Lazer tedavisi, sonuçlarını ancak bir kaç ay sonra gösterir ve bu arada hasta görme alanındaki daralmadan, 1-2 sıra görme azalmasından, göz önündeki noktalardan söz edebilir. Bunlar, tedavi yapılmadığında oluşacak körlük ile karşılaştırıldığında, çok önemsiz yakınmalardır. Diabette en önemli amacımız, görmeyi aynı seviyede tutabilmektir, asla “daha iyi görme” garantisi verilemez.

Çok ileri olgularda ve (göz dibi görülemediği için) kanama nedeniyle lazer yapılamayan hastalarda, vitreo-retinal cerrahi ile gözün içindeki bantlar, kanamalar temizlenerek operasyon sırasında lazer yapılabilir. Genellikle yeniden kanamayı ve dekolmanı ( retina tabakalarının ayrılması) engellemek için göz içine silikon yağı verilir ve bu ikinci bir ameliyatla geri alınır.

Diabetli hastalar, birçok kez, ayrıntıları dikkate almadıkları ve yüksek beklentiler içinde oldukları için, yararlı olmadığı düşüncesiyle tedaviyi yarıda kesmekte, geçen süre içinde görme kaybı arttığı için çareyi başka merkezlere başvurmakta bulmaktadırlar. Tedavi ile görmenin artmayacağı, tedavi yapılmış bile olsa 3 ayda bir tekrar muayene gerektiği unutulmamalıdır.

Diabet hastalarından katarakt tedavisi doğru planlanmalıdır
Ayrıca katarakt, glokom (göz tansiyonu), damar tıkanıklıkları ve görme sinirinin etkilenmesi gibi başka durumlar da tabloya eklenerek olayı karmaşık hale getirebilir. Tüm bu durumların tedavileri ve teşhis yöntemleri, retina probleminden farklıdır.

Diabet hastalarında erken katarakt ameliyatının, retinadaki kanamaları arttırdığı, hamilelik ve diğer hormonal durumların göz hastalığını ilerlettiği, kolesterol ve hipertansiyonun sıkı kontrolunun gerektiği de önemli bilgilerdir.

Tüm bu bilgilerin ışığında, tedavinin zamanında ve doğru olarak başlanması, hastanın izlenmesi, katarakt ameliyalarının planlanması açısından, hastanın bir retina uzmanı tarafından değerlendirilmesinin önemi açıktır.

Şeker hastalığı, diabet uzmanı-göz doktoru- bilinçli hasta üçgeninde, başa çıkılabilir bir hastalık olarak görülebilir.”

Sürekli ilerleyen gözlük numaralarına dikkat

27 Ekim 2009 admin  
Kategori: Sağlık

goz_goz_migreniKeratokonus, korneanın incelmesi ve sivrilmesiyle birlikte ciddi oranda görme kayıplarına neden olan önemli bir göz hastalığıdır. Herhangi ciddi bir belirti vermeden ilerleyen hastalık, detaylı bir göz muayenesinin yanında, ileri teknolojiye sahip bir dizi tetkik cihazları ile teşhis edilebilmektedir.

Keratokonuslu Göz
Erken teşhis ve doğru zamanda doğru tedavi yönteminin planlanması, hastalığın tedavisinde başarı için son derece önemlidir. Dünyagöz doktorlarından Op. Dr. Efekan Coşkunseven, “ Bazen hiçbir şikayeti olmayan sadece miyopi ve astigmat kusurunu lazer ile tedavi yaptırmak için gelen hastalara yapılan çok özel tetkikler sonucu keratokonus teşhisi konulabiliyor’’ diyor.

Kimler Risk Taşımakta?

Miyop ve astigmatınız sürekli ilerliyorsa

Kullandığınız gözlük ve lensin numaraları sürekli değişiyorsa

Hiç bir numaralı gözlük yada lensle kaliteli görüş sağlanamıyorsa

Sıklıkla alerjik göz hastalıkları ile karşılaşı

Ailenizde keratokonus var ise;

Son yıllarda keratokonus hastalarında rahatsızlığın tedavi sürecinde takip edilmesi gerekliliğinden yola çıkılarak bir merkez oluşturmaya karar verdiklerini ifade eden Op. Dr. Efekan Coşkunseven, “Keratokonus Tanı ve Tedavi Merkezimiz kornea nakline kadar ilerleyebilen bu hastalığın erken teşhis, takip ve tedavisinin yapılması açısından büyük önem taşıyor. Erken teşhis ile birçok hastada kornea nakline gidiş engellenebilir ya da yavaşlatılabilir. Bu merkezde günümüzde dünyada uygulanan halka ve UV ışın tedavisi Crosslinking gibi bütün tedavi metodları uygulanabilmektedir.

Keratokonus Tedavisi Nasıl Yapılır?
Keratokonus hastalığını erken teşhis edildiğinde tedavi edilebilen bir rahatsızlıktır.

UV Crosslinking, Işın Tedavisi
Korneaya ,özel bir ilaç ile ultraviole ışın tedavisi uygulanır. Ağrı, acı hissedilmeden damla anestezi ile gerçekleştirilen tedavinin sonuçları son derece başarılı olup, hastalığın ilerlemesini ciddi oranda durdurmaktadır.

Kornea İçi Halka Uygulaması
UV ışın tedavisi için geç kalınmış kişilerde, kornea içine lazer ile açılan kanallara halka yerleştirme işlemidir. Halka uygulaması ile korneada oluşan sivrilik düzeltilerek daha iyi görüş sağlanır.

Kornea Nakli:
Keratokonus tedavisi için en son aşamada başvurulan yöntem kornea naklidir. Kornea naki halk arasında göz nakli olarak bilinen, aslında gözün sadece çeşitli hastalıklar sonucu bozulmuş olan en ön saydam tabakasının sağlıklı kornea dokusuyla değiştirildiği ameliyattır.

KadınMAG

Çocuğunuzun göz sağlığını ihmal etmeyin

09 Ekim 2009 admin  
Kategori: Bebek & Çocuk, Sağlık

ders-calisan-cocukYeditepe Üniversitesi Hastanesi Göz Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Vildan Öztürk çocukların göz sağlığı konusunda aileleri uyardı.

Yeditepe Üniversitesi Hastanesi Göz Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Vildan Öztürk, çocukların göz sağlığı konusunda ailelere uyarıda bulunarak, “Çocuklardaki göz bozuklukları, onların okul başarılarını önemli ölçüde etkiler, ihmal edilmemelidir” diyor.

Çocukların göz bozukluğu başarılarını nasıl etkiler?
Çocuklar genellikle görme problemlerini farketmezler ya da belirtmezler. Çünkü görmeleri kendileri için normal olduğundan herkesi öyle görüyor zannederler. Oysa çocukların büyüme ve gelişmesi sırasında öğrendiklerinin büyük çoğunluğu görme yolu ile oluşmaktadır. Çocuklarda görmenin değerlendirilmesi ve takibi bu nedenle kesinlikle göz ardı edilmemelidir.

Ailelere neler önerirsiniz?
Sistematik olarak doğumdan sonra hemen, 6. ayda ve sonrasında göz hekiminin önerdiği aralıklarla, senede bir kereden az olmamak şartıyla çocukların göz muayenesinden geçmesi uygundur. Büyüklerde kantitatif eşeller ile değerlendirilen görme yeni doğanlarda, bebeklerde, okul öncesi çağda ve okul çocuklarında farklı muayene yöntemleri ile değerlendirilir.

Hangi belirtiler varsa çocuklar mutlaka göz doktoruna götürülmelidir?

Okul çocuğunda görme problemlerine bağlı olarak sık görülebilen belirtiler şöyledir;

Okuma ve yazma ile başağrısı

Okurken kelimelerin bulanıklaşması ya da kayması,

Okurken kelime ya da satır atlaması,

Okumasının yaşıtlarına göre yavaş ya da gelişmemiş olması,

Okurken başını eğmesi ya da tek gözünü kapaması,

Tahtadan yazı çekmede zorluk,

Okuma ve yazmada isteksizlik,

Okurken küçük kelimeleri atlama,

Yazarken satırı düzgün takip edememe,

Yanan, kaşınan, sulanan, gözler,

Göz kızarıklığı,

Okuduğunu anlamada güçlük,

Kitabı çok yakın tutma,

Televizyonu yakından seyretme

Okurken dikkatini vermede zorluk,

Ödevlerini yapmada isteksizlik, “yapamıyorum” diyerek kolay vazgeçme

Sakarlık,

Uzun sürede bitmeyen ödevler,

Dalıp gitmeler,

Göz kırpıştırmaları


KadınMAG

Göz kanlanmasını ciddiye alın

10 Eylül 2009 admin  
Kategori: Sağlık

Yeditepe Üniversitesi Hastanesi Göz Hastalıkları Anabilim Dalı’ndan Yrd. Doç. Dr. Muhsin Altunsoy, göz kanlanmasının nedenlerini anlatıyor…

eye_problems
Yeditepe Üniversitesi Hastanesi Göz Hastalıkları Anabilim Dalı’ndan Yrd. Doç. Dr. Muhsin Altunsoy, göz kanlanması varlığında özellikle tek gözde olanların daha önemli olduğunu ve hekimin reçete etmediği damlaların kullanılmaması gerektiğini belirterek “Aksi halde gözde geri dönülmez hasarlar oluşabilir” diyor.

Göz kanlanması nedir?
Göz kanlanması, gözün beyaz olan kısmının ön yüzeyini örten zar tabaka olarak bilinen konjoktiva yüzeyindeki damarların genişlemesi sonucu oluşur. Çok ender olarak da bu damarlarda olan çatlamalar kanlanmaya neden olur. Kanlanma tek bir gözde, sıklıkla da her iki gözde görülür.

Göz kanlanmasının nedenleri nelerdir?
Göz kızarıklığını oluşturan birçok neden vardır. Kanlanma genelde konjoktiva tabakasını da içeren bir tahrişe veya iltihabi sürece bağlıdır. Göz kuruluğu, allerjik reaksiyonlar, mikrobik durumlar, yabancı cisimler, travma, ani çıkışlı göz tansiyonu, üveit olarak bilinen göz içi iltihabı, kirpik dibi iltihabı, güneşe ve ultraviyole ışıklara maruziyet, sistemik hastalıklar göz kızarıklığı nedenlerinden birkaçıdır. Romatolojik hastalıklar ve tiroid hastalıklarında da gözlerde kanlanmalar görülebilir.
Gözde kan oturmaları ise belli bir bölgede yerleşimli olup genelde kol tansiyonun yüksekliğine, travmalara ve ıkınma gibi ani göğüs kafesi basıncı artışına bağlı olarak oluşur.

Kanlanma nasıl bir seyir izler?
Göz kanlanmalarının bir kısmı mikrobik konjoktivit, kornea enfeksiyonları, travma, yabancı cisim varlığı, ani çıkışlı göz tansiyonu, üveit ve ultraviyole ışığa maruziyetinde (kaynak alması) olduğu gibi ani başlangıçlı, bir kısmı da kuru göz, alerjik konjoktivit ve kirpik dibi iltihaplarında olduğu gibi daha kronik seyirlidir. Ani başlangıçlı olarak ortaya çıkanlar genelde tek gözde olurlar.

Tedavide ne yapılır?
Tek bir gözde olan kanlanmalar özellikle ağrı, sulanma ve görme kalitesinde azalmayla birlikte olduğu zaman acildirler. Daha uzun süreli, görme ve göz fonksiyonlarını bozmayanların ise uygun zamanda tedavi olmaları gerekir.Kanlanma yapan birçok farklı etken vardır. Tedavi altta yatan etkene göre yapılır.

Yabancı cisim varlığında cismin çıkartılması, ani göz tansiyonu varlığında tansiyonun düşürülmesi ve tedavisi, üveitlerde gerekli tedavinin yapılması ve sistemik rahatsızlıkların araştırılması, ultraviyole yanıklarında gözün uygun ilaçlar eşliğinde belirli süre kapatılması gerekir. Göz kızarıklığına neden olan olay göze kimyasal bir sıvının veya gazın gelmesi ise ilk yapılacak olan iş saniyeler içerisinde gözün ve çevresinin bol suyla yıkanması sonrasında en yakın sağlık merkezine ulaşılması olacaktır. Kontakt lens kullanıcılarında olan kanlanma ve ağrılarda kontakt lens kullanımı kesilip en kısa zamanda göz muayenesi yapılmalıdır. Alerjik durumlarda güneş gözlüğü ve gölgelikli şapkaların kullanımı önerilir. Şiddetli alerjik reaksiyonları tedavisi kısa sürede başlanılmalıdır..

Kanlanma durumunda yapılmaması gereken şeyler var mıdır?
Olay ani gelişimli, özellikle ışık hassasiyeti, sulanma ve ağrıyla birlikte ise en kısa zamanda göz hekimine ulaşılmalıdır. Kızarıklığı veya ağrıyı azaltan birtakım damlalar kesinlikle hekime danışılmadan kullanılmamalıdır. Bu durum tedaviden sonuç alınmasını geciktirebildiği gibi kalıcı hasarlara da neden olabilmektedir.

KadınMAG

Göz yaralanmalarına dikkat!

05 Ağustos 2009 admin  
Kategori: Sağlık

goz_goz_migreniProf. Dr. Ferda Çiftçi, göz yaralanmalarında doğru erken müdahalenin önemine değiniyor.

Yeditepe Üniversitesi Hastanesi Göz Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ferda Çiftçi, göz yaralanmalarında doğru erken müdahalenin önemine değinerek “O sırada yapılan bir yanlış körlüğe kadar giden olumsuz sonuçlara neden olabilir” diyor.

Göz yaralanması en çok hangi olay sonucu oluşuyor?
Genellikle en çok göz yaralanması yetişkinlerde iş kazaları, çocuklarda ise evde veya okuldaki oyun sırasında oluşuyor.

Ne tip iş kazaları göz yaralanmasına neden oluyor?
Genellikle iş kazalarında göz hasarı kimyasal maddeler nedeniyle oluşuyor. Kimyasal maddelerle çalışılan işyerlerinde koruyucu gözlük takılmadığı zaman kazalar meydana gelebiliyor, korumasız çalışan kaynakçılarda da yanıklar oluşabiliyor. Evlerde de yine alkali deterjanların göze sıçraması kimyasal yanıklara neden olmaktadır. Örneğin lavabo açıcıları ya da çamaşır suları göze geldiğinde erken müdahale edilmezse kalıcı göz sorunlarına yol açabilir.

KİMYASAL YANIKLARDA GÖZÜ YIKAMAK GÖZÜ KURTARABİLİR!

Göze kimyasal madde temas etmişse erken müdahalede ne yapmak gerekir?
Kimyasal yanıklarda, kimyasal bir madde gözle temas ettiğinde gözün dışı ve içi yanmaya başlıyor. O nedenle en az yarım saat gözün temiz suyla yıkanması gerekiyor. Hatta gerekirse kişinin bir kaptaki suyun içine gözlerini sokarak sürekli açıp kapaması, gözünü tamamen yıkaması ile kimyasal maddenin gözden uzaklaşması sağlanabilir. Aksi takdirde özellikle alkali maddeler dokuları yakmaya devam edecektir.

Göz hasarlarından korunmak için hangi önlemler alınabilir?
• Göz travmalarında en önemlisi tabii ki korunmadır. Örneğin evdeki kimyasal maddelerin göze değmesinden kaçınmak veya kızartma yaparken göze yağ sıçramasından kaçınmak gibi önlemler alınması gerekir.
• Göze yabancı bir cisim kaçmışsa, elle bastırılırsa ya da ovuşturulursa gözün daha derin tabakalarına ilerleyebilir ve göze zarar verebilir. O nedenle böyle durumlarda ve göz kapağı kesilerinde de kesinlikle göze baskı yapmadan temiz bir bandajla gözü kapatıp hemen göz doktoruna gidilmelidir.
• Güneş lambası kullanılan işyerlerinde ve solaryum merkezlerinde koruyucu gözlük takmak önem taşıyor.
• Çocuklar için boncuk atan, iğne atan tabancalar çok tehlikeli. O nedenle bu gibi oyuncaklardan çocuğu uzak tutmak gerekir.
• İşyerlerinde metal parçacıkların göze girme riski varsa iş gözlüğü takılmalıdır.
• Havai fişekler de göz yaralanmasına neden olabilir. Çocukların da havai fişeklerden uzak durması gerekir.
• Göze bir şey kaçtığında üst göz kapağını kirpiklerden tutarak alt göz kapağına doğru hareket ettirmek gözün derinliklerine kaçan cismin dışarı çıkmasını sağlayacaktır. Bu durumlarda gözyaşı damlası da faydalı olacaktır.
• Göz kapaklarına dıştan bir darbe gelmişse ilk anda buz kompresi o bölgedeki şişliği ve ödemi engelleyecektir.

KadınMAG

Sonraki Sayfa »