Kadin sagligi, kadin ve saglik, Makyaj, Guzellik bakim, eglence, cocuk bebek, aile ev dekorasyon, kadinmag.com

Sergi: “Barbie ve Lego ile 50 yıl”

20 Aralık 2009 admin  
Kategori: Kültür Sanat

"Barbie ve Leo ile 50 yıl" Sergisi

"Barbie ve Leo ile 50 yıl" Sergisi

BARBIE ve LEGO ile 50 Yıl, Modeller - LEGO Yapılar - Ürünler, Tüm Aile Fertlerine Özel bir Sergi

THEPARTNERS tarafından Türkiye’ye getirilen “BARBIE ve LEGO ile 50 Yıl” Sergisi 17 Kasım 2009 - 24 Ocak 2010 tarihleri arasında Forum İstanbul Alışveriş ve Yaşam Merkezi’nde sergilenecek.

Üretilmeye başlandığı 1959′dan bu yana 3.6 milyar $ cirosuyla tüm zamanların sen çok satan oyuncağı BARBIE ile 2000 yılında Fortune Dergisi ve ardından Britanya Oyuncak Perakendecileri Birliği tarafından “yüzyılın oyuncağı seçilen” LEGO, 700′den fazla çeşidiyle 24 Ocak 2010 tarihine kadar İstanbullular’ın beğenisine sunulacak.

Bugüne dek Lizbon’dan Atina’ya, Viyana’dan Budapeşte’ye, Bükreş’ten Münih’e, Hamburg’tan Leipzig’e kadar 40′dan fazla kentte sergilenen ve milyonlarca kişi tarafından beğeniyle izlenen “BARBIE & LEGO ile 50 Yıl Sergisi” Forum İstanbul içinde 1400 metrekarelik bir alanda kurulacak. Oyuncaklar, özel olarak tasarlanmış stantlarda sergilenirken, ziyaretçilerin oynaması için BARBIE bebekler ve yüzlerce LEGO parçasının yer alacağı 100 metrekarelik bir oyun parkı da sergileme alanı içinde yer alacak.

BARBIE ve LEGO’nun 50 yıllık gelişimini gösteren sergi izleyenleri oyuncak tarihi içinde uzun bir yolculuğa çıkartacak.

1959′da Kaliforniyalı Ruth Handler’in ürettiği ilk BARBIE’den bu yana kız çocukları için bir idol haline gelen, koleksiyoncuların gözdesi olan ve moda tasarımcılarına, film yapımcılarına, pop yıldızlarına ilham veren yüzlerce BARBIE’nin yarı sıra, aralarında Star Wars filminden Yoda karakteri, Happy Feet filminden dev penguenin de bulunduğu 15 adet dev LEGO yer alacak.

www.barbielegosergisi.com

Sergi Künyesi

“LEGO, LEGO Grubun ticari markasıdır, BARBIE Mattel, Inc.’nin ticari markasıdır. LEGO Grup ve Mattel bu serginin sponsoru değildir”

Sergi Türkiye Temsilcisi ve Organizasyon THEPARTNERS
www.thepartners-ist.com

Sarkis: “Site” Sergisi Açıldı

15 Eylül 2009 admin  
Kategori: Kültür Sanat

sarkis_site_istanbul_modernİstanbul Modern, yeni sergisi “Site” ile çağdaş sanatın önde gelen isimlerinden Sarkis’in Türkiye’deki en kapsamlı sergisini sunuyor. Sergi, Başbakanlık Tanıtma Fonu Kurulu Başkanlığı’nın katkılarıyla ve Garanti Bankası’nın ana sponsorluğunda düzenleniyor.

Müzemizin ilk kez yaşayan bir çağdaş sanatçının sergisine ev sahipliği yapma özelliği taşıyan “Site”de, Sarkis, 50 yıllık sanatsal yaşamının tüm evrelerini yeniden yorumluyor.

Küratörlüğünü İstanbul Modern Şef Küratörü Levent Çalıkoğlu’nun üstlendiği, 11 Eylül 2009’da açılacak ve 10 Ocak 2010 tarihine dek sürecek olan sergi, müzenin tüm mekânlarını birbirine bağlayacak biçimde tasarlandı. “Site” sergisinde Sarkis, 100’den fazla sergisinden çektiği fotoğraflar, Avrupa müze koleksiyonlarından davet ettiği çalışmalar ve yıllardır atölyesinde biriktirdiği objelerden oluşan, geçmişinin izleriyle dolu bir kent kuruyor.

Serginin destekçileri ise İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Proje Sponsoru Marshall, Tasarım ve Reklam Sponsoru RPM, Aydınlatma Sponsoru Tepta Aydınlatma, Konaklama Sponsoru Point Otel, Fransız Kültür Merkezi, Goethe Enstitüsü, NTV, Simge Antalis Kağıt, Borusan Mannesmann, Sony, Doluca, Winsor & Newton ve Live Sanat ve Efor Events.

Sarkis’in tüm sanat disiplinlerini içeren sanatını yakından tanıma olanağı veren “Site” sergisi süresince, İstanbul Modern’de Süreli Sergiler Salonu’nun yanı sıra, Sürekli Sergi Salonu, Fotoğraf Galerisi, Eğitim Bölümü ve Sinema’da çeşitli etkinlikler gerçekleşecek. İstanbul Modern Sinema’da Sarkis’in seçtiği filmlerden oluşan bir program sunulacak. Fotoğraf Galerisi’nde Sarkis’in fotoğrafları sergilenecek, çektiği filmler gösterilecek. Eğitim ve Sosyal Projeler Bölümü, “Su İçinde Suluboya Atölyesi”ni uygulayacak. Sarkis, sekiz genç sanatçı ile “Okul”unu gerçekleştirecek. “Site”nin meydanında piyanoyla konserler düzenlenecek, çeşitli söyleşilerle Sarkis izleyiciyle buluşacak. NTV, sergi nedeniyle Sarkis için kapsamlı bir belgesel hazırladı.

Bir buluşma sergisi

Sarkis, tüm belleğini ve yerleştirmelerinin ruhunu İstanbul Modern’e taşıyarak bir dünya kenti yaratıyor. Sergi mekânında gece gündüz Sarkis’in kalbi atıyor. Sarkis, kalp atışının ritmiyle ayarlanmış serginin içini dolaşan metronomla sürekli varlığını yaşatarak, hem aşkla yarattıklarını, biriktirdiklerini yalnız bırakmıyor hem de izleyiciye eşlik ediyor.

Sergi, bombalanmış Saraybosna Kütüphanesi’nden Tolkien’in Yüzüklerin Efendisi romanındaki canavarlara, Alban Berg’in Lulu operasından Alman Romantik dönem ressamı Caspar David Friedrich’e, John Cage’den Sergei Paradjanov’un filmlerine dek farklı kültürel bellekleri içeriyor.

Üst katta 1961-63 yılları arasında gerçekleştirdiği guvaş çalışmaları, Fotoğraf Galerisi’nde 2006-2007 yılları arasında ürettiği Caspar David Friedrich’in resimlerine gönderme yapan 8 filmi ve 1972’de çektiği “Operasyon Organ” başlıklı 20 tek tirajlı fotoğrafı sergileniyor.

Güncelliği yaşatmak

Çoğu 1970’li yıllardan bugüne kadar değişik kentlerin müzelerinde, çağdaş sanat merkezlerinde, galerilerinde gerçekleştirdiği sergilerden görsel malzemeyi, geçmişteki ve şimdiki atölyelerinden görüntüleri, bize bakan yüz fotoğraflarını, serpilmiş gök görüntülerini sokaklardaki afişler gibi müzenin duvarlarına yapıştıran Sarkis, “Bu dil, bu davranış, müzeyi sokakla birleştirebilme arzusundan. Ayrıca sokağa bir afiş yapıştırıldığında, bu güncel bir olay olarak algılanır. Bu sergimde de bu güncelliği yaşatmak istedim” diyor. Arşivindeki 20 binden fazla görüntünün arasından seçerek, 10-20-30-40 yıllık sergilerini, vücutlarıyla değil halen yaşadığına inandığı görüntüleriyle bugüne davet etmeye çalıştığını söylüyor: “Bir görüntü öbürünü çağırdı… böylece devam etti; birbirlerine dikiş attılar, filmlerdeki montaj olayı gibi, görsel sanatlardaki yapıştırmalar (kolaj) gibi, yazı sanatında bir olaydan başka bir olaya, bir yerden başka bir yere atlamak gibi.”

Bugüne dek böyle bir sergi yapmadığını vurgulayan Sarkis, “Site” sergisinin bir buluşmanın sergisi olduğunu dile getirerek, bir kitap gibi okunmasını, bir film gibi izlenmesini arzu ediyor: “Bazı görüntülerin içeriğini bilemeyip algılamanız güç olabilir; bir mimarinin iç mekânına bir manzaraya bakar gibi bakmaya çalışıverin o zaman, belleğinizde bir şeyler doğabilir. Açık olmanızı arzularım. Sergimde bu görüntülerin dışında birtakım heykelleri, objeleri de çağırdım. Heykellerin etrafı yüzlerce heykel barındıran görüntülerle çevrili olduğundan heykellerin belleğimizde çoğalabileceğini umuyorum.”

Çalıkoğlu, Sarkis’in işlerinin geçmişinde, ucu açık, bitmemişliğe direnen, her seferinde yeni bir yorumla icra edilmek zorunda olan çokkatmanlı bir bütünlük olduğunu belirtiyor: “Bu sergi, onun doğduğu, 1955 yılında Munch’un ‘Çığlık’ adlı tablosunun röprodüksiyonunu gördükten sonra resme başladığı, 1964 yılında terk ettiği ve yerel sanat tarihi içerisinde adıyla özdeşleşmiş ‘Çaylak Sokak’ sergisini gerçekleştirdiği İstanbul’da hayata geçireceği en büyük projesi. Ayrıca 1980’li yıllardan itibaren gidiş-gelişlerle dönüşümüne etki yaptığı bir çağdaş sanat tarihinin içerisinde ayrıcalıklı bir yeri var bu serginin. Sarkis, 50 yıllık birikiminin kilometre taşlarını yeniden inşa etmek, farklı dönemlerinden kökü burada olan yerleştirmelerinin bağlamlarını tartışmak istiyor.”

İstanbul Modern Yönetim Kurulu Başkanı Oya Eczacıbaşı, Sarkis’in doğduğu kentte ilk kez sanatının farklı dönemleri bir araya getirerek yeniden yorumladığını vurgulayarak; “Bir yerleştirmesine ‘Dünya okunamaz, benim kalbimi okuyabilirsiniz’ başlığını koyan Sarkis, bugüne dek ilk kez gerçekleştirdiği bu projede ‘içini açıyor’. Belleği görüntülere dönüşen sanatçı, sürekli biriktirdiklerini ve ürettiklerini sergiye çağırarak otobiyografik izler de barındıran, geçmişe yönelik bir iç yolculuğa davet ediyor izleyiciyi. Zaman ve mekâna yayılan gelgitlerle, göndermeler içeren, çokyönlü okumalara açık bu yolculuk, aynı zamanda toplumsal belleğin dışavurumu olan imgeleri yansıtıp, iz bırakan anıları canlandırarak geçmişle şimdiyi kesiştiriyor” diyor.

Oya Eczacıbaşı, İstanbul Modern’in ilk kez yaşayan çağdaş bir sanatçının sergisine ev sahipliği yapma özelliğini taşıyan bu buluşma sergisinin müzenin tüm ekibine eşsiz bir deneyim sunduğunu belirterek, “Özellikle gençlere Sarkis’in tüm sanat disiplinlerini içeren sanatını yakından tanıma olanağı veren bu sergimizin, aynı zamanda izleyicilerin aktif bir katılımıyla karşılanacağına ve sanatın dönüştürücü gücünü göstereceğine inanıyoruz” görüşünü dile getiriyor.

Sarkis, “birlikte yaşamak isteyenleri çağırarak”, izleyiciyi kentin kaosunda, karşıtlıklar, dönüşümler, leitmotifler ve metaforlarla dolu, çokyönlü okumalara açık, büyülü, sürprizli bir dünyaya davet ediyor. Bunlar aynı zamanda geçmişe yönelik birer zaman ve mekân aynası. Eserleri de büyütülmüş fotoğrafların çağırdığı “zihinsel flaşlar”. Serginin çeşitli yerlerinde bulunan değişik gökyüzü fotoğrafları dışarıyla bağlantı kuruyor, çok sevdiği ve 1999 yılında yitirdiği yönetmen arkadaşı Robert Kramer’in yüzü ise, Brecht’in yabancılaştırma efekti işlevini üstlenmiş gibi tedirgin biçimde dünyanın durumuna bakıyor farklı noktalardan.

Serginin belleği bir maket. Sarkis’in “çalınmasını istediği bir partisyon” olarak tanımladığı maketin tam ortasında kozmostan düşen, Sarkis’in yüzünü anımsatan, 35-40 kiloluk kristal bir kafa, ışığıyla sergiyi aydınlatıyor.

Gazino şarkıcılarının ismi gibi, sanatındaki dönemleri rengârenk neonlarla yazan Sarkis, neonların önünde rakseden, kiliseden kovulmuş, çingelerin Meryem Ana’sıyla sergiyi takdim ediyor. Bu sunuşlar ve leitmotifler “Site”nin içinde sürekli farklı biçimlerde yineleniyor izleyiciye.

Eserlerini bellekle, zamanla, dünyayla, tarihle ve ütopyalarla ilişkilendiren Sarkis’in işleri insanlık tarihine odaklanıyor. Sarkis, çağımızın fonunda dünyayı oluşturan farklı kültürlere sınırlarını açarak, belleğimizi harekete geçiriyor. “Site”, geçmişten şimdiki zamana sürekli göndermelerle, çağrışımlarla dolu: Sarkis’in yaşamındaki 12 atölyenin yanmış-yanmamış mekân kütleleri, Lulu operasının bantlarıyla giyinmiş sokak kadını Lulu, sokağın dilini kültürel bir bellek olarak yücelten bir yönetmen, bombalanmış Saraybosna Kütüphanesi’nin üzerinde sallanan giysisiyle, geçmişini üzerinde taşıyarak kendi ışığını, belleğini sunarak kütüphaneye can vermeye çalışan genç kız, yırtıcı, saldırgan tavırları vitraya hapsolmuş, ehlileşmiş Yüzüklerin Efendisi’nden yaratıklar, resimden tamamen ayrıldığı ve sesle ilişkili olarak kurduğu ilk işi, tüylere bulanmış meleklerin bisikleti, Uzak Şark kostümlerine gönderme yapan mimari giysiler, Burkina Faso büyücüsünün görünmeyen giysisi, Kriegsschatz (Savaş Ganimetleri) yazılı tekerlekli platform üzerindeki kalasa saplanmış bıçaklar, 1968 Paris’teki öğrenci hareketlerinden kalma, 40 yıldır yaşattığı üç fotoğrafın negatifi, fırtına, gök gürültüsü sesi, evsizler, çingeneler, “kendinden bir şeyler bırak” yazısının işlendiği bir örtü ve masa, iki denizin, iki ırmağın kırmızı ve yeşil saten kumaşlarla buluşması, kentin ışığını renklendiren vitraylar, birbirinin içinde bir anıt gibi yükselen çocuk kıyafetleri…

“Site”nin meydanında ise çok duygusal bir buluşma var: Sarkis, 1997 yılında birkaç ay Surp Pirgiç Ermeni Hastanesi’nde tedavi gören annesini yitirdikten sonra son kez odasını görmek için yukarı çıkarken, aşağıda hep gördüğü eski, salaş, tabut gibi piyanoyu ilk kez ufak tefek bir adamın çaldığını duyar ve o ânı hiç unutmaz. Bir süre sonra bir sergi için bu piyanodan yola çıkarak demirden, katranla boyanmış bir kara fırın piyano yaratır. Işık vermeyen 1900 stili kör bir avizeyi dört renkle aydınlatır. Avizeden aşağıya piyanonun üzerinde “bir gelin gibi” biriktirdiği değerli/değersiz, eski/yeni bir dizi neşeli obje akar. Bu, hem piyano hem tabut hem de krematoryumu andırır. İçinde beyaz neonla annesinin ölüm tarihi yazar: 30.7.19970. Tarihi sıfırla bitirerek, zamanı ileriye doğru iter.

Sarkis, sergiyi hazırlarken, bu işi getirmeyi düşündüğünde İstanbul ile bağını Surp Pirgiç Müzesi’ndeki piyano ile sağlamayı tasarlar. Bu iki piyano buluşunca serginin “göbek bağı” oluşur.

Sergi süresince, genç piyanistler, Sarkis’in çok sevdiği Rus besteci Scriabin’in “kısa cümlelerin bir araya gelmesi gibi” olan büyülü bestelerini çalacak. Siteler, sürekli değişim içinde olduğu için “Site” sergisi de sürekli yenilenecek, farklı zamanlarda duvarlardaki fotoğraflar değişecek, yeni görüntüler eklenecek. İzleyiciler de, bu sergiye “kendilerinden bir şeyler bırakacak”.


KadınMAG

“30 Saniye” fotoğraf sergisi Flatofis’te

13 Temmuz 2009 admin  
Kategori: Yaşam

buraksarica_foto_imagesTüm geliri TOÇEV’e bağışlanacak olan, Fotoğraf sanatçısı Burak Sarıca’nın 30″ (Otuz Saniye) isimli Fotoğraf Sergisi, 7 Temmuz 2009 Salı günü Flatofis Çarşı’da fotoğraf severlerle buluşuyor…

Sinpaş tarafından Haliç’te hayata geçirilen Flatofis Çarşı’da açılacak olan fotoğraf sergisi, sosyal sorumluluk anlamında yepyeni bir adım atıyor. Fotoğrafların satışından elde edilecek gelir, maddi imkansızlıklar nedeniyle okuyamayan çocuklarımızın eğitimini desteklemek için bu yıl 15. yılını kutlayan TOÇEV’e (Tüvana Okuma İstekli Çocuk Eğitim Vakfı) bağışlanacak.

“30 Saniye” adlı projeye imza atan Burak Sarıca, iki buçuk yıllık bir çalışmanın sonucu olarak, Phuket ve civarındaki adalarda, İskoçya’nın iki-üç ayrı bölgesinde, Karadeniz’in üç-dört sahilinde ve Mısır’da Sharm-El Sheik ‘de çektiği fotoğraflar ile dikkat çekiyor.

Sürekli hareket halinde olan yeryüzünün, suyun ve bulutların kontrol dışı hareketini 30 saniye gibi bir zaman dilimi içine hapseden Burak Sarıca, doğayı ve zamanı yeniden sorgulama yoluna gidiyor. Doğanın herhangi bir anını değil de, doğanın ‘devinimini’ yakalamanın peşinde olan fotoğrafçı, dünyanın ıssız köşelerinde iki buçuk yıla yayılan bir çalışma sonucunda, bu özel serginin fotoğraflarını ortaya çıkarmış.

Tüm Gelir TOÇEV’e…

Fotoğraf sergisi ilk olarak 3 Mart -12 Nisan 2009 tarihleri arasında Beşiktaş Sanat Galerisi’nde sergilendi. İkinci sergi 21 Nisan-2 Mayıs 2009 tarihleri arasında Garage of Art’ta sanatseverlerle buluştu. Üçüncüsü 19 Mayıs-30 Haziran 2009 tarihleri arasında Gaziantep’te gerçekleşti. İlk üç sergide toplam 58 adet fotoğraf satışı yapılarak yaklaşık 45 bin TL. TOÇEV ‘e bağışlanarak 65 çocuğa bir yıllık okuma imkanı sağlandı. 07-31 Temmuz 2009 tarihleri arasında Flatofis Çarşı’da devam edecek olan serginin tüm geliri de TOÇEV’e bağışlanacak.

Nuri Bilge Ceylan’a ‘büyük madalya’

07 Temmuz 2009 admin  
Kategori: Kültür Sanat

nuri-bilge-ceylanParis Belediye Başkanı Bertrand Delanoe, Paris Belediye Sarayı’nda düzenlenen törende, yönetmen Nuri Bilge Ceylan’a kentin simgesel ”büyük madalyasını” sundu.

Nuri Bilge Ceylan, ödül töreninde yaptığı konuşmada, sanatın, ülkelerin birbirlerini anlaması için en iyi dil olduğunu belirterek, Fransa’daki Türk Mevsimi’nin, Türkiye ve Fransa ilişkilerine katkı yapacağını inandığını ve umut ettiğini söyledi.

Fransa’ya ilk kez öğrenci olarak 30 yıl önce geldiğini hatırlatan Ceylan, parasız bir öğrenci olarak ilk kez Paris’e geldiğinde parklarda ve tren istasyonlarında yattığını belirterek, ”Yaşam garip. 30 yıl önce Paris’i gezerken, bana bu ödülün verileceğini söyleseler inanmazdım” dedi.

Ceylan, Paris’e yaptığı ziyaretler sırasında bu kentte gördüğü müzeler, kent içindeki mimari doku ve heykellerin, kendisine ilk sanat tarihi eğitimi olduğunu bildirdi.

Ceylan, Fransız sinemasının, özellikle sanatsal filmlere ve ortak yapımlara verdiği desteğe de atıfta bulunduğu konuşmasında, kendi filmlerini yurtdışında pazarlayan Fransız dağıtım şirketi Piramit’e de teşekkür etti ve Uluslararası Cannes Film Festivali’nin kendi sinema kariyerinde de çok önemli bir yer tuttuğunu sözlerine ekledi.

Paris Belediye Başkanı Bertrand Delanoe da, Ceylan’ın yapıtlarına büyük saygı duyduklarını ve yapıtlarını takdir ettiklerini kaydetti.

”TÜRKİYE KITAMIZIN VAZGEÇİLMEZ BİR ÜLKESİDİR”
Delanoe, çağdaş ve büyük bir yetenek olarak tanımladığı Ceylan’ın, sinema sanayiinde bir yandan teknolojik olarak en son yenilikleri izlerken, bir taraftan da insanoğlunun karışık duygularını araştıran ve sorgulayan filmler çektiğini dile getirdi.

Paris Sinema Festivali’nde Türkiye’nin onur konuğu olduğunu hatırlatan Delanoe, ”Zengin kültürü ve uygarlığıyla Türkiye, kıtamızın vazgeçilmez bir ülkesidir” diye konuştu.

”TÜRKİYE İLE KAPILARI AÇMAK GEREKİR”
Delanoe, Fransa Cumhurbaşkanı Nicholas Sarkozy’nin görüşlerine de üstü kapalı olarak karşı çıkarak, ”Türkiye ile kapıları kapatmamak, kapıları açmak gerekir” derken, Avrupa’nın inşasında Türkiye’nin katkısının da gerekli olduğunu vurguladı.

Paris Belediyesi tarafından ilk kez 1911 yılında oluşturulan ödül, Paris halkına sanatsal açıdan katkıda bulunan kişilere veriliyor.

Paris Belediyesi, bu yıl yedincisi kez düzenlenen Paris Uluslararası Film Festivali’nde, Cannes Film Festivali’nde geçen yıl ”Üç Maymun” adlı filmiyle En İyi Yönetmen ödülü alan Nuri Bilge Ceylan için ayrıca özel bir bölüm ayırdırdı.

Festival kapsamında, önceki gün Ceylan’ın da katılımıyla yönetmenin ”İklimler” adlı filmi gösterilmişti. Ceylan, filmin gösteriminden sonra sinemaseverlerin sorularını yanıtlamıştı. Festivalde boyunca ünlü yönetmenin diğer yapıtları da Paris’li sinemaseverlerle buluşacak.

FRANSA’DA TÜRK MEVSİMİ
Fransa’da süren ”Türk Mevsimi” etkinlikleri dolayısıyla Türkiye, bu yılki sinema festivalinin onur konuğu.

Festivalde onur konuğu olması dolayısıyla bu yıl Türkiye’den yaklaşık uzun ve kısa metrajlı 40 film gösterilecek.

Reha Erdem ve Yeşim Ustaoğlu gibi yönetmenler için de özel gecelerin düzenleneceği festivalde, yine Türk bilimkurgu filmleri, Almanya’da doğmuş Türk yönetmenlerin filmleri, özel kategorilerde gösterime girecek. Semih Kaplanoğlu ve Pelin Esmer de filmleri gösterilecek yönetmenler arasında yer alıyor.

Fransız yönetmen Bruno Podalydes’nin, ”’Versailles Rive Droite” filminin gösterimiyle önceki gün başlayan festival, 13 Temmuz Pazartesi günü ABD’li yönetmen Ang Lee’nin ”Taking Woodstock” filminin gösterimiyle sona erecek.

Festivalde, dünyanın dört bir yanından 300′ü aşkın film gösterilecek. Yarışma bölümünde ise 1028 film içinden seçilen 12’si, ‘Jüri Ödülü’ ve ‘Halk Ödülü” için yarışacak.

Festivalde ayrıca 1007 film içinden seçilen 17’si, kısa metrajlı film ödülü için yarışacak. Festivalde bu yıl ünlü oyuncular Claudia Cardinale ve Jean-Pierre Leaud’a ”özel saygı ödülü” verilecek.

Festival programında, sinema üzerine sergi, açık oturumlar ve konserler de yer alıyor.

NTVMSNBC

İstanbul Modern’den “Oda Projesi”

21 Mayıs 2009 admin  
Kategori: Kültür Sanat

İstanbul Modern Sanat Müzesi’nde Murat Germen ve Orhan Cem Çetin yönetiminde gerçekleştirilen Çağdaş Fotoğraf Serileri söyleşi dizisinde bu ay, Danimarkalı sanatçı Annette Merrild’in dünyanın 9 büyük kentinde farklı kültürlerden orta sınıf insanlarının yaşam alanlarını kaydettiği “Oda Projesi” ve başka sanatçıların benzer çalışmaları ele alınacak. Söyleşi, 23 Mayıs Cumartesi saat 16.00-18.00 arasında İstanbul Modern Sinema’da izlenebilir.

Bir kente ilk kez gittiğimizde, yerel kültürü yakından tanımak için müzelere gittiğimizi, ancak müzelerin bize genellikle uzak ve yakın tarihin seçilmiş olay, yer, kişi, sanat üretimlerinden derlenmiş bir kesit sunduğunu, bu derlemenin de çoğu zaman yabancı kenti bütünüyle tanımak için yeterli genişlikte bir yelpaze olmadığına değiniyor Murat Germen ve Orhan Cem Çetin: “Bir kenti yakından tanımanın en kestirme yollarından biri, turistik ziyaretlerde çoğunlukla mümkün olmasa da, çeşitli gelir gruplarından insanların evlerini görebilme şansını edinebilmek. Evler, özellikle de içlerindeki odalar, bize, etnografik bir birikimi en samimi halinde sundukları için kurumsal müzelere göre daha hakiki bir bilgi sunan kişisel müzeler olarak algılanabilirler.”

Murat Germen ve Orhan Cem Çetin, insanlar hakkında ayrıntılı bilgi sahibi olmak için, portrelerinden öte kendileri hakkında çok daha fazla veri içeren yaşam mekânlarına, yani odalara odaklanmanın, kayda değer bir fotografik ifade alanı ortaya çıkmasına yol açtığını belirtiyor: “Hakikatten söz açmışken, misafir geldiğinde ev sahiplerince “ideal” ve en derli toplu haline getirilen odalar, bu hallerinde bile sahipleri hakkındaki ipuçlarını sakla(ya)mıyorlar. Gerilimli iç hallerini en yakın arkadaşları önünde bile öteleyebiliyor insanlar; ama bazen, ya bir mimik ya da sarkastik bir şaka ile belki de buluşmadan biraz önce yaşanmış küçük bir gerginlik ifşa ediliyor ufaktan. Ne kadar toplarsanız toplayın, ne kadar dekore ederseniz edin odalardaki bazı ayrıntılar da bu mimik veya şakalar gibidir; insanı, iç dünyasını, gündemini, hatırlamak istediklerini, tercihlerini, yaşama biçimlerini, artıklarını, atamadıklarını ifşa ederler.”

KadınMAG

İstanbul Modern’de çocuk şenliği

13 Nisan 2009 admin  
Kategori: Kültür Sanat

İstanbul Modern Sanat Müzesi, 4. Çocuk Şenliği’ni 22-25 Nisan 2009 tarihlerinde 10.00-18.00 saatleri arasında gerçekleştirecek. Şenlikte çocuklar “Matisse-Picasso”, “Kukla Atölyesi” ve “Müzede Desen” başlıklı üç eğlenceli etkinliğe katılabilecek. “Matisse-Picasso”da interaktif oyunlarla Matisse ve Picasso’nun eserleri arasındaki benzerlikleri ve farklılıkları keşfedecekler. “Kukla Atölyesi”nde çeşitli kuklalar yapacaklar, “Müzede Desen” etkinliğinde ise sergi salonlarındaki sanat eserleri karşısında desenler çizecekler.

Genç İstanbul Modern’in yeni interaktif eğitim sergisi “Matisse-Picasso”da, çocuklar Henri Matisse ve Pablo Picasso’nun atölyelerini andıran oyun alanlarında iki sanatçının sanatını, benzer yanlarını ve farklılıklarını keşfedecek. Önce sergideki iki ustanın eserlerini dikkatlice gözlemleyen çocuklar, sonra yapışkan bantlarla kalın çizgilerden oluşan bir resim yapıyor, sanatçıların eserlerinden esinlenerek özel üretilmiş magnetleri yan yana getirerek kompozisyonlar oluşturacak, modelden ve modelin gölgelerinden kömür kalemlerle desenler çizecek, aynalarla çevrili bir alanda çevredeki görüntüleri parçalara ayıracak ve yansımaları farklı biçimlerde tekrar birleştirerek yeni bir resim yaratacak.

“Kukla Atölyesi”nde eğitmenler eşliğinde “Gölgeye Övgü” sergisini gezen ve geleneksel gölge tiyatrosunun çağdaş sanata etkisini gözlemleyen çocuklar, kuklalar tasarlayacak. Kukla örneklerinin ve yapım sürecinin tanıtıldığı etkinlikte, çocuklar el kuklası, sopalı kuklalar ya da gölge kuklaları yapacak.

“Müzede Desen” etkinliğinde “Modern Deneyimler” sergisini eğitmenler eşliğinde gezen çocuklar, sanat eserlerinin karşısında desen çalışmaları gerçekleştirecek. Sergiyle Türk sanatını ve sanatçıları tanıyan çocuklar, çizdikleri desenlerle sanatta yaratım süreçlerini keşfedecek. Müzenin sergi salonlarını bir atölye ortamına çeviren bu etkinlik, çocuklara birebir bir sanat eseriyle çalışma olanağı sunacak.

Etkinlik Tarihleri:

22 - 25 Nisan 2009 tarihleri arasında, saat 10.30-12.00, 13.00-14.30 ve 15.00-16.30

Rezervasyon ve bilgi için: 0212 334 73 41

“Herkes İçin Su” Santralistanbul’da

05 Mart 2009 admin  
Kategori: Kültür Sanat

wwf_pandaWWF-Türkiye (Doğal Hayatı Koruma Vakfı) ve TÜSİAD tarafından getirilen sergiye, 12 Mart – 31 Mayıs tarihleri arasında santralistanbul ev sahipliği yapacak.

Yaşamın vazgeçilmez kaynağı suyun serüvenini anlatan ve Paris’teki bilim ve endüstri müzesi “La Cité des Sciences et de l’industrie” tarafından hazırlanan “Herkes İçin Su”(Water for All) sergisi ilk kez Fransa dışına çıkarak Türkiye’de ziyaretçilerle buluşuyor.

“Herkes İçin Su” sergisi, oyunlar ve uygulamalı ünitelerle özellikle aileler ve çocuklar için, suyun işitsel ve görsel öğelerinin yer aldığı bir ortamda sunuluyor. Suyun varlığını ve yokluğunu anlatan sergide, ziyaretçiler günlük hayatlarında nasıl bir tüketici olduklarını test edebilecek, suyun katı, sıvı, gaz hallerini görecek, fiziksel özelliklerini keşfedecek ve bir damla suyun yolculuğuna tanıklık edecek. “Herkes İçin Su” sergisinde suyun olağanüstü hikayesinde ziyaretçiler de rol alacak.

“Su Oyunları” “Su Tiyatrosu” ve “Suyun Geleceği” başlıklı üç ana bölümden oluşan ve suyun kontrol edilmesi, yönetilmesi, kullanımı, temizlenmesi, korunması ve tasarruf konularında bilgi veren sergiyi gezenler dünyada suyun güncel durumu hakkında da fikir sahibi olacak.

V. Dünya Su Forumu çerçevesinde suyun kullanımının ve yönetim biçiminin tartışıldığı günlerde, su konusunda ailelerde ve özellikle çocuklarda farkındalık yaratmayı amaçlayan sergi, suyun yaşamsal, toplumsal, ekonomik ve siyasi rollerini etkileşimli yollarla izleyiciye sunarak, suyun ve dolayısıyla insanlığın geleceği hakkında kendimizi sorgulamamızı sağlayacak.

Sergi kapsamındaki atölyeler ve okul turlarında yer alan oyunlu ve etkileşimli yan aktiviteler, çocukların suyun günlük yaşamdaki rolü ve korunması konusundaki farkındalığını ve bilgi düzeyini artıracak.


“Herkes İçin Su”

Tarih: 12 Mart – 31 Mayıs 2009

Adres: santralistanbul, Galeri 1 Kazım Karabekir Cad. No. 1 Eyüp

Sergi: Pazartesi hariç her gün 10.00 – 20.00 saatlerinde ziyarete açık olacaktır.

İletişim Merkezi: 0212 444 0 428

Bilgi için: santralistanbul, Arzu A. Girgin 0212 311 73 60
aaslan@bilgi.edu.tr

KadınMAG

Hamdi Bey “Varım” dedi

24 Şubat 2009 admin  
Kategori: Kültür Sanat, Magazin

gulumseyen-yuzler-lansman-2Bu kez Hamdi Bey teklif alacak. 9 numaralı kutu için…

Var Mısın Yok Musun yarışmasında kutulara verdiği tekliflerle yarışmacılara ecel terleri döktüren Hamdi Bey bu kez kendisi “Varım” dedi!

Yarışmanın en popüler ama görünmeyen kahramanı “Gülümseyen Yüzler” isimli sergiye 9 numaralı kutuyla destek oluyor.

“Gülümseyen Yüzler” Sergisi, Dolmabahçe Sarayı-Depo Müze Sanat Galerisi’nde 104 sanatçı ve 1500 seçkin davetlinin kullanmadığı bir eşyası ile birlikte katıdığı kokteyl ile açıldı.

Birçok ünlüden destek geldi
Küresel ekonomik kriz ortamında ünlü isimlerin eşyalarının internet üzerinden açık artırma usulü satışı ile sivil toplum kuruluşlarına ve kültür-sanat projelerine fon yaratmayı amaçlayan ”Gülümseyen Yüzler” projesine fotoğrafçı ve heykeltraşların oluşturduğu 104 sanatçının eserini kapsıyor. Hülya Koçyiğit, Gencay Gürün, Fikret Hakan, Erdil Yaşaroğlu, Azra Akın, Gürgen Öz, Kaan Urgancıoğlu, Altan Erkekli, Özdemir Erdoğan, Şebnem Özinal, Ali Poyrazoğlu, Nesrin Topkapı ve Sahrap Soysal gibi isimlerin kişisel birer eşyası ile destek verdi.

Onun en değerli eşyası 9 numaralı kutu
Açılış sergisine Var Mısın Yok Musun’un gizemli bankacısı Hamdi Bey’den de destek geldi. Hamdi Bey, 9 numaralı kutu ile projeye destek oluyor. Kutu önümüzde ki günlerde internet üzerinden satışa çıkarılacak ve sahibi tarafından açılacak.

Yasemin Ateş / Begüm Çelikkol / HABERTURK.COM

İstanbul Modern’den “Safkan Yansımalar”

03 Şubat 2009 admin  
Kategori: Kültür Sanat

İstanbul Modern Sanat Müzesi Fotoğraf Galerisi’nin 4 Şubat’ta açılacak olan yeni sergisi “Safkan Yansımalar”da Peter Müller Peter, 12. Yüzyıl’dan bu yana Avrupa saraylarında görülen Yeguada de la Cartuja atlarını yepyeni bir yorumla sunuyor. Peter Müller Peter, ünlü Avrupalı ressamların tablolarında da resmedilen bu soylu atın, yine ünlü tablolarla birlikte fotoğraflarını çekerek çarpıcı öyküler yaratıyor.

istanbul_modern_safkan_yansimlar

Küratörlüğünü Engin Özendes’in üstlendiği ve 26 Nisan’a dek sürecek olan sergide, 40 adet fotoğraf yer alıyor. Portreler, karakterler, dans ve büyük tutkusu olan atlar konularında uzman olan fotoğrafçı Peter Müller Peter’in, çekimlerde Yaratıcı Yönetmen Gerry Roberts ve ekibiyle birlikte gerçekleştirdiği, her biri birer enstalasyon gibi kurgulanarak kullanılan alanları yansıtan 6 fotoğraf da ışıklı kutularda sergilenecek. Fotoğraflara ünlü kompozitör Vincent Amigo’nun müziği eşlik edecek.

İnsanlık tarihiyle iç içe geçen bir geçmişe sahip olan ve tarih boyunca soyluluk ve sadakatin simgesine dönüşen atlar, yüzyıllardır pek çok ressamın tablolarında kimi zaman başkahraman, kimi zaman da başka kahramanların yoldaşı, savaşan öncü, asilleri sırtlayan varlık olarak ifadesi ve olağanüstü vücut hareketleriyle yer alır.

İnsanın yüzyıllar süren çapraz dölleme ve özel seçimlerle ideal kusursuzluğu elde etme çabasının büyük zaferi olan safkan İspanyol atı Yeguda de la Cartuja, “Safkan Yansımalar” sergisinde, Boticelli, Titian, Velázquez, Carpaccio, Rubens, Van Dyck, Juan de la Corte, Goya, Bejarano, Llorens, Franz Marc, Macke ve Sala gibi ressamların tablolarında, zamanın, mekânın iç içe geçtiği yepyeni görsellere dönüşüyor.

Küratör Engin Özendes, ressamların ve fotoğrafçıların önceleri, ideolojik ve estetik düşüncelere, bağlı oldukları akımların kurallarına ve amaçlarına uygun, kendi uğraşları olan sanat için eserler ürettiklerini belirterek, yeni yöntemlerden söz ediyor: “Daha sonra her iki alanda çalışmalar yapan sanatçılar, görsel deney yapma düşüncesinden yola çıkarak, fotogram, netsizlik, hareketli görüntüler, solarize çalışmalar, üst üste pozlamalar, kolaj, fotomontaj yöntemleri gibi yeni fotoğraf teknikleri geliştirirler. Artık yeni yöntemler geleneksel görüntüleri değiştirmeye başlar. Bu yeni yöntemlerin amacı, fotoğrafı resme benzetmek değil, soyut veya yarı-soyut yeni eserlerin üretilmesine katkıda bulunmak için yeni kaynaklar oluşturmaktır.”

Özendes, Peter Müller Peter’in, fotoğraf makinesi aracılığıyla, canlı La Cartuja atının, ustaların gerçek boyutuna uygun biçimde büyütülmüş tabloları önünde yepyeni bir yorumla sunduğunu belirtiyor: “Peter Müller Peter, burada iki farklı sanat alanını birbiriyle uyumlu ve estetik bir biçimde yoğurarak, yeni yaratılar ve yeni sunumlarla önümüze çıkarmaktadır. Sanatsal gücünü kanıtlamış eserlerin önünde duran, edebiyatın, güzel sanatların en estetik canlısı at, bu olağanüstü geri planlarla yepyeni bir düzenleme içinde gelir önümüze.”

Latin Amerika edebiyatının yaşayan ustalarından ve günümüzün çokyönlü kültür insanlarından Perulu yazar Mario Vargas Llosa, sergi kataloğunda yer alan yazısında, fotoğrafların, büyüleyici görüntüleriyle Endülüs Atı’na dikkat çektiğine değiniyor:

“Bu eserin saygıyla selamladığı La Cartuja soyundan safkan İspanyol atı, kusursuz hayvanı yaratma yolundaki bu tutkunun en görkemli ürünlerinden biridir. Bu resimler, dikkatimizi büyüleyici imgeleriyle Endülüs Atı’na çekmenin yanı sıra, atın kiliseler, saraylar, bahçeler ve müzelerde yakışıksız kaçmadan ve (ev kedileri ile köpekleri gibi) ehlileştirilmemiş özelliklerinin, doğal yabanıllığının zerresini kaybetmeksizin insanla aynı düzeyde bütünleşebilen tek hayvan olduğunu gösteriyor.”

Llosa, Endülüs atlarının, sahip oldukları dinginlikle, sanatçının talimatını izlerken gösterdikleri uysallığın, reflektörlerin ısısı altında poz vermeye yanaşırken sergiledikleri iyi huy ve duruşlarındaki ciddiyetin, karşı konulmaz bir şekilde yalnızca hayran olmamıza değil, onları sevmemize de yol açtığını vurguluyor: “Peter Müller Peter’in ustaca düşünülmüş bu kompozisyonlarda poz vermeye ikna ettiği son derece güzel Endülüs Atları, Rubens’in, Velázquez’in, Goya’nın, Macke’nin ve Carpaccio’nun eserleri arasında, dikkatli ve duyarlı varlıklar gibi rahatlıkla dolaşıyor. Kulaklarını dikmiş, fal taşı gibi açılmış zeki gözlerle tuvallere ve fresklere bakıyor ya da dört dörtlük gözbağı ustaları gibi resimdeki yerlerini alıyorlar. Asla kırıp dökmüyorlar, fotoğrafçının kurduğu oldukça hassas dekorlar ve zarif nesneler arasında gereksiz bir fazlalık değiller. Tam tersine, orada bulunmaları gerektiği, resimlerin tamamlanmak için onları beklediği iddia edilebilir.”

Peter Müller Peter Kimdir?

1953’te doğdu. İsviçre vatandaşıdır. Zürih’te mimarlık ve güzel sanatlar okudu. 1973’te fotoğrafçı Bert Stern’in asistanı olarak çalışmak üzere İspanya’ya gitti; dört yıl boyunca çeşitli yayın ve reklam kampanyalarında onunla birlikte çalıştı.

1977’den 1980’e kadar değişik televizyon reklamlarında asistan ve ikinci kamera olarak Eddie Vorkapich’le çalıştı.

İspanya, Avrupa ve Amerika’da reklam fotoğrafçısı olarak çalışırken, bazı önemli reklam kampanyaları yürüttü. Portreler, karakterler, dans ve büyük tutkusu olan atlar konusunda uzmandır.

Zoom, Arte Fotográfico, Photo, Cámara, Lui, Playboy, Vogue, Dunia, Geo, El Pais dominical, Revista FMR ve benzeri dergilerde çeşitli çalışmaları yer almıştır.

Ödülleri:

1992. Avrupa Sanat Yönetmenleri Kulübü Ödülü’nü alan España por dentro kitabının yayımlanması.

1994. İki Laus Ödülü alan Oro Plata kitabının yayımlanması.

Mayıs 1996. Fransa’da Nîmes’deki Modern Sanat Müzesi’nde “Oro y Plata” Sergisi.

1996. “Cupon de la Once” kampanyası için Lux Bronz Ödülü.

- 1996. “De Beers” kampanyası için Lux Altın Ödülü.

- 1999. Fuji Ödülü

- 2000. Altın Yaprak Ödülü, Prisma dergisi (Portekiz).

Sergiler ve Yayınları:

Mayıs 2001. “Maestro” Sergisi, Ars Nova Gallery, Madrid.

Mart 2002. “Maestro” Sergisi, Art Gallery Pedro Peña, Puerto Banus – Marbella, Málaga.

2005. Sueños kitabının yayımlanması, Sara Baras.

Aralık 2005. Sueños kitabının Paris’te Champs Élysées Téâtre’da sunumu.

Şubat 2006. Londra’da Cervantes Enstitüsü’nde “Sueños” Sergisi’nin sunumu.

Temmuz 2006. Silo de Hortaleza Gallery’de “Sueños” Sergisi, Madrid.

Aralık 2006. Salamanca Üniversitesi’nde “Sueños” Sergisi.

Mart 2007. Buero Vallejo Salonu’nda “Sueños” Sergisi, Guadalajara.

Haziran 2007. H10 Gallery Puerto Banus’ta “Sueños” Sergisi - Marbella, Málaga.

Aralık 2007. Salamanca Üniversitesi Hospedería Fonseca Gallery’de “Atlar” Sergisi.

Nisan 2008. El Torreón de Lozoya kitabının yayımlanması, Caja Segovia. Obra Social y Cultural.

Ağustos 2008. Cuellar Kültür Merkezi’nde “Atlar” Sergisi, Segovia.

KadınMAG

Hüseyin Çağlayan’dan moda sergisi

23 Ocak 2009 admin  
Kategori: Kültür Sanat, Moda

PUMA Creative, yarattığı platform ve düzenlediği sıra dışı etkinliklerle bağımsız sanatçıları ve kültürel organizasyonları global anlamda bir araya getirmeyi amaçlıyor. PUMA’nın Londra Tasarım Müzesi ile işbirliğinde açtığı “From Fashion and Back” sergisi de bu oluşumlardan en yenisi olarak dikkat çekiyor. Sergi, uluslararası tasarımcı ve sanatçı Hüseyin Çağlayan’ın PUMA Sport Fashion Koleksiyonları’nı yeni teknolojiler ve inovatif tasarımlarla yorumladığı çalışmalardan oluşuyor.

PUMA CEO’su Jochen Zeitz sergiyle ilgili olarak düşüncelerini: “Serginin ana sponsoru olarak, Hüseyin Çağlayan’ın PUMA markasına yaptığı katkıdan ve sıkı işbirliğimizden dolayı büyük mutluluk duyuyoruz.” diyerek ifade etti.

Hüseyin Çağlayan’ın sergi için geliştirdiği ve sınırlı sayıda sunulan iki tişört tasarımı, Londra PUMA Konsept Mağazası’nda satışa sunuldu.

Kadın Magazin

Sonraki Sayfa »