Nike’tan Maria Sharapova’ya özel elbise
Ünlü tenisçi Maria Sharapova, Melbourne’de gerçekleşen Avustralya Açık Tenis Turnuvası’nda Nike’ın kendisi için özel olarak tasarladığı elbiseyle maçlara çıkacak.
Elbisede iki katman bulunuyor. Fileden oluşan üstteki kumaş çok ince olduğu ve neredeyse görünmediği için gerçekte yokmuş hissi uyandırıyor. Bu katman içinde pek çok yerde bulunan dikişler koşarken rahat harekete imkan veriyor. Her ne kadar elbisenin iki katmanı olsa da elbise tek bir parça gibi görünüyor.
Elbisenin bir gece elbisesi hissi uyandırmaması için yakasına pile koyuldu. Tüm yönlere hareket edildiği, öne, arkaya ve yana koşulduğu için tenis kıyafetlerinde performans çok önemlidir. Özellikle vücudun üst kısmı oldukça fazla hareket eder. O nedenle tenis oynarken giyilen her şey vücudun bir parçası hissini uyandırmalıdır.
Elbiselerin tasarımında uzun yıllardır Nike’la çalışan Sharapova tasarımın yaratıcılık ve beyin fırtınası gerektiren bölümlerinden çok büyük keyif aldığını söylüyor ve ekliyor: “Tüm dünyayı gezme fırsatını yakaladığınızda bir yerlerden, gördüğünüz şeylerden edindiğiniz fikirlerin bir araya getirilip giyeceğiniz, göreceğiniz ya da insanların üzerinde çalışacağı ve farklı başka esinlenmelerle birlikte farklı şekillerde ortaya koyacağı bir şeye dönüştüğünü görmek eğlenceli oluyor. Bu yüzden bu keyifli bir iş. Ne yaptığını bilen insanlarla bir odada bir araya gelmek ve binlerce kişinin önünde giyeceğiniz kıyafetler üzerinde işbirliği içinde çalışmak çok keyifli.”
KadınMAG
Elvan’a büyük onur
19 Ocak 2010 Basın Takip Merkezi
Kategori: türkiye
Medyada Türkiye Gündemi 19 Salı Ocak 2010
Bu da Sincan Şovu
Yüzyılın, isminden en çok bahsettiren katillerinden Mehmet Ali Ağca yaklaşık 30 yıllık cezaevi yaşamının ardından dün tahliye oldu. Papa suikastı sanığı ve gazeteci Abdi İpekçi cinayeti ile gasp hükümlüsü Ağca cezaevinden konvoyla çıktı. Hapishane çıkışında davul zurna ile karşılanan Ağca’ya büyük bir kalabalık eşlik etti. Ağca’nın hapishaneden çıkışı bir şova dönüştü. Önceki akşamı Sincan F Tipi Cezaevi’ndeki koğuşunda geçiren Ağca’nın dünkü son durağı, Türkiye’ye geldiğinde ABD Devlet Başkanı Obama’nın da misafir edildiği Shareton Oteli oldu. 450 euro verilerek kiralanan tek odanın ücretini avukatları verdi. Ancak avukatlara vekalet ücretinin kimin verdiği ise henüz bilinmiyor. Ağca’nın tahliye olması nedeniyle sabahın erken saatlerinden itibaren Sincan F tipi cezaevi önünde basın ordusu oluştu. Daha sonra cezaevine, Terörlü Mücadele Şube Müdürlüğü’ne bağlı ekipler geldi. Ekiplerin içeri girmesinden bir süre sonra cezaevi çıkışında önceden tutulan davul zurna ekipleri eşliğinde biriken kalabalık, sevinç gösterilerine başladı. Bu kalabalık içinde Ağca’nın kardeşi Adnan Ağca’nın da yer aldığı görüldü. Daha sonra Ağca’yı yaklaşık 100 araçlık bir konvoy takip etmeye başladı. 26 kişilik gönüllü koruma ekibi eşliğinde otele girdi. Ağca’ya cezaevinden firar ettikten sonra yardımcı olduğu için yargılanan Hasan Murat Pala ve Mehmet Kurşun’un, otelde Ağca’yı ziyaret etti.
Hastanelerde hayat duracak
Türk Tabipleri Birliği (TTB), bugün, Meclis’te görüşülmekte olan Tam Gün Yasa Tasarısını protesto etmek için iş bırakma eylemi yapacak. TTB tarafından daha önce yapılan açıklamada, öncelikli taleplerinin söz konusu Tasarı’nın acilen geri çekilmesi olduğu belirtilerek, “Eylemimiz hiçbir şekilde halkımıza, hastalarımıza karşı değildir. Sağlık ocaklarında 2 TL, devlet hastanelerinde 10 TL, özel hastanelerde hem 15 TL hem de üstüne ‘ilave ücret’ ödemek zorunda kalanlar başta olmak üzere uygulanan sağlık politikalarından zarar gören, mağdur olan bütün vatandaşlarımız davetlimizdir” denilmişti. Sağlık personellerinin de destek vereceği eylem sırasında sadece acil olan hastalara bakılacak.
Hrant Dink Anılıyor
AGOS Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink’in öldürülmesinin üzerinden bugün tam 3 yıl geçti. Dink, ölümünün 3. yıldönümünde çeşitli etkinliklerle anılıyor. İstanbul’daki en büyük etkinlik, Hrant Dink’in vurulduğu yerde ve saatte yapılacak anma töreni. Bugün saat 14.30 - 15.30 arasında Şişli Halaskargazi Caddesi üzerinde Agos gazetesi önünde yapılacak anmayı düzenleyen ‘Hrant’ın Arkadaşları’, bir çağrı metni yayınladı. Çağrıda cinayetin özellikle aydınlatılmadığı belirtildi. ‘Barış İçin Sanat Girişimi’ ise Agos Gazetesi önünden başlayan yürüyüşün sonunda Kurtuluş’taki ‘Ergenekon Caddesi’ tabelasını sembolik de olsa ‘Hrant Dink Caddesi’ tabelasıyla değiştirecek. Öldürülen gazetecilerin kaderleri aynı sanki; Abdi İpekçi, Musa Anter, Metin Göktepe ve diğer gazetecilerin suikastları hala aydınlatılmadı.
30 Yıldır aydınlanmayan Abdi İpekçi Davası
Gazeteci Abdi İpekçi’yi öldürmekten hüküm giyen Mehmet Ali Ağca’nın cezaevinden tahliyesiyle, gözler yeniden onun en yakınındaki isimlerden biri Oral Çelik’e döndü. Oral Çelik’le, Abdi İpekçi cinayeti ve Papa Suikastı ile Ağca’nın cezaevinden kaçırılmasının detaylarını 3 yıl önce konuşmuştum. Yaptığım araştırmalarda da Milli İstihbarat Teşkilatı’nın (MİT) 1997′de İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderdiği “Gizli” ibareli bir rapora da ulaşmıştım. Devletin istihbarat teşkilatının Oral Çelik’le ilgili özet raporunda yazılanlar ise cinayetin tamamen çözülüp, çözülmediğiyle ilgili soru işaretlerini artırır bilgiler içeriyor: MİT, 1997′de İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na, “Gizli” ibareli bir rapor göndererek Oral Çelik’i kısaca özetlemiş… Adı geçenle ilgili; “1979 yılında öldürülen Gazeteci-Yazar Abdi İpekçi cinayeti eyleminde, Yalçın Özbey ile birlikte aktif rol oynadığı. Mehmet Ali Ağca’ya Abdi İpekçi cinayetini üstlenmesi halinde kendisine yardım edileceği ve hapisten kaçırılacağı sözünü verdiği. M. Ali Ağca’nın tutuklu bulunduğu İstanbul/Maltepe Askeri Cezaevi’nden 24.11.1979 tarihinde kaçırılması olayını organize edenler arasında yer aldığı. Adı geçenin kaçtıktan sonra saklanmasına yardımcı olduğu, şahsa para, elbise, peruk ve silah temin ettiği” belirtildi.
Gürbüz Çapan, Doğu Perinçek Grubu sürekli görüş değiştiriyor
Ergenekon tutuklusu Esenyurt Belediyesi eski Başkanı Gürbüz Çapan, “Doğu Perinçek grubuyla aynı mezara bile girmem. Her 10 yılda görüş değiştirir bunlar” dedi. Çapraz sorgusunda da, “Buradakilerden cuntacı değil, olsa olsa contacı olur” diye konuştu. Davada savunma sırası gelen Çapan, “Hayatımın en trajikomik davasından yargılanıyorum. Deli Dumrul gömleği geçirildi üzerime. Anlamakta zorlandığım ulusalcılarla birlikte yargılanıyorum” dedi. 1980 sonrası dönemde kitapların, şimdi ise CD’lerin toplandığını belirten Çapan, 1980 darbesiyle ülkenin genetiğinin bozulduğunu savundu. Çapan, “Tayyip Erdoğan’ın büyük şansı halkımıza benziyor olmasıdır. Kokusu halkımıza benziyor. Ama Deniz Baykal’ın kokusu benzemiyor. Halkımız bir kez kötü koku alırsa bitiyor” diye konuştu. Türklerin Kürtlerle sorunu olmadığını da belirten Çapan, “Nasıl müminin imamı varsa, İlhan Selçuk da bizim Cumhuriyet’in filozoflarındandır. Cumhuriyet’in çizgisi bana aykırı, ama yine de yaşamalı. Bunun için gazeteye ortak oldum, editoryal aşamaya girmedim. Perinçek’le ise aynı mahalledeyiz. Ama ayrı grubuz. Solcu diye hepimizi aynı kefeye koydular. Aynı pencereden bakmıyoruz” dedi.
JİTEM davasında belirsizlik devam ediyor
Diyarbakır’da görülen 11 sanıklı JİTEM davasında, 11 yıldır süren yargılamaya rağmen bir arpa boyu yol alınamadı. 1999′da İdil Savcısı tarafından hazırlanan dosyayla başlayan ağır aksak yargı sürecine ‘görevsizlik’ damgasını vurdu. Dava, 11 yılda ‘görevsizlik’ gerekçesiyle 5 mahkeme arasında gitti geldi. Güneydoğu’da 1987-94 yılları arasında bazı emekli generallerin bilgisi dahilinde “Adam öldürmek”, “araç bombalamak”, “suikast”, “adam kaçırıp infaz etmek” ve “fidye almak” suçlarından haklarında ömür boyu hapis istemiyle hazırlanan dosya DGM’ye gönderildi. DGM rütbeli askerlerle, diğerlerinin evraklarını birbirinden ayırdı. Sekiz askerin dosyası Genelkurmay’ın talebiyle Diyarbakır 7′nci Kolordu Komutanlığı Askeri Savcılığı’na gönderildi. PKK itirafçıları 11 sanık hakkında ise “Cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak”, “adam öldürmek” suçlarından 3 No’lu Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde dava açıldı. İki yılın sonunda, suçlamaların “terör suçu” kapsamında olmadığı gerekçesiyle dosya 3′üncü Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderildi. Son olarak bu mahkemeye Genelkurmay ve Jandarma’dan gelen “JİTEM adında bir birim yoktur” yanıtının ardından dosya, işlenen suçların “Yasadışı silahlı örgüt” kapsamında olduğu gerekçesiyle, bir kez daha görevsizlik kararıyla Özel Yetkili Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderildi. Duruşma önümüzdeki günlerde yapılacak.
Kozmik oda hala aranıyor
Seferberlik Ankara Bölge Başkanlığı’ndaki aramaları birkaç gün içinde bitirmesi beklenen Ankara 11′inci Ağır Ceza Mahkemesi Hâkimi Kadir Kayan’ın kozmik odadaki çalışmasına ilişkin olağanüstü güvenlik önlemleri aldığı ortaya çıktı. 15 Ocak’ta ağır grip nedeniyle 2 gün verdiği aradan sonra dün aramalara yeniden başlayan Kayan’ın, buradaki çalışmaları birkaç gün içinde sonuçlandırması bekleniyor. 25 Aralık’tan bu yana 200 saati aşan bir çalışma yürüten Kayan, görevini bitirdikten sonra tüm bilgileri, ancak özel kodla girilebilen flash belleğe aktarıyor. Bu aktarmayı çok güvenli ortamlarda yapan Kayan, flash belleği de yanından ayırmıyor. Hâkim Kadir Kayan devlet sırrı niteliğindeki “gizli gizli” bazı kayıtları ise bizzat kendi el yazısı ile tutanağa aktarıyor. Bu bilgiler hiçbir ortama kaydedilmiyor. Kayan’ın el yazısıyla tuttuğu çok özel bilgiler, yanından ayırmadığı şifreli çantasında saklanıyor. Kayan, elde ettiği tüm bilgileri internet bağlantısı olmayan bir bilgisayarda değerlendiriyor. Böylece, “sanal ortamda” gizli bilgilerin elde edilmesi riski ortadan kalkıyor, siber saldırının önüne geçiliyor. Bu arada Genelkurmay’ın tutanağa geçirilen bazı bilgilerin delil olarak kullanılamayacağı ve devlet sırrı olduğu gerekçesiyle imhasını isteyeceği öğrenildi.
Hasan Atilla Uğur, faaliyetler yasalar ve mevzuata uygundur
Örtülü ödenekten yapılan harcamalara ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında şüpheli olarak ifadesi alınan İkinci Ergenekon Davası’nın tutuklu sanığı emekli Albay Hasan Atilla Uğur, yaptığı yazılı açıklamada 2003-2004′de Jandarma Genel Komutanlığı İstihbarat Başkanlığı’nca icra edilen tüm faaliyetlerin yasalar ve mevzuata uygun olduğunu belirtti. Hasan Atilla Uğur, “İddia edildiği gibi yasadışı dinleme, darbe senaryoları hazırlanması, örtülü ödeneğin yasadışı kullanılması hususları tamamen gerçek dışı ve yalandır. Bu ödenekleri kullanan kurum ve amirlerine ‘nerede kullandın, ne tür faaliyetler yaptın?’ diye sorulması ‘devletin sırlarının’ deşifre olmasına neden olacaktır ki bu suçtur” diye konuştu. Uğur, bu ödenek kapsamında yapılan faaliyet ve harcamaların açıklanmasının suç olduğunu, 5 yıl ile 10 yıl arasında hapis cezası gerektirdiğini söyledi.
Adana’da, El Kaide operasyonu
Adana’da, terör örgütü El Kaide’ye yönelik 25 ayrı adrese gerçekleşen operasyonda 20 kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınanlar arasında örgütün Türkiye sorumlusu olduğu ileri sürülen Ebu Zer’in de bulunduğu öğrenildi. Ankara’da 15 Ocak’ta yapılan ve el bombaları, patlayıcı düzenekler, kalaşnikof silahların ele geçirildiği operasyon Adana’ya uzandı. Edinilen bilgiye göre, Ankara’da 15 Ocak günü düzenlenen operasyonda bir eve baskın düzenlendi. Örgütle bağlantısı olduğu iddiasıyla 10 kişi gözaltına alındı. Evde çok sayıda el bombası, bomba düzenekleri, kaleşnikof ve bu silahlara ait mermilerin yanı sıra gece ve gündüz görüş dürbünleri ile sahte pasaportlar ele geçirildi. Zanlıların sorgulamasında asıl oluşumun Adana’da olduğu iddia edildi. Bunun üzerine dün Adana’ya kaydırılan operasyonda eylem hazırlığında olduğu öne sürülen 20 kişi daha gözaltına alındı. Örgütün silahlı yapılanmasına üye oldukları iddia edilen zanlıların evlerinde ve gösterdikleri yerlerde yapılan aramalarda silah ve mühimmat ele geçirildiği öğrenilirken, miktarları açıklanmadı.
Gül’ün Gazilerle görüşmesi
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, kendisini ziyaret eden gazilere demokratik açılımla ilgili garanti verdi, emekli subaylara da tavsiyelerde bulundu. Gül, Türkiye Emekli Subaylar Derneği (TESUD) Başkanı emekli Tümgeneral Rıza Küçükoğlu ile Türkiye Harp Malulü Gaziler, Şehit, Dul ve Yetimleri Derneği Genel Başkanı Taner Uran’ı ayrı ayrı kabul etti. Gazi Uran, açılımla ilgili tereddütlerini Gül ile paylaştı. Şehit aileleri ve gazilerin süreçle ilgili çekincelerini dikkate aldıklarını belirten Gül’ün “Devletimize güvenin” dediği öğrenildi. TESUD Başkanı Küçükoğlu da, derneğin kuracağı Mehmetçik Üniversitesi’nden bahsetti. Bu konuda TOBB ve Çankaya Üniversitesi’nin tecrübelerinden faydalanılabileceğini öneren Gül, emekli subayların savunma sanayi alanlarında görev alması gerektiğini belirtti.
Enerji sorunu
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, enerjinin ülkeler arasında rekabetten çok bir işbirliği konusu olması gerektiğini söyledi. Erdoğan, “Biz, enerjiye ilişkin uluslararası meselelerin uluslararası dostluk ve işbirliği ile kalıcı olarak çözülebileceğine yürekten inanıyoruz” diye konuştu. Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) başkenti Abu Dabi’de düzenlenen 3′üncü Dünya Enerji Zirvesi’nin açılış oturumunda konuşan Erdoğan, artan nüfus ve büyüyen küresel ekonomi neticesinde, enerjinin çok ciddi bir mesele olarak gündeme geldiğini kaydetti. Küresel meselelerin ancak ve ancak, küresel gayretler sonucunda çözüme kavuşabileceğine işaret eden Erdoğan, küresel enerji güvenliğinin herkes için son derece önemli olduğunu ifade etti. Başbakan Erdoğan, küresel enerji güvenliği kadar, temiz enerji, verimlilik ve çevre kirliliğinin de artık hayati önem arz etmeye başladığını vurgulayarak, şunları söyledi: “Bugünün insanlarının ihtiyaçlarını karşılamak gibi bir sorumluluğa sahip olduğumuz kadar, gelecek nesillere de daha yaşanabilir bir dünya emanet etmek zorundayız. İklim değişikliği ile küresel mücadelede, ortak ve uzun vadeli politikanın belirlenmesi son yıllarda uluslararası gündemin en önemli maddelerinden biri haline gelmiştir” dedi.
Erdoğan Atina’yı ziyaret etmek istiyor
Birleşik Arap Emirlikleri’ne yaptığı ziyarette Dubai Devlet Televizyonu’na konuşan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, burada Yunanistan Cumhurbaşkanı Karolos Papulyas ile yaptığı görüşmede, öncelikle ikili ilişkileri ele aldıklarını bildirdi. Bölgesel sorunlar arasında Kıbrıs konusunu da görüştüklerini anlatan Erdoğan, “Bizim bölgede Yunanistan ile sıkıntılı bir süreci yaşamamız doğru değil” dedi. Papandreu’nun cevabi mektubunu beklediğini belirten Erdoğan, mektuptan sonra Atina’ya ziyarette bulunmayı düşündüğünü söyledi. Öte yandan Yunanistan Başbakanı Papandreu, Erdoğan’ı Atina’ya davet edeceğini açıkladı. “Ziyaret için belli bir tarih belirlenmediğini” ifade eden Papandreu, “Erdoğan’ın gönderdiği mektuba yanıt mektubunu önümüzdeki günlerde göndereceğini” söyledi.
Mecliste yasal düzenlemeler
Meclis, bu hafta önemli yasal düzenlemeler için mesai yapacak. TBMM Genel Kurulu, haftaya, görüşmeleri yarım kalan üniversite ve sağlık çalışanlarının tam gün çalışmasını öngören yasa tasarısı ile başlayacak. “Temel kanun” olarak iki bölüm halinde görüşülen tasarıya, 19 Ocak salı günü, 1. Bölüm içindeki 9. maddeden devam edilecek. Tasarıyla, öğretim elemanları, üniversitede devamlı statüde görev yapacak. Öğretim elemanları, yükseköğretim kurumlarından başka yerlerde ücretli veya ücretsiz, resmi veya özel başka herhangi bir iş göremeyecek, ek görev alamayacak, serbest meslek icra edemeyecekler. Mahalli idareler ile kamu tabipliklerinde çalışan ve döner sermaye ek ödemesi almayan doktorlar, iş yeri hekimliği yapabilecek. Doktorlar, tıbbi kötü uygulamadan doğacak zarar ve bu nedenle kendilerine yapılacak rücuları karşılamak üzere zorunlu sigorta yaptıracak. Haftalık çalışma süresi dışında normal, acil veya branş nöbeti tutan personele, izin suretiyle karşılanamayan her bir nöbet saati için ücret ödenecek.
Anadolu Kartalı tatbikatı
İsrail Başbakan Yardımcısı ve Savunma Bakanı Ehud Barak’ın ikili ilişkilerin onarılması açısından olumlu mesajların verildiği Türkiye ziyaretinin ardından Avrupa ve Ortadoğu’da düzenlenen en büyük hava tatbikatlarından biri olan Anadolu Kartalı’nın duyurusuna İsrail revizyonu yapıldı. Ekim 2009′da ertelendiği için geçtiğimiz dönem İsrail ile kriz yaratan Anadolu Kartalı Tatbikatı’nın 2010 yılı programı “güncel” olarak duyurulacak. Yılda 4 kez yapılan tatbikatlar, olası ikinci krizi önlemek için önceden duyurulmayacak. Böylelikle tatbikatlardan herhangi biri ertelenirse, bu durum katılımcı ülkeler için sürpriz olmayacak. Konya 3′üncü Ana Jet Üs Komutanlığı’nda icra edilen tatbikatın, İsrail’in de katılacağı Ekim 2009′daki uluslararası bölümü iptal edilmiş, bu da iki ülke arasında krize neden olmuştu. Genelkurmay Başkanlığı o dönemde yaptığı açıklamada, tatbikatın “Dışişleri marifetiyle” iptal edildiğini açıklamıştı. İsrail ise tatbikatın “Gazze Operasyonu sırasında Hamas hedeflerini bombalamış olan uçakların katılma olasılığına” karşı iptal edildiğini öne sürmüştü.
Süleyman Yağız “Kısmi Anayasa Değişikliği” için soru önergesi verdi
DSP İstanbul Milletvekili Süleyman Yağız, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a, “kısmi Anayasa değişikliğinin” hangi konuları içereceğini sordu. Yağız, Erdoğan’ın cevaplandırması istemiyle TBMM Başkanlığına sunduğu soru önergesinde, Başbakan Erdoğan’ın, “Kısmi Anayasa değişikliği için bu yıl düğmeye basılacak. 2007 yılından beri bu konuda çalışıyoruz. Değişiklikler referanduma götürülürse, bu tür düzenlemeleri 120 günden daha kısa sürede hızla yapabiliriz. Türkiye referanduma alışsın” şeklinde ifadeler kullandığını belirtti. “Kısmi Anayasa değişikliğinin hangi konuları içereceğini” ve “demokratik açılım” ile ilgili hangi değişikliklerin yapılacağının açıklanmasını isteyen Yağız, önergesinde şu sorulara yer verdi: “Kısmi Anayasa değişiklikleri çerçevesinde referanduma götürülecek konular arasında ‘milletvekillerinin dokunulmazlıklarının sınırlandırılması’na ve ’seçim barajının makul bir seviyeye çekilmesi’ne yönelik düzenlemeler de yer alacak mıdır? ‘Türkiye referanduma alışsın’ dediğinize göre, Anayasa değişiklikleri dışında da referanduma götürülmesini düşündüğünüz konular var mıdır?” dedi.
RTÜK yabancı sınırını kaldırdı
Yabancıların, radyo ve televizyon sahibi olabilmesini kısıtlayan yasal sınır fiilen delindi. Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) yabancıların radyo ve televizyon (TV) kuruluşlarındaki payının yüzde 25′i geçemeyeceğine ilişkin yasal sınırı, yorum yoluyla kaldırdı. Kurul, bir yabancının birden fazla radyo ve TV’ye ortak olamayacağına ilişkin kuralı da yeni mevzuat yaratırcasına esnetti. RTÜK, halka açık hisseleri yabancıların da elinde bulunan Doğan Yayın Holding’in, Alman Axel Springer’e sattığı yüzde 25 hisse sonrasında yabancı payı ile ilgili olarak 2.5 ay içinde iki farklı karara imza attı. Doğan Grubu televizyonlarında yabancı payının yüzde 25′i aştığına ilişkin Maliye Bakanlığı’nın raporunu dikkate alınmadı ve Grup için “Mevcut durum devam edebilir” mesajı verilerek yeni bir tartışma tetiklendi. Maliye Bakanlığı Gelirler Kontrolörleri, Doğan Yayın Holding’de (DYH) yaptığı vergi incelemesi sırasında, RTÜK mevzuatına da aykırılık tespit etti. Kontrolörler, yabancıların sahip olabileceği radyo ve TV sayısına ilişkin yasal sınırların aşıldığını 2009′da bir raporla RTÜK’e bildirdi.
Devlet sabit gelirli vatandaştan toplayamadığı verginin acısını çıkartıyor
Kayıtdışılık ve yapısal sorunlar nedeniyle doğrudan vergi toplamakta zorlanan devlet dolaylı vergilerle sabit gelirli vatandaşa ağır fatura ödetiyor. Türkiye’de bütçenin cankurtaranı olan dolaylı vergilerin toplam vergi geliri içindeki payı yüzde 70′e çıktı. Her gün kullandığımız pek çok mal ve hizmet için yüksek tutarlarda vergi ödüyoruz. 7 liraya satılan 1 paket sigaranın 5.47 lirasını, 3.65 lira ödediğimiz 1 litre benzinin 2.44 lirasını, her 3 liralık cep telefonu faturasının da 1 lirasını vergiler oluşturuyor. Motorlu taşıtlardaki vergi yükü yüzde 38 ile 47 arasında değişiyor. 1600 motor hacimli bir otomobilin vergi öncesi 30 bin 221 lira olan fiyatı, vergi sonrası 49 bin 600 liraya yükseliyor. Bu otomobil için vatandaş 11 bin 181.9 lira ÖTV, 7 bin 452.6 lira KDV ödüyor. 324 liralık Motorlu Taşıtlar Vergisi de (MTV) dahil edildiğinde, söz konusu araçtaki toplam vergi miktarı 18 bin 958.5 liraya ulaşıyor. Böylece, bu aracın satış fiyatının yüzde 38.2’si vergi olarak devlete aktarılıyor. Cep ve sabit telefonlarda da KDV ve Özel İletişim Vergisi vatandaşın belini büküyor. Dolaylı vergilerin yüksekliği vergideki adaletsizliği de artırıyor.
Japonya havayolu şirketi iflas başvurusunda bulunacak
Japonya havayolu şirketi Japan Airlines’ın (JAL) iflas koruma başvurusunda bulunması bekleniyor. Geçen yıl Kasım ayı itibariyle 16.5 milyar dolar borcu bulunan JAL’ın bugün iflas başvurusunda bulunması, ülke tarihindeki en büyük iflaslardan biri olarak kayıtlara geçecek. Ekonomi gazetesi Nikkei, hükümetin, JAL’ın yeniden yapılanmasına ve devam eden operasyonlarına destek garantisi önereceğini yazdı. JAL’ın geçen hafta yüzde 90′dan fazla düşen hisseleri dün de yüzde 29 değer kaybetti ve şirketin piyasa değeri 150 milyon dolara geriledi. Bu da şirketin değerinin, yeni bir Boeing 787 jetin fiyatından daha az olduğu anlamına geliyor. Kyodo haber ajansına göre, yeniden yapılanma planıyla JAL’ın çalışma gücünün üçte birini oluşturan 15 bin 600 kişinin işten çıkarılması, içeride ve dışarıda sefer sayısının azaltılması amaçlanıyor.
Kürdistan’da Genel Enerji’nin elde edeceği gelir
Irak’ta merkezi yönetim ile Kürdistan Bölgesel Yönetimi arasındaki ‘Petrol geliri nasıl paylaşılacak?’ sorununun çözümü için adım atılırken Türk şirketi Genel Enerji’yle ortağı bu yıl 1.4 milyar dolarlık gelir elde edecek. Kuzey Irak’ta petrol ihracatı sorunu çözülüyor. Dün Kuzey Irak’ın resmi internet sitesinde yayımlanan açıklamaya göre, Irak Başbakanı Nuri el Maliki, Kürdistan Bölgesel yönetimi ile önümüzdeki günlerde el sıkışacak ve Tak Tak ve Tavke bölgesinden petrol ihracatı başlayacak. Tarafların yaptığı görüşmede, bu bölgede 2010-2014 yıllarında toplam 67 milyar dolar petrol geliri elde edileceği ve bu gelirin 6 milyar dolarının Türk şirketi Genel Enerji ile Norveçli DNO’ya verilmesi öngörüldü. 2015 yılında petrol gelirinin yıllık 27 milyar dolar olacağı öngörülen anlaşmada Genel Enerji ve DNO’ya yıllık 1.5 milyar dolar ödenecek. Başbakan Nuri el Maliki’nin, Araplarla Kürtler arasında sorunun sona erdirilmesi için 3 Ocak’ta yaptığı çağrıya, yanıt veren Kürt yönetimi, “Petrol ihracatına günde 100 bin varilden az olmamak kaydıyla yeniden başlamak istiyoruz” dedi. Bölgede 1 Haziran 2009′da başlayan petrol ihracatı 4 ay sonra gelirler paylaşım sorunu nedeniyle durmuştu.
Afganistan’da Taliban Depremi
Taliban militanları, Afganistan’ın başkenti Kâbil’i 4 saat boyunca savaş alanına çevirdi. 20 kadar intihar bombacısıyla devlet başkanlığı sarayı ile bakanlık, banka ve alışveriş merkezlerine eşgüdümlü saldırılar düzenleyen Taliban militanları, başkentte deprem etkisi yarattı. Çatışmalar sonucu halk kent merkezini boşalttı. Saldırıların dün yapılması planlanan Afgan kabinesinin yemin töreni öncesine rastlaması dikkat çekti. Kaynaklara göre, çatışmalar dün sabah cumhurbaşkanlığı sarayında kabinenin yemin töreni sırasında, saraya bir kaç yüz metre uzaklıkta iki Taliban militanının polislere ateş açmasıyla başladı. Ardından da Taliban militanları aynı anda cumhurbaşkanlığı sarayı yakınlarındaki devlet binalarından savunma bakanlığı, adalet bakanlığı, sanayi ve maden bakanlığı, Merkez Bankası ve lüks Serina Otel’e girerek etrafa ateş açtı. Çatışmalarda 5′i militan 10 kişi ölürken 38 kişi de ağır yaralandı.
Af örgütü, İsrail’in ablukasın kaldırmasını istedi
Dünyanın önde gelen insan hakları örgütlerinden Uluslararası Af Örgütü (AI), İsrail’den Gazze’ye uyguladığı ablukayı hemen kaldırmasını istedi. Kuruluş tarafından yayımlanan bildiride, 1 milyon 400 bin kişinin yaşadığı Gazze’de abluka yüzünden insanların “nefes alamadıkları” belirtildi. Roket atan militanları engellemek için Gazze’ye abluka uyguladığını bildiren İsrail’in iddialarını inandırıcı bulmayan Af Örgütü, gıda, tıbbi ve inşaat malzemesinin girişine kısıtlama getirilen Gazze’de halkın tamamının cezalandırıldığını kaydetti. İsrail ile Mısır, Hamas’ın yönetimi ele geçirdiği 2007′den beri Gazze’ye abluka uyguluyor.
Haiti’de ABD askerleri tartışması
Haiti Devlet Başkanı Rene Preval’in, ABD’nin, başkentte asayişin sağlanması için Birleşmiş Milletler (BM) güçlerine yardımcı olacağını açıklaması, daha korkunç depremin yaraları sarılmadan, uluslararası yeni bir tartışma başlattı. Başkan Preval, başkentte asayişin sağlanmasının çok güç olduğunu belirterek, 3500 Amerikan askerinin BM ve Haiti güvenlik güçlerine bu konuda destek vereceğini duyurdu. Porto Prens havaalanının denetimini de üstlenen ve sayıları şimdiden 5 bini aşan Amerikan askeri sayısının, bu açıklamanın ardından pazartesi gününe kadar 12 bini bulacağının anlaşılması da, tepkilere yol açtı. ABD’nin Haiti havalimanını kontrol altına alıp ABD uçaklarına öncelik vermesi de, alanda yer bulunamadığı için yardım ulaştıramayan diğer ülkelerin ‘işgal mi var’ kuşkuları ile tepkilerini artırdı.
Ukranya’da başkanlık seçimi
Ukrayna’da önceki gün ilk turu yapılan başkanlık seçiminde muhalefet lideri Viktor Yanukoviç ile Başbakan Yuliya Timoşenko’nun ikinci turda yarışacağı kesinleşti. Ancak oyların yüzde 25,95′ini alan Timoşenko’ya karşılık yüzde 35,42 oy alan Yanukoviç 7 Şubatta yapılacak ikinci tur öncesi büyük avantaj elde etti. “Mavi” rengi kullanan Rusya yanlısı Yanukoviç böylece 2004 cumhurbaşkanlığı seçimlerine hile karıştırıldığını savunup koltuğu elinden alan “turuncu” cumhurbaşkanı Viktor Yuşçenko’dan rövanşı almış oldu. Yuşçenko ise yüzde 5.45 gibi inanılmaz derecede düşük bir oyla rekor kırdı. Yanukoviç’in başkan seçilmesi halinde Türkiye’yi de ilgilendiren enerji boru hattı projelerinde değişiklikler olabileceği belirtiliyor. Analistlere göre Yanukoviç yönetimi Ukrayna’daki doğalgaz boru hatlarını Ruslara devredebilir.
Gaziantep’te büyüdü ‘Mahmut Tea’ filmiyle Dubai’ye uzandı
Gaziantep’in gelişen markaları, kentte bir reklamcıyı 3 milyon liralık ciroya ulaştırdı. Dolphin’in sahibi Nazmi Özkoyuncu, ‘Mahmut Tea’ filmiyle başta Dubai olmak üzere Ortadoğu ve Körfez’e ulaştı. GAZİANTEP’in gelişen markalarıyla birlikte büyüyen Dolphing Production Filmcilik Yapımcılık’ın hazırladığı filmler Ortadoğu ve Körfez ülkelerinde de ekranlara yansımaya başladı. Bugüne kadar 15 Gaziantep markasına film hazırlayan şirketin “Mahmut Tea” filmi, başta Dubai olmak üzere Körfez ülkelerinde de yayına girdi. Şirketin sahibi Nazmi Özkoyuncu, Gaziantep markaları sayesinde 3 milyon liralık ciroya ulaştı.
Geleceğin gazetesi
İnternet kullanım oranının hızla artması ve gazetelerin internet sitelerine taşınmasıyla patlak veren “gazeteler ölecek mi” tartışması LG’nin geliştirdiği e-paper isimli cihazla yeni bir boyut kazanıyor. Gazetelerin birebir olarak elektronik ortama taşınmasını sağlayacak olan LG’nin e-paper’ı normal bir gazete gibi cebe koyulup kolayca taşınabiliyor. LG Electronics’in kullanıcılarına duyurduğu yeni e-paper’ı, kağıt gazeteleri tamamen elektronik ortamla buluşturuyor. Tasarımı itibariyle bir kağıt kadar ince olan ve esnek yapısıyla dikkat çeken e-paper, gazete okuma keyfini dijital ortama taşıyor. Kalınlığı 0.3 mm olan e-paper’ın ağırlığı ise 130 gramı geçmiyor. LG E-paper’ın görüntü kalitesi de bir hayli yüksek. Kağıt kadar ince ve kağıt kadar hafif bir tasarıma sahip olan bu özel ekranın 11.5 inçlik modellerinin 2010′un ilk yarısında seri üretime geçmesi bekleniyor.
Sharapova sürprizi
Avustralya Açık 2010 daha ilk günden sürprizlerle başladı. 2008 yılının şampiyonu Maria Sharapova geçen yılı omuz sakatlığıyla geçirdikten sonra Roland Garros çeyrek finali görmüştü. Bir türlü eski günlerine dönemeyen Rus sporcu, ilk turda vatandaşı Maria Kirilenko karşısında sessizliğe büründü. 23 yaşında ve WTA 58 Kirilenko ilk seti tie-break ile almasına rağmen Sharapova’nın 2.set dönüşüne engel olamadı. Son sette daha agresif oynayıp file önü oyunlarında rakibini hataya zorlayan Kirilenko büyük heyecanına rağmen maçı 2-1 kazandı.
Elvan’a büyük onur
Fair Play Konseyi, Elvan Abeylegesse’nin, ayakkabılarını otelde unutan yarışın favorilerinden Etiyopyalı Meselech Melkamu’ya yedek ayakkabılarını vermesini ‘Davranış’ dalında ödüllendirdi. Fair Play dünyasının en büyük ödülüne layık görülen milli atletimiz Elvan Abeylegesse, ‘Çok mutluyum, ayakkabılarımı rakibime ödül beklentisiyle vermemiştim” dedi. Abeylegesse, ‘Ödülü aldığım için çok şaşkın ve mutluyum.
BASIN TAKİP MERKEZİ
Tel: (0212) 222 36 59 - 221 46 09 Faks: (0212) 320 96 38 www.basintakipmerkezi.com
Foto galeri: 2009 saç modası
[PSGallery=1etvh7exf1]

