Kadin sagligi, kadin ve saglik, Makyaj, Guzellik bakim, eglence, cocuk bebek, aile ev dekorasyon, kadinmag.com

Johnny Depp bu yılda da en seksi erkek seçildi!

24 Aralık 2009 admin  
Kategori: Yaşam

Johnny Depp yine yılın en seksisi seçildi!

Johnny Depp yine yılın en seksisi seçildi!

People dergisi, yaşayan en seksi erkek olarak Johnny Depp’i seçti. Depp, Hugh Jackman’ı sollayarak yılın en seksi erkeği oldu.

 

Derginin editörlerinden Kate Coyne, Depp’in, çekiciliğin ifadesinde sembol haline geldiğini ve kendisini birçok kuşağa beğendiren 46 yaşındaki aktörün yaşayan en seksi erkek seçilmesine karar verildiğini söyledi.

Coyne, “Johnny Depp 10 yıl önce de seksi olan biriydi, 10 yıl sonra da seksi olacak. Birçok yaştan kadına çekici gelen bir adam o” dedi.

Depp, dergi tarafından 2003 yılında da en seksi erkek seçilmişti. Depp yine en seksi seçilerek, bu unvanı birden fazla elinde bulunduran Brad Pitt, George Clooney ve Richard Gere’in yanında yer aldı.

Yaşayan en seksi erkek: Johnny Depp

21 Kasım 2009 admin  
Kategori: Yaşam

Hollywood’un kadın yıldızları para basıyor

02 Temmuz 2009 admin  
Kategori: Ana Haber, Magazin

angie_sexypose
Forbes dergisi Hollywood’un geçen yıl en çok gelir elde eden 10 kadın aktrisin listesini yayımladı. Dergiye göre Angelina Jolie yine listebaşı.

Brad Pitt’le 5 yıl evli kalan ve bu yıl “Marley & Me” filmiyle büyük çıkış yakalayan Jennifer Aniston ise 25 milyon dolar ile ikinci sırada yer aldı. “Mama Mia!” filmi ve reklamlardan 24 milyon dolar gelir elde eden Oscar ödüllü Meryl Streep ise üçüncü sıraya oturdu.

Deutsche Welle’nin haberine göre, Hollywood’un en çok kazanan 10 kadın aktrisi listesinde yer alan diğer isimler şöyle: Sarah Jessica Parker (23 milyon dolar), Cameron Diaz (20 milyon dolar), Sandra Bullock ve Reese Witherspoon (15′er milyon dolar), Nicole Kidman ve Drew Barrymore (12′şer milyon dolar), Renee Zellweger (10 milyon dolar).

GİŞE HASILATI EN YÜKSEK 2′NCİ YILDIZ
Forbes dergisinin bu yılın şubat ayında açıkladığı bir listeye göre Angelina Jolie “Hollywood’un gişe hasılatı yüksek 10 yıldızı” arasında yer alıyor.

Will Smith’in birinciliğe oturduğu listede ikinciliği 9.8 puanla Angelina Jolie, Brad Pitt, Johnny Depp ve Leonardo DiCaprio paylaşmıştı.

Eğlence sektöründen 150′den fazla kişinin katılımıyla yapılan araştırma sonucu oluşturulan listenin son 5′ini sırasıyla Tom Hanks, George Clooney, Denzel Washington, Matt Damon ve Jack Nicholson tamamlamıştı.

BM’YE 1 MİLYON DOLAR
Angelina Jolie, Brad Pitt ile birlikte geçen ay Pakistan’da şiddet olayları nedeniyle yerlerinden olan yüz binlerce insana yardım sağlayan BM kuruluşuna 1 milyon dolar bağışlayarak dikkatleri üzerinde toplamıştı.

BM Mülteciler Yüksek Komiserliği’nden yapılan açıklamada, Jolie-Pitt Vakfı’ndan gelen bağış nedeniyle minnettarlık duyulduğu belirtildi. Açıklamada, bu paranın “son yıllardaki en büyük insani krizden etkilenenlere gideceği” kaydedildi. 2001 yılında BM’nin iyi niyet elçisi olan Jolie, 2005 yılında Pakistan’daki mültecileri ziyaret etmişti.

NTVMSNBC

Çılgın aşk hikayeleri

09 Ocak 2009 admin  
Kategori: Ana Haber, Yaşam

Aşk hayattaki her şeyden üstün müdür? Marie Claire sizin için araştırdı… Aşkları uğruna tabuları hiçe sayan ve yangına körükle giden kadınların hikâyeleri ise hep dramatik unsurlar ile dolu.

Aşkın mantıksız bir duygu olduğunu söyleyenler haklı mı? Sırf bu nedenle mi ölesiye yaşanıyor? Aşk; tutkulu, isyankâr, çoğu zamanda delicesine cesur yanımızı ortaya koyuyor. Dahası bir anda başlıyor ve kolaylıkla da bitmiyor.

Kadınlar söz konusu olduğunda bu sorunun cevabı genellikle; evet… Tarih; aşkı uğruna kendilerine tehlikeye atan kadınların hikâyeleri ile dolu. Ancak aşk her zaman ideal erkeği hedef seçmiyor ne yazık ki. Bazen bizi üzenler, acı çektirenler için de gözyaşı dökebiliyor, normalde asla yapmayacaklarımızı göze alıp kendimizi ateşe atabiliyoruz. Dahası; aşkı bir saplantıya dönüştürerek ısrarla peşini de kovalayabiliyoruz. Oysa; “Aşk bittiğinde masadan kalkmasını da bilmek gerekir” diyor Charles Aznavour. Gelin görün ki âşık olunduğunda bu o kadar da kolay olmuyor. Sizin için aşkları uğruna delice bir cesaret gösteren ya da aradan yıllar geçse bile gerçek aşklarını unutamayan kadınları araştırdık. Bu kadınlar hayatlarının en büyük aşklarını gözyaşı ile yaşadılar.

Vanessa Paradise aşkı için geri planda kaldı
Daha önceleri çeşitli vesileler ile aynı ortamlarda bulunmuşlardı… Ancak her ikisi de farklı ilişkiler yaşıyordu o günlerde. Derken biraz yalnız kalarak, inişli çıkışlı ilişkilerinin getirdiği yıpranmışlık hissini gidermeye karar verdiler. İşte o dönemde yolları Paris’te bir otelin lobisinde kesişti. Johnny Depp’in gözleri kime ait olduğunu bilmediği bir kadının sırtına takılmıştı. Kadın bir an sonra yüzünü döndüğünde gözleri karşılaştı. Bir daha da ayrılmadılar… Vanessa Paradise; Depp’in karşılaştıkları andaki duygularını kaleme aldığı şarkısında; ‘Daha önceleri siste gibiydim’ diyor ve ekliyor; ‘Seni bulduğum andan itibaren kendimi aramayı bıraktım.’ Paradis mutluluklarının sırrını çok iyi arkadaş olmalarına ve eğlenebilmelerine bağlıyor. Depp ise ‘fırtınadan sonraki sakinliğe.’ Çoğu zaman eşinin yanında bir askı gibi durduğu eleştirilerine ise gülerek cevap veriyor Paradis; ‘Bu benim kişisel tercihim. Ben aşkı seçtim. Hele Lily Rose ve Jack’in doğumundan sonra söylenen hiçbir şey umurumda değil.”

Gena Rowlandsilk görüşte aşık oldu
John Cassavetes ve Gena Rowlands için sinemanın gerçek Bonnie ve Clyde’dı denebilir. Cassavetes; omzunda kamerası, meteliksiz bir şekilde Amerikan bağımsız sinemasının öncülüğünü yaparken, başarılı bir oyuncu olan eşinin tutkulu karakteri karşısında adeta büyülenmişti, hatta gittiği her yerde Rowlands’i izlemeye kararlıydı. Rowlands; “Onu ilk gördüğümde ne kadar karizmatik olduğunu düşünmüş, adeta büyülenmiştim” diyor. Tanışmalarından üç ay sonra da evlendiler. Cassavetes eşinden aldığı ilhamla yedi film çekti. Faces (Yüzler), Gloria gibi filmlerin yanı sıra en büyük başarılarından biri sayılan A Woman Under the Influence (Etki Altondaki Kadın) Gena’nın oyunculuğuyla parladı. Hayran olduğu kadının yedi portresi! Cassavetes’e; “Kadınlar bana var olma ve hayal etme gücü veriyor” dedirten Gena’nun ta kendisiydi. Cassavetes’in 1989 yılında hayata gözlerini kapamasının ardından Gena Rowlands çalışmalarına devam etti. Özellikle de iki çocuğunun yönettiği filmlerde oynadı. Nick Cassavetes’in çektiği She’s so Lovely ve Zoe’nin çektiği Broken English unutulmaz filmleri arasında yer aldı.

www.marieclaireturkiye.com.tr